Bizi Takip Edin
 
Gozde TEZER
Gözde TEZER

Gözde' nin Günlüğü

- O benim ayağım!

                                    -   O benim ayağım!
                                        - Hayır,benim!

Motorsiklet nankördür,motorcuların gözü bu gerçeğe kördür.
Ne zaman ki bacağa,kola yaralar saçılır,nankörlüğün harfleri yara izlerinize kazınır,gözünüz ancak o zaman açılır.(yok açılmadı mı,gün gelir ebediyen kapanır)
İlk değil,daha önce de yapmıştı motorum bunu.
Susadım demişti kanına haydi damlat ağzıma.
Öyle mest ediyorsun ki demiştim  beni,biraz kandan ne çıkar,ödeyeyim vergimi…
Biraz sol bacak azıcık sağ kol, sıyırıp vermiştim.
Tamam demiştim doymuştur,allahın hakkı 3, fazlasını talep etmez
Ama etti ..Ayağımı da istedi…
Vermiyormusunuz Gözde Hanım,ben bilirim almasını dedi.
Bir gece,okul bahçesinde küt diye devirdi beni yere,kendisini de üstüme…
Elinde görünmez dondurma kaşıkları, uzandı, ayağımdan ‘bir top’ aldı…Kanlar şelale şelale…
Koyun gibi yüzülen dizim bile,yanında sönük kaldı.
Gittik acile…
Doktorun elinde jiletimsi bir şey..
Gördüm jiletin koyulduğu yolu, koparacak gibi sıktım Tuba’nın kolunu.
Ve gülmeye başladım! Kahkahalarla, en tımarhanelik iniş çıkışlarla, en kulak tıkanası tonlarda manyak gibi gülüyorum!
Bir Acil Gecesi Keşfi: Ben gülerken acı macı hissetmiyorum!
Ayağımı deşiyorlar,kemiklerimle bakışıyoruz,ha ha ha ha ha kah kah kah kah kah, yeşilçam kötü kadın dublajımla gülüyorum da gülüyorum. Ben susarsam jilet konuşur,durmak yok,tüm hastaneye döşeyeceğim “hahaha”larımı.
Kazı bitiyor, sargılanıyor ayak..’Ölecek miyim, iyileşecek miyim’ gibi olası hasta-doktor sorularına vereceği paket cevaplarla yanıma yaklaşan doktora soruyorum:
”Dövme de bu kadar acıtır mı?”
Adamda sıfır mimik,“Buradan çıkışta Bakırköye sevkedelim arkadaşınızı”.
Bakırköy başka zaman doktor,ben eve dönüyorum..Her şey bitti,minik bir delik canım, ne ki?Sabah uyanıp eşyalar toplanacak,geceye de İzmir’e..
Sabah oluyor, dünyanın tüm ağrıları güçlerini ayağımda birleştirmişler sanki…Ayağa kalktığım anda vücudumdaki tüm kan biraz kassam duyabilceğime inandığım bir dalga sesiyle yarama yarama çarpıyor. Sallamıyorum. Bir koltuk değneği buldum mu tamam,ben hala izmire gidiyorum!
Telefon çalıyor,ne de çabuk özlemişler,hastane beni geri istiyor!
5 doktor başımda,her kafadan bir ses…Fazla tıbbiler kafam basmıyor.Tek bildiğim, doktorlar tıbbileşti mi korkacaksın! Ve o adını bilmediğin jiletimsi şey,çekmeceden çıktı mı,tüyebiliyorsan tüyecek ya da(yeni keşfime göre) gülmeye başlayacaksın!
İkinci bir arkeolojik kazı,gitgide artan tepemdeki doktor sayısı..Gül gözde gül,fena şeyler olacak!
Hemen yatırıyoruz diyor doktor. Ne!?Nereye? Tıbbiyet ciddiyete dönüşüyor.Benden başka gülen yok…Ve replik kokan bir cümle ”20gün sana hiçbir şey kaybettirmez fakat bir ayak kazandırır”
Gözde ve kırmızı motorunun 12gün süren “O benim ayağım –hayır benim” kavgası işte böyle başlıyor…Galibiyet taktiklerimse sonraki yazıya..

                                                                                                           

-

Tarih: Salı, Aralık 1st, 2009
Yazı Kategorisi: Gözde' nin Günlüğü, Köşeyazıları

Yazar Hakkında

Bir Yorum Ekleyin