<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Annelerle &#187; Çocuk Gelişimi</title>
	<atom:link href="http://www.annelerle.com/kategori/cocuk-gelisimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.annelerle.com</link>
	<description>Anne ve Çocuk</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Apr 2011 19:17:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun inadına karşı ısrarcı olmayın</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 18:33:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[1 yaş dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuzun inadına karşı ısrarcı olmayın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk 2 yaş dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk 4 yaş dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk azarlama]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Ceza vermek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk inat]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk Uyku saatleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yemek yeme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yenidoğan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yenidoğan kardeşi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların gelişim süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Güzide Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[inatçı çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş inatlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog Güzide Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek için inatlaşan çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2975</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların gelişimleri içerisinde anne-babaların zorlandığı dönemler vardır. Kendi bilincine varmaya, duygularının coşkusunu keşfetmeye başlarlar. 1 yaş dönemi: Bu dönem sonuna doğru çocuklar yürümeye başlar. Yürümek ve bedenine hakim olabilmek keyif verir. Dokunarak ve çeşitli deneyimlerle öğrenmesi hızla ilerler. Bu döneme kadar yetişkinlerine bağımlı olan bebek bağımsız olmanın hazzına varır. Her deneyim yeni bir öğrenmedir. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların gelişimleri içerisinde anne-babaların zorlandığı dönemler vardır. Kendi bilincine varmaya, duygularının coşkusunu keşfetmeye başlarlar.</p>
<p>1 yaş dönemi: Bu dönem sonuna doğru çocuklar yürümeye başlar. Yürümek ve bedenine hakim olabilmek keyif verir. Dokunarak ve çeşitli deneyimlerle öğrenmesi hızla ilerler. Bu döneme kadar yetişkinlerine bağımlı olan bebek bağımsız olmanın hazzına varır. Her deneyim yeni bir öğrenmedir. Bir çok öğrenme deneyimi içerisinde riskleri de barındırır. Ebeveynlerin kaygılı yapıda olması, farklı tutumlar sergilemeleri çocuğun karışık olan kafasını daha çok karıştırır. Tehlikeli girişimlerde onun yaşamasını beklediğimiz kaygıyı onun yerine yaşayarak duygumuzu, tutumumuzu dayatmış oluruz. Onun duygusunu anlayamamak ilişki içerisinde önce huzursuzluklara daha sonra inatlaşmalara varır.</p>
<p>Uyku saatlerinde direnmek, yemek yeme alışkanlıklarına itiraz etmek, bilinen ve kabul edildiği düşünülen temel alışkanlıklara itirazlar artar. Bu dönem içinde öncelikle sorunun ne olduğu, değişen bir ihtiyaç mı, yoksa sınırları zorlamak mı olduğu dikkatle takip edilmeli. Çocukların istekleri de farklılık taşıyabilir. İstediği bir oyuncak için ağlarken, oyuncağa kavuştuğunda istemediğini söyleyebilir. İletişim kurarken önce duygusunu anlamaya ve paylaşmaya çalışın. Kararları her zaman tek taraf vermemeli. Bütünüyle neden olmayacağı anlatılmalı. İletişim kurarken kısa ve açık ifadeler kullanın. Unutmamamız gereken en önemli detay bu bir savaş değildir. Çocuğun yardıma ihtiyacı vardır. Duygusal gelişimi içerisinde zorluklarla baş etmeyi öğrenerek biçimlenir ve yoğrulur.</p>
<p>2 yaş dönemi: Bu dönem itibariyle çocuk yeni ve zor bir döneme adım atmaya başlar. Benmerkezcidir ve herşey onun istediği gibi olsun ister. Davranışları olgun değildir. Israrcı olmamak bu dönemde yapılması gereken en iyi tutumdur. Kendi yapabileceklerinin sınırları arttıkça, ısrarlar da artar. Öğrenme deneyimleriyle başarılı ya da başarısız olduğu alanların farkına varır. Kabul ettiremediği durumlarda çatışma yaşanmaya başlar. Başarısızlık duygusu yaşar. Becerikli olmayı her çocuk ister. Bireysel becerileri geliştikçe sınır denemeleri artabilir. Olumsuz istekler bile olsa çocukların kendileri ile ilgili kavramlarının oluşabilmesi için denemelerine izin verebiliriz. Davranışların sıklığı ve görülme süresine dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Çocuğun inatlaştığı konu sıkıntısını açıklamaya yetmeyebilir. Yemek için inatlaşan bir çocuk, yenidoğan kardeşi ile ilgili hiçbir duygusunu yansıtmıyor olabilir. İnatlaşılan davranışa değil, bütün yaşamı içindeki faktörlere bakarak çözümler aramak gerekir. İnatlaşılan konuda başarılı olan taraf değil, ortak bir karar verilmeye çalışılmalı.</p>
<p>4 yaş dönemi: Çocuğun sosyal sınırları kavradığı, birlikte yaşamanın kurallarını öğrendiği bir dönemdir. Bilinçli aileler bile bir problemin normal olup olmadığına ya da ne zaman geçmesi gerektiğine karar vermekte zorluk çekebilirler. Bu dönemde kazanılmış becerilerin geri dönmesi (alt ıslatma zamanına uyum) sıkça görülür. Anne ve babalar çocuğun bunları bilinçli yaptığını düşünüp, sorunu görmek istemeyebilir. Ceza vermek, azarlama, kolay ve ilişkilerini bozan tutumlardır. Soruna sadece alt ıslatma olarak bakmak ve bunu çözmeye çalışmak başarısızlığı getirir. Çocuğun ne yaşadığını, ilişkilerinin kalitesini, yaşantılarında değişen unsurları gözden geçirmek faydalı olur.</p>
<p>Amerikan Hastanesi<br />
Pediatri Bölümü<br />
Pedagog Güzide Soyak<br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/inat.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2976" title="inat" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/inat.jpg" alt="" width="86" height="128" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek  Gelişimi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/bebek-gelisimi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/bebek-gelisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:49:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=974</guid>
		<description><![CDATA[0-12 Ay Bebek Gelişimi  2 Haftalık Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar. Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) bebeğin tek hareketleri olabilir. Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın. Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>0-12 Ay Bebek Gelişimi  2 Haftalık</strong></p>
<ul>
<li>Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar.</li>
<li>Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) bebeğin tek hareketleri olabilir.</li>
<li>Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın.</li>
<li>Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir.</li>
<li>Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz.</li>
<li>Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin.</li>
</ul>
<p><strong>1 Aylık</strong> </p>
<ul>
<li>Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder!</li>
<li>Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir.</li>
<li>Emerek kendini sakinleştirebilir.</li>
<li>Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener.</li>
<li>Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir.</li>
<li>Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir.</li>
<li>El ve ayaklarının farkına varmaya başlar.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>2-3 Aylık</strong></p>
<ul>
<li> Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir.</li>
<li>Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir.</li>
<li>Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır.</li>
<li>Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar.</li>
<li>90-180 derece izleyebilir.</li>
</ul>
<p><strong>4 Aylık</strong></p>
<ul>
<li>Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir.</li>
<li>Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up’lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir.</li>
<li>Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır.</li>
<li>Kendi kendine oynayabilir.</li>
<li>Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir.</li>
<li>Çığlık atmayı dener.</li>
<li>Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır.</li>
</ul>
<p><strong>6 Aylık</strong></p>
<ul>
<li>Artık herşeyi görüp izleyebilir.</li>
<li>Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız.</li>
<li>Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir.</li>
<li>Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir.</li>
<li>Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir.</li>
<li>Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir.</li>
<li>Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir.</li>
<li>Sesli güler, çığlıklar atar.</li>
<li>Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.</li>
<li>Yabancıları ayırmaya başlayabilir.</li>
<li>Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir.</li>
</ul>
<p><strong>9 Aylık ve +</strong></p>
<ul>
<li> Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar.</li>
<li>Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. ‘Baba’, ‘mama’ gibi sesler çıkarmaya başlarlar.</li>
<li>Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir.</li>
<li>Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir.</li>
<li>Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister.</li>
<li>Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir.</li>
<li>9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.</li>
<li>Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor.</li>
<li>Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Dil gelişimi</p>
<ul>
<li> Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. -ba, -ma gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. </li>
<li>Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır.</li>
<li>Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir.</li>
<li>Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. (Tabiki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.)</li>
</ul>
<p> Kaynak Amerikan Hastanesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/bebek-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>0-6 Yaş Döneminin Gelişim Özellikleri</title>
		<link>http://www.annelerle.com/0-6-yas-doneminin-gelisim-ozellikleri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/0-6-yas-doneminin-gelisim-ozellikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:47:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=972</guid>
		<description><![CDATA[Anne baba olmak toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bireyler çocuk sahibi olduklarında çekirdek aile olarak kabul edilirler. Bu geçiş bir çok toplumda çok önemsenir. Çocuk sahibi olmaya karar verme sürecinde hem toplumsal kurallar hem de anne-baba adaylarının kendilerini hazır hissetmeleri belirleyicidir. Bir çok toplum anne-baba olmayı teşvik ederken bir yandan da anne-baba adaylarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne baba olmak toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bireyler çocuk sahibi olduklarında çekirdek aile olarak kabul edilirler. Bu geçiş bir çok toplumda çok önemsenir. Çocuk sahibi olmaya karar verme sürecinde hem toplumsal kurallar hem de anne-baba adaylarının kendilerini hazır hissetmeleri belirleyicidir. Bir çok toplum anne-baba olmayı teşvik ederken bir yandan da anne-baba adaylarının çocuk eğitimi ve gelişimi konusundaki bilgilenmeleri geleneksel yöntemlerin kullanılması yoluyla gerçekleşir.<br />
Özellikle bizim toplumumuzda aile büyükleri çocuğun nasıl büyütülmesi ve nasıl eğitilmesi gerektiği konusunda söz sahibidirler. Anne-baba adayları da bu konuda bilgi ve deneyime sahip olmadıkları için kendilerinden daha deneyimli kişilerin yöntemlerini uygulamayı tercih ederler.<br />
        </p>
<p>Yapılan araştırmalar birçok anne-babanın yeterince hazır hissetmedikleri ve bilgi sahibi olmadıkları halde sırf “olması gerektiği” için çocuk sahibi olduklarını göstermektedir. Bu da sonrasında hem çocukla ilişkide hem de onun eğitimi ve gelişimiyle ilgili problemlerin çözümünde anne-babaların sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Aslında anne-baba olmak çok ciddi hazırlık gerektiren bir durumdur. Anne-baba rolü çok fazla sorumluluk isteyen, geri dönüşü olmayan, bir çok bilgi ve beceri edinmeyi ve sosyal anlamda bir çok fedakarlıklar yapmayı gerektiren bir roldür.<br />
<strong>Anne-Baba Olmaya Hazır Olmak</strong></p>
<p> Bu yeni role hazırlıklı hale gelebilmek için hem psikolojik olarak hazır olmak hem de bir çocuğun ihtiyaç duyduğu bakım, eğitim ve psikolojik destek hakkında bilgi sahibi olmak gereklidir. Ayrıca çocuğun gelişim özelliklerini bilmek de önemlidir.</p>
<p><strong>Psikolojik Hazırlık</strong></p>
<p>Anne-baba adayının öncelikle evliliklerinin sağlıklı bir şekilde yürüyor olduğundan emin olmaları önemlidir. Çünkü sanıldığının aksine kötü giden evlilikler çocuk sahibi olunduğunda daha iyi olmazlar ve bebek evliliğin can simidi değildir. Aksine her zaman çocuk, evlilik ilişkisi içine yeni bir yük getirir. Bu yükü kolaylıkla taşıyabilmenin en önemli koşulu ise eşlerin iyi, sağlıklı, keyifli, doyurucu bir ilişki yaşıyor olmalarıdır. Çocukla birlikte tüm yaşam düzeninin değişeceği, sosyal yaşama ve iş yaşamına dair önemli değişikliklerin yaşanacağı düşünülürse bu konuda da hazır olmanın önemi görülebilir. Bir çok anne-baba (özellikle de çalışan anne-babalar) çocuklarını çok sevmelerine rağmen onun gelişiyle birlikte zamanlarının ve enerjilerinin önemli bir bölümünü onun için ve onunla geçirmeleri nedeniyle mesleki anlamda istedikleri yere ulaşmakta zorluklar yaşadıklarını ve zaman zaman çocuk sahibi olmanın bir engel teşkil ettiğini belirtmektedirler.</p>
<p>Bebek özellikle ilk birkaç yılda oldukça emek ister; zamanınızın ve enerjinizin önemli bir bölümünü alır. Bu hem kendinize hem de birbirinize ayıracağınız zamanın azalması anlamına gelecektir. Aile bütçesi de bir çocukla birlikte oldukça değişikliğe uğrayacaktır. Toplumumuzda “çocuk kısmetiyle gelir” gibi bir inanış olmasına rağmen birçok aile bunun böyle olmadığını belirtmektedir. Ekonomik olarak yeterince hazır olmadan sahip olunan bir bebeğin, sonrasında psikolojik sıkıntıların da yaşanmasına neden olabildiği bilinmektedir. Tüm bu değişiklikleri öngörmek ve bu yeni duruma ne kadar uyum sağlayabileceğiniz konusunda bir karar vermek belki de çocuk sahibi olmadan önce düşünülmesi gereken en önemli husustur.</p>
<p><strong>Bilgi Sahibi Olmak</strong></p>
<p>Bebeğin zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimi hakkında bilgi sahibi olmak genellikle zamana bırakılmaktadır. Çocuklar büyüdükçe o döneme ait gelişimleri takip edilmekte, sorun çıktığında o soruna dair çözümler aranmakta ve yine genellikle geleneksel yöntemler tercih edilmektedir. Oysa çocuk gelişimi ve eğitimi başlı başına bir bilimdir. Hatta birkaç bilim dalı bu konuyla ilgilenmektedir. İnsanın kişiliği, zihinsel, duygusal ve fiziksel gelişimi özellikle yaşamın ilk 6 yılında çok hızlı oluşur. Bu yıllar insan hayatı yönünden çok önemlidir. Bu dönemde bebeği gelişim özellikleriyle tanımak ve gelişmesi için gerekli ortamı hazırlamak, ona destek vermek önemlidir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda anne-babanın özellikle 0-6 yaşa ait gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmasının önemi görülmektedir.</p>
<p>Hazırlayan Uzm. Pedagog Belgin Temur</p>
<p>Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi<br />
Ayşeçavus Cad. Akyıldız Apt. No: 30 Daire:6<br />
SUADİYE &#8211; İSTANBUL<br />
Tel: (0216) 362 87 72 &#8211; (0216) 362 81 69<br />
Tel: (0533) 713 47 86</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/0-6-yas-doneminin-gelisim-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>0-3 Yaş Döneminin Gelişim Özellikleri ve Uygun Anne-Baba Tavrı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/0-3-yas-doneminin-gelisim-ozellikleri-ve-uygun-anne-baba-tavri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/0-3-yas-doneminin-gelisim-ozellikleri-ve-uygun-anne-baba-tavri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:45:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğan bebeğin gelişimi ilk bir yılda çok hızlı olmaktadır. Bu dönemin en önemli karakteristiği bebeğin, yetişkinin yardımı olmadan yaşamını sürdürememesidir. Fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması için doğuştan getirdiği bazı reflekslere sahiptirler. Ancak refleksler tek başlarına –yani bir yetişkinin desteği olmaksızın- yaşamı sürdürmeyi sağlayamazlar. Bu dönemde bebeğin, beslenmesi, temizliği, uykusu kadar önemli olan bir husus da bebeğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan bebeğin gelişimi ilk bir yılda çok hızlı olmaktadır. Bu dönemin en önemli karakteristiği bebeğin, yetişkinin yardımı olmadan yaşamını sürdürememesidir. Fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması için doğuştan getirdiği bazı reflekslere sahiptirler. Ancak refleksler tek başlarına –yani bir yetişkinin desteği olmaksızın- yaşamı sürdürmeyi sağlayamazlar. Bu dönemde bebeğin, beslenmesi, temizliği, uykusu kadar önemli olan bir husus da bebeğin şefkatle sevilmesidir.</p>
<p>Yapılan birçok araştırma bebeklik döneminde sevgiden yoksun bırakılan bebeklerin çok iyi bakılsalar bile duygusal bazı problemler yaşama olasılıklarının arttığını göstermektedir. Hatta bazı durumlarda yine iyi bakılan çocukların sırf sevgiden yoksun bırakıldıkları için fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin bile yeterli olmadığı gözlenmiştir. İlk yılda bebeğin uyku, beslenme ve temizlik ihtiyacının düzenli ve yeterli karşılanması da önemlidir. Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli karşılanması bebeğin dış dünyaya ve anneye olan güveninin temelini oluşturur. Bu yolla hem dış dünya ile ilişki kurmayı ve güven duymayı öğrenir hem de kendisine bakan, seven ve ihtiyaçlarını karşılayan bireye bağlılık geliştirir.</p>
<p>İlk 3 yılda çocuğun bağlanabileceği bir yetişkinin olması önemlidir. Bu bağlılık çocuğun birey olmaya geçiş sürecinde etkilidir ve dış dünya ile ilişki kurmasında istek ve ihtiyaçlarını belirtmesinde ve karşılamasında bir araç olarak kullanılır. Ve daha sonra da kendi ihtiyaçlarını karşılamayı öğrendikçe, becerileri geliştikçe birey olma özelliğini geliştirmeye başlar. Bu dönemde de yetişkine olan bağlılığından kurtularak kendine güvenmeyi öğrenir ve sorun çözebilme yetisini geliştirir. Bebeklerin hareket becerileri geliştikçe, merakları ve çevreye olan ilgileri arttıkça çevreyle olan iletişimleri de artar. Özellikle bebeğin yürümeye başladığı 1 yaş civarinda onu fiziksel zararlardan korumak suretiyle hareket etmesine, çevreyi keşfetmesine fırsat vermek bu dönemdeki sosyal, zihinsel ve duygusal gelişiminin desteklenmesi açısından önem taşır. Bu dönemde çocuğa, koruma düşüncesiyle çok müdahale etmek, durdurmak, dokunmasına, becerilerini denemesine fırsat vermemek ve engelleyici olmak hem çocuğun kendine güvenmesine olumsuz etki eder hem de becerileri gelişemez ve bu nedenle de bağımlı hissetme olasılığı artar. Aynı şekilde 2 yaş civarında çocukların hareketliliklerinde ciddi bir artış gözlenir. Motor koordinasyonları artmıştır, bir çok şeyi kendi kendilerine denemek isterler. Bu dönemdeki kontrollü destek çocuğun deneyerek öğrenme deneyimlerini arttıracağı için hem zihinsel gelişim açısından hem de yine özgüven açısından büyük önem taşır. Yine bu dönemde çocuk ev eşyalarını ve çevresindeki objeleri tanıma ihtiyacındadır. Oyun oynama konusunda henüz desteğe ihtiyacı vardır. Hareketli oyuncakları tercih ederler. Sosyal olarak yeterince olgunlaşmadıkları için yaşıtlarıyla oyun sürdüremezler. Bu nedenle anne-babayla veya kendilerinden büyük kendisini idare edebilecek daha büyük çocuklarla oynayabilirler. Bu dönemde anne-babanın çocukla oynaması sadece çocuğun oyun ihtiyacını karşılamak anlamına gelmez. Aynı zamanda anne-babanın çocukla kurması gereken iletişimi geliştirmek, çocuğu tanımak, duygusal gelişimini takip etmek açısından da önemlidir. Ayrıca çocuğu oyun sırasında gözlemlemek ve onun oyun arkadaşı olmak çocuğu tanımak için en kolay ve en etkili yoldur.</p>
<p>         Bu dönemde çocuğun huzurlu ve mutlu olduğunun en önemli göstergesi kendisine yanaşan ve oyun oynamak isteyen yetişkinlerle iletişime girmesi ve onlarla tedirgin olmadan oynayabilmesidir. İki yaşındaki çocuklar istekleri karşılanmadığında tepki gösterebilirler ama bu dönemin özelliği itibari ile anne çocuğun dikkatini başka şeye çekebilir. Bu da çocuğun tutturmalarını engelleyebilir. Genellikle bu yaşlarda çocukların bir şey istediklerini belirtmek için ağlamalarına veya olumsuz tavırlarına ceza verildiğinde veya ağadikları zaman isteklerine cevap verildiğinde bu ileriki yıllarda da sürecek inatçılık ve tutturmacılık özelliklerini geliştirmelerine neden olabilir.</p>
<p>3 yaş civarindaki çocuklar artık kendi özbakımlarını karşılayabilecek bir çok beceriye sahiptirler. Eğer fırsat verilirse yemek yemek, giyinmek soyunmak, temizlik gibi bir çok ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilirler. Başkalarına isteklerini belirtecek ve sosyal ilişki kurabilecek dil gelişimi düzeyine sahiptirler. Kendilerine söylenenleri, yönergeleri dinleyebilecek ve anlayabilecek yeterliliktedirler. Diğer çocuklarla oynayabilecek sabrı ve işbirliğini gösterebilecek olgunluktadırlar. Yani bu yaş çocuğun sosyal bir grubun parçası olmaya en hazır olduğu yaştır. Çocuklar genellikle 3 yaşlarında yuvaya gidebilecek olgunluğa erişirler. Anneye olan bağımlılığın yerini kendine güven almaya başlar. Henüz tam anlamıyla anneden ayrışmamış da olsa verilecek desteğe bağlı olarak çocuk ilk kez anneden kopup uzunca bir süre başka bir sosyal ortamda kalabilecek olgunluğa erişmiştir. 3 yaş önemli bir geçiş sürecidir. Bu dönemde çocuk benmerkezcilik özelliğinden kurtulmaya başlar. Ben ve başkaları kavramı gelişir. İhtiyaçlarını geciktirmeyi öğrenir. Paylaşmayı ve grupla oynamayı ve basit kurallara uymayı bu yaşta başarabilir. Bu dönemde ailenin tavrı çok önemlidir. Bu birey olmaya geçis sürecinde çocuğun bazi taleplerini karsilarken bir parça geciktirmek, paylaşabildiğinde ve kurala uyduğunda ödüllendirmek çocuğun benmerkezcilikten kurtulmasında etkili olacaktır. Birçok oyunu ve aktiviteyi sürdürebilecek olan 3 yaş çocuğu yine de hala bir sorumluluğu uyarısız sonuna kadar sürdüremeyebilir.</p>
<p>İlk üç yıl anne-baba olmanın da öğrenildiği bir dönemdir. Anne-babalar çocukları dünyaya gelmeden önce bu döneme ait bazı temel karakteristikleri öğrenirlerse bu dönemi zorlanmadan ve keyifle geçirebilirler.<br />
Hazırlayan Uzm. Pedagog Belgin Temur</p>
<p>Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi<br />
Ayşeçavus Cad. Akyıldız Apt. No: 30 Daire:6<br />
SUADİYE &#8211; İSTANBUL<br />
Tel: (0216) 362 87 72 &#8211; (0216) 362 81 69<br />
Tel: (0533) 713 47 86</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/0-3-yas-doneminin-gelisim-ozellikleri-ve-uygun-anne-baba-tavri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3-4 Yaş Çocuk Gelişim Özellikleri</title>
		<link>http://www.annelerle.com/3-4-yas-cocuk-gelisim-ozellikleri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/3-4-yas-cocuk-gelisim-ozellikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=968</guid>
		<description><![CDATA[Üç yaşına gelen çocuğunuz artık oyun çağına girmiştir.  Bebekliğinden beri zaten oyunlar oynuyordu ancak artık motor becerileri iyice gelişti ve fiziksel olrak başardıklarını ve çevresi üzerinde egemenlik kurduklarını gördükçe daha da keyif alacaktır. Motor becerilerinin yanı sıra  dil ve zihinsel yetenekleri de gelişme göstermektedir.  Yaklaşık 1000 kelime bilir Artık aralarında neden-sonuç ilişkisi bulunan düşünceler, bileşik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üç yaşına gelen çocuğunuz artık oyun çağına girmiştir.  Bebekliğinden beri zaten oyunlar oynuyordu ancak artık motor becerileri iyice gelişti ve fiziksel olrak başardıklarını ve çevresi üzerinde egemenlik kurduklarını gördükçe daha da keyif alacaktır.</p>
<p>Motor becerilerinin yanı sıra  dil ve zihinsel yetenekleri de gelişme göstermektedir.  Yaklaşık 1000 kelime bilir Artık aralarında neden-sonuç ilişkisi bulunan düşünceler, bileşik önermeler alarak tek bir cümlede ifade edilmeye başlar, ancak konuşurken başkalarının görüş açısını dikkate almaz. Zengin bir hayal gücüne sahiptir ve bunlar gerçek olaylar, gerçek kişilermiş gibi davranır, bu yüzden ebeveynler çocuklarının yalan söylediğini düşünürler.  Ayrıca sayı sayar, şarkılar söyler, şiirler ezberler.  Kendisinini bağımsız bir birey olduğunun farkındadır.  Benmerkezcidir, henüz arkadaşları ile birlikte oyun oynamayı çok beceremez.</p>
<p>3-4 Yaş Çocuk GelişimiYetişkinlerin giysilerini giymekten, onların davranışlarını taklit etmekten, ev işlerine yardım etmekten, büyüklerin çeşitli davranışlarını yinelemekten zevk alır. Ayrıntıya girmeyen küçük kısa hikayelerden hoşlanır. Ayrıca;</p>
<p>Üç tekerlekli bisiklete binebilir.</p>
<p>Kendi giysilerini kısmen giyebilir.</p>
<p>Kişisel bakım becerileri büyük ölçüde gelişmiştir.</p>
<p>Kendi kendisine yemek yiyebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/3-4-yas-cocuk-gelisim-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çizgi filmler ve Çocuklar</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cizgi-filmler-ve-cocuklar-2/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cizgi-filmler-ve-cocuklar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:42:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=965</guid>
		<description><![CDATA[Okullardaki şiddetin nedeni çocukları birer ‘minyatür’ yetişkin gören çizgi filmler&#8230; Minyatür denildiğinde aklınıza ilk ne gelir bilmem ama “Orta Çağ’da çocukların anne babanın birer minyatür kopyası gibi, gelişimsel özelliklerine uygun olmayan şekilde giydirilmesi” geliyor benim aklıma. Çocuklara, anne babalarıyla davetlere katıldığı için bu dönemde “minyatür yetişkinler” deniliyormuş. “Yeni nesil” çizgi filmleri de çocukları bir yetişkinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okullardaki şiddetin nedeni çocukları birer ‘minyatür’ yetişkin gören çizgi filmler&#8230; Minyatür denildiğinde aklınıza ilk ne gelir bilmem ama “Orta Çağ’da çocukların anne babanın birer minyatür kopyası gibi, gelişimsel özelliklerine uygun olmayan şekilde giydirilmesi” geliyor benim aklıma. Çocuklara, anne babalarıyla davetlere katıldığı için bu dönemde “minyatür yetişkinler” deniliyormuş. “Yeni nesil” çizgi filmleri de çocukları bir yetişkinden farksız görmüyor. Kız çocuklarını birer genç kız, erkek çocuklarını birer kahraman gibi gören bu çizgi filmler, çocukların yaşlarına ve gelişimsel özelliklerine uygun olmayan konuları işleyerek çocukların ruh sağlığını tehlikeye atıyor.</p>
<p>Kız çocukları bir an önce büyüyüp güzel bir genç kız olmak ister. Annelerini örnek alan, makyaj yapmak, süslenmek isteyen çocuğun bu arzusu; oyuncak bebeklerle ve çizgi filmlerle sömürülüyor. Oyuncak bebekler; zayıf, güzel bir genç kız olduğu için çocuklara daha küçüklükten zayıf olma gerekliği aşılanıyor. Ayrıca bu bebekleri satın alabilmek de bir statü halini almış. Çocuklar kendi aralarında “En iyi oyuncak bebek bende” diyerek arkadaşlarına hava atıyor.</p>
<p>Asıl sakıncalı yanı ise bu bebekler “bir genç kız” olduğu için çizgi filmlerde; “sevgili edinme, bir erkek için süslenme, kıyaslama, üstün ve güzel olma” gibi çocukların o yaşlarda kavrayamayacağı kavramlar işleniyor ve bu kavramlarla çocukların kafaları karıştırılıyor, psikolojilerini bozuyor.</p>
<p>Ya erkekler&#8230; Bu yaşta babaları gibi güçlü bir erkek olma isteği içindeki erkek çocukların bu arzusu “Savaşçı kahramanlarla, ne olduğu bilinmeyen yaratıkların savaşlarıyla sömürülüyor. Bu yaşta sadece somut düşünebilen, gördüğü her şeyi gerçek olarak algılayan çocuk, gerçek dünyadan koparak şiddetle dolu bir dünyada yaşıyor. Birini dövmeyi, ezmeyi güçlü olmanın yolu olarak gören çocuk için şiddet normalleşiyor.</p>
<p>Bu, “Neden son yıllarda okullarda şiddet arttı?” sorusuna da cevap veriyor. Çocuğun psikolojisine ve gelişimine uygun olmayan, düşmanlık, küçümseme, savaş gibi konuların işlendiği bu kalitesiz çizgi filmlerle büyüyen çocuklarda davranış bozukluğu, arkadaş ilişkilerinde problemler görülmesi kaçınılmaz oluyor. Daha saldırgan, istediği olmadığında “Döverim seni, öldürürüm seni” diyen çocuklar yetişiyor.</p>
<p>Sevgili anne babalar! Lütfen çocuklarınıza bu tür çizgi filmler izletmeyin ve çocuklarınızı yanlış davranışlara yönlendiren oyuncak bebek ve şiddet sembolü kahramanların seçimi konusunda dikkatli olun. Çizgi filmleri kontrolünüz dışında izletmeyin ve izleyeceği çizgi filmleri siz seçin. Ayrıca bu çizgi film ve çocuk programlarının hemen hemen hepsi yurt dışından çeviri olduğu için çocuklarımıza yabancı kültür aşılandığını ve çocuklarımızın kültürümüze karşı yabancılaştırıldıklarını da unutmayın.</p>
<p>Bu tür çizgi filmlerin yasaklanması / yayından kaldırılması dileğiyle…<br />
Pedagog Sevil Gümüş<br />
Kurucu, Aile ve Çocuk Danışmanı<br />
 <br />
Adres: Çam Sok. N0: 30/1 Emirgan İstanbul<br />
GSM: 0545 788 81 52<br />
<a href="mailto:İnfo@pscdanismanlik.com">İnfo@pscdanismanlik.com</a><br />
<a href="http://www.pscdanismanlik.com/">www.pscdanismanlik.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cizgi-filmler-ve-cocuklar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Bilgisayar karşısında çok zaman geçiriyorsa</title>
		<link>http://www.annelerle.com/963/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/963/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:40:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuz Bilgisayar karşısında çok zaman geçiriyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bilgisayar kullanacağı süre]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bilgisayarda ne kadar zaman geçirmeli]]></category>
		<category><![CDATA[internet çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[internet çocuk fayda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=963</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle çocuğun her gün bilgisayara ayırdığı zaman belirlenmelidir. Toplam süre okul öncesi çağ çocuklarında bir saatten, ilköğretim dönemi çocuklarında iki saatten fazlaysa yetişkinler sınırlandırmaya gidebilirler. Onunla konuşarak bilgisayar kullanacağı süre birlikte belirlenebilir. Çocuğun beraber saptanan süreyi aşıp, aşmadığı izlenmelidir. Çocukla evle ilgili bir iş yapmak şartıyla bilgisayar kullanma süresi kazanması konusunda bir sözleşme yapılabilir. Bilgisayar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle çocuğun her gün bilgisayara ayırdığı zaman belirlenmelidir. Toplam süre okul öncesi çağ çocuklarında bir saatten, ilköğretim dönemi çocuklarında iki saatten fazlaysa yetişkinler sınırlandırmaya gidebilirler.</p>
<p>Onunla konuşarak bilgisayar kullanacağı süre birlikte belirlenebilir. Çocuğun beraber saptanan süreyi aşıp, aşmadığı izlenmelidir. Çocukla evle ilgili bir iş yapmak şartıyla bilgisayar kullanma süresi kazanması konusunda bir sözleşme yapılabilir. Bilgisayar kullanmanın bedeli yüksek olursa çocuğun isteği de azalabilir.</p>
<p>Örneğin “Markete gidip, alışveriş yaparsan yarım saatlik bilgisayar kullanma süresi kazanacaksın.”gibi. Çocuklarının özgüvenlerinin gelişmesini isteyen anne-babalar onlardan bilgisayarı, program ve oyunları açıklamalarını isteyebilirler. Anne-babasından daha çok bildiğini düşünmek çocuğun üzerinde olağanüstü etki yaratabilir! Aşırı kullanımı engellemenin en kolay yollarından biri bilgisayarı koridor veya ortak çalışma odası gibi yetişkinlerin takip edebilecekleri bir yere koymaktır. Aile içinde birden fazla insan aynı bilgisayarı kullanırsa çocuk sırasını bekleme, başkalarının eşyalarına saygı gösterme-disket, dosya- gibi sosyal beceriler geliştirir. Bunun yanı sıra çocuğun bilgisayar ve interneti hangi amaçla kullandığı belirlenir, “chat arkadaşları” hakkında bilgi toplanır.</p>
<p>İnternet iyi kullanıldığında güçlü bir eğitim aracıdır. Öğrenciler çeşitli kütüphanelerden yararlanma, uluslararası yayınları takip ederek proje hazırlama, bilgilerini derinleştirme olanağı bulurlar. Ancak internette öğrenciler zamanlarının % 95’ini boşa geçirmektedirler. Bilgi alışverişinde bulundukları sohbet odalarında duygusal olgunluklarını aşan, uygunsuz materyallere ulaşabilmektedirler. Ana-babanın bilgisayar dünyası üzerindeki hakimiyeti artarsa, çocuklarla birlikte oyun oynayabilirler. Program ve oyunların içeriklerini denetleyebilirler. Onları eğitimsel değerler içeren oyunlara yönlendirebilirler.</p>
<p>Bilgisayar oyunlarının seçiminde çocuğa yardımcı olarak yaş ve gelişimine uygun, şiddet içermeyen programlar alabilirler. Üç-beş yaş dönemindeki çocuklar için anımsama, guruplandırma, göz-el koordinasyonuna ilişkin görevler içeren programlar, 6-8 yaş için okuma, yazma, mantık yürütmeyle ilgili etkinlikler, 9-12 yaş için soyut kavramlar, ileri düzeyde sorun çözmeyi içeren materyaller seçilmelidir. Ayrıca anne-babalar uygunsuz malzemelere ulaşmanın önlenebileceği denetim sistemleri hakkında bilgi edinebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/963/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Gelişimi ve Aile Eğitiminin Önemi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuk-gelisimi-ve-aile-egitiminin-onemi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuk-gelisimi-ve-aile-egitiminin-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:38:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=960</guid>
		<description><![CDATA[Okul öncesi eğitim dediğimizde ( 0 – 6 ) yaş grubunu algılıyoruz. Bu yaş grubu çocukların gelişimlerini; - Bilişsel gelişim - Duygusal gelişim - Fiziksel gelişim - Psiko – motor gelişim - Cinsel gelişim - Dil gelişimi - Sosyal gelişim olarak sıralamak mümkündür. Çocuk gelişimi bireysel farklılıklar gösterir. Her çocuğun yürüme, diş çıkarma, konuşma yaşı aynı olmayabilir. Çocuk gelişimini belirleyen iki önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi eğitim dediğimizde ( 0 – 6 ) yaş grubunu algılıyoruz. Bu yaş grubu çocukların gelişimlerini;</p>
<p>- Bilişsel gelişim<br />
- Duygusal gelişim<br />
- Fiziksel gelişim<br />
- Psiko – motor gelişim<br />
- Cinsel gelişim<br />
- Dil gelişimi<br />
- Sosyal gelişim olarak sıralamak mümkündür.</p>
<p>Çocuk gelişimi bireysel farklılıklar gösterir. Her çocuğun yürüme, diş çıkarma, konuşma yaşı aynı olmayabilir. Çocuk gelişimini belirleyen iki önemli faktör vardır.<br />
- Kalıtım<br />
- Çevre</p>
<p>Kalıtım deyince genetik yapı akla gelir. Annenin yumurta hücresi ile babanın sperm hücresinin birleşmesi sonucu oluşan zigot anne ve babadan aldığı 23’er kromozomla genetik yapısını oluşturur. Saç, göz, ten rengi, bazı karekteristik özellikler, hemofili, gece körlüğü gibi kalıtımla getirebileceği bir takım kalıtsal hastalıklar çocuğun gen yapısında saklıdır.    </p>
<p>Çevre çocuğa ebeveynleri tarafından sağlanan yaşamsal ortamdır.<br />
- Doğum Öncesi<br />
- Doğum Anı<br />
- Doğum Sonrası zaman dilimlerini kapsar.<br />
Zigot oluşumu ile birlikte anne karnındaki fiziksel ortam ve annenin duygusal durumundan direkt olarak etkilenir. Annenin beslenme tarzı, geçirdiği hastalıklar, UV ışınları, kullandığı ilaçlar, ruhsal durumu doğum öncesi etmenler olarak fetüsün gelişiminde rol oynar.</p>
<p>Doğum anında vakum, forseps kullanımı, bebeğin oksijensiz kalması, zor doğum o ana kadar normal seyreden çocuğun gelişimini etkileyebilir.</p>
<p>Doğum sonrasında ise çocuğun öz bakımı ( beslenme, uyku, temizlik…), yaşadığı çevre, ailevi alışkanlıklar, yaşam tarzı kısaca olabilecek her türlü çevre faktöründen çocuk etkilenir.</p>
<p>Dış görünüşü gibi fiziksel özellikleri, huyu, mizacı gibi duygusal özellikleri, zeka gibi zihinsel özellikleri kısaca çocuk bütün gelişim özelliklerini ailesinden alır. Dolayısıyla çocukta var olan aksaklıkların ya da taktir noktalarının adresi ailesidir.</p>
<p>Sorunlu çocuk yoktur, sorunlu anne baba vardır. Çocuk ailede yaşanan olumlu, olumsuz yaşantıların aynasıdır.</p>
<p>Gelişiminin iki önemli faktörünü de ( kalıtım, çevre ) bizim sağladığımız çocuğa, anne baba olarak yalnızca maddi kaynaklarımızı değil, aynı zamanda ona yaşayacağı hayatı miras bırakırız. Bu sorumluluğun farkında olarak görevlerimizi yerine getirmeliyiz. Çocuğa yaklaşımda ve yetiştirmede bilinçli, gelişim dönemleri hakkında bilgi sahibi olmalıyız.</p>
<p>Toplumun yapı taşı, en küçük yapı birimi ailedir. Aileler bir araya gelen bireylerden, toplum bir araya gelen ailelerden oluşur. Toplumda sağlıklı sosyal yaşantımızı sürdürebilmemiz için çocuk gelişimine ve eğitimine gereken önem verilmelidir. Eğitimin merkezine ailelerin eğitimi alınarak yola koyulmalıdır. Bu konuda devlet, eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri hatta bizler bireysel olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Herkesin birbirine saygılı, art niyetsiz olduğu, özgür düşüncelere sahip, yaratıcılığı, üreticiliği ve çağdaşlığı temel almış, uygar bir toplum yaşantısı için ilk önce eğitime yatırım yapılmalıdır.<br />
Hazırlayan<br />
Uzm. Pedagog Elif KOCA</p>
<p>Kaynakça Elif Koca, <span style="text-decoration: underline;">Çocuğunuzu Ne Kadar Tanıyor sunuz?</span> , GOA 2006 </p>
<p>Kitabı <a href="http://www.dr.com.tr/">www.dr.com.tr</a> veya www.kitapdostu.com da bulabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuk-gelisimi-ve-aile-egitiminin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve Kurban</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-kurban/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-kurban/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:36:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=958</guid>
		<description><![CDATA[* Çocuklar kurban kesimini izlemeye zorlanmamalıdır. Özellikle okul öncesi dönemdeki (6 yaş öncesi) çocukların kurban kesimini görmemesi gerekir. Çocuklar 8 yaşından başlayarak kurban kesilmesinin anlamını kavrayabilirler ama 10 yaş öncesinde ölüme ilişkin kavrayışları yetersiz olduğu için yine de rahatsız olabilirler. Bir dini görev olarak kurban kesilmesi kavramı özellikle 11 yaştan sonra daha iyi anlaşılabilir. * [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>* Çocuklar kurban kesimini izlemeye zorlanmamalıdır. Özellikle okul öncesi dönemdeki (6 yaş öncesi) çocukların kurban kesimini görmemesi gerekir. Çocuklar 8 yaşından başlayarak kurban kesilmesinin anlamını kavrayabilirler ama 10 yaş öncesinde ölüme ilişkin kavrayışları yetersiz olduğu için yine de rahatsız olabilirler. Bir dini görev olarak kurban kesilmesi kavramı özellikle 11 yaştan sonra daha iyi anlaşılabilir.</p>
<p>* Çocuklar hangi yaşta olursa olsunlar, istemiyorlarsa kurban kesimini izlemeye zorlanmamalıdırlar.</p>
<p>* Çocukların yanında kurban kesiminin konuşulması ve ayrıntılı olarak anlatılmasından kaçınılmalıdır.</p>
<p>* Çocukların bir süredir baktıkları ve bir ilişki kurdukları hayvanların kesilmesi, 10 yaşından küçük çocuklar için özellikle rahatsız edicidir. Bu nedenle kurbanlık hayvan ya evde beslenmemeli, ya da kesileceği çocuğa dürüstçe anlatılmalıdır. Bu aşamada çocuğun yaşına göre açıklama yapılması ve kullanılan kelimelerin özenle seçilmesi önemlidir. &#8220;Uykuya daldı&#8221;, &#8220;Zaten ölecekti&#8221; &#8220;Kaza oldu&#8221; gibi açıklamalar kullanılmamalıdır. Özellikle çocuğa haber verilmeden kesilen bir hayvanın daha sonra çocuğa yine haber verilmeden, &#8220;Kestik ve bak ne güzel yedik&#8221; gibi açıklamalarla yedirilmesi çocuklar açısından çok rahatsız edicidir.</p>
<p>* Çocuklar hangi yaşta olursa olsunlar, istemiyorlarsa kurban eti yemeye zorlanmamalıdırlar.</p>
<p>* Çocukların ölümle ilgili ya da ölümün ardından yaşadıklarına ilişkin sorularına açık ve net cevap verilmelidir.</p>
<p>* Çocukların duygularını anlatmalarına izin verilmelidir. &#8220;Erkekler ağlamaz&#8221; gibi ifadeler kullanılmamalı ve çocukların anlattıkları dikkatle dinlenmelidir. Çocuğun üzüntüsüne ve yasına anne baba ve diğer aile üyeleri ilgi göstermeli ve değer vermelidir. Üzüntüsünü paylaşırken &#8220;Boşver&#8221;, &#8220;Seneye yenisini alırız&#8221; gibi geçiştirici cümleler sarf edilmemelidir.</p>
<p>* Kurban Bayramı sırasında yaşananların, çocuğu çok etkilediği ve davranışlarında uyuyamama, yemek yememe gibi önemli değişikliklere neden olduğu görülürse, bir uzmana danışılmasında yarar vardır.</p>
<p>* Televizyon kanalları kurban kesimlerine ilişkin görüntülerini, kan ya da parçalanmış hayvan görüntülerini vermekten kaçınmalıdır.</p>
<p>&#8220;Kurban Bayramı ve Çocuk Araştırması&#8221;na bayramda da devam edeceklerini bildiren Değirmencioğlu ve öğrencileri, araştırmanın hedefinin ailelerin ve toplumun, çocukları ölüm kavramı karşısında yeterli oranda ve doğru şekilde bilgilendirmeleri ve çocuğun yaşayabileceği duygusal sorunların önlenmesi olduğunu vurguladılar.<br />
Doç. Dr. Serdar Değirmencioğlu, Can Gezgör ve Okan Karka nın, 2005 te başlattıkları &#8220;Kurban ve Çocuk Araştırması&#8221;nın sonuçlarından derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-kurban/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda İnatlaşma</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-inatlasma/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-inatlasma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:33:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=956</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların inatlaşırken sergilediği hareketler yaş dönemlerine göre farklılık gösterir. 1 yaş dönemi: Bu dönem sonuna doğru çocuklar yürümeye başlar. Yürümek ve bedenine hakim olabilmek keyif verir. Dokunarak ve çeşitli deneyimlerle öğrenmesi hızla ilerler. Bu döneme kadar yetişkinlerine bağımlı olan bebek bağımsız olmanın hazzına varır. Her deneyim yeni bir öğrenmedir. Bir çok öğrenme deneyimi içerisinde riskleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların inatlaşırken sergilediği hareketler yaş dönemlerine göre farklılık gösterir.</p>
<p>1 yaş dönemi: Bu dönem sonuna doğru çocuklar yürümeye başlar. Yürümek ve bedenine hakim olabilmek keyif verir. Dokunarak ve çeşitli deneyimlerle öğrenmesi hızla ilerler. Bu döneme kadar yetişkinlerine bağımlı olan bebek bağımsız olmanın hazzına varır. Her deneyim yeni bir öğrenmedir. Bir çok öğrenme deneyimi içerisinde riskleri de barındırır. Ebeveynlerin kaygılı yapıda olması, farklı tutumlar sergilemeleri çocuğun karışık olan kafasını daha çok karıştırır. Tehlikeli girişimlerde onun yaşamasını beklediğimiz kaygıyı onun yerine yaşayarak duygumuzu, tutumumuzu dayatmış oluruz. Onun duygusunu anlayamamak ilişki içerisinde önce huzursuzluklara daha sonra inatlaşmalara varır.</p>
<p>Uyku saatlerinde direnmek, yemek yeme alışkanlıklarına itiraz etmek, bilinen ve kabul edildiği düşünülen temel alışkanlıklara itirazlar artar. Bu dönem içinde öncelikle sorunun ne olduğu, değişen bir ihtiyaç mı, yoksa sınırları zorlamak mı olduğu dikkatle takip edilmeli. Çocukların istekleri de farklılık taşıyabilir. İstediği bir oyuncak için ağlarken, oyuncağa kavuştuğunda istemediğini söyleyebilir. İletişim kurarken önce duygusunu anlamaya ve paylaşmaya çalışın. Kararları her zaman tek taraf vermemeli. Bütünüyle neden olmayacağı anlatılmalı. İletişim kurarken kısa ve açık ifadeler kullanın. Unutmamamız gereken en önemli detay bu bir savaş değildir. Çocuğun yardıma ihtiyacı vardır. Duygusal gelişimi içerisinde zorluklarla baş etmeyi öğrenerek biçimlenir ve yoğrulur.</p>
<p>2 yaş dönemi: Bu dönem itibariyle çocuk yeni ve zor bir döneme adım atmaya başlar. Benmerkezcidir ve herşey onun istediği gibi olsun ister. Davranışları olgun değildir. Israrcı olmamak bu dönemde yapılması gereken en iyi tutumdur. Kendi yapabileceklerinin sınırları arttıkça, ısrarlar da artar. Öğrenme deneyimleriyle başarılı ya da başarısız olduğu alanların farkına varır. Kabul ettiremediği durumlarda çatışma yaşanmaya başlar. Başarısızlık duygusu yaşar. Becerikli olmayı her çocuk ister. Bireysel becerileri geliştikçe sınır denemeleri artabilir. Olumsuz istekler bile olsa çocukların kendileri ile ilgili kavramlarının oluşabilmesi için denemelerine izin verebiliriz. Davranışların sıklığı ve görülme süresine dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Çocuğun inatlaştığı konu sıkıntısını açıklamaya yetmeyebilir. Yemek için inatlaşan bir çocuk, yenidoğan kardaşi ile ilgili hiçbir duygusunu yansıtmıyor olabilir. İnatlaşılan davranışa değil, bütün yaşamı içindeki faktörlere bakarak çözümler aramak gerekir. İnatlaşılan konuda başarılı olan taraf değil, ortak bir karar verilmeye çalışılmalı.</p>
<p>4 yaş dönemi: Çocuğun sosyal sınırları kavradığı, birlikte yaşamanın kurallarını öğrendiği bir dönemdir. Bilinçli aileler bile bir problemin normal olup olmadığına ya da ne zaman geçmesi gerektiğine karar vermekte zorluk çekebilirler. Bu dönemde kazanılmış becerilerin geri dönmesi (alt ıslatma zamanına uyum) sıkça görülür. Anne ve babalar çocuğun bunları bilinçli yaptığını düşünüp, sorunu görmek istemeyebilir. Ceza vermek, azarlama, kolay ve ilişkilerini bozan tutumlardır.</p>
<p>Soruna sadece alt ıslatma olarak bakmak ve bunu çözmeye çalışmak başarısızlığı getirir. Çocuğun ne yaşadığını, ilişkilerinin kalitesini, yaşantılarında değişen unsurları gözden geçirmek faydalı olur.</p>
<p>Kaynak: Amerikan Hastanesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-inatlasma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Şiddetin Önüne Geçilmesi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-siddetin-onune-gecilmesi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-siddetin-onune-gecilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:32:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=954</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların ve gençlerin son zamanlarda şiddet ve özellikle silah kullanmasıyla ilgili bir artış var. Burada en önemli sorun bir çocuğun silaha kolay ulaşabilmesi. Öncelikle evde silah bulunması sakıncalı. Bir evde silah varsa o kullanılır. Eğer evde yaşayanlar o silahın nerede olduğunu biliyorsa ve kolay ulaşılıyorsa, silah yetişkinler tarafından kontrol altında tutulmuyorsa bu yetişkinlerin ihmalidir. Çocuklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların ve gençlerin son zamanlarda şiddet ve özellikle silah kullanmasıyla ilgili bir artış var. Burada en önemli sorun bir çocuğun silaha kolay ulaşabilmesi. Öncelikle evde silah bulunması sakıncalı. Bir evde silah varsa o kullanılır. Eğer evde yaşayanlar o silahın nerede olduğunu biliyorsa ve kolay ulaşılıyorsa, silah yetişkinler tarafından kontrol altında tutulmuyorsa bu yetişkinlerin ihmalidir.</p>
<p>Çocuklar davranışlarının sonuçlarını önceden tayin edemez. Çocuk somut düşünür, onun için ceza yoksa suç yoktur. O anlık kızgınlıkla ceza almayacağını düşünerek bir karar verir. Eğer aile çocuktan haberdar değilse çocuk her şeyi yapabilir. Ayrıca eğer bir ailede şiddet uygulanıyorsa, sorunlar şiddet kullanılarak çözülmeye çalışılıyorsa çocuk bu davranışı model alır.</p>
<p> “Her insanın içinde şiddet vardır” gibi çok kullanılan söylem aslında doğru değil. İçimizde öfke, kızgınlık gibi duygular olabilir ama şiddet kullanmak çevreden öğrenmeyle hayata geçen bir davranış biçimidir. Harekete geçiren güç çevremizden aldığımız mesajlardır.</p>
<p>Hangi davranışımıza izin verilmez, hangisine verilir biz bunu çevremizden yani aileden, okuldan medyadan öğreniriz. Eğer toplum insanın olumsuz duygularını, öfkesini açıkça başkalarına yönelik şiddet kullanarak ortaya koymasını normal karşılıyorsa, hatta destekliyorsa bu durumu delikanlılık, güçlülük olarak görüyorsa çocuk da bir sorun olduğunda şiddet uygulamayı normal görecektir. Ayrıca “onur kültürü” diye adlandırılan toplumsal yapılarda “eğer birisi sana ya da ailene zarar vermiş ya da aşağılamışsa mutlaka onurunu kurtarmak için şiddet kullanmalısın” şeklinde bir yaygın inanç vardır. Buna bağlı olarak da bu kültürlerde her tür şiddet olayı normalleştirilir, bir nedeni var, bir açıklaması var, yapan kişi haklı diye düşünülür. Bu şiddeti uygulayan kişi toplum tarafından kabul görür hatta saygı ile karşılanır. Şiddet kullanmak, onurunu kurtarmanın bir yolu olarak görülür.</p>
<p>İşte bu kültürel yapının, bu bakış açısının yaygınlaşması tüm toplumca benimsenmesi şiddet olaylarının özellikle çocuk ve gençler arasında yaygınlaşmasının bir başka nedenidir. Bu bakış açısının yaygınlaşmasında ben medyanın çok payı var.</p>
<p>Aileler neler yapabilir?</p>
<p>• Ailelerin çocuklarının ne zaman, nerede olduğundan ve ne yaptığından haberdar olmaları gerekiyor.</p>
<p>• Anne babalar özellikle TV karşısında bazı dizileri ve filmleri çocuklarıyla birlikte izleyerek konuyla ilgili çocuğa doğru mesajların gitmesini sağlamaları gerekiyor.</p>
<p>• Çocuğa davranışlarının bir sonucu olduğunu ve o sonucun sorumluluğunu alması gerektiğini anlatmaları önem taşıyor.</p>
<p>• Başkalarına zarar vermenin, şiddet uygulamanın yanlışlığı aileler tarafından vurgulanmalı ve şiddetin bir sorun çözme biçimi olamayacağı konusunda örnek olunmalı.</p>
<p><em>Kaynak Yeditepe Hastanesi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-siddetin-onune-gecilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Beyin Gelişimi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarin-beyin-gelisimi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarin-beyin-gelisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[Beyin gelişimi genetik ve çevrenin bir kombinasyonudur.  Genler ya da çocuğunuzun sizden miras aldıkları beyin sisteminin merkezini oluşturur.  Ancak beslenme, çevre ve uyaranların bütünü bu sistemin nasıl birbirine bağlandığını oluşturur.  Beyin gelişimini sağlamak tüm bu bileşenleri birbirine etkili bir biçimde bağlamakla ilgilidir. Çocuğunuz biyolojik olarak öğrenmeye hazırdır.  Bu yüzden 3 yaşındaki çocuğun beyni bir yetişkininkinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beyin gelişimi genetik ve çevrenin bir kombinasyonudur.  Genler ya da çocuğunuzun sizden miras aldıkları beyin sisteminin merkezini oluşturur.  Ancak beslenme, çevre ve uyaranların bütünü bu sistemin nasıl birbirine bağlandığını oluşturur.  Beyin gelişimini sağlamak tüm bu bileşenleri birbirine etkili bir biçimde bağlamakla ilgilidir.</p>
<p>Çocuğunuz biyolojik olarak öğrenmeye hazırdır.  Bu yüzden 3 yaşındaki çocuğun beyni bir yetişkininkinden 2 buçuk kat daha aktifdir.  Beyinlerindeki sinir hücreleri arasında daha fazla boşluk vardır ve bu da onları öğrenmeye daha duyarlı hale getirir.  Bu boşlukların yoğunluğu yaşamının ilk 10 yılı boyunca en yüksek seviyede kalır.  Beyin hücreleri bağlantıları çocuk anne baba, aile bireyleri ya da bakıcıya bağlanma yaşadığı zamanda da oluşur. </p>
<p>Çevredeki uyaranların niteliği, miktarı ve çocuğun daha önceki deneyimlerinin uyaranlarının tutarlılığı beyin ve kapasitesinin gelişimine katkıda bulunurlar.  Bu deneyimlerin etkisi ömür boyu etkisini devam ettirecektir.</p>
<p>Çocuğun mental gelişiminde beyninin belirli öğrenme biçimleri üzerinde etkili olduğu “fırsatlar pencereleri”  vardır.  Bu dönemler çocuğun belirli becerileri edindiği kritik dönemlerdir. Optimal pencere beyin bağlantıları gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir.  Bir sonraki optimal pencere bu bağlantıların güçlendiği dönemdir.  “Yeniden yapılanma” daha önceden varolan bağlantılar için beyin ayarlamalar yaptığında oluşur.  Buna göre bazı becerilerin gelişimi şu şekilde olmaktadır.</p>
<p>             Optimal pencere                     2. en iyi fırsat Yeniden yapılanma</p>
<p> Duygusal gelişim          0-24 ay                                    2-5                            her yaş</p>
<p> Motor Gelişimi            0-24 ay                                     2-5                            yaşla azalır</p>
<p>Erken sesle                  4-8 ay                         8 ay-5 yaş                              her yaş</p>
<p> Musik                            0-36ay                                 3-10 yaş                                  her yaş</p>
<p> Düşünme becerileri  0-48 ay                             4-10 yaş                                her yaş</p>
<p> İkinci dil                        5-10 yaş                                   her yaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarin-beyin-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarla Müze Ziyareti</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarla-muze-ziyareti/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarla-muze-ziyareti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=950</guid>
		<description><![CDATA[Şu an İstanbul’da birbirinden güzel süreli-süresiz sergiler var.  Özellikle özel müzelerin hayatımıza getirdiği bu heyecan çocuklarımız için de bulunmaz bir fırsat. Gerek çocuklar atölye çalışmalarına katılabilir, gerekse ailece müzeyi gezebilirsiniz.  Eğer çocuğum müze gezerken sıkılıyor diyorsanız, yazımızı mutlaka okuyun. Öncelikle çocuklar müzede sıkılır diye endişelenmeyin. Ayrıca sizin de sanat tarihi uzmanı olmanız gerekmiyor.  İşin püf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu an İstanbul’da birbirinden güzel süreli-süresiz sergiler var.  Özellikle özel müzelerin hayatımıza getirdiği bu heyecan çocuklarımız için de bulunmaz bir fırsat. Gerek çocuklar atölye çalışmalarına katılabilir, gerekse ailece müzeyi gezebilirsiniz.  Eğer çocuğum müze gezerken sıkılıyor diyorsanız, yazımızı mutlaka okuyun.</p>
<p>Öncelikle çocuklar müzede sıkılır diye endişelenmeyin. Ayrıca sizin de sanat tarihi uzmanı olmanız gerekmiyor.  İşin püf noktası sizde saklı: Anahtar kelime iyi bir “planlama”.</p>
<p>Çocukların ilk müze deneyimleri basit ve kısa olmalıdır.  Resimlere bakın ve birlikte yemek yiyin.  Esnek davranın, çocuklar sıkılmaya başlayınca aktivitelerimizden yararlanın.</p>
<p>Müze ziyaretine nasıl hazırlanmalısınız?</p>
<p><em>Ziyaret Öncesi</em></p>
<p>Bilgi edinin.  Müzenin web sitesini ziyaret ederek hangi sergilerin olduğunu ve eserler ile sanatçılar hakkında bilgi sahibi olun.  (Konunun uzmanı olmanıza gerek yok!)</p>
<p>Çocuğunuzun ilgi alanı ya da okulda çalıştıkları konular ile bağlantılı eserleri seçebilirsiniz.  Müzede görecekleriniz hakkında çocuklarınızla önceden sohbet edin. Müze hakkında temel bilgiler vererk, eserlerin orada nasıl toplandığını anlatabilirsiniz.</p>
<p> Ziyaret edeceğiniz müzenin websitesini birlikte gezerek eserler hakkında önceden fikir edinebilirsiniz.</p>
<p>Müzede nasıl davranmaları konusunda önceden bilgi verin.  Sanat ve tarih Müzelerindeki eserlerin ellenmeyeceğini, bunun eserleri korumak için olduğunu, müzede asla koşmaması gerektiğini anlatın.</p>
<p>Müze ziyaretlerinizi kalabalığın daha az olduğu hafta içi günleri planlayın.</p>
<p><em>Müzede</em></p>
<p>Ziyaretinizi kısa ve basit tutun, her şeyi göremezsiniz.  Daha sonra aynı müzeyi tekrar gezebilirsiniz.</p>
<p>Gezi sırasında molalar verin.</p>
<p>Soru, oyun ve aktiviteler ile çocuğunuzun ilgisini canlı tutun.</p>
<p><em>İletişim</em></p>
<p>Müzede çocuklarla vakit geçirmek aynı zamanda iyi iletişim kurmak demektir.  Sordukları sorular ve resimler hakkında yaptıkları yorumlar, size onların hayal dünyaları ve kelime dağarcıkları hakkında fikir verir.</p>
<p>Müze binası hakkında konuşun, daha once gittiğiniz yerlerden hangi açılardan farklı?</p>
<p>Ziyaretinizi bir tema çerçevesine yerleştirin.  Kişiler, nesneler ve ya yerler gibi.</p>
<p>Resimlerdeki renkleri, materyali tanımlamasını; günlük yaşamındaki nesneler ile benzerlik kurmasını isteyin.</p>
<p>Eserlerin isimleri hakkında yorum yapın.  Sen olsaydın bu esere ne isim verirdin, gibi.</p>
<p>Esere uzaktan ve ya yakından bakınca ne gibi farklılıklar ortaya çıkıyor?</p>
<p><em>Müze ziyareti sonrası</em></p>
<p>Çocuklarınıza müzedeki eserleri sevip sevmediklerini, en çok neyden etkilendiklerini sorun. </p>
<p>Deneyimlerini arkadaşları, öğretmenleri ve akrabaları ile paylaşmasını sağlayın.</p>
<p>Müzenin hediyelik eşya bölümünü ziyaret edin ve müzedeki eserleri hatırlatacak nesneler edinin.</p>
<p><em>Müze ziyareti ertesi aktiviteler</em></p>
<p>Kendi kolleksiyonunuzu oluşturmaya başlayın.  Çocuklarınızı taş, midye, yapıştırma vs toplama konusunda cesaretlendirin.</p>
<p> Çocuğunuzla düğme, oyuncak araba, bebek, yaprak ve ya taş kolleksiyonu oluşturmaya başlayın.  Kolleksiyonunuzu nasıl sergileyip saklayacağınızı tasarlayın.  Hem temel matematik becerilerinden gruplandırmayı öğrenecek hem de belki hayat boyu bir hobi sahibi olacak.</p>
<p> Müzede gördüğü eserler ile gündelik hayat arasında bağ kurarak sohbet edin.  Örneğin, bir gelincik tarlası gördüyse resimde, gelincikler ve kır çiçekleri ile ilgili konuşabilir, internetten bilgi toplayabilirsiniz.</p>
<p>Müzenin websitesini ziyaret edin.  Eserler ile ilgili bilgilerinizi gördüklerinizi tazeleyin.</p>
<p>Evdeki eşyaları, oyun hamuru vs kullanarak müzede gördüğü bir eseri yapmasını ya da resmini çizmesini isteyebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarla-muze-ziyareti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dokunmanın Sihirli Etkisi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/dokunmanin-sihirli-etkisi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/dokunmanin-sihirli-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:25:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=948</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerin Dokunma Duyusu Yaşamın ilk yılları, bireylerin gelişimlerini tüm yönleriyle etkileyecek temel yıllardır. Aslında bu temel gelişim süreci doğum öncesi dönemde yani anne karnında başlamaktadır. Anne karnında fiziksel gelişimini sürdürmekte olan bebek, bizlerin fark edemeyeceğimiz bir şekilde sosyal gelişimini de sürdürmektedir. Dışarıdan duyduğu sesler, bebek ile yapılan konuşmalar, ona dinletilen müzikler, “bebeği” okşamamız, bebeğe dışarıda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerin Dokunma Duyusu</p>
<p>Yaşamın ilk yılları, bireylerin gelişimlerini tüm yönleriyle etkileyecek temel yıllardır. Aslında bu temel gelişim süreci doğum öncesi dönemde yani anne karnında başlamaktadır. Anne karnında fiziksel gelişimini sürdürmekte olan bebek, bizlerin fark edemeyeceğimiz bir şekilde sosyal gelişimini de sürdürmektedir. Dışarıdan duyduğu sesler, bebek ile yapılan konuşmalar, ona dinletilen müzikler, “bebeği” okşamamız, bebeğe dışarıda onu beklediğimizi hissettirir ve sosyal gelişim sürecini bir anlamda başlatır. Anne karnındaki bebek, annesinin sesini diğer seslerden ayırabilmektedir ve yapılan araştırmalara göre anne sesi, anne karnındaki bebeği rahatlatmaktadır.</p>
<p>Doğum ile birlikte bebek gözlerini hayata açar ve gelişimin temelleri atılmaya başlanır. Bebek doğduğu andan itibaren tüm duyu organları çalışmaya başlar ve bebek dış dünyayı tanımaya başlar. Bebek, hayatı boyunca kullanacağı temel bilgi ve becerileri edinmeye hazır bir şekilde biz yetişkinleri ve çevredeki uyaranları beklemektedir. Bebeğin çevresinde bulunmakta olan her şey onun için uyarıcı ve öğrenilmesi gereken bir nitelik taşımaktadır. Kendisine her yönden uyarıcı nitelikte bir çevre sunulan bebeğin gelişim süreçleri olumlu yönde ilerleyecektir.</p>
<p>Bebeklik yıllarındaki olumlu yaşantılar, çocukluk ve daha da ileride yetişkinlik yıllarını etkileyecektir. Bu nedenle anne babalara düşen ilk görev, bebeklerini her yönüyle tanımak ve gelişim süreçlerini takip etmektir.</p>
<p>Bebekler doğdukları andan hemen sonra anne kucağına verilirler. Bu an anne için hazzı tarif edilemeyecek kadar mutluluk ve heyecan verici bir andır. Bebek için ise uyaranların fark edilmeye başlandığı bir an olarak tarif edilebilir. Bebek daha önce hiç yaşamadığı dokunma hissini ilk kez tatmaya başlar. Bu his ile birlikte bebek kabul edilme ve sevgi ile ilk kez tanışmış olur.</p>
<p>Bebekler doğum ile birlikte öğrenmeye başlarlar ancak yapabildikleri yani beceriler çok sınırlıdır. Bebekler herhangi bir beceriyi sergilemek veya ihtiyaçlarını gidermek için annelerine ihtiyaç duyarlar. Yani tüm bebekler annelerine bağımlıdırlar. Bebek ve anne, doğum sonrasındaki birkaç gün içinde birbirlerini tanımaya başlar ve uyumlu birlikteliklerinin temellerini atarlar.</p>
<p>İhtiyaçlar ve bunların giderilmesi, yaşantımızın temel noktalarıdır. Bebekler için de bu ihtiyaçların giderilmesi önemli bir gereksinimdir. Her bireyin olduğu gibi bebeklerin de ihtiyaçları vardır. Karnının doyması, altının değiştirilmesi, banyo yapması gibi birtakım ihtiyaçlarında bebek annesine bağımlıdır. Anne ve bebek için bu ihtiyaçları giderildiği anlar, ilişkilerini sağlamlaştıran anlardır.</p>
<p>Bir bebek için karnının doyurulması, altının değiştirilip temizlenmesi birer ihtiyaç ise dokunulmak, fiziksel temas ve okşanarak sevilmek de birer ihtiyaçtır. Bebeğin diğer ihtiyaçları nasıl gideriliyorsa, bu temel ihtiyacı da anne tarafından giderilmelidir. Bebekler ben-merkezci varlıklardır. Tüm ihtiyaçları onlar istedikleri anda, onların istedikleri kişi tarafından giderilmelidir. Temel güven duygusunun kazanılması adına bu istekler anne tarafından ve doğru zamanda giderilmelidir. İstek ve ihtiyaçları karşılanan bebek rahatlar ve güvenmeye başlar. Bu sayede temel güven duygusu kazanılmaya başlanılır.</p>
<p>Anne-bebek ilişkisinde dokunmanın, yani fiziksel temasın önemi çok büyüktür. Bebek için annesinin tenini hissetmek, annesinin kokusunu duymak, annesinin kucağında olup onun kalp atışlarını hissetmek çok önemlidir. Psikolojik ve fizyolojik anlamda anne-bebek birlikteliği, temel güven duygusunun kazandırılması adına çok gereklidir. Temel güven duygusu, yaşamın ilk yıllarında kazandırılmaktadır. Bu ilk yıllarda bebeğin ilk görevi güvenmeyi öğrenmektir. Bu görevin gerçekleştirilmesindeki başrol oyuncuları anne ve bebektir.<br />
 <br />
Bebek için ilk yıllarda anne her şey demektir. Anne kendini nasıl hissediyorsa bebek de aynen öyle hissedecektir. Anne üzüntülü ise bebek huzursuz olacak, anne mutlu ise bebek de huzurlu olacaktır. Yapılan araştırmalara göre stres altında çocuğu ile ilgilenen annelerin çocukları daha mutsuz yaşantılar ile karşılaşmaktadır. Bu nedenle annelerin bebekleri ile ilgilenecekleri zamanlarda stresten arınmış, sakin ve huzurlu bir ruh hali içinde olmaları çok önemlidir. Bu tarz bir ruh hali ile çocuk ile ilişki kurulması, çocuğun güven gelişimi açısından doğru ve sağlıklı olacaktır. Bunun tam tersi bir şekilde ilişki kurulur ise, yani eğer çocuğu ile tensel temas kuracak anne stresli, kaygılı, mutsuz, sinirli, keyifsiz ve huzursuz ise, çocuk bu olumsuz hisleri elbette anlayacak ve o da keyifsiz bir ilişki kurmaktan dolayı memnuniyetsizliğini ağlayarak veya huzursuzlanarak belli edecektir.</p>
<p>Annenin tensel temas kurarak bebeğe verdiği sıcaklık, bebeğin yaşama olan bağını ve güvenini geliştirecektir. Bebeklerin anneleri ile kurdukları tensel temas, temel güven duygusunun kazanımında en önemli adımdır. Bebek annesi tarafından anlaşıldığını, bir değeri olduğunu ve sevildiğini anlar ve annesine güvenir. İhtiyacı karşılanan bebek, ileride yine ihtiyaç duyduğu zaman annesinin yanında olacağını bilir yani annesine güvenir. Kazanılan güven duygusu, yaşamın ileriki yıllarında kurulacak olan bütün bireysel ilişkileri olumlu yönde etkileyecektir. İhtiyaçları giderilmeyen bebeklerde ise güven duygusunun yerini güvensizlik duygusu almaktadır.</p>
<p>Temel güven duygusunun bebek tarafından kazanımında bir diğer önemli nokta, annenin sergilediği tutarlılıktır. Anne çocuğunun dokunma, açlık gibi ihtiyaçlarını doğru zamanlarda gidermez veya sadece zaman zaman giderirse bu tutum güven duygusunu olması gerekenin tersi yönde geliştirir; yani güven duygusunun yerini güvensizlik duygusu alır. Çünkü çocuk her zaman giderilmesini beklediği dokunma, okşanma gibi ihtiyaçlarının ne zamanlarda giderileceğini öğrenememektedir. Bu nedenle annesine, dolayısıyla çevresine sağlıklı bir güven duygusu geliştiremez.</p>
<p>Dokunmak ve okşamak, sevginin göstergeleridir. Annesi tarafından okşanmayan, kucağa alınmayan, koklanmayan veya dokunulmayan bebekler sevgiden habersiz olarak yetişirler. İleriki yıllarda bu, onların yaşamlarını olumsuz yönde etkiler. Çevrelerindeki kişilere hissettiklerini anlatamaz ve gösteremezler. Çevrelerindeki kişilere sevildiklerini hissettiremezler. Yaşamlarında sıcaklık yoksunluğu yaşanır. En yakınlarındaki kişilere bile bağlılık geliştirmekte güçlükler yaşarlar ve çevrelerindekilere güvenemezler. Zaman içinde güvensiz ve yaşamdan keyif almakta zorlanan bireyler haline gelebilirler.</p>
<p>Yaşamın bu ilk yıllarında sadece annelerin değil babaların da bebeğin gelişimine etkileri büyüktür. Bebeğin temel ihtiyaçları çoğunlukla anne tarafından giderildiği için genellikle babalar “oyun dışı” gibi gözükseler de aslında bir “başrol”de babalara aittir. Tıpkı anneler gibi, babaların dokunuşları da bebeğin temel güven duygusu için çok gerek duyulan bir unsurdur. Babalar, bebek için dış dünyayı temsil ederler. Bebeklerin babaları ile kurdukları olumlu tensel temas ilişkisi, bebeğin ileriki yıllarda çevresi ile kuracağı ilişkiyi olumlu yönde etkileyecektir. Bu nedenle bebeğin doğumu ile birlikte baba da, bebek ile ilgilenmeli ve anneye destek olmalıdır. Bebeği kucağına almalı, ona dokunmalı, okşamalı, öpmeli, temel ihtiyaçların giderilmesinde yani altının değiştirilmesinde, mamasının yedirilmesinde, banyosunun yaptırılmasında anneye yardımcı olmalıdır. Bu tarz olumlu yaşantılar, hem sonraki yıllarda kurulacak sağlıklı baba-çocuk ilişkisinin temellerini hem de diğer bireyler ile kurulacak sağlıklı ilişkilerin kökenlerini hazırlar. Baba desteğinden yoksun bir gelişim süreci geçiren çocukların hem babalarıyla hem de çevre ile ilişkileri olumsuz yönde etkilenmektedir.<br />
Anne-Babalara Öneriler:</p>
<ul>
<li>Bebeğiniz ile ilgili sorumlulukları birlikte yerine getirin. Sadece anne veya sadece babanın ilgisi, çocuğunuz için yeterli değildir. Çocuğunuzun her ikinize de ihtiyacı vardır.</li>
<li>Bebeğinize dokunun. Tensel temas, kişilik ve özgüven gelişiminde ihtiyaç duyulan temel noktalardan biridir. Dokunulan, okşanılan bebek sevildiğini hisseder. Bu sayede, temel güven duygusu gelişmeye başlar.</li>
<li>Bebeğinizi karşılıksız sevin. Karşılıksız, hiçbir beklenti olmadan sevildiğini bilmek, özgüven gelişimini olumlu yönde etkiler.</li>
<li>Yaşamın ilk yılları çok önemlidir. Bütün yönlerden gelişimin temelleri bu yıllarda atılır. Anne ve babalar, bu yıllarda bebeklerini dikkatle takip etmeli ve gelişim sürecini gözlemlemelidirler.</li>
<li>Anne ve babanın bebek ile kurduğu duygusal ilişki çok önemlidir. Bu ilişkinin kurulabilmesi anca tensel temas ile mümkün olacaktır.</li>
<li>Bebeğin duygusal doyuma ulaşabilmesi için onu kucağınıza alın, onu okşayın, onunla oynayın, ona gülümseyin. Onu beslerken, altını değiştirirken, onu yıkarken, öperken aslında onun özgüven gelişimine katkıda bulunduğunuzu unutmayın.</li>
<li>Bebeğinizin ihtiyaçlarını giderirken tutarlı bir tutum sergileyin. Süreklilik, kişilik ve özgüven gelişiminde çok önemli bir noktadır.</li>
<li>Bebeğiniz ile ilgilenirken huzurlu ve stresten uzak olmaya çok dikkat edin. Bebeğiniz ile ilişki kurduğunuz anlar, keyfi tarif edilemez anlardır. Bu anların keyfini çıkarın. Sizi mutlu görmek onu da mutlu edecektir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Tuğba GÜRÇAĞ<br />
Psikolojik Danışman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/dokunmanin-sihirli-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karşılaştırma Yapmak ve Etiketleme</title>
		<link>http://www.annelerle.com/karsilastirma-yapmak-ve-etiketleme/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/karsilastirma-yapmak-ve-etiketleme/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:23:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=946</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar arasında karşılaştırma yapmak bir çok ebeveynin farkında olmadan yaptığı olumsuz bir davranıştır.  Örneğin, arkadaşınızın 18 aylık çocuğu kelime hazinesini her gün genişletir ve konuşurken, sizin 20 aylık çocuğunuz henüz konuşmuyor olabilir.  Endişelerinizi çocuğunuzun doktoru ile paylaşmanızda sakınca yok, ancak her çocuğun gelişim basamakları kendine özeldir.  Çocuğunuzun gelişimini değerlendirirken bir bütün olarak bakın.  3 yaşındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar arasında karşılaştırma yapmak bir çok ebeveynin farkında olmadan yaptığı olumsuz bir davranıştır.  Örneğin, arkadaşınızın 18 aylık çocuğu kelime hazinesini her gün genişletir ve konuşurken, sizin 20 aylık çocuğunuz henüz konuşmuyor olabilir.  Endişelerinizi çocuğunuzun doktoru ile paylaşmanızda sakınca yok, ancak her çocuğun gelişim basamakları kendine özeldir.  Çocuğunuzun gelişimini değerlendirirken bir bütün olarak bakın.  3 yaşındaki bir çocuk çok iyi ince motor becerilerine sahip olabilir, diğer yandan aynı yaşta bir diğer çocuğun kaba motor becerisi daha gelişmiş olabilir.  Çocuğunuzun yaşından çok onun kim olduğunu, karakter özelliklerini dikkate alın.  Örneğin, utangaç ve sessiz bir mizaca sahipse fazla konuşmayabilir.  Tek başına oyuncaklarıyla oynarken gözlemlerseniz oyuncaklarıyla konuşan bir çocuk tablosu ile karşılaşabilirsiniz.</p>
<p>Özellikle kardeşler veya çocuğunuzun arkadaşları ile yapılan karşılaştırmalar, etiketlemeye giden yolun ilk adımıdır.  Çocuğunuzu nasıl tanımladığınıza dikkat edin.  Örneğin ‘azgın’ yerine ‘enerjik’; ‘yavaş’ yerine ‘dikkatli’ keimelerini kullanın.  Bu şekilde kullanım beraberinde daha iyi davranışları getireceği gibi, çocuğun özgüveninin ve kendisi ile ilgili algılamasının da gelişmesini sağlar. Çocuğunuz diğer çocuklar göre daha ürkek olabilir, ancak bunu sık sık tekrarlamak sadece durumu daha da kötü yapacaktır. </p>
<p>Bir de aile  üyeleri ile ilgili olan etiketlemeler vardır, farkında olmadan yaparız çoğu zaman.  “Tıpkı amcan gibi sakarsın” demek, çocuğun bir süre sonra kendisinin amcasına benzediğine ve sakar olduğuna inanmasına neden olur.<br />
Çocuğa yapıştırılan etiketin sık sık tekrarlanması, çocuğun buna inanmasına neden olur.  Her sakarlık yaptığında, “İşte yine sakarlık yaptın” demek ya da dememek sizin kontrolunuz ve sabrınız çerçevesindedir. Çocuğunuzun karakteri ilue ilgili değil,  değil sadece yaptığı iş ile ilgili yorum yapın, kazaları olumsuz hareket ve davranışları genellemeyin.  Anne baba olarak sizin yapmanız gereken durumu tersine çevirmek.  Örneğin sabahları kalkamayan çocuğunuza, arkadaşının yanında her sabah kendi kendine uyandığını söyleyin. </p>
<p>Etiketi değiştirmek için mesajı değiştirmeyi de deneyebilirsiniz. <br />
Oğlunuz ya da kızının tembellik ettiğinde “ne kadar da tembelsin” demek yerine, bu durumun sizi nasıl hissettirdiğini ve ondan ne beklediğinizi tutarlı bir şekilde söyleyin.  “Sana tekrar tekrar odanı toplamanı söylemekten hoşlanmıyorum, hemen gel ve lütfen odanı topla” gibi.  Sinirlerinize hakim olamayıp tembel olduğunu söyler ve beklemeyerek odasını siz toplarsanız; yani onun işini siz görürseniz, bir sonuca varamazsınız.  İyi davranışlar er ya da geç sizin tutatlı tutumunuz sonucu ortaya çıkacaktır.  Eğer sabah seslendiğinizde kalkmıyorsa okula geç kalarak sonuçlarına katlanmayı öğrenmeli.  Kendinizi suçlu hissedebilirsiniz okula geç kaldığında, ancak acı çekmeden bir şey kazanılmıyor.  İleride başkaları onun işini görmeyecek, ve bu hayat dersini öğrenmenin yeri evidir.</p>
<p>Olumlu etiketlerin de zaman zaman olumsuz sonuçları olabiliyor.  Sürekli “Sen sorumlu bir çocuksun” diye sevilen bir çocuk, her zaman doğru davranışları sergilemek zorunda olduğunu düşünür ve bu durum gerginlik ve rahatsızlık yaratır, hata yapmaktan korkar hale gelebilir.  Bazen çılgınlık yapmak ister ancak kendini durdurur.  Bu yüzden olumlu etiketlemeyi dei kararında bırakmak gerekiyor.  Her olumlu davreanışı över, göklere çıkarırsanız, övgünün bir anlamı kalmaz.</p>
<p>Çocuğunuza kendisini farklı görmesini sağlayacak mesajlar verin.  İyi bir şey yaptığında bunu fark ettiğinizi vurgulayın.  Bunu iyi davranışın hemen ardından yapın ve orada bırakın, aşırıya kaçmayın.  Özellikle de herzamanki olumsuz davranışı ile karşılaştırma yapmayın.  “Evi toparlamamda bana yardım ettiğin için çok teşekkür ederim”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/karsilastirma-yapmak-ve-etiketleme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TV ve Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri</title>
		<link>http://www.annelerle.com/tv-ve-cocuklar-uzerindeki-olumsuz-etkileri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/tv-ve-cocuklar-uzerindeki-olumsuz-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:20:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=944</guid>
		<description><![CDATA[Televizyonun görsel ve işitsel özelliklerinin hipnoz etkisi yaratarak, çocukların karşısında hareketsiz kalmasını sağlaması nedeniyle bir bakıcı işlevi görse de, uzun süreli izlemelerde kendine güveni olmayan, bağımlı ve ilgi alanları kısıtlı, ve sanal dünyada yaşama eğilimli birey oluşumuna zemin hazırlıyor. Uzun süre TV izleyen çocukların özendikleri karakterlerle özdeşleşmeleri sonucu “başka dünyada yaşama” sürecine yöneliyor ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyonun görsel ve işitsel özelliklerinin hipnoz etkisi yaratarak, çocukların karşısında hareketsiz kalmasını sağlaması nedeniyle bir bakıcı işlevi görse de, uzun süreli izlemelerde kendine güveni olmayan, bağımlı ve ilgi alanları kısıtlı, ve sanal dünyada yaşama eğilimli birey oluşumuna zemin hazırlıyor.</p>
<p>Uzun süre TV izleyen çocukların özendikleri karakterlerle özdeşleşmeleri sonucu “başka dünyada yaşama” sürecine yöneliyor ve bu durum öz güvenleri ve hayata bakış açılarını olumsuz etkiliyor. Çocuklar, iletişim kurma becerisinin yanı sıra gerçek hayatta öğreneceği birçok şeyi öğrenemiyor. Çocukların öz güvenleri ve hayata bakışları olumsuz etkileniyor.</p>
<p>Ayrıca aşırı televizyon izlemek madde bağımlılığı etkisi yaratır.  Çocuklar televizyona baktıkları sürece kendilerini iyi hissediyor, kapatıldığı an sıkıntıya giriyorlar. Bu durum çocukların yanı sıra yetişkinler için de geçerli. Bazen yetişkinler de ‘izlediğim dizi zihnimi dağıtıyor’ diyorlar. Aslında dağıtmıyor, bu durum yorgunluğa ve strese yol açıyor. Madde bağımlılığı gibi etki yaptığı için yalancı mutluluk hali veriyor.  Yetişkinler bu durumları kontrol edebilir, ama çocuk ve gençler kendilerini kontrol edemezler. Özellikle küçük çocuklarda uzun süreli televizyon izlenmesi bir tür hipnoz etkisi yaratır. Trans haline geçerek pür dikkat kesilen çocukların, izlediği her şeyi bilinç altına yerleştiriyor.  Böylece, izledikleri hangi tarz ve içerikte program olursa olsun istenilen veya istenilmeyen her türlü mesajı alıyorlar. Örneğin programda şiddet varsa şiddeti alıp bunu yaşamında uygulayabilir.  Reklamlar, ihtiyaç duyulmayan ürünlerin alınmasını sağlayıp tüketici pozisyonunu güçlendirerek, alınmaması durumunda da çöküntü hali yaşayarak psikolojik boyutta sorunlar oluşturabilir.</p>
<p>Bu yüzden çocuklar özellikle şiddet unsuru içeren dizi ve filmlerden uzak tutulmalı ve olumlu mesajlar veren yayınları günde 2-3 saat aralıklarla en fazla 1,5 saat izlemeliler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/tv-ve-cocuklar-uzerindeki-olumsuz-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Gelişimini Destekleyici Aktiviteler</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-gelisimini-destekleyici-aktiviteler/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-gelisimini-destekleyici-aktiviteler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:10:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=935</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim gösterdiğinin düşünülmesi için  dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal becerilerinin yaş gelişimine uygun bir özellik sergilemesi beklenir. Her yaş dönemine  uygun olarak yapılan aktiviteler  ve oyunlarla  bu gelişimlerinin desteklenmesi gerekir. Koruyucu  kollayıcı anne- baba tutumu çocukların bu gelişim özelliklerini sergilemesine büyük bir engeldir. Örneğin;  mutlu olması için oyun  parkına  götürülen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim gösterdiğinin düşünülmesi için  dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal becerilerinin yaş gelişimine uygun bir özellik sergilemesi beklenir. Her yaş dönemine  uygun olarak yapılan <a href="http://www.bizanneler.com/Menu_icerik_oku.aspx?Id=43&amp;KId=981" target="_blank">aktiviteler  </a>ve oyunlarla  bu gelişimlerinin desteklenmesi gerekir. Koruyucu  kollayıcı anne- baba tutumu çocukların bu gelişim özelliklerini sergilemesine büyük bir engeldir. Örneğin;  mutlu olması için oyun  parkına  götürülen bir çocuğun kaydıraktan  düşebileceği endişesi ile kaydırağa bindirilmemesi , elinden tutularak kaydırılması ya da makas kullandığında bir yerine zarar verilebileceği endişesi ile eline makas verilmemesi çocuğun motor becerilerinin gelişmesini engelleyecek , kendisine güveni yetersiz bir birey oluşma sürecini başlatacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemde çocuğunuzun yaş dönemine uygun olarak gerekli olan tüm becerileri kazanmasını sağlayacak aktiviteleri birlikte yapmalısınız.</p>
<p>Okul öncesi dönemde çocuğunuzun gelişiminin desteklenmesi için oyuncak mağazalarına gittiğinizde onlara en çok yararlı olabilecek oyuncağı seçmek için çok çaba gösteriyor , oyuncakları tek tek inceliyor , bunun için büyük zaman  ve para harcıyorsunuzdur. Anne – babaların tüm bunlara rağmen “Acaba çocuğum için iyi bir oyuncak aldım mı? Onun için yeterli bir oyuncak mı? Bu oyuncak çok pahallı ama ona bir şey kazandırabilir mi?” gibi endişeleri hala duyabiliyoruz.</p>
<p>Oyuncaklar çocuklarınızın sağlıklı gelişmesi için elbetteki çok önemli, okul öncesi dönemi  (0-6 yaş)  çocuğunuz için “oyun çağı” olarak değerlendiririz bu nedenle doyasıya oyun oynamalıdır.Ama bu oyunu sadece mağazadan satın alınan oyuncaklarla sınırlandırmak doğru bir düşünce tarzı değildir. Oynanan oyunların çocuğunuzun bilişsel becerilerini arttıracak, onu bazen düşünmeye sevk edecek,  yaratıcılığını destekleyecek, ince ve kaba motor becerilerini  kuvvetlendirecek nitelikte olması gerekmektedir.  Çocuğunuzun eline verilen bir gazeteden  ya da dergiden sevdiği resimleri kesmeye çalışması, bu kestiği parçalardan bazılarını elindeki renkli kalemlerle boyaması , boyadığı parçalara bir ip , düğme ( yutmayacağı büyüklükte) yapıştırmaya çalışması, oluşturduğu nesnelerden  bir hikaye oluşturması ve bu hikayeyi size anlatması çocuğunuzun motor becerilerini, dil- bilişsel  becerilerini, yaratıcılığını çok daha fazla destekleyecektir. Bu nedenle çocuklarınızla birlikte bu tür eğlenceli kesme- yapıştırma- boyama aktivitelerini daha fazla yaparak hem gelişimlerini daha fazla destekleyebilir  hem de onları daha fazla mutlu edebilirsiniz.<br />
Psikolog Eda Gökduman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-gelisimini-destekleyici-aktiviteler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Davranış Problemleri</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-davranis-problemleri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-davranis-problemleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:54:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=922</guid>
		<description><![CDATA[Ailelerin ve öğretmenlerin çocukların büyüme dönemlerinde sıklıkla karşılaştıkları , baş etmekte  yetersiz kaldıkları  ve çözülemediğinde bir uzman desteğini gerektiren problemli davranışların bütünüdür.  Çocuğun içinde bulunduğu yaş grubunun toplumsal değerlerinin veya kurallarının benimsenmediği , tekrarlayan  ve sürekli olarak görülen, çevre ile uyumsuzluk yaratabilen davranışlardır. Davranım  problemleri yaşayan çocuklar  yoğun öfke nöbetleri, saldırganlık, arkadaş ilişkilerinde problemler gösterebilirler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ailelerin ve öğretmenlerin çocukların büyüme dönemlerinde sıklıkla karşılaştıkları , baş etmekte  yetersiz kaldıkları  ve çözülemediğinde bir uzman desteğini gerektiren problemli davranışların bütünüdür.  Çocuğun içinde bulunduğu yaş grubunun toplumsal değerlerinin veya kurallarının benimsenmediği , tekrarlayan  ve sürekli olarak görülen, çevre ile uyumsuzluk yaratabilen davranışlardır.</p>
<p>Davranım  problemleri yaşayan çocuklar  yoğun öfke nöbetleri, saldırganlık, arkadaş ilişkilerinde problemler gösterebilirler. Bu dönemde yaşanan problemleri çocuğun içinde bunduğu yaş dönemine, davranışın sıklığına , sürekliliğine ve yoğunluğuna göre değerlendirmek gerekir. 2 yaş döneminde yaşanan   öfke, inatlaşma ve vurma davranışları bu yaşa özgü davranışlar olduğundan bir davranım problemi olarak değerlendirilmemelidir . Bu , diğer yaş döneminde kendiliğinden  ortadan kalkabilecek bir davranış biçimidir.Eğer bu davranış diğer yaş dönemlerinde de  yoğun bir şekilde gözlenmeye devam ederse  ve zamanla şiddet içerikli bir şekle bürünürse o zaman  normalden sapan bir davranış  olarak değerlendirilebilir. Kısa süren ve sıklıkla tekrar etmeyen çocukluktaki davranışlar bir davranım bozukluğunu göstermez.  Sürekli ve tekrarlayan  bir şekilde devam eden  yalan söyleme, öfke kontrol edememe, evden kaçma, çalma, cinsel taciz, fiziksel ya da sözel bir saldırganlık davranışları davranış bozukluğunu gösterebilir. Çocukluk döneminde başlayan yalan söyleme , arkadaşına vurma  ya da arkadaşının oyuncağını çalma davranışı ilerleyen yaşlarda takip edilmelidir. Bu davranış  süreklilik gösterdiğinde   ve  davranışın şiddeti arttığında  bir davranış  bozukluğu olarak değerlendirilebilir .  Dürtü kontrolü azalabilir.  Kendisini güçlü hissetme ve toplumsal kurallara sürekli karşı gelme davranışları artabilir.   Başkalarının duygularını önemsememe, güvenliklerini tehlikeye atma, isteklerine cevap vermeme  görülebilir. Bu tip davranışlar erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür. Okulda , arkadaşları ile ilişkilerinde ve aile içerisindeki ilişkilerde problem yaşarlar. Akademik başarıları  düşebilir. Sıklıkla kavga çıkarabilirler  bu nedenle disiplin sorunu yaşarlar. İntihar eğilimi, madde kullanımı ve erken  cinsel  davranışlar gösterebilirler. Sorunların temelinde kendilerini değil  başkalarının olduğunu ifade ederek sürekli başkalarını suçlama davranışı içerisindedirler. Kendi davranışları için hep mantıklı bir açıklama yapma çabası  gözlemlenir.</p>
<p>Bu tip davranışlar gösteren gençlerle kurulan iletişimin sağlıklı olması çok önemlidir. Kızmak, bağırmak, şiddet göstermek  bu sorunları asla azaltmayacak ve  çözmeyecektir. Aksine bu sorunların şiddetini daha da arttırarak çocuğun sizden daha fazla uzaklaşmasına, kendisi  ve  çevresi için daha tehlikeli sonuçlar yaratmasına neden olacaktır. Olumlu davranışları üzerinde daha fazla durularak güven ve sevgi çerçevesi içine bir ilişki kurulması sağlanmalıdır.  Eğer bu  ilişki  tüm çabalara rağmen okul- aile- çocuk arasında kurulamıyorsa bir uzman desteği almak çok daha sağlıklı olacaktır.</p>
<p>Psk Eda Gökduman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-davranis-problemleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Dil Gelişiminin Desteklenmesi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-dil-gelisiminin-desteklenmesi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-dil-gelisiminin-desteklenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:52:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuzun Dil Gelişimi İçin Neler Yapabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Dil Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Dil Gelişiminin Desteklenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[dil gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=920</guid>
		<description><![CDATA[Bebekler doğdukları andan itibaren anne baba ile iletişim kurmak için çaba gösterirler. Bunun için ilk çaba ağlamaktır. Ağlayarak size istediklerini ifade etmeye çalışırlar. Dokunmak , uzanmak, göstermek gibi bir takım sözel olmayan ifadeler kullanarak  çevresi ile iletişim kurmaktadır. El sallayarak “ bay bay” demeye -  eli ile göstererek yada uzanarak “ onu almak istiyorum” demeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler doğdukları andan itibaren anne baba ile iletişim kurmak için çaba gösterirler. Bunun için ilk çaba ağlamaktır. Ağlayarak size istediklerini ifade etmeye çalışırlar. Dokunmak , uzanmak, göstermek gibi bir takım sözel olmayan ifadeler kullanarak  çevresi ile iletişim kurmaktadır. El sallayarak “ bay bay” demeye -  eli ile göstererek yada uzanarak “ onu almak istiyorum” demeye başlamıştır. Bazı çocuklarda dil gelişimi yeterli düzeye gelemediğinden sinirlilik sıklıkla gözlemlediğimiz bir davranıştır. Bir çok anne de bu durumdan rahatsızlık duymaktadır. Çünkü çocukları  saçlarını çekmekte,ne yaparsanız yapın ısrarla ağlamakta   ya da  kendisini yerlere atmaktadır, Yapılması gereken bu  davranış karşısında  anlayışlı olmak ve  çocuğun ne istediğini anlamaya çalışmaktır. Dil gelişimi yeterli düzeye ulaştığında istek ve beklentilerini artık davranışları ile değil sözel olarak ifade edebilecektir.</p>
<p>Konuşmaya başlamadan önceki evre:  Bu evre oldukça önemlidir. Konuşma taklit edilerek öğrenilir bu nedenle bebeğiniz doğduğu andan itibaren onunla zengin  ve sıcak bir iletişim kurmalısınız. Kullanılan kelimeler ne kadar çok olursa ve ne kadar çok kişi ile iletişime girilirse ( izole bir yaşamın olmaması ) konuşma o kadar erken başlayacaktır.</p>
<p>Konuşmanın başlayabilmesi için çocuğunuzun işitme duyusunun sağlıklı olması gerekir.</p>
<p>Çocuğunuz  dinleme( yönelme )  ve karşılık vermeyi öğrenme becerisine sahip olmalıdır. Bebekler için göz kontağı kurma  ve sevimli tepkilerinize gülücüklerle karşılık verme sizi dinleyebildiğini( yönelebildiğini)  gösterir. Daha ileriki yaşlarda siz konuşurken çocuğunuzun size bakması ve söylediğinizi yapması – inatlaşması    sizinle iletişim kurabildiğini gösterir. Çocuğunuz sizi taklit edebilmesi için size yönelmesi ( dinlemesi ) gerekmektedir. Gün içinde onunla yaptığınız şeylerle ilgili konuşun, sürekli olarak ona ismi ile hitap edin , kendisini ifade ederken yüzünüze bakmasını sağlayın. ( eğer uzun süre bu konuda zorluk çekerseniz bir uzmana danışın) Konuşurken ona gülümseyin ve ona dokunun, Konuşurken yüzünüzü ona yakın tutun, bebekler 25-30 cm uzakta olan objeleri net olarak görebilirler. Evde iş yaparken bile onu ( bebek sandalyesini )  yakınınızda tutun ve onunla konuşun. Yönünü size doğru çevirin.  Gördüğünü daha iyi öğrenmesi için dokunmasını da sağlayabilirsiniz.  Çocuğunuzun size yönelmesi için sabırlı olmalısınız, bu yaşlarda dikkat süresi oldukça kısadır, eğer hemen tepki vermiyor ise onu acele ettirmeyin, sabırlı olun, hemen organize olamayabilirler, çaba göstermeye devam edin. Dikkatini çekmek için elinize kukla, bebek vb objeler kullanabilirsiniz. Ses tonunuzu alçaltıp yükselterek dikkatini çekebilirsiniz.  Yaptığınız bir takım hareketlerin devamını tahmin etmesini sağlamalısınız, kucağınıza almak için kollarınızı kaldırdığında  size yönelmesini bekleyin, bunun için ona fırsat tanıyın.  Aynı davranışlar için hep aynı kelimeleri kullanmaya özen gösterin. Bu onun bazı kelimeleri pekiştirmesini sağlayacaktır. Kelimelerin her zaman gerçeğini kullanın takma isimler kullanmamaya özen gösterin. ( dışarısı yerine “atta” gibi ) Çocuğunuzun size yönelttiği her sese mümkün olduğunca cevap vermeye çalışın, ilgisiz kalmayın.  Siz yanında olmadığınızda yaşına uygun objeler ya da oyuncaklara dokunmasını sağlayın ve birlikte bu objelere dokunurken isimlerini sürekli olarak vurgulayın.  Hoşlandığı şeyleri tespit edin ve bunları kullanarak iletişimi arttırmaya çalışın. ( örneğin; müzik dinlemekten hoşlanıyor ise müziği kullanarak top kelimesini çalışın , müzikle topu atıp tutun)  Onunla iletişim kurarken dikkatini dağıtacak başka çevresel faktörler olmamasına özen gösterin, sakin  bir yerde  ve  birebir olmaya özen gösterin.   Onun cevap vermesi için  sabırlı olun, söylediğiniz şeyden sonra ona bir tepki göstermesi için gerekli zamanı ona tanıyın.   Harfleri çıkarmaya başladıklarında bazı harfleri yanlış yere koyabilir, ya da bir kelimeyi yanlış telafuz edebilirler, bu şekilde davrandığında onu eleştirmeyin, üstüne gitmeyin. Örneğin;  “su” ya “bu” diyorsa kızmayın ve siz su demeye devam edin , zamanla doğru kelimeyi çıkaracaktır. Bazı ebeveynlere bu tip kelimeler şirin gelebiliyor  ve kullanmaya devam edebiliyorlar , bu dikkat edilmesi gereken bir durumdur.  Birlikte aile albümünüze ya da karışık olmayan resimli  hayvan vb ansiklopedilere bakın ve isimlerini tekrarlayın.  Benzer çalışmayı diğer günler de de devam ettirin, sıkıldığını hissettiğinizde başka resimlere ya da aktivitelere geçebilirsiniz. Evin belli bir köşesini kitap okuma köşesi olarak belirleyin , her akşam aynı saatlerde yaşına uygun olan resimli hikayeleri alarak bu köşeye gidin ve birlikte okuyun, dikkati kısa sürelidir, bir süre sizi dinlemiyor gibi gözükse de siz okumaya devam edin yine yanınıza gelecektir. Dil gelişimi belli bir aşamaya geldiğinde bu hikayeleri kendisinin okuması için onu teşvik edin.  Hakkında konuştuğunuz nesneyi gösterin , dokunmasını sağlayın. Diğer insanlarla iletişim ortamları sağlayın ve onlarla konuşması için teşvik edin.</p>
<p>Dil gelişiminde televizyonun büyük zararlarını görmekteyiz. Dil gelişimi henüz başlamamış ya da tamamlanamamış olan çocukların kesinlikle televizyon izlememesi  gerekmektedir.  ( çok seviyor  olsa da , yemeğini sadece televizyon ya da sevdiği bir çizgi film karşısında yiyor olsa da  televizyon izletmemeye özen gösterin)</p>
<p>Unutmayın, her çocuğun gelişim hızı birbirinden farklıdır, çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın,  hazır olduğunda konuşmaya başlayacaktır. Yaş gelişim düzeyine göre uzun süre dil gelişiminde bir ilerleme göremezseniz bir uzmana başvurmanız gerekmektedir.</p>
<p>Psikolog Eda Gökduman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-dil-gelisiminin-desteklenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Tuvalet Eğitimi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklarda-tuvalet-egitimi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklarda-tuvalet-egitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:50:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=918</guid>
		<description><![CDATA[Her her çocuk farklı zamanlarda tuvalet eğitimine başlayabilir.  Bir çok anne- baba,  çocuklarının bir an önce çiş eğitimine geçmesi için acele etmekte ya da bu konuda geç kaldığını düşünmektedir. Tuvalet eğitimine ne zaman başlanmalı? Ne zaman geç kalınmış olur ? Tuvalet eğitiminde bazı çocuklar 3-3.5 yaşa kadar fiziksel ve zihinsel anlamda hazır olmazken bazı çocuklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her her çocuk farklı zamanlarda tuvalet eğitimine başlayabilir.  Bir çok anne- baba,  çocuklarının bir an önce çiş eğitimine geçmesi için acele etmekte ya da bu konuda geç kaldığını düşünmektedir.<br />
Tuvalet eğitimine ne zaman başlanmalı? Ne zaman geç kalınmış olur ? Tuvalet eğitiminde bazı çocuklar 3-3.5 yaşa kadar fiziksel ve zihinsel anlamda hazır olmazken bazı çocuklar 18- 24. aylarda hazırım sinyalleri vermekte ve kısa bir sürede bu eğitimi tamamlamaktadır.<br />
Öncelikli olarak çocuğunuzun çiş eğitimi alabilmesi için fiziksel ve zihinsel  anlamda bu  eğitime hazır olması gerekir. Eğer çocuğunuz 3 saatten fazla idrarını tutabiliyor hale gelebiliyorsa bu sürece hazır hale gelebildiğini gösteriyordur. Çünkü çocuğunuz artık fiziksel ve zihinsel anlamda gerekli olan mesane kontrolünü sağlayabilmiştir. Tuvaletinin geldiğini size davranışsal ya da sözel anlamda  işaret  veriyorsa hemen bu uyarıları fark etmeli ve onu eğlenceli bir şekilde tuvalete götürmelisiniz. Çocuğunuzu tuvalet eğitimine olan motivasyonu da oldukça önemlidir. Tuvalete giderken sizi taklit etmeye başlamışsa ve bağımsız olarak hareketlerini kontrol etme ihtiyacı duyuyorsa ( ben yapacağım gibi) işiniz daha da kolaylaşır. Fakat bu motivasyonu sağlaması için sabırlı olmalı ve onu beklemelisiniz. Önemli olan sizin eğitime başlama kararınız değildir onun hazır olduğu andır. Siz ne kadar çok isteseniz de, çok çabalar gösterseniz de bu eğitim süreci başarısız olabilir, o hazır olduğunda size olumlu tepkiler verecektir.  Tuvalet eğitimine başlarken sizin de çocuğunuzun da içinde bulunduğu ortamın huzurlu olması çok önemlidir. Stresli bir dönemde ise bu eğitime hazır olamayacak siz de bu süreçte gerekli sabrı gösteremeyeceksinizdir. Bazı çocuklar bu eğitim sürecini kısa bir zamanda tamamlarken  bazı çocuklarda bu süreç ayları alabilir. Bunun için acele etmemeli, çocuğa baskı yapmamalı ve endişenizi çocuğunuza hissettirmemelisiniz. Bunu hisseden çocuğunuzun tuvalet eğitimi gecikecek ve çocuğunuz beklediğiniz tepkileri veremeyecektir.<br />
Hazır olduğunu hissettiğiniz çocuğunuzla önce bir alışverişe çıkın ve ona kendi seçtiği ve beğendiği ( tercihen eğlenceli)  bir tuvalet oturağı almalısınız. Eve oturağı getirdiğinizde tuvalette istediği bir köşeye birlikte yerleştirin, oyuncaklarını ya da bebeklerini yanına getirin ve oturağında oturtmalı oyunlar oynayın.Eğer yetişkin tuvaletine yerleştirilen bir oturak almışsanız çocuğunuzun kendisini güvende hissetmesi ve korkmaması için ayaklarını koyabileceği bir zemin hazırlayın. Daha sonra kendisinin oturup oturmak istemediğini sorun   ( eğer istemiyorsa onu zorlamayın) , başlangıç olarak hemen kıyafetlerini soymayın, bu onu tedirgin edebilir. Ama bunu sözel olarak ifade edebilirsiniz.( çişimizi yaparken altımızda pantolonumuz varsa çıkarırız, çünkü çişimiz üstümüze gelir gibi)  Sonrasında aslında bunun bir oyuncak olmadığını , kakası ya da çişi geldiğinde kullanması gereken bir materyal olduğunu ona anlatın. Kendinizden – babasından örnekler verebilirsiniz. Bu yaş dönemleri taklit davranışların en çok gözlemlendiği dönemdir . Bu nedenle tuvalet eğitiminde de sizi taklit etmesini sağlayabilirsiniz. Bezine kakasını yaptığında bezdeki kakayı tuvalet boşaltın ki oturağının ne işe yaradığını ona daha net bir şekilde gösterebilesiniz.</p>
<p> <br />
          Çocuğunuz oturağına oturmayı kabul ettiğinde bu davranışın onun yaşamının rutin bir parçası olduğunu ona gösterin.Yani kahvaltıdan sonra, banyodan önce, sokağa çıkmadan önce, uyumadan önce uygulayın. Bunu yaparken önce az sayıda yapın zamanla bu sayıyı arttırın. Eğitimi çocuğunuza başlangıçta sık sık hatırlatır ve onu sürekli olarak tuvalete götürürseniz onu bu durumda sıkarsınız ve sizinle  inatlaşmaya başlar. Tuvalete gidemediğinde  ya da yetişemediğinde altına kaçırabilir, bunu olağan karşılayın ve hemen eskisi gibi rutin temizliğini yapın, başarılarını övün , kazaları görmezden gelin. Kendisini suçlu hissetmemesine özen gösterin. Başardığını gören çocuk kakasını ya da çişini yaptığında  görmek isteyebilir, bu nedenle hemen sifonu çekmeyin. Bu onu mutsuz edebilir. Gündüzleri  bez kullanmayın, bu dönemde alıştırma kilodunu kullanabilirsiniz. Önce gündüz sonra gece kaçırmaları sona erecektir. Çocuğunuz yukarıda anlattığımız tepkileri vermediğinde sinirlenmeyin, hemen çiş eğitimine ara verin, sonrasında yeniden başlayabilirsiniz, bunu onsuz başaramazsınız bu nedenle onun hazır olmasını beklemek zorundasınız. Kız çocukları tuvalet  eğitimine erkek çocuklarından daha önce hazır hale gelebilirler.Kız çocuklarında tuvalet temizliğinin önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın.Kızınız kendi kendine bunu yapabilecek duruma geldiğinde ona bunu öğretin ve sonrasında 2. bir tuvalet kağıdı ile kurulamasını öğretin. ( hafif vuruşlar şeklinde – hızlı yapmamasına dikkat edin)            </p>
<p>           Tuvalet eğitiminde idrar yolu enfeksiyonları gözlemlenebilir. Sık idrara çıkma, altına kaçırma, çiş yaparken acıma , karın ağrısı ile karşılaştığında çocuk doktorunuzla iletişim kurmalı ve eğitime bir süreliğine ara vermelisiniz. Kız çocukları ve erkek çocuklarının tuvalete oturma şekli birbirinden farklıdır. Bazen kız çocukları erkekler çocukları gibi, erkek çocukları da  kız çocukları gibi oturmak isteyebilir. Bunu başlangıçta çok fazla engellemeyin, birkaç kere deneyebilir, zamanla bu pozisyona vücut parçalarının uygun olmadığını anlayacak ve doğru oturma pozisyonuna geçebilecektir.  Fakat erkek çocukları kız çocuklarına göre iki pozisyonu birlikte öğrendiklerinden  bu süreç kız çocuklarına göre daha uzun sürebilir. Çünkü çişini yaparken ayakta, kakasını yaparken oturuyor olacaktır , bu nedenle tuvalet eğitiminde kız çocukları ile oğlunuzu asla karşılaştırmayın. Oğlunuz önce oturarak yapmayı öğrenebilir, ayakta yaparak öğrenmesini sağlamak için baba, amca ya da dayısını  izlemesini sağlayabilirsiniz, onu örnek alabilir. Bu çalışmalar yapılırken ayakta çiş yapmayı eğlenceli hale getirebilirsiniz, ( hedefe ulaşma oyunu: peçeteyi tuvaletin içinde bir köşeye düşürün ve onu ıslatma oyunu oynayın, ıslatınca mutlu olun ve takdir edin) ) Bu geçiş süreci  için de onu zorlamamaya özen gösterin.Çocuğunuz tuvalette uzun süre oturmak istemeyebilir bu süreyi uzatmak ya da tuvalette sıkılmasını engellemek için birlikte oyuncakları ile vakit geçirebilir, güzel masallar anlatabilir, hikayeler okuyabilirsiniz.  Kabızlık durumları da bu süreçte sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur, böyle durumlarda çocuk doktorunuzla iletişim kurmalısınız. Bir süre ara verebilirsiniz . Tüm yukarıda anlattıklarımı yapmanıza rağmen çocuğunuz tuvalet eğitimini gerçekleştiremiyorsa bir çocuk doktoru ya da   çocuk psikiyatristi ile görüşmeli ve ayrıntılı muayene ettirmelisiniz.</p>
<p> </p>
<p>           Psikolog Eda Gökduman<br />
           <a href="http://www.edagokduman.com/">www.edagokduman.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklarda-tuvalet-egitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

