<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Annelerle &#187; Çocuk Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.annelerle.com/kategori/saglikli-yasam-ve-beslenme/cocuk-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.annelerle.com</link>
	<description>Anne ve Çocuk</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Apr 2011 19:17:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Erken Ergenlik</title>
		<link>http://www.annelerle.com/erken-ergenlik/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/erken-ergenlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Jan 2011 11:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[erken ergenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=4111</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik dönemi, çocukların hormonal ve bedensel değişiklikler sonucunda biyolojik olarak erişkin olma sürecidir. Bu süreçte vücutta cinsiyete özgü değişiklikler, boy uzamasında hızlanma ve erişkin boya ulaşılır, üreme yeteneği kazanılır. Ergenlik kızlarda erkeklerden 1,5-2 yıl erken başlar. Başlangıcı etkileyen faktörler başlıca genetik (%50-75), beslenme, yaşanılan iklim ve aktivitedir. Bu faktörlerin etkisi ile kemik yaşı kızlarda 10, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik dönemi, çocukların hormonal ve bedensel değişiklikler sonucunda biyolojik olarak erişkin olma sürecidir. Bu süreçte vücutta cinsiyete özgü değişiklikler, boy uzamasında hızlanma ve erişkin boya ulaşılır, üreme yeteneği kazanılır. Ergenlik kızlarda erkeklerden 1,5-2 yıl erken başlar. Başlangıcı etkileyen faktörler başlıca genetik (%50-75), beslenme, yaşanılan iklim ve aktivitedir. Bu faktörlerin etkisi ile kemik yaşı kızlarda 10, erkeklerde 11 yaşa ulaşırsa ve yeterli kiloya sahipse beynin hipotalamus bölgesine sinyaller gider. Oradan hipofize, hipofizden de gonadlara (yumurtalık ve testis) uyarı gider. Kurulan bu uyarı bağlantısına H-H-G aksı denir. H-H-G aksı anne karnında aktiftir, doğumdan sonra bir süre daha aktif kalır. Kız bebeklerdeki geçici meme büyümesinin nedeni budur. Çocukluk döneminde baskılı olan aks ergenlik yaşında tekrar aktifleşerek ergenliği başlatır.Bu dönemde meydana gelen genital ve koltuk altı kıllanması, cilt yağlanması,akne, ter kokusu ise adrenal bezin androjen hormon yapımını artırması sonucu oluşur. Kızlarda ilk ergenlik bulgusu meme bölgesindeki pembe bögenin altında nohut büyüklüğündeki ağrılı şişlik şeklinde kendini belli eden meme büyümesidir (telarş). Bundan 3-6 ay sonra genital bögede tüylenme başlar(pubarş), büyüme hızlanır. Yaklaşık bir yıl sonra en hızlı büyüme, iki yıl sonra ilk adet kanaması (menarş) olur. Toplamda 2-3 yılda erişkin boya ulaşılır ve ovulasyon (yumurtlama) başar. Erkeklerde ilk ergenlik bulgusu testislerin büyümesidir. 6 ay kadar sonra genital tüylenme başlar. Yaklaşık iki yıl sonra seste çatlama , hızlı uzama, sonraki yıllarda sakal çıkmaya ve erişkin vücut yapısı şekillenmeye başlar. Toplamda 4-5 yılda ergenlik gelişimi tamamlanır ve spermatogenez başlayarak fertilite kazanılır. Ergenlik başladığı zaman çocuklar erişkin boylarının %80-85’ine ulaşmış durumdadırlar. Kız çocukları menarş olduklarında erişkin boylarının yaklaşık %97’sini kazanmışlardır. Ergenlik süresince toplam olarak kızlar 16-25cm, erkekler ise 20-28 cm uzarlar, epifiz denilen uzama plağının kapanması ile son boya ulaşılmış olur. Normal ergenlik başlama yaşı kızlarda 9-11 (8-13) yaş, erkeklerde 10-12 (9-14) yaştır. Kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce başlayan ergenliğe erken ergenlik denir. Erken ergenlik normal ergenlik yollarını takip ederek (H-H-G aksının aktivitesi) gelişiyorsa santral ya da gerçek erken ergenlik denir. Gerçek erken ergenliği olan kızların büyük kısmında neden saptanamaz (idiopatik), erkek çocukların büyük kısmında, kızların da az bir kısmında hipotalamus ya da hipofizi etkileyen beyinle ilgili bir sorun söz konusudur. Örneğin tümör,enfeksiyon,travma, doğuştan yapı bozukluğu. Bazen H-H-G aksı aktifleşmediği halde başka nedenlerle gonadların aktifleştiği hastalıklar veya prematür telarş ya da prematür pubarş denilen, ilerlemeyen masum ergenlik bulguları görülebilir. Tedavi yaklaşımları farklı olduğu için ayıcı tanılarının yapılması gerekir. Normal Ergenliğin Giderek Erken Yaşa Kaydığı Olgusu Ne Kadar Gerçektir? Ergenlikte Yüzyılın Trendi Nedir? Gerek ülkemizde gerekse dünyada medya ve doktorlar arasında ergenlik başlangıcının erken yaşa kaydığı konusunda tartışma ve endişe söz konusudur. Gelişmiş ülkelerin verileri biraraya getirildiğinde görülmüştür ki, 19. yüzyıl ortalarından 1960’lı yıllara kadar menarş yaşı 3 yıl kadar erkene gelmiş ve ABD ile Güney Avrupa’da 12’li, Kuzey Avrupa’da 13’lü yaşlara gelmiştir. Bu hızlı erken yaşa gelmenin nedeni sosyoekonomik durumun yükselmesi ile açıklanmaktadır. Son 30-40 yıl değerlendirildiğinde ise, bu sürede telarşın bir yıl kadar erken yaşa kaydığı, ancak menarşın 0,2- 0,5 yıl kadar erken olduğu belirlenmiştir. Kuzey Avrupa ülkelerinde ise önemli bir değişiklik olmadığı görülmüştür. Meme gelişiminin erken başlayıp ergenliğin tamamlanma süresinin uzaması telarşı başlatan çevre faktörleri olabileceği konusunu gündeme getirmiştir. Erkek çocuklarda yapılan araştırma sayısı yeterli görülmese de ,ergenlik yaşında önemli bir erkene kayma olmadığı kabul edilmektedir. Türk kız çocukları ile ilgili araştırmalar genelde İstanbul ile sınırlıdır. Genel bir değerlendirme yapıldığında 1975’den beri menarş yaşında önemli bir değişiklik olmamıştır. Çevresel faktörler incelendiğinde obezite, endokrin sistemi etkileyen kimyasal maddeler ve stres ön plana çıkmışlardır. Yağ dokusundan salgılanan leptin hormonu hipotalamus için uyarıcıdır. Yağ dokusunda androjenik hormonlar östrojene dönüşebilirler. Fazla beslendiği için gelişmesi ileri olan obez çocukta yağ dokusunun bu hormonal aktiviteleri de eklenirse, obezitenin ergenlik zamanlamasında önemli bir etkiye sahip olabileceği açıktır. Ancak, dünyada obezitenin artuş hızı oranında ergenlik zamanlamasında değişiklik yoktur. Bu nedenle başka faktörlerin etkisi de olmalıdır. Son yıllarda en çok üzerinde durulan faktörler endokrin bozucular denilen, hormonal dengeyi bozan doğal ya da sentetik kimyasal maddelerdir. Bisfenol A (BPA), fitalatlar, DDT, PCB, Dioxinler, fitoöstrojenler en çok üzerinde durulan endokrin bozuculardır. BPA plastik yapımında kullanılır. Biberonlarda, konserve kutusu iç yüzlerinde, gıda-süt kaplarında, su ısıtıcılarında bulunur. Yüksek ısı, asit ve baz ile temasta açığa çıkar. Hayvan deneylerinde dişilerde erken ergenlik bulguları, erkeklerde üreme sisteminde olumsuz etkileri saptanmıştır. Kanada, ABD’nin bazı eyaletlerinde kullanımı kısıtlanmış, etiketlere BPA içeriğini belirtme zorunluğu getirilmiştir. Avrupa Birliği 1 haziran 2011’de itibaren BPA içeren biberon satışını yasakladı, Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nca bu konuda inceleme başlatıldığı basında yer aldı. Fitalatlar plastik maddelerin esneklikliğini sağlamak için kullanılır. Oyuncaklar, kozmetikler, gıda ambalajları ve tıbbı malzemelerde bulunur. Östrojenik, antiandrojenik ve endokrin dışı bazı etkileri saptanmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde 2005 yılından itibaren oyuncaklara fitalat ve türevlerinin konulması yasaklanmıştır. DDT gelişmiş ülkelerde kullanımı yasaklanmış bir tarım ilacıdır. Metabolitleri östrojenik etkilidir. Doğada uzun süre kalır, gıda zincirlerinde birikir. PCB boya sanayisinde kullanılır, dioxinler başta PVC olmak üzere atıkların yakılmasında açığa çıkan endokrin bozuculardır. Tarım ürünleri ve hayvan yetiştirilmesinde kullanılan hormonların gıdalardaki miktarı çok düşük olduğu için laboratuvarda tesbiti güçtür. Yağ dokusunda birikirler, obezler ve çok fazla tüketenlerde birikim yaparlar. Kontrolsüz kullanımı önlemek için Tarım Bakanlığının bağımsız denetim birimleri oluşturması gerekir. Fitoöstrojenler zayıf etkili bitkisel östrojenlerdir. Kısa sürede yoğun olarak alınırlarsa etkili telarş ve obeziteye neden olabilirler. Ergenlik zamanlamasına etkili olduğu düşünülmüyor. En yoğun fitoöstrojen içeren bitkiler soya unu ve sütüdür. Kronik stres (göçler, evlatlık verilme,huzursuz aile, kötü baba-kız ilişkisi, ruh hastası anne, düşük sosyoekonomik düzey ailelerde üvey baba vb.) kız çocuklarında menarşı erkene alabilmektedir. Görsel uyaranların ergenlik zamanlamasına direkt etkisi gösterilememiştir. Amerikan Hastanesi Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Dr. Nihal Memioğlu</p>
<p><a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/erken-ergenlik1.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-4112" title="erken ergenlik" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/erken-ergenlik1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/erken-ergenlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda basma kusurları, düztabanlık, ortopedik ayakkabılar</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-basma-kusurlari-duztabanlik-ortopedik-ayakkabilar/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-basma-kusurlari-duztabanlik-ortopedik-ayakkabilar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 11:50:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Ortopedi ve Travmatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda basma kusurları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarımızın ayak sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[düztabanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Selim Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[ortopedik ayakkabılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=4121</guid>
		<description><![CDATA[ Yirmi altı kemik, elli yedi eklemden oluşan ayaklarımız, en karmaşık organlarımızdan biridir. Vücut ağırlığının tamamını yere aktaran ve insanı &#8220;ayakta&#8221; tutan bu organın sağlığı özellikle çocuklarda büyük önem taşıyor. Gelişme çağında sık görülen topuğun içe basması, düztabanlık gibi sorunlar aileleri en çok endişelendiren sorunlar arasında yer alıyor. Ancak ayakla ilgili sorunlar bunlarla sınırlı değil. Ayağımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Yirmi altı kemik, elli yedi eklemden oluşan ayaklarımız, en karmaşık organlarımızdan biridir. Vücut ağırlığının tamamını yere aktaran ve insanı &#8220;ayakta&#8221; tutan bu organın sağlığı özellikle çocuklarda büyük önem taşıyor. Gelişme çağında sık görülen topuğun içe basması, düztabanlık gibi sorunlar aileleri en çok endişelendiren sorunlar arasında yer alıyor. Ancak ayakla ilgili sorunlar bunlarla sınırlı değil.</p>
<p>Ayağımız ömrümüz boyunca bizi taşıyor ama biz ayağımızı layığıyla düşünmüyoruz. Ayakkabılarımızı sağlıklı seçmiyor, sağlıkla üretmiyor veya ticari gayelerle adı ortopedik denilen bir takım pabuçlar satın alıyoruz. Ayağımızın sağlığını biraz da ayakkabılarla biz bozuyoruz. Ayakkabı kullanmaya başladıktan sonra medeniyetle beraber ayak sorunları artmış. Başlangıçta nasırlar, tırnak batmalarıyla sorunlar başlamış, yakın yüzyıllarda sivri, yüksek topuklu ve dar burunlu pabuçların kullanılmasıyla başparmağın dönmesi, diğer parmağın üste çıkması gözlenmiş. Ayak ağrıları yaygınlaşmış. Maalesef ayakkabılar, her zaman çok sağlıklı değil.</p>
<p>Çocuklarımızın ayak sağlığını nasıl koruyacağız?<br />
Ülkemizde çocuk ortopedistlerinin görevlerinin birisi de sağlıklı çocuklarda bir ila altı yaşlar arasında sık görülen hafif basma kusurları ve bacak yamukluklarını çok nadir olan kalıcı sorunlardan ayırmak ve aileye bilgi vermektir. Erken tanı açısından çocukluk döneminde sorunların tesbit edilmesi son derece önemlidir. Çocuklarda ayak sorunlarını ikiye bölmek gerekir. Birincisi çocuklarda gelişimsel düztabanlık denilen, sorun oluşturmayan değişikliktir. Gelişimsel düztabanlık çok yaygındır, çocukların yüzde 60, 70, bazı çalışmalara göre 80’inde hafif düztabanlık ve hafif içe basma vardır. Bu durum bebek tipi yağ dokusunun cilt altında yerleşmesinden kaynaklanır.</p>
<p>Çocuk yürüdükçe bu yağ dokusu ezile ezile kaybolur ve çocuğun ayakları normale döner. Bazı hekimler bu durumları hastalık olarak kabul edip, tedaviye alır. Ancak tedavi olarak verilen ortopedik botlar, tabanlıklar veya bir takım başka özel kalıplarla yapılan pabuçların hiçbiri etkili değildir, tersine bilim dışıdır. Tıp dünyası gelişimsel düztabanlıkta ayakkabı ve tabanlık kullanımını 1950’lerden 70’lere kadar araştırmış, Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerindeki meslektaşlarımız konunun üzerinde ayrıntılarıyla durmuşlardır. Varılan sonuçlar hiçbir şekilde tabanlık, pabuç veya özel bir tedaviye gerek olmadığıdır. Doğuştan çarpık ayak denilen ikinci grup hastalıkta bebekler doğduklarında ayakları içe dönük olarak doğar. Bu durum bin bebeğin birinde görülür. 70 milyon nüfuslu ülkemizde doğuştan çarpık ayaklı olan çocuk sayısı da fazladır. Erkek çocuklarında kızların 5-6 katı sıklıkla görülen bu sorun sakatlığa neden olduğu için erkenden alçıyla tedaviye başlanması gerekir. Çocuk doğar doğmaz, dokular esnekken alçı, daha sonra gerekirse ameliyatla tedavi edilir.</p>
<p>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi ülkemizde çok önemsenen düztabanlık, içe basma, O – bacak ve X – bacak gibi sorunlar çocukların çoğunda aslında kendiliğinden geçerler. Bir zamanlar yaygın olarak kullanılan özel ayakkabılara, tabanlıklara, ayak jimnastiklerine ve ilaç tedavisine gerek yoktur. 1950’lerden itibaren yapılan araştırmalar ortopedik ayakkabıların hiçbir düzeltici etkisi olmadığı hatta rahatsızlık verdiğini göstermiş ve gelişmiş ülkelerde ortopedik ayakkabı kullanımı tamamen terk edilmiştir. Çocukların çoğunda ayaktaki ve bacaktaki şekil bozuklukları 5-6 yaşlar civarında kendiliğinden geçtiği için çocuğuna ‘ortopedik ‘ ayakkabı veya tabanlık kullandırtan anne-babalar bu düzelmenin ayakkabı sayesinde olduğunu düşünebilirler.</p>
<p>Oysa özel ayakkabılar kullanmayan çocuklarda da aynı düzelme görülmektedir. Her yaştaki çocuğa ayakkabı seçerken aranacak özellikler: esnek, rahat, hafif, kolay giyilip çıkartılan, kaymaz ve ucuz olmasıdır. ‘Ortopedik’ olarak satılan veya özel yaptırılan ayakkabıların modern ortopedi bilimi ile hiçbir ilgisi yoktur. Tabanlık ve ortopedik bot kullanımının ayak gelişimine dair hiçbir şeyi değiştirmediği, daha çok aile kesesine yük olduğu, çocuğun da ayağını rahatsız ettiği bilimsel gerçeklerdir. Doğru olan yumuşak, hafif ve rahat ayakkabıların kullanımıdır.</p>
<p>Ortopedik ayakkabılar ve özel olarak yapılan yürüme cihazları ‘ortez’lerin kullanım amacı çocuk felci, spastik hastalık (serebral palsi), doğuştan omurilik felci (spina bifida), doğuştan veya sonradan oluşan ve düzeltilemeyen ayak kemik hastalıkları gibi ciddi sorunlarda yürümeyi kolaylaştırmaktır. Bu konuda ülkemizde yaptığımız bilimsel araştırmalar ortopedi hekimleri de dahil olmak üzere çocuk hekimlerinin çocuk düz tabanlığının tedavi edilmesi gerektiğini düşündüklerini gösterdi. Bu yanlış inanış özellikle ailelerde, anneanne, babaanneler, dedeler arasında çok yaygın, onlar muhakkak çocuğa ortopedik bot verilsin, tabanlıklar kullanılsın isteğindeler. Bu inanışlar bilim dışıdır ve ailelerin bu konuda eğitilmesi önemlidir. Çocuğuna ortopedik ayakkabı almış olan insanlar bunların kaba saba, ağır, hantal ve sert olduğunu, çocukların rahat etnediklerini, ağrı ve sıkıntı çektiklerini bilirler.</p>
<p>Düztabanlık esnek düztabanlık ve rijid düztabanlık olarak ikiye ayrılır. Esnek düztabanlık, toplumda yüzde 20’ye yakın sıklıkta gözlenir, genelde sorunsuzdur, ağrı yapmaz. Profesyonel futbolcular, dünya şampiyonu olimpiyat atlerler, ağır iş yapan insanda da vardır, farkında bile olunmaz. Askerlikte de sorun değildir. Rijit düztabanlık ise çok nadirdir, kemik hastalıklarından kaynaklanır ve ağrılıdır. Bunları birbirinden ayırmak gerekir.</p>
<p>Çocukluk çağında 1.5 ila 3 yaşında görülen O harfi şeklindeki bacak eğrilikleri kendiliğinden geçer. Daha sonra da 3 ile 6 yaş arası bacakların X şeklinde olduğu bir dönem vardır. Bu sefer bacaklar, tatlı bir şekilde dışa döner. Bu da kendiliğinden geçer. Bunların hepsi doğaldır. Kalıcı O bacağı olan çok az sayıda bir grup çocuk olabilir. D vitamini eksikliğinden kaynaklanan raşitizm hastalığı ise tarihe karışmaktadır. Sonuç olarak çocukluk çağında gözlenen basma kusurları doğal gelişimin bir parçası, ve zamanla çocuğun yürümesi olgunlaştıkça kendiliğinden düzelmekte. Tabanlıkların, ortopedik botların kullanılması ayak gelişimine dair hiçbir şeyi değiştirmediği gibi aile kesesine yük olduyor ve çocuğun da ayağını rahatsız ediyor. Bu bilimsel gerçek ışığında tabanlığı çıkartıp, çocuğu normal pabuçla yaşama alıştırmak lazım.</p>
<p>Prof. Dr. Mithat Selim Yalçın<br />
Amerikan Hastanesi<br />
Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü</p>
<p><a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/ortopedi-çocuk.bmp"><img class="alignnone size-full wp-image-4122" title="ortopedi çocuk" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/ortopedi-çocuk.bmp" alt="" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-basma-kusurlari-duztabanlik-ortopedik-ayakkabilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuklarda yaz hastalıkları</title>
		<link>http://www.annelerle.com/ocuklarda-yaz-hastaliklari/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/ocuklarda-yaz-hastaliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 19:42:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Güneş çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Güneş yanığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk İdrar yolu enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Kulak enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Solunum yolu enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda yaz hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş yanığı]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar yolu enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Sinek-böcek sokmaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/ocuklarda-yaz-hastaliklari/</guid>
		<description><![CDATA[Tatilde çocuklar güneş, deniz, havuz yani kısaca açık havada daha çok olacaklar. Çocukların enerji toplayacakları bu güzel günleri sağlıklı geçirmeleri için yaz hastalıkları riskine karşı dikkatli olmak gerekiyor. Kulak enfeksiyonları: Kulağa dışardan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar, önce kaşıntı, ardından iltihaplı, pis kokulu akıntılara neden olabilir. Kulakta zaten normal olarak salgılanan sarı-kahverengi buşon kirli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tatilde çocuklar güneş, deniz, havuz yani kısaca açık havada daha çok olacaklar. Çocukların enerji toplayacakları bu güzel günleri sağlıklı geçirmeleri için yaz hastalıkları riskine karşı dikkatli olmak gerekiyor. </p>
<p>Kulak enfeksiyonları: Kulağa dışardan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar, önce kaşıntı, ardından iltihaplı, pis kokulu akıntılara neden olabilir. Kulakta zaten normal olarak salgılanan sarı-kahverengi buşon kirli suyu çeker, şişer, içindeki mikrobun hastalık yapmasını kolaylaştırır. Pis kokulu, beyaz, sarı, yeşil akıntı olursa hemen doktora görünüp gerekli ve doğru ilaç tedavisi uygulanmalıdır. </p>
<p>Solunum yolu enfeksiyonları: Damlacık enfeksiyonu olarak nefes yoluyla vücuda giren mikroplar, üst solunum yolu, boğaz enfeksiyonu yapabilir. Ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar. Çok daha ağır tablolara dönüşebilir. Ayrıca suya dalma, boğazdaki potansiyel hastalık mikroplarının daha derinlere taşınmasına ve sinüzit oluşmasına yol açabilir. </p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonu: Özellikle kız çocuklarda daha sık görülür. Islak mayo ile bekleme, yeterli temiz olmayan suya girme veya su kenarında yerlere oturarak oynama, mikropların girişini kolaylaştırır. İdrar yolu enfeksiyonu, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın ağrısı, ateş veya kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bazen bunların birçoğu birlikte olur. Erken tanı ve tedavi, ilerde oluşabilecek daha ciddi ve kalıcı rahatsızlıkları önleyecektir. </p>
<p>Güneş çarpması: Çocuk uzun süre etkili güneş altında kalırsa, oyuna dalıp kaybettiği suyu yerine koymazsa, bir süre sonra ateş, halsizlik gibi belirtiler başlar. Vücuttan kaybedilen suyun içindeki sodyum, potasyum gibi elementlerin eksikliği de belirtileri şiddetlendirir. Su kaybının şiddetine göre şoka kadar varan tablolar oluşabilir. Güneş çarpması, sık sık su ve meyve suyu, ayran gibi elementleri de içeren sıvı verilmesi, çocuğun öğlen güneşinde oyuna bırakılmaması, diğer zamanlarda da gözetim altında ve güneşte çok kalmadan oynaması sağlanarak önlenebilir. Ortaya çıktığında, hemen değişik içerikli sıvılardan bol bol verilmeli, çocuk alamıyorsa veya kusuyorsa, hemen sağlık kurumuna götürüp gerekiyorsa damardan sıvı verilmesi gerekir. </p>
<p>Güneş yanığı: Bu dönemde en sık görülen rahatsızlık güneş yanığıdır. Burada korunmak önemlidir. Güneş ışınları 45 dereceden daha dik iken güneşlenmemek gerekir. Suyun içindeyken de güneş yakar. Hem direkt, hem de sudan yansıyan ışık yakar. Bu nedenle çocuklarda, 30 faktör civarındaki koruyucu güneş kremleri kullanılması uygundur. Dikkat edilecek konu; bu kremlerin güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi, her 3 saatte bir de tekrarlanmasıdır. Özellikle yüzü korumak için de kıyıda oynayan çocuklara geniş kenarlı şapka takmak yararlı olabilir. </p>
<p>Sinek-böcek sokmaları: Sinek böcek sokmaları da kaşıntıya, ardından deride iltihaplı yaraya neden olabilir. Geceleri mümkünse koruyucu tül perdeli yatak kullanmalıdır. Özellikle bebeklerde ciltten emilim çok olacağı için cilde sık sık kimyasal sinek kovucu sürmek doğru değildir. Yaz akşamlarında uzun kollu, ince, hava alan pamuklu giysilerle sineğin sokacağı alanı azaltmak gerekir. Geceleri, sineklikli odanın ilaçlanıp yatmadan önce iyice havalandırılması da uygun bir yöntemdir. Sinek, böcek sokmasında antihistaminik ve ek ilaçlar içeren lokal kaşıntı önleyici krem, merhem, losyonlar kullanılabilir. </p>
<p>Mantar: Mantar bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Islak mayo zemin hazırlar. Genel kullanıma açık, yeterince temizlenmeyen havuz kenarı, banyo, tuvalet gibi ortamlardan, hastaların kullandığı terlik, havlu gibi eşyaları kullanmakla bulaşabilir. Kaşıntılı, bazen kızarık, bazen beyaz kabuklu görünümdedir. Mutlaka doktor kontrolünde uygun mantar ilacının uygun süre kullanımı gerekir. </p>
<p>Deri alerjileri: Dıştan bazı bitkilerin temasına bağlı kızarma, kaşınma olabilir. Direkt güneş ışığına bağlı deride kızarma, kaşınma, hatta ödem gelişebilir. Bazen soğuk su, hatta sadece su bile deride ürtiker ve anjioödem denen kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı yapabilir. Hemen antialerjik ilaç verilmeli, esas tedavisi için de sağlık kurumuna başvurulmalıdır. </p>
<p>Yaz ishalleri: En sık görülen mide-barsak sistemi hastalıklarıdır. Virüs, bakteri, parazit veya toksinlere bağlı olabilir. Havuz veya deniz suyunun yutulması hem mikrobik hem de havuz suyundaki klora bağlı ishal yapabilir. Ateş, halsizlik, aşırı su ve mineral kaybına bağlı şok tablosuna kadar gidebilen tablolar görülebilir. Kirli su, kirli su ile yıkanan gıdalar, açıkta satılan gıdalar, sinek, böcekle temas eden gıdalar, bekleyerek veya uygun koşulda saklanmadan bozulmuş gıdalar tüketilmemelidir. Yemekten önce, tuvalete gittikten sonra el yıkamayı, kirli elle, kirli gıda veya objeleri ağzına sokmamayı öğretmekle ishaller büyük oranda önlenebilir. İshal 10 günden uzun sürmedikçe, özel diyete gerek yoktur. Sıvı kaybını yerine koymak en önemlisidir. </p>
<p>Sarılık: Hepatit A denilen bulaşıcı sarılık türü, özel bir virüsün bulaşmasıyla olur. Kirli su, gıda, kirli el en önemli bulaşma araçlarıdır. Basit bir enfeksiyon gibi halsizlik, ateş şikayetleriyle başlayıp, kusma, karın ağrısı eklenebilir. İdrar renginde portakal kabuğu gibi koyu sararma, göz akında sararma ile belirginleşir. Bulaşıcıdır, iyileşmesi uzun zaman alabilir. Artık çocuklarımızı bu hastalıktan da aşı ile koruyabiliyoruz. 1 yaşından itibaren yapılabilen, 6 ay ara ile 2 doz aşı korumada önemli rol oynar. </p>
<p><a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/ocuklardayazhastalklar_13F3C/ocukyazhastalk.jpg"><img title="çocuk yaz hastalık" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="73" alt="çocuk yaz hastalık" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/ocuklardayazhastalklar_13F3C/ocukyazhastalk_thumb.jpg" width="108" border="0" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/ocuklarda-yaz-hastaliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuk Ayakkabısı Nasıl Olmalı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/ocuk-ayakkabisi-nasil-olmali/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/ocuk-ayakkabisi-nasil-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 19:40:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ayakkabısı Nasıl Olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk İlk Ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklara ayakkabı alırken dikkat edilmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Ayak Numarası]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Ayak Numarası ne sıklıkta değişir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/ocuk-ayakkabisi-nasil-olmali/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk ayakkabılarının ilk olarak ayağı terletmeyen ve hava almasını sağlayan bir malzemeden yapılmış olmasına dikkat etmek gerekiyor. Çocuklara ayakkabı alırken dikkat edilmesi gereken diğer önemli hususlar: - Taban kısmı çok yumuşak ve esnek, fort kısmı topuğun dışa dönmesini engelleyecek şekilde sert olmalıdır. Çocuğun yürüme esnasında taban ve parmak hareketleri kısıtlanmamalıdır. - Tabanın iç kısmında ayak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ayakkabılarının ilk olarak ayağı terletmeyen ve hava almasını sağlayan bir malzemeden yapılmış olmasına dikkat etmek gerekiyor. Çocuklara ayakkabı alırken dikkat edilmesi gereken diğer önemli hususlar:   <br />- Taban kısmı çok yumuşak ve esnek, fort kısmı topuğun dışa dönmesini engelleyecek şekilde sert olmalıdır. Çocuğun yürüme esnasında taban ve parmak hareketleri kısıtlanmamalıdır.    <br />- Tabanın iç kısmında ayak tabanını destekleyecek hafif bir yükselti olmalıdır.    <br />- Ayağı tam olarak sarmasını ve ayağı gereksiz sıkmamasını sağlamak için bağcıklı ayakkabılar tercih edilebilir.    <br />- Ayakkabı daha bacak ve ayak adaleleri tam olarak gelişmemiş ufak çocuklarda, rahat yürümeyi sağlayabilecek şekilde olabildiğince hafif olmalıdır.    <br />- Tabanının kaymayan bir maddeden yapılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bundan dolayı özellikle küçük çocukların kundura ayakkabı giymesi uygun değildir.    <br />- Normal sağlıklı bir çocuk için sert, demirli ve kalın ortopedik bot kullanımına gerek yoktur.    <br />-Her çocuk ortalama iki yaşına dek içe basar ve bu ayakkabı ile düzeltilemez. Ayakkabı sadece ayağı dış ortamdan koruyucu olarak görev yapmalıdır. Ayağın gelişimi için herhangi bir desteğe ihtiyaç yoktur. </p>
<p>“Çocuklarda Ayak Numarası 3 Ayda Bir Değişir”   <br />Söz konusu özelliklere sahip ayakkabıların herhangi bir marka ve model kısıtlaması olmadan kullanılabilir.&#160; Ayak numaraları 3 ay içinde değiştiği için çocuk ayakkabılarında bir başka husus da ayağa uygunluktur. Çocukların ayak numaraları genellikle 3 ay içinde değişir. Dolayısıyla ayakkabıların 3 ayda bir kontrol edilmesi ve eğer sıkıyorsa daha büyük bir ayakkabı ile değiştirilmesi gereklidir.&#160; Ayakkabının uç kısmı ile en uzun parmak arasında ortalama 1,5 cm mesafe olması gerekir.</p>
<p>Çocukta ayağa uygun ayakkabı kullanılmadığı takdirde karşılaşılabilecek olası sıkıntılar:   <br />- Dar ayakkabı kullanımı ile ayaklarda kemik ve adale gelişimi yetersiz kalır. Bununla birlikte ayak parmaklarında eğilmeler, şekil bozuklukları ve tırnak batmaları da görülebilir.    <br />- Aşırı dar ayakkabı kullanımı ne kadar yanlış ise aşırı bol ayakkabı da o kadar yanlıştır. Bol ayakkabı kullanımı hem ayakkabı tabanının ayak tabanına olması gereken desteğini bozar, hem de çocuğun çok sık takılarak düşmesini neden olur. </p>
<p>İlk Ayakkabı   <br />Günümüzde çok çeşitli marka ve modelde “ilk ayakkabı” veya “bebeğimin ilk ayakkabısı” adı altında satılan ayakkabı bulunuyor. Bu ayakkabılar genellikle diğer bebek ayakkabılarına göre çok daha pahalı. Ailelerin bu ayakkabıları satın alırken yumuşak, hava geçirgen, ince tabanlı olması gibi bazı önemli noktaları atlamaması gerekiyor.&#160; Öncelikle bebeğinizin yürümesi için ayakkabıya ihtiyaç yoktur. Ayakkabının sadece dış ortamdan ayakları koruyucu ve ayaklardan olan ısı kaybını engelleyici olarak görev yapması gerektiği unutulmamalıdır. </p>
<p>Tam ortopedik tabanlı, kalın, kaba ve ağır ayakkabılar bebeğinizin erken ve güzel yürümesine katkısı olmayacaktır. Tam tersine hem bebeğin yeri hissederek zamanla gelişecek dengesini engellerken hem de bu ağır ayakkabılarla yürümekte zorlanmasına yol açar. Bu da bebeğin yürümesini geciktirir. İlk ayakkabı alınırken dikkat edilmesi gerekenlerin başında ayakkabının son derece yumuşak ve hava geçirgen bir malzemeden yapılmış olması gelir. Sert ayakkabılar, bebeğin ayağının yürürken olması gereken normal ayak hareketlerini engelleyerek, yürümede zorlanma ve ayakkabı vuruklarına neden olabilir. Hava geçirmeyen ayakkabılar ise ayaklarda terlemeye ve bunun sonucu mantar enfeksiyonlarına yol açabilir. Bebeğiniz yürümeye başlarken basma ile yerin sertliği, şekli, denge merkezinin kurulması ve adımlama mekanizmaları, ayak tabanındaki serbest sinir uçları ve reseptörler yardımı ile beyine iletilir. Eğer çok kalın tabanlı bir ayakkabı kullanılırsa bu iletilecek mesaj sayısı az olur ve yürüme gecikebilir. </p>
<p>Ayakkabı tabanının iç kısmında olması gerek hafif bir yükselti sadece destek için gereklidir. Düzeltici olarak kullanılması uygun değildir. Bebeğinizin sadece çorap ile yürümesi de çok yanlış değildir ancak dikkat edilmesi gereken yürüme esnasında yerde bulunabilecek sert ve sivri cisimlerden çorabın ayağı yeterince koruyamayacağıdır. Ayrıca çorap ile yürürken bebeğinizin ayağının kaymasını ve düşmesi de olasıdır. Bundan dolayı gündüzleri yürüme esnasında yukarda bahsettiğimiz özelliklere sahip bir ayakkabı kullanılması ancak uyuma esnasında bebeğinizin ayağında sadece çorap kalması daha uygundur.</p>
<p>Ortopedik Ayakkabı Ya Da Tabanlık Gerektiren Özel Durumlar   <br />Özel yapılmış ortopedik ayakkabı veya tabanlığın ancak ortopedi uzmanı kontrolü ve uygun görmesi halinde kullanılmalıdır.&#160; Bu özel durumlar beyin felci veya organik sendromlu olan özürlü çocuklar, aşık kemiği (vertikal talus) veya ayak kemiklerinde doğuştan kemiksel bozukluklara bağlı aşırı içe basan, doğuştan çarpık ayaklı (pes equnovarus, kavovarus veya ileri planovalgus) çocuklar veya belinde doğuştan açıklık bulunan (spina bifida) çocuklarda olan ayak ve ayak bileği sorunları olabilir. Duyu ile ilgili sorunları olan çocuklarda da bu tür özel çözümlere gidilebilir. Ayağı vurmayacak, tahriş etmeyecek malzemeden kişiye özel yapılan yapılan özel ayakkabılar kullanılabilinir. Bu durumlar haricinde olan her sağlıklı çocukta belirtilen özelliklere sahip ayakkabıların kullanılması yeterlidir.</p>
<p>Kaynak: Yeditepe Üniversitesi</p>
<p><a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/ocukAyakkabsNaslOlmal_13ED3/ocukayakkabs.jpg"><img title="çocuk ayakkabısı" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="104" alt="çocuk ayakkabısı" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/ocukAyakkabsNaslOlmal_13ED3/ocukayakkabs_thumb.jpg" width="138" border="0" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/ocuk-ayakkabisi-nasil-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astımı olan çocuklarda ailenin dikkat etmesi gerekenler</title>
		<link>http://www.annelerle.com/astimi-olan-cocuklarda-ailenin-dikkat-etmesi-gerekenler/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/astimi-olan-cocuklarda-ailenin-dikkat-etmesi-gerekenler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 19:42:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[astım v]]></category>
		<category><![CDATA[Astım ve Evcil Hayvanalar]]></category>
		<category><![CDATA[Astım ve Grip]]></category>
		<category><![CDATA[Astımı olan çocuklarda ailenin dikkat etmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Astımlı Çocuklar Nelerden Korunmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Astımlı Çocuklarda Sigara Dumanı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Astım ve Evcil Hayvanalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=3535</guid>
		<description><![CDATA[Allerjik hastalıklara sahip çocuklarda günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Hekimin önerdiği ilaç tedavisi dışında bazı özelliklerin bilinmesi ve bunlara dikkat edilmesi hayat kalitesini arttırır. Astımlı Çocuklar Nelerden Korunmalıdır? Astımlı çocuklar sigara ile temastan, hava kirliliğinden, grip ve soğuk algınlığından, solunum yolunu tahriş eden maddelerden ve en önemlisi hastalığı tetikleyen belirlenmiş bir allerjen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allerjik hastalıklara sahip çocuklarda günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Hekimin önerdiği ilaç tedavisi dışında bazı özelliklerin bilinmesi ve bunlara dikkat edilmesi hayat kalitesini arttırır.</p>
<p>Astımlı Çocuklar Nelerden Korunmalıdır?<br />
Astımlı çocuklar sigara ile temastan, hava kirliliğinden, grip ve soğuk algınlığından, solunum yolunu tahriş eden maddelerden ve en önemlisi hastalığı tetikleyen belirlenmiş bir allerjen varsa, bu allerjenlerden korunmalıdır.</p>
<p>Astımlı Çocuklarda Sigara Dumanı Zararlı Mıdır?<br />
Astımlıların en önemli düşmanı sigaradır. Sigaranın başka odada içilmesi, hava filtrelerinin kullanılması sigaranın verdiği zararları önlemez. Sigaranın zararlarını önlemenin tek yolu tamamen dumansız bir ortam sağlanmasıdır.</p>
<p>Astım ve Grip<br />
Astımlı çocuklarda basit bir grip nefes darlığına yol açabilir. Bu nedenle astımlı çocuklar gribi olanlarla temastan kaçınmalıdır. Grip aşısı gribi tamamen engellemez ancak, enfeksiyonun neden olduğu astım atak sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Grip aşısı ancak doktor önermişse uygulanmalıdır.</p>
<p>Astım ve Evcil Hayvanalar<br />
Astımlı çocukların bir kısmında evcil hayvanlara karşı allerji vardır. Bu hastalarda tedavinin en önemli kısmı evcil hayvanlarla teması azaltmaktır.</p>
<p>Astım ve Spor<br />
Astımlı çocukların bir kısmında egzersiz sonrası kuru öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Astım tedavisinin ana amaçlarından biri, çocuğun yaşıtlarından farksız fiziksel etkinlikleri yapmasını sağlamaktır. Düzenli kontrol altında olan ve yakınmalarına uygun ilaç tedavisi ile izlenen çocuklara efor kısıtlaması önerilmez. Unutulmamalı ki olimpiyat takımlarında yarışan ya da profesyonel olarak spor yapan, yani yaşamını spordan kazanan pek çok astımlı sporcu vardır. Eğer çocuk ilaçlarını düzenli olarak kullanıyorsa, ya da efordan once gerekli ilacı alıyorsa rahatlıkla spor yapabilir. Özellikle yüzme, astımlı çocuklarda önerilen spor dalıdır.</p>
<p>Ev Tozu Akarları İle Mücadele<br />
Solunum yolu ile vücuda giren allerjenlerin başında ev tozu akarları gelmektedir. Gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu hayvancıklar toplumumuzda en sık astım nedeni olan allerjenlerdir. Akarlar oda ısısında ve nemli ortamda kolayca ürerler; insanların deri döküntüleri ile beslenirler. Bu nedenle evlerde özellikle yatak odaları, halılar, ev tozu, tüylü yünlü oyuncaklar, yatak takımları ve giysiler bu hayvancıkların yaşaması için son derece uygun yerlerdir. Bin ikibin metrenin üzerindeki yüksek bölgelerde akarların yaşama şansı azalmaktadır. Akarlar tüm yıl boyunca canlılıklarını sürdürdükleri için neden oldukları belirtiler de yıl boyu surer, belli bir mevsimde yoğunlaşmaz.</p>
<p>Ev tozu akarları ile mücadelede ortamdaki nem miktarı azaltılmaya çalışılmalıdır, çünkü bu hayvanlar nem oranının %40’tan düşük olduğu ortamlarda yaşayamazlar. Ev tozu akarı duyarlılığı olan astımlı çocukların yatak odalarına halı serilmemelidir, etrafta toz tutacak yünlü – tüylü oyuncak ve eşyalar bulundurulmamalıdır. Yatak çarşafları her hafta en az 60 derecede yıkanmalıdır. Ev tozu akarına karşı alınacak en etkin önlemlerden biri de yatakların ve yastıkların özel kılıflar ile kaplanmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/astimi-olan-cocuklarda-ailenin-dikkat-etmesi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğum bademcik ameliyatı olmalı mı?</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocugum-bademcik-ameliyati-olmali-mi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocugum-bademcik-ameliyati-olmali-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 19:20:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat sonrası çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hastanesi KBB]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğum bademcik ameliyatı olmalı mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk bademcik ameliyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=3528</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde sağlık koşullarının iyileşmesi, çocukların rutin sağlık kontrollerinden geçirilmesi kronik bademcik sorunları ile ameliyat olmak zorunda kalan çocukların sayısında ciddi düşmelere yol açtığını belirtti.  Yine de İstanbul gibi metropollerde yaşayan çocukların erken yaşda sosyalize olup anaokullarına başlaması; henüz bağışıklık sisteminin tam da gelişmediği çağda çocuğun enfeksiyon etkenleriyle karşı karşıya bırakmaktadır. Çocuklar 3 ila 7 yaşları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sağlık koşullarının iyileşmesi, çocukların rutin sağlık kontrollerinden geçirilmesi kronik bademcik sorunları ile ameliyat olmak zorunda kalan çocukların sayısında ciddi düşmelere yol açtığını belirtti.  Yine de İstanbul gibi metropollerde yaşayan çocukların erken yaşda sosyalize olup anaokullarına başlaması; henüz bağışıklık sisteminin tam da gelişmediği çağda çocuğun enfeksiyon etkenleriyle karşı karşıya bırakmaktadır. Çocuklar 3 ila 7 yaşları arasında sıklıkla geniz eti ve bademcik enfeksiyonlarıyla çocuk hastalıkları uzmanları ve ya KBB uzmanlarına başvurmakta antibiyotik tedavileriyle hastalık tedavi edilmektedir.</p>
<p>İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda zaman zaman hastalığın ameliyat ile sağaltılması gündeme gelebilmektedir. Bademciklerin ameliyat edilmesinin iki önemli şart bulunmaktadır:<br />
1- Bademciklerin geçirilen enfeksiyonlar sonucunda aşırı şekilde büyüyerek çocuğun nefes almasını, yemek yemesini engelleyecek kadar büyümesidir. Hatta çocukların bir kısmı gece uykularında nefes almakta o kadar zorlanırlar ki apne nöbeti ismi verilen nefes düzensizlikleri ve kesilmeleri meydana gelebilir. Apne nöbetleri farkedilen bir çocuğun vakit geçirilmeden ameliyat edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kalp ritm bozukluklarından uykuda ani ölüm’e kadar bir çok sevimsiz sorunla karşılaşma riski ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>2- Bademciklerin sık enfeksiyona sebep olması ikinci bir ameliyat sebebidir. Bir sene içerisinde ateşli ve antibiyotik ile tedavi edilmesi gereken 5 ve daha fazla sayıda bademcik enfeksiyonu geçiriliyorsa veya ardışık birkaç yıl boyunca senede 3-4 kez bademcik enfeksiyonu olunuyorsa ameliyat kararı alınmalıdır.</p>
<p>Her ne kadar genel sayı azalsada bademcik ameliyatları (Tonsillektomi) çocukluk çağının en sık yapılan ameliyatları arasında bulunmaktadır. Günümüzde artık ameliyatlar genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Yaklaşık yarım saat kadar süren ameliyat sonrasında çocukların çoğu aynı gün içerisinde evlerine geri gönderilmekte çok az bir kısmı çeşitli nedenlerden dolayı bir gece hastanede tutulmaktadır. Eşlik eden başka bir sağlık sorununun bulunması, şehir dışından gelme gibi nedenler genellikle hastanede kalma sebebi olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>Ameliyat tekniğinde de yıllar içerisinde gelişme ve değişmeler olmuştur; klasik tekniğin yanısıra lazer ve radyofrekans dalgaları ile cerrahi günümüzün ameliyat yöntemleri arasında bulunmaktadır. Amerikan Hastanesi KBB bölümünde bir tür radyofrekans yöntemi olan Thermal Welding Yöntemi rutin olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemin avantajı ameliyatın kansız bir ortam içerisinde gerçekleştirilmesine olanak sağlaması ve ameliyat sonrası kanama riskinin ve ağrı sorunun nispeten daha az olmasıdır. Bademcik ameliyatları sonrasında ağrı kesiciler ile kontrol altına alınmaya çalışılan yutkunma ile tetiklenen ağrı en önemli sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ameliyat sonrası yaklaşık bir hafta kadar süren bu sorun nedeniyle çocukların bu süre boyunca beslenmelerinde kısıtlanma meydana gelmektedir. Bu dönem boyunca soğuk ve ılık olarak sıvı ve yumuşak gıdaların tüketilmesi önerilmektedir. Ameliyatı takip eden dönem içerisinde çocuğun yeterince sıvı, özellikle su alması önem taşır; yeterince sıvı almayan çocuklarda hafif bir ateş de ortaya çıkabilir ki bu iyileşme dönemini uzatan bir etkendir.</p>
<p>Ameliyat sonrası çocukların hayat kalitelerinde belirgin düzelme izlenir; daha iyi nefes almaya başlarlar ve daha ender hasta olurlar. Bu nedenle hem fiziksel olarak büyüme-gelişmeleri daha iyi olmakta hemde okulda kavrama ve öğrenme gibi bilişsel fonksiyonları artmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocugum-bademcik-ameliyati-olmali-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Öksürüğün Nedenleri</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-oksurugun-nedenleri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-oksurugun-nedenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 19:51:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bronş]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Öksürüğün Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[grip ve diğer virüs enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürükle seyreden astım]]></category>
		<category><![CDATA[Postviral öksürük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2536</guid>
		<description><![CDATA[Postviral öksürük Solunum yolunu etkileyen nezle, grip ve diğer virüs enfeksiyonları, bronşlarda zedelenmeye yol açar. Bu zedelenme sonucunda daha hassas hale gelen bronşlar, en küçük bir uyaran karşısında öksürük nöbetini başlatır. Aslında altta yatan ciddi veya ağır bir hastalık yoktur. Geçirilen enfeksiyona ikincil gelişen, “enfeksiyon sonrası” veya diğer bir deyişle; “post viral” öksürüktür. İyileşme sürecinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Postviral öksürük<br />
Solunum yolunu etkileyen nezle, grip ve diğer virüs enfeksiyonları, bronşlarda zedelenmeye yol açar. Bu zedelenme sonucunda daha hassas hale gelen bronşlar, en küçük bir uyaran karşısında öksürük nöbetini başlatır. Aslında altta yatan ciddi veya ağır bir hastalık yoktur. Geçirilen enfeksiyona ikincil gelişen, “enfeksiyon sonrası” veya diğer bir deyişle; “post viral” öksürüktür. İyileşme sürecinde görülen bir bulgudur. İlaçlara da pek cevap vermez, zaman içinde kendisi iyileşir. Ama bu arada kreş, okul gibi toplu ortamdaki çocuk, bir başka virüs bulaşması ile yeni bir enfeksiyon alırsa, öksürük yeniden şiddetlenir. Sonuçta azalma ve artmalarla seyreden, tekrarlayıcı öksürükler olur. Bunun önemi; uzun süreli öksürük yapabilecek diğer hastalıkları araştırıp, onların olmadığını kanıtladıktan sonra, aileye bu öksürükten rahatsız olmamasını, zamanla geçeceğini söyleyip, gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmaktır.</li>
<li>Öksürükle seyreden astım<br />
Hiç nefes darlığı, hırıltı ve hışıltı olmaksızın sadece öksürük nöbetleri ile gider. Eğer bu aşamada yakalanıp da gerekli tetkikler ve tedavi uygulanırsa, daha ileri gitmeden tedaviye başlanır, kontrol altına alınır. Ama bu durum fark edilmeden sürüp giderse, bir müddet sonra hırıltılar, hışıltılar ve nefes darlığının da eklendiği astım gibi şikayetler görülebilir.</li>
<li> Yabancı cisim aspirasyonu<br />
Özellikle nefes kontrolünü beceremeyen küçük çocuklarda ve bebeklerde bir şeyler yerken oyun oynama, gülme, ağlama gibi ani nefes çekmeye yol açan durumlarda küçücük bir parçanın nefes borusuna kaçması, ileriki dönemlerde uzun öksürük nöbetlerine yol açabilir.</li>
<li>Doğuştan gelen metabolik hastalıklar</li>
<li>Doğuştan gelen hastalıklardan olan immün yetmezlikler<br />
Bebek yeni doğduğu dönemde anneden geçen koruyucu faktörler bebeği koruduğu için pek anlaşılmaz. Zaman içinde bebek büyüdükçe bu faktörlerin ömrü dolup atılır, bebek kendi ihtiyacını üretemez; hastalıklar peş peşe gelir. İmmün yetmezlikte solunum yolu enfeksiyonları çok sık görülür.</li>
<li>Reflü<br />
Yetişkinlerdeki gibi çocuklarda da görülen reflü sadece öksürük nöbetleri ile bulgu verebilir.</li>
<li>Tüberküloz<br />
Toplumda gizli veya tanı almamış bulaştırıcıların yoğun olması, bu hastalığı da halen önemli kılmaktadır. Özellikle küçük bebeklerde sadece inatçı öksürükle kendini gösterebilir.</li>
<li>Doğuştan gelen yapısal anomaliler</li>
</ul>
<p><a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son146.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2537" title="son1" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son146.jpg" alt="" width="129" height="103" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-oksurugun-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Gece Alt Islatma (Enürezis Nokturna)</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-gece-alt-islatma-enurezis-nokturna/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-gece-alt-islatma-enurezis-nokturna/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 21:28:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[( ENÜREZİS NOKTURNA )]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Gece Alt Islatma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Gece Alt Islatma (Enürezis Nokturna)]]></category>
		<category><![CDATA[GECE İŞEMESİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2473</guid>
		<description><![CDATA[Halk arasında gece işemesi olarak bilinen, tıbbi adıyla Enürezis Nokturna, çocuklarda geceleri tıbbi bir neden olmaksızın yinelenen idrar kaçırmalarıdır ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.  İdrar kaçırma sıklığının üst üste 3 ayda haftada 2 kereden fazla olması ve 5 yaşından sonra ayda bir-iki kez gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir. Erkek çocuklarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında gece işemesi olarak bilinen, tıbbi adıyla Enürezis Nokturna, çocuklarda geceleri tıbbi bir neden olmaksızın yinelenen idrar kaçırmalarıdır ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.  İdrar kaçırma sıklığının üst üste 3 ayda haftada 2 kereden fazla olması ve 5 yaşından sonra ayda bir-iki kez gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür.</p>
<p>Enüretik çocukların %80’i mesane kontrollerini hiç kazanmamışlardır, bir başka deyişle bebekliklerinden beri idrar kaçırmaktadırlar Kalan %20’si ise idrar kaçırma sorunlarının olmadığı bir dönem (en az 1 yıl) sonrasında idrar kaçırmaya başlarlar . Kendi kendine de düzelebilen EN’nın sıklığı yaş ilerledikçe azalmakta, erişkin yaşlarda %1 oranında devam etmektedir.</p>
<p>Hastalığın nedenlerinde birden çok etken üzerinde durulmaktadır. Bu etkenlerin başında uyku derinliği ve mesane (idrar torbası) kapasitesi ile ilgili olduğu görüşü hakimdir. Ayrıca psikolojik etmenler de hastalığın oluşmasında rol oynamaktadır.          Zorlu yaşam olayları (kardeş doğumu, okula başlama, taşınma, hastaneye yatma, anne babanın boşanması, anne ya da babanın bir nedenle uzaklaşması gibi) sonrasında başlayabilir. Ailesel yatkınlık da sebepler arasındadır.  . Enüretik çocukların birinci derece yakınlarında küçükken idrar kaçırma oranı %75’dir. Ayrıca, bu çocuklarda mesane kapasitesinin düşük olduğu ; gece idrarın azalmasını sağlayan hormonun bu çocuklarda normal düzeyine geç ulaştığı gibi araştırma sonuçları da vardır.</p>
<p>Her sabah yatağından ıslak olarak kalkan bir çocuğun duyduğu sıkıntıyı anlamak çok zor değildir. Bu durum aileler tarafından hastalık olarak kabul edilmediği için çocuk devamlı suçlanmakta ve zaman zaman cezaya çarptırılmaktadır. oysa bu durumdan en fazla çocuk rahatsızdır ve kurtulmak istemektedir. Özellikle yabancı bir evde yatması gerektiği ya da kamp, tatil gibi nedenlerle evden uzak kaldığı durumlarda çocuk çok yoğun utanma duygusu yaşar. Bu nedenle bir çok faaliyete katılmak istemeyebilir.</p>
<p>Toplumumuzda gece altını ıslatmanın zamanla geçen normal bir durum olduğuna dair yanlış bir kanaat vardır. Hatta sünnet olunca, ergenlikte ya da askere gidince geçeceğine inanılır. Oysa yaş ilerledikçe bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi beklemek çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacabilir.  Kendi kendine düzelen bir durum olmakla birlikte idrar kaçırmanın çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi, çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi, birlikte başka davranış ve duygulanım sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilmektedir. Tedaviye başlamadan önce çocuk hekimi tarafından çocuğun fiziksel muayenesi yapılmalı, idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer nedenler (idrar yolu enfeksiyonu, ürolojik sorunlar, şeker hastalığı, epilepsi gibi) gözden geçirilmelidir. Eğer idrar kaçırma fiziksel bir nedenle açıklanamıyorsa tedaviye uyku öncesi alınan sıvının kısıtlanması, uyku sırasında çocuğun uyandırılıp tuvalete götürülmesi, idrar kaçırmadığı günler için ödüllendirme ile başlanır. Bunlara yanıt alınamazsa ilaç tedavisi denenir. Ancak tedaviye cevap alınamıyorsa ve beraberinde davranış ve duygulanım sorunları da varsa bir çocuk ruh sağlığı birimine başvurmak gereklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-gece-alt-islatma-enurezis-nokturna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Ateşlendiğinde</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocugunuz-ateslendiginde/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocugunuz-ateslendiginde/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 21:18:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ateş tedavi çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuz Ateşlendiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuzun ateşi çıkması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun vücut ısısı]]></category>
		<category><![CDATA[Okula giden çocuklar ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2285</guid>
		<description><![CDATA[Ateş, vücudun farklı virüs, bakteri ve diğer mikroorganizmaları tanımlama ve onlarla savaşın nedeni ile ortaya çıkar.  Ateşin en sık görülen sebebi enfeksiyonlardır.  0-6 yaş arası çocuklar çok sık viral enfeksiyona bağlı ateşli hastalık geçirebilir.  Enfeksiyon hastalıkları en sık bağışıklık sistemi olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındakie çocuklarda görülüyor. Ateşten şüphelenildiğinde, çocuğunuzun mutlaka vücut ısısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ateş, vücudun farklı virüs, bakteri ve diğer mikroorganizmaları tanımlama ve onlarla savaşın nedeni ile ortaya çıkar.  Ateşin en sık görülen sebebi enfeksiyonlardır.  0-6 yaş arası çocuklar çok sık viral enfeksiyona bağlı ateşli hastalık geçirebilir.  Enfeksiyon hastalıkları en sık bağışıklık sistemi olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındakie çocuklarda görülüyor. Ateşten şüphelenildiğinde, çocuğunuzun mutlaka vücut ısısı termometre ile ölçmelisiniz. Çocuğun alnına dokunularak gerçek vücut ısısını ölçemezsiniz.</p>
<p>Çocuğunuzun ateşi çıkması<br />
İnsanlar için ortalama normal vücut ısısı 37°C dir.  Vücut ısısı, normal seviyenin üzerine çıktığında ateş olarak adlandırılıyor.  Eğer çocuğunuzun vücut ısısı ; makattan 38°C üzerinde, kulaktan 37.8° C, koltukaltından 37.2° C üzerinde ise,  ateşli kabul edilebilir.</p>
<p>Tedavi<br />
• 3 ay ve altındaki tüm bebeklerin mutlaka tıbbi değerlendirilmesi gereklidir.</p>
<p>• Susuzluğu engellemek için, vücut sıvısını eksik bırakmamak gerekir. Yüksek ateş, özellikler küçük çocuklarda hızlı su kaybına sebep olarak dehidratasyon yaratabilir. Su, çorba, meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir. Kafein içeren kola ve çay gibi içecekler,  idrar söktürücü etkisinden dolayı su kaybına sebep olacağından, içirilmesi engellenmelidir.</p>
<p>• Yemek istemeyen çocuklar beslenmek için zorlanmamalıdır. Çocuğunuz ne yemek istiyorsa kabul edilebilir miktarlarda izin verilmelidir.</p>
<p>• Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir.</p>
<p>• Alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması, ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol, ateşte daha fazla yükselmeye sebep olabilecek titreme yaratacağından, kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık değiştirilmelidir.</p>
<p>• Aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Terletme yöntemi ile ateş düşürülemeyeceği gibi, daha fazla zarar verebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>•  38,9° C den daha düşük vücut ısısına sahip ateşli çocukların çoğunda; eğer çocuğun genel durumu iyi ise, ilaç ihtiyacı olmayabilir. 38,9? C üzerinde ateşli ise, asetaminofen veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler, çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre verilebilir. Çocuğunuzun yaş ve kilosuna göre önerilen dozu bilmiyor iseniz, doktorunuza danışmalısınız.</p>
<p>• Reye sendromu olarak bilinen ani karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden hastalığa    neden olduğu için, 12 yaş ve altındaki çocuklarda aspirin, ateş düşürücü olarak önerilmemektedir.</p>
<p>Ne zaman doktoru aramalı?<br />
Doktorunuzu aramak için sizi harekete geçirecek ateş; çocuğunuzun yaşına, mevcut olan hastalığına ve ateşle beraber eşlik eden diğer bulguların varlığına göre değişiklik gösteriyor. Bu açıdan çocuğunuzun durumu hakkında yorum yapmakta zorluk çektiğinizde en iyi yöntemin, doktorunuza danışmak olduğu unutmayın.  Ancak bazı durumlarda hiç vakit kaybetmeden doktoru aramak gerekiyor.</p>
<p>• 3 ay veya daha küçük bebeğinizin ateşi makattan 38°  C ve üzerinde ise;</p>
<p>• 3-6 aylık bebekte 38,3°  C ve üzeri olan ateşte,</p>
<p>• 6 aydan büyük bebekte 40° C ateş ölçülüyorsa</p>
<p>• Ateşle beraber çocuğunuzda  susturulamayan sürekli ağlama, ateş düşmesine rağmen huzursuzluğun devam etmesi, sürekli uyuklama hali, bilinç bulanıklığı ve sayıklama, ateşle beraber vücutta kızarıklık bulguları varsa,</p>
<p>• Bebekte susuzluk bulguları (ağlarken gözyaşı olmaması, bıngıldakta çöküklük, dudak ve ağız içi kuruluğu, idrar miktarında azalma gibi) mevcutsa</p>
<p>• Daha öncesinde veya ateşli iken havale geçirmiş ise,</p>
<p>• 72 saatten daha uzun süre ateşi devam ediyor ise,</p>
<p>• Ateşle beraber öksürük, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal, eklemlerde kızarıklık, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve şişme mevcut ise, doktorunuzu mutlaka aramalısınız.<br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son11.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2286" title="son1" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son11.jpg" alt="" width="99" height="98" /></a></p>
<p>Kaynak Acıbadem Has.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocugunuz-ateslendiginde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz İshali</title>
		<link>http://www.annelerle.com/yaz-ishali/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/yaz-ishali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 18:32:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bebek Seyahat enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat enfeksiyonları  çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz İshali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1534</guid>
		<description><![CDATA[Seyahat enfeksiyonları arasında en sık ishal görülür.  Özellikle yazın 0-5 yaş grubu çocuklarda sık görülür.  Dünya Sağlık Örgütü  ishali 24 saatte üçten fazla sulu dışkılama veya sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde her zamankinden daha sık ve sulu dışkılama olarak tanımlar.  Yalnızca dışkılama,    dışkının kıvamı sulu değilse ishal anlamına gelmez.  İshalde barsak hareketleri artar,   barsaktan sıvı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seyahat enfeksiyonları arasında en sık ishal görülür.  Özellikle yazın 0-5 yaş grubu çocuklarda sık görülür.  Dünya Sağlık Örgütü  ishali 24 saatte üçten fazla sulu dışkılama veya sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde her zamankinden daha sık ve sulu dışkılama olarak tanımlar.  Yalnızca dışkılama,    dışkının kıvamı sulu değilse ishal anlamına gelmez.  İshalde barsak hareketleri artar,   barsaktan sıvı emilimi azalır ve barsak içine salgılanan sıvı miktarı artar.  Dışkı kıvamı bozularak yumuşak sulu bir görünüm oluşur ve dışkılama sayısı artar.  Çocuklarda ishal genellikle 3-7 gün içinde geçer.  Su ve tuz kayıpları yerine konulursa hayati tehlike yoktur.   7 günden uzun süren uzayan ishal ve 14 günü aşan persistan ishal nedenlerinin araştırılması gerekir. </p>
<p>İshal hızla gelişen sıvı kaybına neden olduğu için kayıp yerine konmazsa ölümlere yol açabilir.   6-12 ay arasında sıktır,   çünkü bu yaşta immün sistem tam olarak gelişmemiştir,   anneden geçen antikorlar azalmıştır. </p>
<p><strong><em>Nedenleri</em></strong>: İshale su ve besinlerden geçen bakteri ve virüsler neden olur.  Mikroplar veya toksinleri ile bulaşmış yiyeceklerin yenmesinden oluşan besin zehirlenmelerine sık rastlanır.  Besinin alınması ile belirtilerin ortaya çıkması arasında geçen süre 1-6 saatten 2-5 güne kadar değişir.  Kümes hayvanları,   süt ürünleri,    yumurta,    çikolata,    pasta,    konserve,    sebze,    meyve,    yeşil salata,    kabuklu deniz ürünleri,    soslar besin zehirlenmelerine neden olabilecek mikroorganizma veya toksinlerini taşıyabilir.  Mikroplar dışında başta antibiyotikler olmak üzere çeşitli ilaçlar, çeşitli mide-bağırsak hastalıkları, bazı hormonal hastalıklar, bağırsak veya bağırsak komşuluğunda ortaya çıkan tümöral durumlar, aşırı ve ani ısı değişimleri de ishale neden olabilir</p>
<p><em><strong>Belirtileri</strong></em>: İshal,   kusma,   bulantı,   karın ağrısı,   ateş,   baş ağrısı,   halsizlik görülür. </p>
<p><strong><em>Klinik takip ve tedavisi</em></strong>: Hastalık ortaya çıktığı zaman yapılacak ilk iş,    çocuğa sulu gıdaların verilmesi olmalıdır.   İçerisinde tuz ve şeker karışımı olan ishal tuzu,    şeftali suyu,    yağsız yoğurt,    patates haşlaması,    elma suyu,    ve pirinç lapası gibi gıdalar ishali önlemede çok etkili olur.   Devam eden sıvı ve elektrolit kayıplarının yerine konulması gerekir.  Dünya Sağlık Örgütü ve UNİCEF tarafından eczanelerde satılan sıvı elektrolit paketleri (ORS) hazırlanmıştır.   Ayrıca çok sayıda kontrollü araştırma diyare süresince çinko takviyesinin tedavide faydaları olduğunu göstermiştir.  Doktor önerisi dışında ishal kesici ilaç veya antibiyotik verilmemelidir. </p>
<p>Hafif ishal olgularında günde 3-4 kez sıvı dışkı vardır.  Kusma, bulantı, karın ağrısı ishale eşlik edebilir.  İshalin yol açtığı sıvı kaybı vücut ağırlığının % 2,5’inden azdır. Susuzluk hissi ve susuz kalma bulguları yoktur.  3-4 günde kendiliğinden düzelir.  İshalin erken döneminde çocuk aç ve susuz bırakılmamalı, aldığı besinler sulandırılarak az miktarlarda ve daha sık öğünler halinde verilmelidir. Anne sütü olan bebeklerde emzirmeye devam edilir.Anne sütünde bebeği ishalden koruyan antikorlar, lenfositler, immunglobinler, plazma hücreleri gibi bağışıklık sistemini güçlendiren maddeler olduğu için bu bebeklerde ishal pek görülmez.</p>
<p>Anne sütü almayan ve beslenme bozukluğu olan çocuklarda ishal ağır seyreder, kusma ve diare çocukta sıvı ve elektrolit kaybına ve çocuğun susuz kalarak şoka girmesine neden olur.İshalli çocuğun beslenme gereksinimi de artmıştır.  Bu nedenle sıvı alımı artırılırken beslenmeye de devam edilmelidir.  Anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklaştırılmalıdır.  Mama ile beslenen bebeklerde laktoz içermeyen veya probiyotikli özellikle lactobacillus reuteri katılmış mamalar ile ishal belirgin azaldığından bu tür mamalara değiştirilebilir.   İshalin erken döneminde çocuk aç ve susuz bırakılmamalı, aldığı besinler sulandırılarak az miktarlarda ve daha sık öğünler halinde verilmelidir. Anne İshal süresince kaybedilen su çeşitli sıvılarla yerine konulmalıdır.  ORS ve kaynatılıp soğutulmuş su yanında yaşına uygun olarak ayran,   açık çay ,   pirinç suyu,   havuç suyu,   çorbalar gibi sıvılar tercih edilmelidir.   Enerjiden zengin,   protein içeren,   posasız,   yumuşak besinler verilmelidir.   Pirinç,    patates,   beyaz peynir,    yoğurt,    ekmek,    mercimek,    tarhana çorbası,   haşlanmış et,    tavuk,    balık,   haşlanmış yumurta verilebilir.  Öğün miktarı azaltılarak öğün sıklığı artırılmalıdır.  İshal geçtikten sonra da normal tartısına ulaşana dek günde bir öğün fazla beslenmelidir.  Anne sütü almayan 4-6 aylıktan büyük bebeklere yoğurt, ayran, sulu pirinç lapası, patetes-havuç püreleri, elma, muz verilir.Öğün aralarında su verilmesi önerilir.İshal durana kadar fazla posa bırakan çiğ sebze ve meyveler bağırsak hareketlerini arttırdığı için; yağlı besinler bağırsaklardan geçişi hızlandırdığı için önerilmez.</p>
<p><strong><em>Korunma</em></strong>: İshalden en etkili korunma ishale neden olan olumsuz hijyen koşullarını ortadan kaldırmaktır.   Kişisel temizliğe dikkat edilmeli, özellikle her fırsatta eller yıkanmalıdır.<br />
• Çocuğu beslemeden önce,   bez değişimi veya tuvaletten sonra aile bireyleri elleri yıkamalıdır. <br />
• Biberon,   emzikler 10 dakika kaynatıldıktan sonra kullanılmalıdır. <br />
• Artan mama kullanılmamalıdır. <br />
•  Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemelidir.<br />
• Şişelenmiş meyve suyu verilmeli,   kaynatılmış veya şişe su içirilmeli. <br />
• Meyvelerin kabukları soyulmalı,   ya da sirkeli suda bekletilmeli,    et,   balık,   deniz ürünler iyi pişirilmeli,   peynir,   yoğurt,   dondurma gibi süt ürünleri pastörize sütten yapılmış olmalıdır. <br />
• Sebze ve meyveleri kabuğu soyulmadan, çiğ olarak yemekten kaçınmalıdır.<br />
• İyi ambalajlanmamış, açıkta ve sokakta satılan yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.<br />
• Depolanacak besinler en kısa zamanda soğutulmalı,   saklanacak yerin sıcaklığı 4 dereceden az olmalı,   besinler hazırlanırken yeteri kadar ısıtılmalı,   pişirildikten sonra buzdolabında saklanmalı,   kapalı kaplarda muhafaza edilmeli,   bir saat içinde yenmeli ve genel temizlik kurallarına uyulmalıdır. <br />
• Açıkta satılan, çiğ tüketilen, pişirilmemiş ya da az pişirilmiş gıdalar, klorlanmamış musluk suları, bu tür kirli sulardan elde edilmiş buz kalıpları tüketilmemelidir.<br />
• Kaynar suyla hazırlanan çay-kahve gibi içecekler, kapağı açılmamış pet şişe suları, kutu içinde satılan özellikle karbonatlı içecekler güvenlidir.<br />
• Pişmemiş-çiğ, az pişmiş et ve et ürünlerinden, krema ve mayonezli salatalardan kaçınılmalıdır.<br />
• Kirletilmiş bölgelerde yakalanan ve az pişmiş deniz ürünleri yenilmemelidir.<br />
• İyi pişmiş ve sıcak servis yapılan yiyecekler seçilmelidir.</p>
<p>Bu yazı tavsiye amaçlıdır.  Teşhis ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/yaz-ishali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çekingen Kişilik Bozukluğu</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cekingen-kisilik-bozuklugu/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cekingen-kisilik-bozuklugu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:29:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1137</guid>
		<description><![CDATA[Toplum içinde kendisini gösterememe,  düşük benlik saygısı ve sosyal ilişkilerde yetersizlik ile kendini gösterir. Başkalarının kendisini kabul etmeyeceği, beğenmeyeceği, eleştireceği düşünceleri yoğundur. Sürekli olarak kendi kendisini  eleştirir, kendini beğenmez ve sürekli olarak kendisi ile ilgilenir.   Sosyal ilişkilerden kaçınma, grup toplantılarında yer almama,  sözel iletişime girmeme tipik davranış biçimleridir.  Başkalarının fikirleri onun için çok önemlidir ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplum içinde kendisini gösterememe,  düşük benlik saygısı ve sosyal ilişkilerde yetersizlik ile kendini gösterir. Başkalarının kendisini kabul etmeyeceği, beğenmeyeceği, eleştireceği düşünceleri yoğundur. Sürekli olarak kendi kendisini  eleştirir, kendini beğenmez ve sürekli olarak kendisi ile ilgilenir.   Sosyal ilişkilerden kaçınma, grup toplantılarında yer almama,  sözel iletişime girmeme tipik davranış biçimleridir.  Başkalarının fikirleri onun için çok önemlidir ve sürekli kabul görme, onay alma  ihtiyacı duyarlar. Başka kişilerle iletişim kurmak , gruplarda yer almak isteseler de bunu yapabilecek iletişim becerilerine sahip olmadıklarından bir türlü buna cesaret edemezler. </p>
<p>Çekingen kişilik bozukluğunun nedenleri arasında anne- babanın yanlış yetiştirme biçimi,  büyüme ve gelişme döneminde sürekli olarak eleştirme ve reddetme tutumu sergilemesi, koruyucu ve kollayıcı bir tutum sergileme gibi nedenler gösterilmektedir. Bu konuda yapılan  araştırmalarda  kesin bir neden tespit edilememiştir. Cinsiyet ve ailesel bilgiler bu konuda net değildir.</p>
<p>Kendilerini yalnız, mutsuz, çaresiz hissederler. Sürekli çevresindekilerin kendisinden daha iyi , güzel , yakışıklı, başarılı, girişken olarak görür. Olumlu yönlerini asla görmezler ve başkalarının hep en ufak bir hatasını göreceğini ve onunla dalga geçeceği  endişesini taşırlar. Genelde yalnız kalmayı ya da bir tek kişi ile arkadaş edinmeyi tercih ederler. Kendine güven  yoktur.</p>
<p>İnsanlarla ilişkiye girdiklerinde büyük bir heyecan duyarlar , elleri titreyebilir ve yüzleri kızarabilir. Sosyal fobi ve depresyon  ile birlikte görülebilir.</p>
<p>Tedavi: Çok fazla yardıma ihtiyaç duysalar da bir psikiyatrist ya da psikoloğa başvurmada güçlük çekerler. Endişelerinin yüksek olması terapi sürecini  olumsuz etkileyebilir.  Terapi sürecinde en ufak bir olumsuzlukla karşılaştıklarında geri çekilme gösterebilirler. Terapist ve  danışan kişi arasında iyi , pozitif  , güvene dayalı bir ilişki kurulabilirse  terapi süreci devam edebilir. Sosyal becerilerin geliştirilmesi , bilişsel davranışçı yöntemlerle  tedavi süreci ilerler. Sosyal fobi  düzeyine gelmiş olan kişiler ilaç tedavisinden de yarar görebilirler.</p>
<p>DSM-IV  Tanı kriterlerine göre;</p>
<p>Genç erişkinlik döneminde başlayan  ve değişik koşullar altında  ortaya çıkan , toplumsal ketlenmenin , yetersizlik duygularının  ve olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlılığın  olduğu sürekli bir  davranış biçiminin varlığıdır.</p>
<p>Aşağıdaki belirtilerin dört (ya da daha fazlasının ) olması ile belirlidir.</p>
<p>&gt; Kişide eleştirilecek , beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusu ile çok fazla kişiler arası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden  kaçınma davranışı gösterme söz konusudur.</p>
<p>&gt; Sevildiğinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmek istemezler.</p>
<p>&gt; Mahcup düşeceği ya da  alay konusu olacağı korkusu ile  yakın ilişkilerde tutukluk gösterirler.</p>
<p>&gt; Toplumsal durumlarda eleştirileceği ya da dışlanacağı  üzerine kafa yorarlar.</p>
<p>&gt; Yetersizlik duyguları yüzünden yeni kişilerle aynı ortamda bulunduğu durumlarda gerginlik hissederler.</p>
<p>&gt; Kendisini toplumsal yönden beceriksiz, kişisel olarak albenisi olmayan bir kişi olarak ya da başkalarından aşağı görürler.</p>
<p>&gt; Mahcup düşeceğinden dolayı kişisel girişimlerde bulunmak ya da yeni etkinliklere katılmak istemezler.<br />
PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN<br />
Suadiye / İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cekingen-kisilik-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Yaşına göre Ayakkabı Seçimi Nasıl Olmalıdır?</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarin-yasina-gore-ayakkabi-secimi-nasil-olmalidir/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarin-yasina-gore-ayakkabi-secimi-nasil-olmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:28:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1135</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklara ayakkabı alırken ayağında yapısal bozukluğa neden olmamak için uygun ayakkabı seçimi önemlidir.  Çocukların hızlı büyüme dönemlerinde her 3-4 ayda bir yeni ayakkabı ihtiyacı olabilir.  Çocuklar yürümeye yeni başladıklarında çıplak ayakla ya da çorapla yürümelerine izin verilmesinde fayda vardır.  Böylece ayak kaslarının gelişir, güçlenir ve ayak parmakların kavrama özelliğini kazanır. Ayakkabının Malzemesi Çocuğunuz için seçtiğiniz ayakkabı hafif, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklara ayakkabı alırken ayağında yapısal bozukluğa neden olmamak için uygun ayakkabı seçimi önemlidir.  Çocukların hızlı büyüme dönemlerinde her 3-4 ayda bir yeni ayakkabı ihtiyacı olabilir.  Çocuklar yürümeye yeni başladıklarında çıplak ayakla ya da çorapla yürümelerine izin verilmesinde fayda vardır.  Böylece ayak kaslarının gelişir, güçlenir ve ayak parmakların kavrama özelliğini kazanır.</p>
<p><strong>Ayakkabının Malzemesi</strong></p>
<ul>
<li>Çocuğunuz için seçtiğiniz ayakkabı hafif, yumuşak ve esnek olmalıdır. Tabanı düz olmalı ve kaymamalıdır.<br />
Tabandaki destekleyici mantar taban, çocuğun kendi kendini dengelemesine ve sağlıklı bir ayak gelişimine engeldir.</li>
<li>Ayakkabı ayağı terletmemeli, ayaktaki nemi dışarı geçirecek şekilde hava geçirmelidir. Hava geçirirken suyu da geçirmemelidir. Özellikle spor ayakkabı seçiminde bu husus göz önüne alınmalıdır.  9 ay ve 3 yaş arası çocukların ayaklarının fazla terlediği akılda tutulmalıdır.</li>
<li>Ayakkabının ilk denediği andan itibaren rahat olmalıdır.  Rahat etmesi için giyilmesi ve ayakkabının genişlemesi gerekiyorsa muhtemelen yanlış bir seçim yapıyorsunuz.</li>
<li>Ayakkabı tabanı avuç içiniz gibi yumuşak, ayakkabı hafif olmalıdır. İlk yürümeye başladığında bileğini de saran ayakkabıları tercih etmelisiniz. </li>
</ul>
<p><strong>Doğru Numara Seçimi</strong></p>
<p>Çocuğunuza ayakkabı alırken doğru numara seçimi çok önemlidir, çünkü çocuk ayağı çok yumuşak olduğundan ayakkabı ayağı sıktığında bunu size iletmez. Yanlış ayakkabı ve numara seçimi ayağının sağlıksız bir şekilde gelişmesine yol açabilir.</p>
<ul>
<li>Çocuk ayakkabısını aynen kendi ayakkabınızı seçtiğiniz gibi, sabah saatlerinde değil, öğleden sonra satın alın. Çünkü çocukların da ayakları gün içinde şişebilir.</li>
<li>Çocuğunuz yanında olmadan onun için ayakkabı satın almayın.</li>
<li>Seçtiğiniz ayakkabının çocuğunuzun ayağına tam olarak olup olmadığını, çocuğunuz ayaktayken, ayakkabının ucuna başparmağınızla bastırarak kontrol edebilirsiniz. ayakkabının burnu ile arada 1 cm boşluk olmalıdır.  Daha güvenilir bir yol ise, çocuğunuzun çıplak ayağını bir kartona çizerek, kalıbını çıkarmaktır. Her ayak için farklı şablon çizerek, en uzun ayak parmağından 1 cm mesafe bırakarak çizdiğiniz şablonu kesin. Hazırladığınız şablonu ayakkabının içine deneyerek ayakkabı seçebilirsiniz.</li>
<li>3–6 yaş arasında, çocukların ayak numaraları yılda 2 veya 3 numara büyür.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarin-yasina-gore-ayakkabi-secimi-nasil-olmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prematüre Bebekler</title>
		<link>http://www.annelerle.com/premature-bebekler/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/premature-bebekler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:26:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1133</guid>
		<description><![CDATA[Tüm hamileliklerin % 7- 10 ‘u erken doğum ile sonuçlanır. Günümüzde obstetrik bakımdaki gelişmeler sonucu riskli hamilelikler erken saptanarak, uygun tedavi ile anne ve bebeğin sağlığı korunmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı durumlarda prematüre doğum kaçınılmaz olmaktadır. Neonatolojideki (yenidoğan bilim dalı) ilerlemeler ile çok düşük doğum ağırlıklı (VLBW) bebeklerin sağkalımları giderek artmaktadır. Ülkemizde de doğum ağırlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm hamileliklerin % 7- 10 ‘u erken doğum ile sonuçlanır. Günümüzde obstetrik bakımdaki gelişmeler sonucu riskli hamilelikler erken saptanarak, uygun tedavi ile anne ve bebeğin sağlığı korunmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı durumlarda prematüre doğum kaçınılmaz olmaktadır. Neonatolojideki (yenidoğan bilim dalı) ilerlemeler ile çok düşük doğum ağırlıklı (VLBW) bebeklerin sağkalımları giderek artmaktadır. Ülkemizde de doğum ağırlığı 750- 1000 gram olan bebeklerde sağkalım % 50- 80 oranında mümkün olmaya başlamıştır.</p>
<p>Prematüre bebekler organ gelişimlerini tam tamamlayamadan doğduklarından uzun süre yoğun bakımda ve küvöz içinde izlenmeleri, bazı hastaların ise solunum cihazına bağlanmaları gerekir. Erken doğum tehdidi olan bir gebenin doğumunu, yenidoğan yoğun bakımı olan bir merkezde yapması bebeğinin sağlığı için çok önemlidir. Eğer doğum böyle bir merkeze ulaşılamadan gerçekleşirse, prematüre bebeğin tecrübeli bir transport ekibiyle uygun koşullarda, yoğun bakıma sevki hem hayatta kalabilmesi hem de ileride nörolojik özür gelişmemesi (beyne giden oksijen düzeyinin yeterli seviyede tutulması gerekir) açısından çok önemlidir.</p>
<p>Prematüre bebeklerin uzun süre yoğun bakımda kalmaları gerekebilir. Bebek ne kadar erken doğduysa ve doğum ağırlığı ne kadar küçükse bu süre o kadar uzun olur. Anne baba ile bebeğin uzun süre ayrı kalmaları, yoğun tıbbi problemler, bebeği kaybetme korkusu ve bebekte kalıcı problemler oluşma riski nedeniyle bu dönem psikolojik açıdan çok yıpratıcı olabilir. Ayrıca ülkemizde veya dünyadaki diğer merkezlerde yoğun bakım hizmetleri çok pahalıdır. Tablo 1 de yapılan bir araştırmada preterm bebeklerin doğum ağırlıklarına göre ortalama hastanede yatış süreleri ve hastane masrafları görülmektedir. Bu çalışmada bir prematüre bebeğin bir günlük hastane ve ilaç masrafının ortalama 250 dolar olduğu saptanmıştır. Amerika’da yapılan çalışmalarda ise hastane masraflarının ülkemizden 10 kat daha fazla olduğu ve günlük harcamaların ortalama 2000 dolar olduğu bildirilmiştir.</p>
<p>Bu rakamlar çok yüksek gibi görünse de, kazanılan yaşam yılı başına maliyet oranı hesaplandığında, bu bebeklerin tedavilerine harcanan bütçenin 40 yaşında bir hipertansiyon hastasının harcamalarından daha düşük olduğu bildirilmiştir. Aynı şekilde prematüre bebeklerin sağlık harcamaları, sigara içilmesine bağlı harcamaların 1/ 3 ü kadardır.</p>
<p><strong>Prematüre bebeğin taburculuk sonrası izlemi:</strong><br />
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören çok düşük doğum ağırlıklı ( VLBW ) bebeklerin uzun dönem izlemlerinde bazı sorunlar yaşanabilir. Bu sorunlar şunlardır:<br />
• Kronik akciğer hastalığı<br />
• Fiziksel gelişme geriliği<br />
• İşitme problemleri<br />
• Görme problemleri<br />
• Nörolojik gelişme geriliği<br />
• Okul problemleri</p>
<p>Kronik akciğer hastalığı (BPD ) nedir? Neler yapılabilir?<br />
Prematüre bebeklerin çoğu ilk günlerde solunum cihazı ( ventilatör ) yardımıyla nefes alıp verirler, uzun süre oksijen tedavisi almaları gerekebilir. Bu tedaviler sırasında gelişimini tamamlamamış olan prematüre akciğer dokusunda ve hava yollarında zedelenme ve enflamasyon gelişebilir. Bir prematüre bebek 28 günlük olduğunda oksijen tedavine ihtiyaç duyuyorsa “ kronik akciğer hastalığı “ tanısı konur. ABD de VLBW bebekler arasında BPD sıklığı % 23 tür. Bu sıklık gebelik yaşı ve doğum ağırlığı küçüldükçe artar.</p>
<p>BPD si olan bebeklerin taburcu olduktan sonra tekrar hastaneye yatış oranları yüksektir. Bu bebeklerin evde sigara dumanına maruz kalmamaları ve enfeksiyonlardan korunmaları çok önemlidir. Bu hastalara Kasım – Nisan ayları arasında ayda 1 kez RSV enfeksiyonunu önleyen palivizumab adlı ilacın yapılması RSV e bağlı tekrar hastaneye yatışlarını azaltmaktadır. Ayrıca bebek 6 aydan büyükse grip aşısının yapılması önerilmektedir. Akciğer dokusunun kendini yenilemesiyle, kronik akciğer hastalığı süt çocukluğu döneminde geriler, hastaların çoğunda akciğer fonksiyonlarında düzelme görülür.</p>
<p><strong>Beslenme ve büyüme problemleri nelerdir? Neler yapılmalıdır?</strong><br />
Prematürelerde mide ve bağırsakların olgunlaşmasını tam tamamlamamış olması nedeniyle emme ve yutma sorunları,besin emilim düşüklüğü, sindirimin yavaş ve bağırsak hareketlerinin düzensiz olması sık görülen problemlerdir. Bunun yanısıra bu bebeklerde yoğun medikal problemlerin varlığı ağızdan beslenmeyi geciktirir. Bunun sonucu olarak doğumdan sonra beslenme ve kilo alma yavaş olur. Bebeklerin açıklarını kapatmak ve akranlarını yakalamak için normalden daha yüksek kalori ve protein almaya ihtiyaçları vardır.Uygun ev ortamı sağlanıp , annenin beslenme eğitimi alması ve yakın doktor kontrolüyle bu mümkün olabilir. Bebeklerin çoğu 2 yaşındayken yaşıtlarını yakalarken % 20 si 8 yaşına geldiğinde yaşıtlarından kısa boyludur. • IUGR= Doğum ağırlığının hamilelik haftasına göre düşük oluşu ( intrauterin büyüme geriliği)</p>
<p><strong>İşitme sorunları nelerdir? Ne yapılabilir?</strong><br />
Yenidoğan yoğun bakımdantaburcu olan bebeklerin % 2-3’ nde işitme kaybı olabilir. Bunun nedenleri arasında beynin doğum sırasında oksijensiz kalması, yüksek sarılık düzeyi, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçların yan etkileri ve uzun süre ventilatör tedavisine bağlı östaki borusunda fonksiyon bozukluğu sayılabilir. İşitme kaybı hafif olsa bile konuşmada gecikmeye ve öğrenme problemlerine neden olabilir. Prematüre bebeklere işitme taraması yapılması işitme kaybı tanısı konulan olgulara erken tedavi başlanması çok önemlidir.</p>
<p><strong>Görme sorunları nelerdir? Ne yapılabilir?</strong><br />
Prematüre bebeklerin gözlerinin,retina tabakasının kan damarları tam gelişmemiştir. Yüksek konsantrasyonda ve uzun süre oksijen tedavisi alan veya kritik hastalığı olan bebeklerde bu süreç uygun şekilde tamamlanamaz. Prematüre retinopatisi denilen bu hastalık,tedavi edilmezse körlüğe yol açabilir. Prematüre bebekler 4 haftalık olduklarında bir göz doktoru tarafından muayene edilmelidirler, bu muayeneler göz damarları gelişimini tamamlayana kadar tekrarlanmalıdır.</p>
<p>Retinopati saptanan bebekler lazer ile tedavi olurlarsa görme kaybı riski azalır.Bu bebekler büyüdüklerinde kırma kusurları,şaşılık ve göz tembelliği görülebilir. Bu nedenle bu bebekler senede bir göz muayenesi olmalıdırlar.</p>
<p>Nörolojik gelişme geriliği olur mu? Ne yapılmalıdır?<br />
Prematüre bebeklerde serebral palsi ( kalıcı ve ilerleyici olmayan hareket bozukluğu) zihinsel gerilik, epilepsi veya öğrenme problemleri görülebilir. Doğum ağırlığı ve hamilelik haftası azaldıkça sorun görülme riski artar. Örneğin doğum ağırlığı 1000-1500 g olan bebeklerde bu risk % 15 iken, doğum ağırlığı &lt; 1000 g ise risk % 25 tir. Spastik serebral palsi prematürelerde en sık rastlanan hareket bozukluğu tipidir.</p>
<p>Hamilelikte gelişen enfeksiyonlar, ikiz kardeşin ölümü veya bebeğin oksijensiz kalması bebekte beyin hasarı yaratarak ileride spastik serebral palsi gelişimine yolaçabilir. Bebeğin ilk aylarda belirgin bulgusu olmamasına rağmen 1 yaşına doğru gelişiminin geri olduğu, duruş ve hareketlerinin anormal olduğu fark edilir.</p>
<p>Bu bebeklerde ilk aylarda fizik tedaviye başlanması gerekir. Zihinsel fonksiyonlar hareket bozukluğunun derecesine göre farklılık gösterebilir. Spastik dipleji (bacak hareketlerinde spastisite) veya hemiplejide (tek taraflı sağ veya sol, spastisite) zihinsel fonksiyonlar genellikle normal veya normale yakındır, ancak VLBW bebeklerin % 5 ‘nde zihinsel gerilik görülebilir. Çocuğun işitme ve görme problemi varsa zihinsel gelişimi olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle bu açılardan mutlaka incelenmesi gerekir. Yapılan araştırmalarda bebeğin annesinin eğitim durumunun ve sosyoekonomik çevresinin de zihinsel gelişimini etkilediği saptanmıştır.</p>
<p>Prematüreler okulda problem yaşarlar mı ? Öğrenme ve davranış problemlerine nasıl yardım edilebilir?<br />
Günümüzde çocuklardan akademik beklentiler arttıkça, okulda sorun yaşayan çocuk yüzdesi de artmıştır. Çocukların % 5- 15’ nde okul başarısının düşük olduğu veya davranış ve uyum problemlerinin yaşandığı bilinmektedir. Nörolojik olarak ve IQ testleri normal olan VLBW bebeklerin okul çağında problem yaşama olasılıkları, doğum ağırlığı normal olan çocuklardan yüksektir. Bu çocuklarda hafıza, konsantrasyon ve koordinasyon problemi olabileceğinden eğitim desteği almaları gerekebilir. Prematürelerin daha endişeli, daha az kendine güvenli ve duygusal olarak daha az uyumlu olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Dikkat yetersizliği ve hiperaktivite bozukluğu özellikle prematüre erkek bebeklerde daha sık görülür. Prematüre doğan çocuklarını daha kolay incinebilir olarak algılayan anne babaların , çocukların sosyal etkileşimini kısıtlayıcı tutumları da sosyal gelişimi sınırlandırabilecek bir diğer etmen olarak bildirilmiştir. Prematüre çocuk anne babalarına yoğun bakımda yatış süresi boyunca ve taburculuk sonrası psikososyal destek verilmesi , bebeğin gelişimini ve ileriki dönemlerdeki ruh sağlığını olumlu etkiler.</p>
<p>ABD’de yapılan bir çalışmada aileler “bebek ruh sağlığı ve gelişimi” adı verilen bir programa alınmış ve annelere çocuk gelişimi, çocuğa yaklaşım stratejileri öğretilmiş ve çocuklarla eğitsel açıdan çalışılmıştır. Bu programa katılan çocuklar 3 yaşına geldiklerinde ortalama IQ larının programa katılmayanlardan daha yüksek ve davranış sorunlarının daha az olduğu bulunmuştur.</p>
<p>İnsan sağlığına biyolojik, ruhsal ve sosyal pek çok etmen etki eder. Bu nedenle doğumdan itibaren gelişimi risk altında olan ve incinebilirliği yüksek olan prematüre bebeklere ve ailelerine tıbbi hizmet vermek kadar, kısa ve uzun dönemde ruhsal sağlığı koruma amaçlı hizmet vermek de kaçınılmaz bir gereksinimdir.</p>
<p>Amerikan Hastanesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/premature-bebekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-dis-fircalama-aliskanligi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-dis-fircalama-aliskanligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1130</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı süt azı dişleri çıktığında kazandırılmalıdır.  Çocuğunuzun ilk dişlerı çıktığında dişlerini nemli bir pamukla öğünlerden sonra temizleyin.  İlk dişfırçanız yumuşak olmalı.  Ancak diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak sandığınızdan da zor olabilir. Bunu sağlamak için: - Dişlerini her gün aynı saatte fırçalamasını sağlayın - Favori çizgi film kahramanlarının olduğu birden fazla diş fırçasına sahip olsun.  Her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı süt azı dişleri çıktığında kazandırılmalıdır.  Çocuğunuzun ilk dişlerı çıktığında dişlerini nemli bir pamukla öğünlerden sonra temizleyin.  İlk dişfırçanız yumuşak olmalı.  Ancak diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak sandığınızdan da zor olabilir.</p>
<p>Bunu sağlamak için:<br />
- Dişlerini her gün aynı saatte fırçalamasını sağlayın</p>
<p>- Favori çizgi film kahramanlarının olduğu birden fazla diş fırçasına sahip olsun.  Her defasında istediği fırça ile dişini fırçalasın.  Bu, durumun kontrolünün onda olduğu hissini verecektir.</p>
<p>- İlk olarak kendisinin dişlerini fırçalamasına izin verin, daha sonra siz bir kez daha fırçalayabilirsiniz</p>
<p>- Bir diş hekimi oyuncak seti almak ve evde bu tarz oyunlar oynamak da yardımcı olabilir.</p>
<p>- Karşılıklı birbirinizin dişlerini fırçalayabilirsiniz.</p>
<p>- Diş temizliği ile ilgili hikaye kitapları okuyabilirsiniz.</p>
<p>- Ailece hep birlikte dişlerinizi fırçalayıp yarış yapabilirsiniz.</p>
<p>- Diş fırçalarken sizi seyretmesine izin verin.</p>
<p>- Diş fırçalarken şarkı söylemek vs gibi eğlenceli bir rutin oluşturabilirsiniz.  Eğer bir rutin oluşturursanız, her gün buna sadık kalmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-dis-fircalama-aliskanligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerin Diş Çıkarma Dönemi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/bebeklerin-dis-cikarma-donemi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/bebeklerin-dis-cikarma-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:21:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1128</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerin diş çıkarması en zor dönemlerden biridir, ama bu sizin gözünüzü korkutmasın çünkü bu dönemde verilen tepkiler bebekten bebeğe değişebilir.  Diş çıkarma ile ilgili birkaç noktaya göz atalım. - Genelde önce alt iki diş çıkmasına rağmen, bebekler belli bir sıra ile diş çıkarmazlar.  Bebeklerin büyük çoğunluğu 6. aydan itibaren diş çıkartmaya başlarlar.  Genelde alt iki dişi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerin diş çıkarması en zor dönemlerden biridir, ama bu sizin gözünüzü korkutmasın çünkü bu dönemde verilen tepkiler bebekten bebeğe değişebilir.  Diş çıkarma ile ilgili birkaç noktaya göz atalım.</p>
<p>- Genelde önce alt iki diş çıkmasına rağmen, bebekler belli bir sıra ile diş çıkarmazlar.  Bebeklerin büyük çoğunluğu 6. aydan itibaren diş çıkartmaya başlarlar.  Genelde alt iki dişi, üst iki diş takip eder.  Genelde ilk doğum günlerine kadar 8 diş çıkarırlar.</p>
<p>- Diş çıkarırken ağıdaki salya üretimi artar.  Ağız ve yüzlerine bulaşan salyadan dolayı uzun süre nemli kalan çene ve yanaklarda tahriş oluşabilir.  Nemlendirici veya doktorunuzun önereceği merhemler ile ciltteki rahatsızlığı azaltabilirsiniz.  Ayrıca bebeğinizin ağız çevresindeki salyayı kağıt mendil yerine pamuklu bezlerle temizleyin çünkü kağıt mendiller ciltteki tahrişi arttıracaktır.</p>
<p>- Dişini kaşıması için diş kaşıyıcıları tercih edin.  İçi su dolu ve dolapta soğutabileceğiniz diş kaşıyıcılar da rahatlatır.  Ancak dişlerini kaşıması için bisküvi gibi yüksek miktarda şeker içeren gıda maddeleri verirseniz dişlerinin çürümesine neden olabilirsiniz.  Su dışındaki her gıda diş çürümesine neden olan asitleri üretir.  Bu her çocuğun erkenden dişi çürüyecek anlamına gelmez ancak genetik vb nedenlerden yapısal bozukluk varsa, bu asitler diş çürümesini hızlandıracaktır.</p>
<p>- Diş çıkarırken ishal ateş ve ya pişik varsa doktorunuzu arayın.</p>
<p>- İlk diş çıktığı andan itibaren <a href="http://www.bizanneler.com/yonetim/Menu_icerik_oku.aspx?Id=31&amp;KId=514">dişlerine</a> iyi bakın.  Plak oluşumuna neden olan bakteri oluşumunu engellemek için dişlerini kaynatılmış soğutulmuş suyla ıslatılmış pamuk ya da tülbentle temizleyin.</p>
<p><em>Bu bilgi sadece tavsiye amaçlıdır. Teşhis ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır.  Öncelikle doktorunuza danışınız</em>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/bebeklerin-dis-cikarma-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizin Yeni Çıkan Dişlerini Sağlıklı Tutmak için Öneriler</title>
		<link>http://www.annelerle.com/bebeginizin-yeni-cikan-dislerini-saglikli-tutmak-icin-oneriler/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/bebeginizin-yeni-cikan-dislerini-saglikli-tutmak-icin-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:19:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1126</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizin dişleri çıkar çıkmaz, dişleri koruma altına almalısınız.  Süt dişleri dediğimiz ilk dişler okul çağı civarında yenileriyle değişecek olmasına rağmen, bebeğinizin sağlıklı bir damak ve ileriki yaşlarında sağlıklı dişere sahip olması açısından bebğinizin minik incilerinin bakımını ihmal etmemelisiniz. Bebeğinizin damağını dişleri çıkmadan önce bile, nemli temiz pamuklu bir bezi parmağınıza dolayarak yemek artıklarını temizleyiniz. İlk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğinizin dişleri çıkar çıkmaz, dişleri koruma altına almalısınız.  Süt dişleri dediğimiz ilk dişler okul çağı civarında yenileriyle değişecek olmasına rağmen, bebeğinizin sağlıklı bir damak ve ileriki yaşlarında sağlıklı dişere sahip olması açısından bebğinizin minik incilerinin bakımını ihmal etmemelisiniz.</p>
<p>Bebeğinizin damağını dişleri çıkmadan önce bile, nemli temiz pamuklu bir bezi parmağınıza dolayarak yemek artıklarını temizleyiniz.</p>
<p>İlk çıkan diş, diğer kalıcı dişler için yer tutatcaktır.  İyi bakılmazsa diş etlerinde problemlere ve kalıcı dişlerin yerleri açısından bir takım sorunlara neden olabilir.</p>
<p>Çürük dişler konusunda titiz davranın.  Çürüğün ilk belirtileri diş renginde bozulma şeklinde kendini gösterir.  Bebeğinizi uyutmadan önce biberonda süt ve meyve suyu vermek çürüklere yol açabilir.  Biberonu uzun süre kullanması biberon çürüğü denilen çürüklere neden olabileceğinden uzun süre biberon ile oyalanmasına izin vermeyin.</p>
<p>Yemek arkasından su  verin. Eğer hemen dişlerini temizleyemeyecek durumda iseniz, en azından su ile ağzını temizlemesini sağlayınız.</p>
<p>Florid içermeyen diş macunlarını 2 yaş itibarı ile kullanabilirsiniz.  Çok az miktarda kullanmaya özen gösterin.  3 yaş itibarı ile, artık diş macununu yutmayacağından emin olduğunuz da floridli diş macunu kullanabilirsiniz, çünkü floridli diş macununu yutması sağlığı açısından sakıncalıdır.</p>
<p>Çocukların diş hekimi randevuları ne zaman başlamalıdır?  Kimi hekimlere göre 1, kimi hekimlere göre 3 yaşından itibaren düzenli olarak diş hekimine gidiniz.  Dişlerinde sorun olmadan diş doktoruna gitmesi; hem düzenli diş hekimine gitme alışkanlığı kazandıracak hem de diş doktorundan korkmasını engellemeye yardımcı olacaktır.</p>
<p><em>Bu bilgi sadece tavsiye amaçlıdır. Teşhis ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır.  Öncelikle doktorunuza danışınız</em>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/bebeginizin-yeni-cikan-dislerini-saglikli-tutmak-icin-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar ve Bahar Hastalıkları</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklar-ve-bahar-hastaliklari/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklar-ve-bahar-hastaliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:16:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1124</guid>
		<description><![CDATA[Isı ve nem değişikliklerinin olduğu bahar aylarında en sık çeşitli virüslerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonları görülür. Rhinovirüs, RSV, Influenza ve Adenovirüsler rastlanılan etkenlerden bazılarıdır. Bu virüsler genellikle burun akıntısı, hapşırık, öksürük, halsizlik, hafif ateş şeklinde belirtilerle seyreden üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. Psödokrup (yalancı difteri) diye adlandırılan klinik tabloya yol açarak, ses [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Isı ve nem değişikliklerinin olduğu bahar aylarında en sık çeşitli virüslerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonları görülür. Rhinovirüs, RSV, Influenza ve Adenovirüsler rastlanılan etkenlerden bazılarıdır. Bu virüsler genellikle burun akıntısı, hapşırık, öksürük, halsizlik, hafif ateş şeklinde belirtilerle seyreden üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar. Psödokrup (yalancı difteri) diye adlandırılan klinik tabloya yol açarak, ses kısıklığı, kuru ve boğuk tarzda öksürüklere neden olabilen Parainfluenza tiplerine de rastlanabilir. Allerjik hastalıkların bir kısmı (saman nezlesi gibi) bahar aylarında artış gösterebilir.<br />
<em>Bahar aylarında sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının çocuklara bulaşmasını önlemek için hangi tedbirleri almak gerekiyor? <br />
</em>Çocukların hasta kişilerle temasını engelleyin</p>
<p>Kapalı ve kalabalık ortamlara  girilmekten kaçınılmalıdır.</p>
<p>Okul içinde bulaşmayı en aza indirmek veya önlemek amacıyla hasta Çocuğunuzu okula göndermeyin</p>
<p>Çocuğunuzda bulaşıcı bir hastalık tespit edildiğinde okulu haberdar edin</p>
<p>Okulda sınıflar düzenli havalandırılmalı</p>
<p>Çocukların ortak kullanım alanlarında hijyen koşullarına dikkat edilmeli</p>
<p>Eller sık yıkanmalı<br />
<em>Hastalık ortaya çıktığında </em></p>
<p>Baharla gelen hastalıklardan korunmada önerilen bir medikal tedavi bulunmamaktadır. Ancak, allerjik hastalıkların orataya çıkmasını önleyen veya allerjiye bağlı yakınmaların şiddetini azaltabilen koruyucu ilaçlar doktor kontrolünde kullanılabilir.  Bu yüzden doktorunuzla temasa geçin.  Üst solunum yolunun virüs etkenli enfeksiyonlarında semptomatik tedavi yeterli olmaktadır. Ateşin düşürülmesi, tıkalı burun yollarının açık tutulması, sıvı alımının arttırılması önerilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklar-ve-bahar-hastaliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Büyüme Geriliği</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-buyume-geriligi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-buyume-geriligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:14:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1122</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk bedeni, sürekli büyüme ve gelişme gösteren dinamik bir yapıya sahiptir. Büyüme bir çocuğun sağlıklı olduğunun en önemli göstergesidir. Normal büyüme ve gelişme süreci genetik, beslenme, hormonal ve psikososyal faktörlerden etkilenir. Ayrıca vücuttaki tüm organ sistemlerinin de sağlıklı bir biçimde çalışması gerekir. Hormon eksikliklerinde büyüme geriliği en önemli bulgulardandır. Başta hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk bedeni, sürekli büyüme ve gelişme gösteren dinamik bir yapıya sahiptir. Büyüme bir çocuğun sağlıklı olduğunun en önemli göstergesidir. Normal büyüme ve gelişme süreci genetik, beslenme, hormonal ve psikososyal faktörlerden etkilenir. Ayrıca vücuttaki tüm organ sistemlerinin de sağlıklı bir biçimde çalışması gerekir.</p>
<p>Hormon eksikliklerinde büyüme geriliği en önemli bulgulardandır. Başta hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonu (BH) olmak üzere tiroid ve cinsiyet hormonları büyümeyi düzenlerler.</p>
<p>Büyüme hormonu düzenli bir salınım göstermez, zaman zaman salgı atakları yapar. Salınım atakları özellikle gece uyku döneminde sıktır. Başlıca etkileri şunlardır; kan şekerini yükseltir, vücuttaki yağ yıkımını artırır, kolesterol ve trigliseridi azaltır, protein sentezi ve hücre yapımını uyarır. Sonuncu etki en belirgin olarak kemik ve kıkırdak dokusu üzerinedir. BH ve bunun etkisiyle vücutta üretilen bazı büyüme faktörleri, kemik uçlarında büyüme plağındaki kıkırdak hücrelerinin bölünmesini ve çoğalmasını sağlayarak boy uzamasını sağlarlar.</p>
<p>Büyüme hormonu eksikliğinde, çocuğun boyu kendi yaş grubu için belirlenmiş olan standardın altında kalır. Bu gerilik özellikle 2 yaşından sonra belirginleşir. Vücut bölümleri birbiri ile orantılı olan hastanın göbek bölgesinde, yağlanma görülür. Boyuna göre kilosu daha fazla olup, kemik olgunlaşması (kemik yaşı) geridir. Ağır ve erken başlangıçlı olgularda, alın belirgin, burun kökü basık (taş bebek yüzü), cilt ve saçlar ince, ses tizdir. Süt çocukluğu ve erken çocukluk döneminde açlıkta şeker düşüklüğü gelişebilir.</p>
<p>Yaklaşık 4000 canlı doğumda bir görülen BH eksikliği pek çok nedenden kaynaklanabilir. Hipofiz bezinin gelişim bozuklukları, gen bozukluğuna bağlı hormon yapımında azlık veya yapısında bozukluk, beyindeki hastalıklar, tümörler, cerrahi uygulamalar ve kafa travmaları, kafaya uygulanan radyasyon, dokuların hormon algılayıcı sisteminde (reseptör) bozukluk başlıca nedenlerdir. Ayrıca kötü beslenme, sevgisizlik, bazı ilaç tedavileri sırasında da geçici BH eksikliği görülebilir.</p>
<p>Boyu standardın altında, kemik yaşı geri, bir yıllık uzaması o yaş grubunda beklenenden az (4 yaşından itibaren yıllık uzama 4cm’den az ise yetersiz uzama var demektir) olan çocuklarda buna yol açabilecek nedenlerin irdelenmesi gerekir. Bu tür hastalarda öncelikle boy kısalığı yapabilecek diğer nedenlerin olmadığı gösterilmelidir. Ayrıca çocuğun boyu, aile potansiyelinin gerisinde ise, yine ileri araştırmalara gerek vardır. Sonraki aşamada BH eksikliği olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Büyüme hormonunun düzenli bir salınımı olmadığından herhangi bir saatte alınan kandaki hormon düzeyi yanıltıcı olabilir. Bu nedenle pediatrik endokrinolog denetiminde gerçek hormon düzeyini belirlemek için uyarı testleri yapılmalıdır. İki farklı uyarı testine yetersiz BH artışı tespit edilirse “büyüme hormonu eksikliği” tanısı konulmuş olur.</p>
<p>Günümüzde BH eksikliği tedavisi başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Tedavide, DNA teknolojisi ile üretilen insan BH’nu kullanılır. Hormon, ilaca özel kalemlerle cilt altı enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Normal fizyolojiyle uyumlu olması için enjeksiyonlar gece yatmadan önce yapılır. Büyüme plakları (epifiz) kapanıncaya kadar tedavinin devam etmesi gereklidir. İlacın dozu, büyümeye katkısı ve yan etkileri yönünden mutlaka endokrinolog kontrolünde kalınması gereklidir. Eksik olan hormonun yerine konması şeklinde olan büyüme hormonu tedavisinin yan etkileri az olup, 3 aylık periyotlarda laboratuar tetkikleri ile kontrol edilir.</p>
<p>Büyüme hormonu ilaçları ithal ilaçlar olup, halen Türkiye’de beş firmaya ait ilaçlar aktif olarak kullanılmaktadır. Maliyeti yüksek bir tedavidir. Ülkemizdeki sağlık sigortalarının büyük kısmı tedavi giderlerini karşılamaktadır.</p>
<p>VKV Amerikan Hastanesi</p>
<p>Pediatri Bölümü</p>
<p>Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Nihal Memioğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-buyume-geriligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Reflü</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-reflu/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-reflu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:08:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1120</guid>
		<description><![CDATA[Mide içeriğinin istemsiz olarak geri kaçması sonucu ortaya çıkan reflü çocuklarda çok sık görülebiliyor. Doğuştan reflü: Bebeklerde, yemek borusuyla mide arasındaki kapakçık sisteminin olgunlaşmaması nedeni ile reflü olabilir. Bebeklerde reflünün en belirgin belirtisi kusmadır. Bu kusmalar genellikle durdurulamayan, sürekli, her yemekten sonra olan kusmalardır. Çocuktaki normal kusmalardan çok daha şiddetlidir. Bu hastaların birçoğu 1 yaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mide içeriğinin istemsiz olarak geri kaçması sonucu ortaya çıkan reflü çocuklarda çok sık görülebiliyor.</p>
<p>Doğuştan reflü: Bebeklerde, yemek borusuyla mide arasındaki kapakçık sisteminin olgunlaşmaması nedeni ile reflü olabilir. Bebeklerde reflünün en belirgin belirtisi kusmadır. Bu kusmalar genellikle durdurulamayan, sürekli, her yemekten sonra olan kusmalardır. Çocuktaki normal kusmalardan çok daha şiddetlidir. Bu hastaların birçoğu 1 yaş civarında kapakçık sisteminin olgunlaşmasıyla düzelir ama bir kısmı düzelmez ve ilaç tedavisine devam edilir. Az sayıda da olsa düzelme olmayan hastalarda cerrahi tedavi yoluna gidilir.</p>
<p>Doğuştan olmayan reflü: Genellikle 6-7 yaşlarında ortaya çıkar.  Sebebi beslenme ve yaşam biçimidir. </p>
<p>Tekrarlayan orta kulak iltihabı, tekrarlayan sinüzit, tekrarlayan üst solunum yolu iltihapları, geçmeyen ses kısıklıkları, astım türü rahatsızlıklar, tekrarlayan hırıltılar ve sürekli öksürüğü olan hastalar antibiyotik tedavisi veya alerji tedavisi ile iyileşmezse böyle durumlarda reflüyü de düşünmek gerekir.</p>
<p>Reflüsü olan çocuklara öneriler<br />
- Asitli içecekler içmesinler<br />
- Katkılı maddeli yiyecek ve içeceklerden (cips, boyalı şekerler, katkılı yoğurtlar)<br />
kaçınsınlar<br />
- Yatmadan önce yemek yemesinler<br />
- Çok yağlı yiyecekler, aşırı miktarda çikolata yemesinler</p>
<p>Reflünün neden olduğu hastalıklar<br />
- Yemek borusunda hasar, küçük yaralar oluşması<br />
- Yemek borusunda darlık ve yapışıklıklar<br />
- Larenjit<br />
- Sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları<br />
- Tekrarlayan otit (orta kulak iltihabı) ve sinüzit<br />
- Tekrarlayan zatürre ve astım atakları<br />
- Kansızlık</p>
<p> </p>
<p><em>Bu bilgi sadece tavsiye amaçlıdır. Teşhis ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır.  Öncelikle doktorunuza danışınız</em>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-reflu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda İşitme Kaybı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-isitme-kaybi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-isitme-kaybi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 21:06:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam ve Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1118</guid>
		<description><![CDATA[İşitme kayıpları yeni doğan bebeklerde çok kısa ve basit bir test ile belirlenebilir.   İşitme kaybı çocuklarda ruhsal ve fiziksel gelişimi olumsuz etkileryeceğinden bu basit test çocuğun yaşam kalitesi ve geleceği açısından çok büyük önem taşır. Bazı çocuklar doğuştan işitme kaybı riski altındadır.  Eğer yenidoğan bebek risk faktörlerinden bir ve ya birkaçını taşıyorsa, bebeklerin değerlendirilmesi tek bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşitme kayıpları yeni doğan bebeklerde çok kısa ve basit bir test ile belirlenebilir.   İşitme kaybı çocuklarda ruhsal ve fiziksel gelişimi olumsuz etkileryeceğinden bu basit test çocuğun yaşam kalitesi ve geleceği açısından çok büyük önem taşır.</p>
<p>Bazı çocuklar doğuştan işitme kaybı riski altındadır.  Eğer yenidoğan bebek risk faktörlerinden bir ve ya birkaçını taşıyorsa, bebeklerin değerlendirilmesi tek bir testle sınırlandırılmayarak sürekli takip edilmelidir.</p>
<p><strong>Risk Faktörleri Nelerdir</strong><br />
Aile öyküsü<br />
Bebeğin anne karnında fiziksel gelişmindeki bozukluklar (kafatası,yüz ve kulak bölgesinde)<br />
Düşük doğum tartısı (1600 gr altı)<br />
Östaki tüpü fonksiyonunu etkileyen anatomik bozukluklar<br />
Annenin hamileliği sırasında kızıl, soğuk algınlığı, kızamık veya viral bir enfeksiyon geçirmiş olması<br />
Gebelikte alkol kullanımı<br />
Yenidoğan sarılığı sebebiyle kan değişimi uygulanması<br />
Tekrarlayan veya ısrarlı devam eden <a href="http://www.bizanneler.com/default.aspx?sayfa=Menu_icerik_oku.aspx?Id=31*KId=584" target="_blank">orta kulak iltihabları</a><br />
Kafa travması geçirmiş olması<br />
Menenjit geçirmiş olması.<br />
Damardan antibiotik almış olması.<br />
Nörolojik bozukluklar<br />
Beş günden fazla çocuk yoğun bakım ünitesinde kalması.</p>
<p><strong>Bebeklerde işitme kaybı belirtileri nelerdir?</strong><strong><br />
<strong>Yenidoğan (0-6 ay) </strong><br />
</strong>Beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya herhangi bir şekilde tepki vermiyor<br />
Sesleri taklit etmiyor<br />
Yüksek sesli gürültülerle uyanmıyor<br />
Kendiliğinden sesleri takip etmiyor<br />
Sadece sesle sakinleştirilemiyor<br />
Başını sese doğru çevirmiyor.</p>
<p><strong>(6 -12 ay) </strong><strong><br />
</strong>Sorulduğunda tanıdık kişi veya nesneleri gösteremiyor<br />
Saçmasapan sesleri hiç çıkarmadı, konuşma sesi çıkarmıyor ya da konuşma sesi çıkarmayı bıraktı<br />
12 aylıkken ‘el salla’, ‘elin çırp’ gibi basit sözleri yalnız dinlemekle anlamıyor ancak ifade, hareketlerle tamamlandığında anlayabiliyor</p>
<p><strong>1-2 yaş</strong><strong><br />
</strong>Hafif bir sesle ilk seslenişte doğru yöne dönmüyor<br />
Çevreden gelen seslere duyarsız<br />
İlk seslenişte cevap vermiyor<br />
Sese cevap vermiyor veya sesin nerden geldiğini anlamıyor<br />
Benzer yaştaki diğer çocuklar gibi ses çıkarmıyor ve konuşamıyor<br />
Normal ses yüksekliğinde televizyon seyretmiyor<br />
Anlama ve iletişim için kelimelerin kullanımında yeterli gelişmeyi göstermiyor.</p>
<p>Çocuğunuzda belirtilenlerden bir veya daha fazlası varsa işitme kaybı olabilir ve çocuğunuzu kulak muayenesi ve işitme testine götürmelisiniz. İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı varsa da oluşabilir ve bu durumda çocuklar işitmelerini gerekli tıbbi müdahaleler sonrası kazanırlar.</p>
<p><em>Bu bilgi sadece tavsiye amaçlıdır. Teşhis ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır.  Öncelikle doktorunuza danışınız</em>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-isitme-kaybi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

