<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Annelerle &#187; Hamileyim</title>
	<atom:link href="http://www.annelerle.com/kategori/anne-ve-bebek/hamileyim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.annelerle.com</link>
	<description>Anne ve Çocuk</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Apr 2011 19:17:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Hamilelikte Gözler</title>
		<link>http://www.annelerle.com/hamilelikte-gozler/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/hamilelikte-gozler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 17:04:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>
		<category><![CDATA[göz tansiyonu damlaları ve bazı antibiyotik damlalarının hamilelik ve emzirme esnasında kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik ve emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte Gözler]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik hastalıklar hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=3405</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte göz etkilenir mi? Hamilelik esnasında tüm vücutta olduğu gibi gözlerde de fizyolojik değişiklikler meydana gelmektedir. Hamilelikte gözde oluşabilen değişiklikler nelerdir? Gözler ve elmacık kemikleri etrafında gebelik maskesi adı verilen cillte artmış pigmentasyon gelişebilir. Hamilelikte gözlük ve kontakt lens numaralarında geçici değişiklikler olabilmektedir. Kontakt lens kullanımı zorlaşabilmektedir. Bu nedenle hamilelik süresinde ve loğusalıkta hemen erken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelikte göz etkilenir mi?<br />
Hamilelik esnasında tüm vücutta olduğu gibi gözlerde de fizyolojik değişiklikler meydana gelmektedir.</p>
<p>Hamilelikte gözde oluşabilen değişiklikler nelerdir?<br />
Gözler ve elmacık kemikleri etrafında gebelik maskesi adı verilen cillte artmış pigmentasyon gelişebilir. Hamilelikte gözlük ve kontakt lens numaralarında geçici değişiklikler olabilmektedir. Kontakt lens kullanımı zorlaşabilmektedir. Bu nedenle hamilelik süresinde ve loğusalıkta hemen erken dönemde gözlük veya kontakt lenste numara değişimi için acele edilmemesi gerekir.</p>
<p>Fizyolojik değişikliklerin yanı sıra gözlerde patolojik durumlar ortaya çıkabilmektedir. Gebelikte gelişen hipertansiyon (kan basıncı artışı) ve idrarda protein kaybı varlığında preklampsi tablosu gerçekleşmektedir. Preeklampsiye ek olarak hamile kişide nöbetler geliştiğinde eklampsi tablosu ortaya çıkmaktadır. Preeklampsi olgularının yaklaşık olarak üçte birinde göz bulguları tespit edilmektedir. Bazı olgular sadece görme yakınmaları sayesinde tanı alabilmektedir. Preeklampsi ve eklampsi varlığında sıklıkla görme bulanıklığı ve görme azalması gerçekleşirken, bu şikayetlerin yanı sıra ışıktan rahatsız olma, çift görme ve görme alanı kayıpları da saptanabilmektedir. Preeklampsi ve eklampside, gelişen hipertansiyona bağlı olarak gözdibinde ağ tabakada (retina tabakasında) kanamalar ve görme sinirinde ödem saptanabilmektedir. Gözdibi bulguları tablonun şiddetine göre değişmekte ve kan basıncı normale indikten sonra kademeli olarak geriye dönmektedir.</p>
<p>Gebelikte tüm vücutta damar tıkanıklığına eğilim olabildiği gibi göz damarlarında da tıkanıklıklar gelişebilmektedir. Ağ tabakada damar tıkanıklıklarına bağlı olarak hastada ani görme kaybı veya bulanıklığı beraberinde muayenede gözdibinde yaygın kanamalar ve ödem izlenebilmektedir. Ayrıca, mevcut kronik hastalıklar gebelikte farklı bir seyir sergileyebilirler.</p>
<p>Kronik hastalıklar hamilelikte gözü nasıl etkiler?<br />
Hamilelikten önce hali hazırda diyabet hastası olan kişilerde eğer diyabete bağlı göz tutulumu yani diyabetik retinopati mevcut değilse yaklaşık olarak %10 oranında hamilelik sırasında başlangıç düzey diyabetik retinopatinin gelişme riski bulunmaktadır. Orta ve ileri düzey diyabetik retinopatisi bulunan hamilelerde ise mevcut gözdibi tutulumu %50 oranında ilerleme gösterebilmektedir. Bu nedenle diyabetik hastaların gebelik öncesinde gerekli göz tedavisini almış olmaları ve gebelik esnasında da düzenli takip altında olmaları gerekmektedir. Gebelik esnasında saptanan diyabette yani gestasyonel diyabette ise sıklıkla göz dibi tutulumu yani diyabetik retinopati gelişmemektedir.</p>
<p>Özellikle göz tansiyonu damlaları ve bazı antibiyotik damlalarının hamilelik ve emzirme esnasında kullanımı oldukça sakıncalı olmaktadır. Bu nedenle mevcut göz hastalığı nedeniyle düzenli olarak göz damlası tedavisi alan kişilerin, hamilelik ve emzirme dönemleri boyunca mutklaka göz doktorları tarafından değerlendirilmeleri ve uygun ilacı kullanmalarının sağlanması gerekmektedir.<br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/m100.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3406" title="m" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/m100.jpg" alt="" width="123" height="124" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/hamilelikte-gozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte bisiklete binilebilir mi?</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelikte-bisiklete-binilebilir-mi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelikte-bisiklete-binilebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:24:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Alper Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik düşük]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte bisiklete binilebilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=3146</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik sırasında bisiklete binilip binilemeyeceği konusunda net bir bilimsel veri yoktur dolayısı ile herhangi bir komplikasyon olmaması durumunda belirli bir süre için bisiklete binmeye devam edebilirsiniz ancak hemen hemen tüm egzersiz çeşitlerinde olduğu gibi gebelik sırasında bisiklete binme konusunda da önemli olan bunu abartmadan yapmaktır. Gebelerin bu özel dönemleri süresince fiziksel açıdan yeterli ve fit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik sırasında bisiklete binilip binilemeyeceği konusunda net bir bilimsel veri yoktur dolayısı ile herhangi bir komplikasyon olmaması durumunda belirli bir süre için bisiklete binmeye devam edebilirsiniz ancak hemen hemen tüm egzersiz çeşitlerinde olduğu gibi gebelik sırasında bisiklete binme konusunda da önemli olan bunu abartmadan yapmaktır.</p>
<p>Gebelerin bu özel dönemleri süresince fiziksel açıdan yeterli ve fit olmaları idealdir. Bunun da tek yolu düzenli ve gebelik için uygun olan egzersizleri yapmalarıdır.</p>
<p>Gebeliğin erken dönemlerinde eğer düşük riski, kanama gibi sorunlar yoksa bisiklete binilebilir ancak önemli olan bu aktivite sırasında gebe olduğunu unutmadan ve vücudun limitlerini zorlamadan bunu yapmaktır.</p>
<p>Gebelik ilerledikçe vücut ağırlığı artacak, denge merkezi yer değiştirecek ve dolayısı ile pedal çevirmek zorlaşacaktır. Bu nedenle büyük gebeliklerde bisiklet önerilmez.</p>
<p>Vücut dinamikleriniz çok hızlı değiştiğinden daha çabuk yorulabilir ve daha kolay susuz kalabilirsiniz.</p>
<p>Gebelik sırasında bisiklete binmeye devam etmek istiyorsanız şu önerilere uymanızda yarar vardır. Vücudunuzun sınırlarını zorlamayın. Yorulduğunuz anda daha fazla devam etmeden önce durun ve yeteri kadar dinlenin.</p>
<p>• Denge sağlamakta sıkıntı yaşayabileceğinizi unutmayın<br />
• Yanınızda mutlaka su bulundurun ve sık sık için<br />
• Mutlaka kask takın<br />
• Tercihan bir kalp hızı monitörü edinin ve kalp atım hızınızın dakikada 140 atımın üzerine çıkmasına izin vermeyin<br />
• Trafiğin yoğun olduğu yerlerde bisiklete binmemeye çalışın<br />
• Olası bir kaza durumunda ve sonrasında bebek hareketlerinde azalma hissederseniz mutlaka doktorunuza bilgi verin<br />
• Gebelik büyüdükçe bisiklete binilmesi uygun değildir</p>
<p>Sonuç olarak gebelikte belirli bir süre daha bisiklete binmeye devam edebilirsiniz ancak buna karar vermeden önce mutaka doktorunuzun önerisini ve onayını alın.</p>
<p>Amerikan Hastanesi<br />
Kadın Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü<br />
Dr. Alper Mumcu</p>
<p> <a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/m51.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3147" title="m" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/m51.jpg" alt="" width="105" height="113" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelikte-bisiklete-binilebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte bulantıya karşı öneriler</title>
		<link>http://www.annelerle.com/hamilelikte-bulantiya-karsi-oneriler/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/hamilelikte-bulantiya-karsi-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 17:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>
		<category><![CDATA[anne bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik kusma]]></category>
		<category><![CDATA[hamile bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[hamile sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte bulantıya karşı öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[kusma]]></category>
		<category><![CDATA[mide bulantısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2687</guid>
		<description><![CDATA[Bulantının sabahları daha çok görüldüğü için uyandıktan hemen sonra açlığınızı haifletmek ve bulantınızı önlemek için bir parça ekmek ya da çubuk kraker, grisini vs yemeniz ve bir süre yatakta dinlendikten sonra kalkmak faydalı. Bulantıyı tetikleyen sigara, yemek, parfüm kokusu gibi faktörlerden uzak durun Bulantı hissedildiği anda beyaz leblebi, tuzlu kraker, peksimet, kuru ekmek gibi besin maddeleri tüketin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Bulantının sabahları daha çok görüldüğü için uyandıktan hemen sonra açlığınızı haifletmek ve bulantınızı önlemek için bir parça ekmek ya da çubuk kraker, grisini vs yemeniz ve bir süre yatakta dinlendikten sonra kalkmak faydalı.</li>
<li>Bulantıyı tetikleyen sigara, yemek, parfüm kokusu gibi faktörlerden uzak durun</li>
<li>Bulantı hissedildiği anda beyaz leblebi, tuzlu kraker, peksimet, kuru ekmek gibi besin maddeleri tüketin.</li>
<li>Herkes yemek yerken aynı sofrada oturmamaya çalışın.</li>
<li>Uyandıktan sonra yataktan kalkmadan önce kraker gibi kuru birşeyler yiyip Yemek aralarında yeterli sıvı almak<br />
Gün içinde zaman zaman mola vererek dinlenmekMideniz aşırı derecede bulanıyorsa yemek yapmak için mutfağa girmemeye çalışın.</li>
<li>Öğün sayısını altıya çıkarmak, az ama sık aralıklarla yemek yemeye çalışın, midenin boş kalmasına izin vermeyin.</li>
<li>Çaydan ve kahveden uzak durun. Bu içecekler mideyi ekşiteceği için bulantıyı artırıyor. Bunun yerine nane çayı  içebilirsiniz.</li>
<li>Hem sağlıklı beslenmek hem de midenizi yormamak adına meyva, sebze gibi besinleri tercih edin. Yağlı ve aşırı baharatlı yiyeceklerden uzak durun. Bu arada yemeğinizi az az ama sık sık yemeği ihmal etmeyin.</li>
<li>Bol  sıvı alın, su için.</li>
<li>Kusmaya bağlı olarak hamilelerde bazen B1 ve B6 vitamini eksikliği görülüyor. Bunu önlemek için yemeklerinize yulaf katın ve doktorunuza danışarak vitamin takviyesi yapın.</li>
<li>Tüm bu önlemlere karşın bulantı ve kusma şikayetiniz devam ediyorsa hiç vakit kaybetmeden doktorunuza danışın.  <br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son179.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2705" title="son1" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son179.jpg" alt="" width="117" height="117" /></a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/hamilelikte-bulantiya-karsi-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Olmak için Doğru Zaman</title>
		<link>http://www.annelerle.com/anne-olmak-icin-dogru-zaman/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/anne-olmak-icin-dogru-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 16:40:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>
		<category><![CDATA[anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Olmak için Doğru Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[geç yaşta çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[geç yaşta çocuk sahibi olmanın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[ne zaman anne olmalısınız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2683</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadın öncelikle bebek sahibi olmak isteyip istemediğine tam olarak karar vermelidir ancak ilerleyen yaşla birlikte hamile kalmak giderek zorlaşır. Günümüzde geç evlilik ve kadınların çalışma hayatında daha aktif olmaları bebek sahibi olma yaşının artmasına neden olmuştur.  Son yıllarda uygulanan tüp bebek uygulamaları ile çocuk sahibi olma olgusu artırılsa da, genç yaş gruplarında tüp bebek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kadın öncelikle bebek sahibi olmak isteyip istemediğine tam olarak karar vermelidir ancak ilerleyen yaşla birlikte hamile kalmak giderek zorlaşır. Günümüzde geç evlilik ve kadınların çalışma hayatında daha aktif olmaları bebek sahibi olma yaşının artmasına neden olmuştur.  Son yıllarda uygulanan tüp bebek uygulamaları ile çocuk sahibi olma olgusu artırılsa da, genç yaş gruplarında tüp bebek uygulamalarının başarı oranının daha fazladır.</p>
<p>Teorik olarak son adet görme dönemine kadar her kadının hamile kalma şansı vardır. Aslında, istediğiniz yaşta çocuk sahibi olabilmeniz mümkündür, ancak en ideal hamile kalma yaşı 20 ile 35 yaş arasıdır. 35 yaşından sonra hamile kalma oranınız giderek azalır. Bu durumda tüp bebek ya da aşılama gibi yardımcı üreme yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir.</p>
<p>Geç yaşta çocuk sahibi olmanın riskleri</p>
<p>Geç yaşta çocuk sahibi olma ile ilgili riskleri iki gruba ayırabiliriz. İlk olarak, hamile kalabilme aşamasına kadar olan riskler, ikinci olarak da, hamile kaldıktan sonra oluşabilecek risklerdir. İlerleyen yaşınız ile birlikte hamile kalmanız zorlaşır ve yardımcı üreme yöntemlerine ihtiyaç duyulur.  Ancak yaşınızın ilerlemesi ile birlikte yumurta sayınız azalır, kalitesi bozulur, döllenme oranınız ve nihayetinde embriyonuzun rahminize yerleşme oranı düşer. Aslında hamileliğinizi meydana getirecek olan parametreler, vücudunuzda yaşınızın ilerlemesi ile beraber ortaya çıkan fizyolojik değişikliklere uyum sağlar, yani bir yaşlanma sürecine girer. Bu fizyolojik değişiklikleriniz, hamile kalmanızdan sonra da genç yaş grubuna göre daha çok ek yük getirir. Bilindiği gibi hamileliğinizle, vücudunuzda bir dizi değişiklik meydana gelir. Vücut ağırlığınız, kan hacminiz, kalp atım sayınız, akciğer solunum kapasiteniz ve böbreklerinizin kan süzme kapasitesi artar. Bunların hepsi de ilgili organ sisteminize ek yük getirir. İlerleyen yaşınız ile beraber, bu değişiklikleri tolere etmeniz daha güç olur. İlerleyen yaşınızda, tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği ve kemik erimesi gibi sistemik hastalıklarınız da daha sık görülebilir. Ayrıca, anne yaşı ile beraber özellikle down sendromu gibi bebeği ilgilendiren kromozomal anomalilerin görülme sıklığında artış meydana gelmektedir. Bu açıdan da ileri yaş hamileliklerinde, doktor takiplerinin daha hassasiyetle yapılması gerekir.</p>
<p>İleri yaşlarınızda hamile kalmayı planlıyorsanız, mümkün olduğunca en erken dönemde doktorunuza başvurmalısınız. Hamileliğiniz öncesi, genel ya da sistemik hastalıklarınız değerlendirilmeli ve hem sizin hem de eşinizin ailesinin genetik geçmişi incelenmelidir. Hamile kalmadan 3 ay önce vücudunuza folik asit desteğine başlayıp, endokrinolojik açıdan kontrol edilmelisiniz.</p>
<p>Geç yaşta çocuk sahibi olmanın olumlu yanları</p>
<p>Geç yaşta çocuk sahibi olan anneler bebeklerini daha kolay ve bilinçli bir şekile emzirdikleri gözlenmiş. Ayrıca hamilelik süresince annelerin görünüşlerinden yana fazla bir şikayetleri olmadığı ve hamile vücutlarını daha kolay kabullenebildikleri de ortaya çıkmış, sekse karşı olan ilgilerinde ise bir azalma görülmemiş.İleri yaş hamileliklerinin en güzel tarafı, genelde çiftler için planlı ve istenilen hamilelikler olmalarıdır. Bu dönemlerde hayatlarınızı planlamış, kariyerinizi, işinizi bir düzene oturtmuş ve “Evet, artık çocuk sahibi olmalıyım!” aşamasına gelmiş olursunuz. Bu noktadan sonra tüm enerjinizi bebeğinize verebilecek konumdasınızdır. Bebeğinizin gelişimi ile çok yakından ilgilenir, bu konuda daha bilinçli bir yaklaşım sergiler ve ona daha çok zaman ayırırsınız.</p>
<p><a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son181.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2712" title="son1" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son181-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/anne-olmak-icin-dogru-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Et tüketimi ve Riskleri</title>
		<link>http://www.annelerle.com/hamilelikte-et-tuketimi-ve-riskleri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/hamilelikte-et-tuketimi-ve-riskleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 20:27:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamile beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte Et tüketimi ve Riskleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2519</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik esnasında çiğ etler ile bir çok bakteri, virus ve parazit geçebileceği için yenilmeleri bu şekilde önerilmemektedir. Bu çiğ et ile geçen bakteriler bebeğe zarar verebilir veya annenin bağışıklık sistemini etkileyebilir. Neleri yememelisiniz; Güvenmediğiniz yerden et, özellikle tavuk satın almayın. Salam,sucuk,jambon,sosis, çiğ köfte gibi yiyeceklerden uzak durun. Etleri iyi pişirin.  Az pişmiş et,tavuk tüketmeyin. Sushi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik esnasında çiğ etler ile bir çok bakteri, virus ve parazit geçebileceği için yenilmeleri bu şekilde önerilmemektedir. Bu çiğ et ile geçen bakteriler bebeğe zarar verebilir veya annenin bağışıklık sistemini etkileyebilir.</p>
<p>Neleri yememelisiniz;</p>
<p>Güvenmediğiniz yerden et, özellikle tavuk satın almayın.</p>
<p>Salam,sucuk,jambon,sosis, çiğ köfte gibi yiyeceklerden uzak durun.</p>
<p>Etleri iyi pişirin.  Az pişmiş et,tavuk tüketmeyin.</p>
<p>Sushi gibi çiğ balık.</p>
<p>Dondurulmuş eti saldırdıktan sonra pişirmemiş iseniz tekrar dondurmayın, aynı gün tüketin.</p>
<p>Dondurucuda sakladığınız etleri buzdolabı poşetine koyun, başka yiyeceklerle temas etmelerine izin vermeyin.</p>
<p>Ellerinizde kesik veya çizik var ise  çiğ ete, özellikle tavuğa dokunmayın.Tercihen eldiven kullanın.</p>
<p>Et kestiğiniz bıçağı,tahtayı veya çiğ eti bulundurduğunuz tabağı çok iyi yıkayın.İyi yıkamadan başka bir yiyecek için kullanmayın.<br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son142.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2522" title="son1" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son142.jpg" alt="" width="93" height="124" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/hamilelikte-et-tuketimi-ve-riskleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Testleri</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelik-testleri/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelik-testleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 20:06:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>
		<category><![CDATA[adet tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Beta HCG]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Testleri]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik Testleri]]></category>
		<category><![CDATA[kandaki ve idrardaki Beta HCG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2512</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik testleri kandaki ve idrardaki Beta HCG seviyesini ölçme prensibine bağlı olarak çalışır.  Beta HCG hormonu kanda normal şartlarda yalnızca gebelik olduğunda bulunan ve idrarda da saptanabilen bir maddedir. Çünkü bu testler kandan idrara geçen beta HCG hormonu belli bir seviyeye ulaşmadan pozitif sonuç vermeyebilirler. Eczaneden aldığınız testlerle yapacağınız idrarda gebelik testi negatif geldiğinde sonuç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik testleri kandaki ve idrardaki Beta HCG seviyesini ölçme prensibine bağlı olarak çalışır.  Beta HCG hormonu kanda normal şartlarda yalnızca gebelik olduğunda bulunan ve idrarda da saptanabilen bir maddedir. Çünkü bu testler kandan idrara geçen beta HCG hormonu belli bir seviyeye ulaşmadan pozitif sonuç vermeyebilirler. Eczaneden aldığınız testlerle yapacağınız idrarda gebelik testi negatif geldiğinde sonuç çok güvenilir olmayabilir. Ayrıca bu testler ilişkiden hemen sonra sonuç vermez. Testten doğru in doğru sonuç alabilmek için adet tarihinin geçmesini beklemelisiniz, bu da yaklaşık  hamilelik süphesine neden olan ilişkiden  yaklaşık 14 gün sonrasıdır. İdrar testiniz pozitif çıktığında bunun hatalı olma olasılığı oldukça düşüktür.  Ancak idrar testi negatif çıkarsa ve siz hamile olduğunuzdan şüpheleniyorsanız bir kliniğe baş vurmanızda fayda var. </p>
<p>Kliniklerde kullanılan test kitleri daha hassas olduklarından hatalı şekilde negatif sonuç verme olasılıkları oldukça düşüktür.  Testin pozitif olması neticesinde gebeliğin varlığını teyit etmek ve dış gebelik başta olmak üzere bazı erken gebelik komplikasyonlarına yenik düşmemek için kontrol şarttır.</p>
<p>Kanda yapılan rakamsal beta HCG ölçümleri daha erken ve daha doğru sonuç verir.  Ancak bu testler maliyetli olduğundan doktorunuz önerirse yaptırın.</p>
<p>Testin negatif çıkması durumunda dahi, eğer adet kanamanız hala daha başlamadıysa mutlaka bir kadın doğum uzmanı ile görüşmelisiniz. Her adet gecikmesi durumunda test pozitif ya da negatif olsun mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.<br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son141.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2513" title="son1" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son141.jpg" alt="" width="120" height="120" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelik-testleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamile Yolcu Prosedürü</title>
		<link>http://www.annelerle.com/hamile-yolcu-proseduru/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/hamile-yolcu-proseduru/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 20:57:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamile uçak yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Yolcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2281</guid>
		<description><![CDATA[Yirmisekiz hafta (yedi ay) doldurmamış olan hamile yolculardan rapor istenmez. Tek bebeğe hamile yolcuların 28 haftadan- 36 haftaya kadar kendi doktorundan aldığı “Uçakla seyahatinde herhangi bir sakınca yoktur” ibaresi yer alan raporu ile seyahatine izin verilir. 36 haftadan sonra ise doktor raporu olsa dahi seyahatine izin verilmez. İki veya daha fazla bebeğe hamile yolcuların 28 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yirmisekiz hafta (yedi ay) doldurmamış olan hamile yolculardan rapor istenmez.</p>
<p>Tek bebeğe hamile yolcuların 28 haftadan- 36 haftaya kadar kendi doktorundan aldığı “Uçakla seyahatinde herhangi bir sakınca yoktur” ibaresi yer alan raporu ile seyahatine izin verilir. 36 haftadan sonra ise doktor raporu olsa dahi seyahatine izin verilmez.</p>
<p>İki veya daha fazla bebeğe hamile yolcuların 28 haftadan- 32 haftaya kadar kendi doktorundan aldığı “Uçakla Seyahatinde Herhangi Bir Sakınca Yoktur” ibaresi yer alan raporu ile seyahatine izin verilir. 32 haftadan sonra ise doktor raporu olsa dahi seyahatine izin verilmez.</p>
<p>Doktor raporunun tarihi yedi günden eski olamaz.</p>
<p>Raporu düzenleyen doktorun rapor üzerinde adı soyadı, diploma numarası ve imzası mutlaka olmalıdır.<br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2282" title="son" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/son1.jpg" alt="" width="110" height="118" /></a></p>
<p>kaynak: THY</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/hamile-yolcu-proseduru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Adaylarının Yaz Sıcaklarında Nelere Dikkat Etmeli</title>
		<link>http://www.annelerle.com/anne-adaylarinin-yaz-sicaklarinda-nelere-dikkat-etmeli/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/anne-adaylarinin-yaz-sicaklarinda-nelere-dikkat-etmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1240</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik döneminde yaz aylarındaki sıcaklar anne adayları için risk oluşturabilir.  Güneş ışınlarının en dik geldiği ve hava sıcaklığının en yüksek olduğu öğle saatlerinde anne adayları açık yerlerde bulunmamalı. Anne adayları genellikle öğleden sonra hava sıcaklığının azaldığı saatlerde dışarıya çıkmalı, açık renkli bol kıyafetler giymeli, güneş gözlüğü, şapka ve güneş kremleri kullanmalıdır. Anne adayları günde en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik döneminde yaz aylarındaki sıcaklar anne adayları için risk oluşturabilir.  Güneş ışınlarının en dik geldiği ve hava sıcaklığının en yüksek olduğu öğle saatlerinde anne adayları açık yerlerde bulunmamalı.</p>
<p>Anne adayları genellikle öğleden sonra hava sıcaklığının azaldığı saatlerde dışarıya çıkmalı, açık renkli bol kıyafetler giymeli, güneş gözlüğü, şapka ve güneş kremleri kullanmalıdır.</p>
<p>Anne adayları günde en az 2,5 litre sıvı tüketmelidir. Sıvı tüketiminde su, limonata, ayran ve taze meyve suları ve meyveler tercih edilmeli, alkollü içecekler kesinlikle alınmamalıdır. Süt ve süt ürünleri hem protein hem de kalsiyum kaynağı olması dolayısıyla tüm gebelik sürecinde bolca alınmalıdır. Taze meyve sebzeler folik asit ve diğer vitaminlerden zengin olması dolayısıyla günlük diyette bulunmasına özen gösterilmelidir. Gün içerisinde ara öğünler yapılmalı, sindirim problemlerini önlemek için sık sık ve az beslenilmelidir. Ancak hava sıcaklığının yüksek olması dolayısıyla yiyeceklerin çabuk bozulabileceği göz ardı edilmemeli ve dikkatli tüketilmelidir. Yemek seçiminde dikkatli olunmalı ve çok aşırı yemekten kaçınılmalı, yağlı ve baharatlı, katkı maddeli yemek ve tatlılardan kaçınılmalı, daha ziyade sebze ve taze meyve yada haşlanmış et, tavuk yada ızgara balık tercih edilmelidir.</p>
<p>Özellikle sıcakta fazla kalma sonucu oluşan güneş çarpması durumunda aniden kan basıncında düşme, vücut ısısında yükselme ve şuur bulanıklığını görülebilir. Bu durumda derhal serin bir alana geçilmeli ve vücuda soğuk ıslak uygulama ile vücut ısısı düşürülerek sıvı alımı yapılmalı.  Böyle durumlarda en kısa sürede anne ve bebeğin sağlığı için hastaneye başvurulmalı.</p>
<p>Anne adayları ayrıca hava sıcaklığının çok yüksek olduğu öğle saatlerinde zorlayıcı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmalıdır.  Deniz veya temiz hijyenik havuzlara gebeliğin son ayı dışında girilmesinde sakınca yoktur. Ancak yüksekten havuz veya denize atlamak ani basınç değişikliklerinden dolayı sakıncalıdır, dikkatli ve yavaşça suya girilmelidir. Düşük tempoda dinlenerek yüzülebilir, ancak aktif su sporları (sörf, su kayağı,) yapılması uygun değildir. Yazın sıcak ve nemli ortamına ilaveten, gebelik esnasında vajinal mantar enfeksiyon riskinin artmış olması dolayısıyla gerek kişisel hijyen kurallarına gerekse havuzun temizliğine dikkat edilmeli ve kirli havuz veya denize girilmemelidir. Eğer vaginal akıntı, kaşıntı, idrarda yanma, sık idrara çıkma ve ateş gibi şikayetler varsa hemen doktora başvurulması gerekmektedir.</p>
<p>Yaz aylarında tatil yerlerinde böcek ve sinek sokmasının sık rastlanılan sorunlardan biridir ve bu sokmalar bazen çok ciddi yaşamı tehdit edecek düzeyde alerjik reaksiyonlara yol açabilir.  Eğer sadece kaşıntı ve kızarıklık varsa reaksiyon olan bölgeye soğuk uygulama, alkol sürülmesi ve nemlendirici kremler uygulanabilir. Ancak piyasada sinek kovucu-uzaklaştırıcı olarak satılan ve tüm vücuda sürülen kimyasal maddelerin gebelikte kullanımından kaçınılmalıdır.</p>
<p><em>Bu yazı tavsiye amaçlıdır.  Teşhis ve tedavi amacı ile kullanılmamalıdır.</em><em><br />
</em>Kaynak: Bayındır Hastanesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/anne-adaylarinin-yaz-sicaklarinda-nelere-dikkat-etmeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne karnında duyu organlarının gelişimi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/anne-karninda-duyu-organlarinin-gelisimi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/anne-karninda-duyu-organlarinin-gelisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:28:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1238</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlarda 5 ana duyu vardır. Bunlar dokunma, tat alma, koku alma, işitme ve görmedir. Bu beş duyu bireyin dış dünya ile olan ilişkilerini düzenler. Duyuların anne karnındaki gelişimini tam anlamı ile bilebilmek doğal olarak olanaksızdır. Ancak gözleme ve hücresel incelemeye dayalı çalışmalar ile bunların gelişimi hakkında fikir edinilebilir. Gebe bir kadın bebeği ile ilgili pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlarda 5 ana duyu vardır. Bunlar dokunma, tat alma, koku alma, işitme ve görmedir. Bu beş duyu bireyin dış dünya ile olan ilişkilerini düzenler. Duyuların anne karnındaki gelişimini tam anlamı ile bilebilmek doğal olarak olanaksızdır. Ancak gözleme ve hücresel incelemeye dayalı çalışmalar ile bunların gelişimi hakkında fikir edinilebilir.</p>
<p>Gebe bir kadın bebeği ile ilgili pek çok değişik şeyi merak eder. Bebeğin büyüklüğü, boyu, kilosu, duruş şekli gibi değişik pek çok durum gibi&#8230; Anne adayını heyecanlandıran bir diğer konu da bebeğinin kendisini duyup duymadığı, canının acıyıp acımadığı gibi duyular ile ilgili olan durumlardır.</p>
<p>Anne karnında gelişen ilk duyu hangisidir?<br />
Anne karnındaki yaşamda gelişen ilk duyunun dokunma olduğu düşünülmektedir. Dokunma duyusu insanın dış dünya ile iletişiminin temel unsurudur.</p>
<p>Anne karnındaki bebeğin dokunma duyusu ilk olarak ne zaman gelişmeye başlar?<br />
Bebekte dokunma hissinin 8. gebelik haftası gibi çok erken bir dönemde başladığı düşünülmektedir.</p>
<p>Bu gelişim nasıl olur, evreleri nelerdir?<br />
İlk dokunma hissi genelde ağız çevresinde ve yanaklarda ortaya çıkar. Bu haftada bebeğin yanağını oluşturacak olan kısmına tek bir saç teli dokunduğunda bile bunu hissedebileceği kabul edilmektedir. Onuncu haftada genital bölgede, 11. haftada avuç içlerinde ve 12. haftada ayak tabanlarında dokunma hissi ortaya çıkmıştır. Bu bölgeler aslında erişkinlerde en fazla duyu reseptörlerinin bulunduğu, dokunmaya en hassas noktalardır. 17. haftaya gelindiğinde karnın ve kalçaların tamamı dokunmaya karşı hassastır.</p>
<p>Anne karnındaki bebeğin tat alma duyusu ne zaman gelişmeye başlar?<br />
Tat almadan sorumlu olan algılayıcılar gebeliğin 13–15. haftasında mevcuttur ve bunların yapısı erişkinlerinki ile hemen hemen aynıdır. Bu nedenle bebeğin bu haftadan itibaren değişik tatları ayırt edebildiği düşünülmektedir.</p>
<p>Tat alma duyusunun gelişimi nasıl olur?<br />
Amniyon sıvısı sürekli yapım ve emilim halinde olan dinamik bir sıvıdır ve bebek sürekli olarak bu sıvıyı yutmaktadır. Amniyon sıvısı içinde değişik tatlara sahip olan purivik asit, laktik asit, sitrik asit, creatinin, üre, proteinler ve tuzlar vardır.<br />
Son dönemlere ulaşıldığında bebeğin 24 saat içinde yuttuğu amniyon sıvısı miktarı neredeyse 1 litreye yaklaşmaktadır. Amniyon sıvısının içeriği tıpkı anne sütünde olduğu gibi annenin yediği besin maddelerinin tat ve aromalarını da taşır.</p>
<p>Yapılan gözleme dayalı incelemelerde anne adayı tatlı besinler tükettikten sonra bebeğin yutma hareketlerinde artış, acı ve ekşi besinler tükettiğinde bu hareketlerde bir miktar azalma olduğu görülmüştür. Bu durum bebeğin anne karnındayken değişik tatları ayırt edebildiği tezini kuvvetlendirmektedir.</p>
<p>Koku alma duyusu ne zaman gelişmeye başlar, bu gelişim nasıl olur?<br />
Bebeğin burnu, gebeliğin 11–15. haftaları arasında oluşumunu tamamlar. Bu sırada amniyon sıvısı bebeğin tüm ağız, burun, geniz ve akciğer yapısı içinde dolaşır ve bebeğe değişik tat ve kokuya sahip maddeleri taşır. Bu maddeler direkt olarak tat ve koku almadan sorumlu algılayıcı hücreler ile temas halinde bulunarak onları uyarırlar. Bu nedenle bebekler daha anne karnındayken değişlik kokuları tanıyıp ayırt edebilirler.</p>
<p>Anne karnındaki bebeğin koku alma duyusu nasıldır?<br />
Son dönemlere kadar anne karnındaki bebeğin koku alma duyusunun işlevsel olabileceği düşünülmüyordu. Çünkü kokunun hava ile taşınan ve nefes alıp verme ile ayırt edilebilen bir duyu olduğu kabul edilmekteydi. Ancak son yapılan araştırmalar bunun doğru olmayabileceğini, bebeğin burnundaki koku almadan sorumlu algılayıcı sistemlerin zannedildiğinden daha karmaşık olduğu fark edildi.</p>
<p>Bu konuyla ilgili araştırmalar var mı?<br />
Anne karnında kokuların öğrenilmesi yapılan araştırmalarda şaşırtıcı sonuçlar elde edilmiştir. Bunlardan birisi de kahvedir. Anne adayı kafeinsiz ya da normal kahve içtiğinde bebeklerin kalp atım hızı ve soluk alıp verme şekillerinde değişimler gözlenmiştir. Bunun kahvenin kokusuna bağlı olup olmadığı kesin değildir ancak kahvenin keskin kokusunun da rolü olduğu ileri sürülmektedir.</p>
<p>Yeni doğan bebeklerin anne sütünün kokusuna karşı zaafları olduğu bilinmektedir ve bu durumun açıklaması olarak anne karnındayken sütün içeriğine benzer bir kokuyu hafızalarına aldıklarına inanılmaktadır.</p>
<p>Benzer şekilde değişik insan ve hayvan gözlemlerinde de bebeklerin annelerini kokularından ayırt edebildikleri saptanmıştır. Bütün bu gözlemler bebeklerin anne karnındayken bazı kokuları hafızalarına yerleştirdikleri tezini desteklemektedir.</p>
<p>Anne karnındaki bebeğin işitme duyusu nasıldır?<br />
Anne karnındaki bebek amniyon sıvısı, rahim duvarı, anne adayının karnı gibi pek çok bariyerin arkasında bulunmasına rağmen aslında rahim içindeki yaşam oldukça gürültülü sayılabilir. Annenin damarlarından geçen kan, barsak ve mide sesleri rahim içindeki bebeğin karşılaştığı temel seslerdir. Bunların dışında anne adayının ve diğer kişilerin sesleri de bebeğe direkt olarak ulaşır. Tüm bu sesler içinde doğal olarak en güçlüsü bebeğin annesinin sesidir.</p>
<p>İşitme duyusu ne zaman gelişmeye başlar, bu gelişim nasıl olur?<br />
Bebeğin kulağı 8. haftada oluşmaya başlar. Duyma yeteneğinden sorumlu olan kemikler ve ses iletisini beyine taşıyan sinirler büyük ölçüde oluşumunu tamamlar ancak bu gelişim 24. haftada tamamlanır. 25. haftadan itibaren bebek annesinin sesini duyabilmektedir. 27. haftada ise annesinin sesi dışında dışarıdan gelen seslere ve hatta<br />
babasının sesini bile duyup tepki verebilir. Ancak hem içinde bulunduğu ortam hem de bebeği içinde bulunduğu amniyotik sıvının olumsuz etkilerinden koruyan kremsi tabaka olan verniksin, kulaklarını tıkaması nedeni ile sesleri büyük bir olasılıkla boğuk olarak duymaktadır.</p>
<p>Anne karnındaki bebek seslere tepki verir mi? Verirse bu tepki nasıl olur?<br />
Bebeğin seslere verdiği tepkiler değişkendir. Ani kapı çarpması ya da benzeri şiddetli bir ses bebeğin anne karnında aniden sıçramasına neden olabilir. Benzer şekilde 5 saniye süre ile anne karnına uygulanan yüksek frekanslı bir ses bebeğin hem kalp atım hızında hem de genel hareketliliğinde 1 saate kadar varan artmaya neden olur.</p>
<p>Öte yandan reaktif duyma adı verilen durum biraz daha farklıdır. Burada işitme kulaktaki kemikler yardımı ile değil ses dalgalarının cilt ve kemikte yarattığı titreşimler yardımı ile gerçekleşir. Anne karnındaki bebeklerin 16. gebelik haftasından yani işitme sisteminin tam olarak gelişimini tamamlamasının ardından 8 hafta öncesinden itibaren ultrasonda seslere yanıt vermesi bu şekilde açıklanabilir.</p>
<p>Doğumdan sonra bebeğin annesinin sesine olumlu tepki vermesi ve genelde annesinin sesini duyduğunda sakinleşmesi rahim içi yaşamda aşina olduğu ve en iyi bildiği sese verdiği tepkidir.</p>
<p>Anne karnındaki bebeğin görme duyusu ne zaman gelişmeye başlar, bu gelişim nasıl olur?<br />
Anne karnındaki yaşam sırasında en son gelişen duyu sistemi görmedir. Bebeğin göz kapakları 26. haftaya kadar kapalıdır. 26. hafta civarında bebek gözlerini açmaya başlar ve göz kırpabilir.</p>
<p>Bebeğin gözleri 26. haftaya kadar kapalı olmakla birlikte anne adayının karnı üzerine uygulanan güçlü bir ışık kaynağına yanıt verir. Gerçekte rahim içi mutlak karanlık değildir. Tıpkı sesleri geçirdiği gibi ışığı da geçirmektedir. Bu nedenle bebek gündüz ile geceyi rahatlıkla ayırt edebilir. 33. haftadan itibaren bebeklerin göz bebekleri ışığa tepki vererek büyüyebilir ya da küçülebilir.</p>
<p>Tek yumurta ikizleri 26–27. haftadan itibaren anne karnında birbirlerini görebilirler, birbirlerine dokunabilirler ve hatta el ele tutuşabilirler.</p>
<p>Amerikan Hastanesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/anne-karninda-duyu-organlarinin-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoğul Gebelikler ve Sorunları</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cogul-gebelikler-ve-sorunlari/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cogul-gebelikler-ve-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:27:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1236</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda yardımcı üreme teknikleriyle (YÜT) sağlanan gebeliklerdeki artış ve gebelik yaşının günümüzde daha geç dönemlere kaymış olması sonucunda ikiz doğumlar %25-50 oranında, üçüzler ise 3-4 kat artmıştır. Normal bir menstrüel siklusta bir yumurta salınır, döllenir ve bir fetüs gelişir. Eğer iki yumurta salınıp, fertilize olursa dizigotik (DZ, çift yumurta), tek yumurta fertilize olup zigot [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda yardımcı üreme teknikleriyle (YÜT) sağlanan gebeliklerdeki artış ve gebelik yaşının günümüzde daha geç dönemlere kaymış olması sonucunda ikiz doğumlar %25-50 oranında, üçüzler ise 3-4 kat artmıştır.</p>
<p>Normal bir menstrüel siklusta bir yumurta salınır, döllenir ve bir fetüs gelişir. Eğer iki yumurta salınıp, fertilize olursa dizigotik (DZ, çift yumurta), tek yumurta fertilize olup zigot gelişirken ikiye ayrılırsa monozigotik (MZ, tek yumurta) ikiz oluşur. MZ ikizliğe neden olabilecek faktörler iyi bilinmemekte ve bu tipin sıklığı da çok değişmemektedir. (3,5/1000). DZ tip ikizlikte ise başta YÜT olmak üzere, anne yaşı (35 yaşında en sık), önceki doğum sayısının fazlalığı ve etnik kökenlerin (Afro-Amerikalılarda fazla, asyalılarda az) rolü vardır.</p>
<p>İki fetus bir plasentadan beslenebileceği gibi(monokoryonik), iki ayrı plasenta da(dikoryonik) olabilir. Fetusun içinde bulunduğu su kesesi de (amnion) tek veya iki kese şeklinde olabilir. Yumurta sayısının, plasenta ve amnion kesesinin iki fetus tarafından paylaşılma şeklinin neden olabildiği ayrı sorunlar söz konusudur.</p>
<p>Çoğul gebeliklerde sorunlar anneye, fetusa, doğum eylemine ve yenidoğan dönemine ilişkin sorunlar olarak sınıflanabilir. Çoğul bir gebelik sırasında başta gebelik hipertansiyonu olmak üzere gebelik diyabeti, anemi ve üriner enfeksiyonlar daha sık görülür.</p>
<p>Fetusa ait sorunlardan kromozomal anomaliler, izole malformasyonlar ve tek gen defektleri DZ gebeliklerde iki fetus olduğu ve ileri anne yaşı söz konusu olduğu için tek fetuslara göre iki katından fazla görülmektedir. Örneğin üçüz gebeliği olan 28 yaşında ya da ikizi olan 33 yaşındaki bir kadının Down sendromlu bir bebek doğurma riski 35 yaşındaki tek gebelikteki risk kadar olmaktadır.</p>
<p>Döllenmiş yumurtanın fazladan bir kez daha ikiye ayrılmasıyla oluşan monozigot ikizlerde ayrılma ilk 3 gün içinde olursa iki ayrı kese içinde ayrı plasentalardan beslenen bebeklerde sorunlar daha geç dönemde gerçekleşen bölünmelere göre az olur. Bölünme 4-8. günlerde olursa iki kese- tek plasenta, 9. günden sonra olursa tek kese tek plasenta olan ikizler gelişir. On dördüncü günden sonra ayrılma başlarsa tam ayrılma gerçekleşmez ve yapışık ikizler (siyam ikizleri) oluşur. Monozigotik ikizlerde ayrılma işlemi sırasındaki olaylar nedeniyle bel kısmı sakatlıkları, ürolojik malformasyanlar, omurgaya, nefes ve yemek borusuna ait anomaliler olabilir. Bu tiplerde sakatlığın ağırlığı yaşamla bağdaşamayacak kadar ağır olabilir.</p>
<p>Yardımcı üreme teknikleri sonucu oluşan çoğul gebeliklerde anomali artışı ile ilgili kesin veriler yoktur.</p>
<p>Tek plasentalı ikizlerde, plasentada damarsal ilişkilerden (anastomoz) dolayı, ikizden ikize kan geçişi olabilmektedir. Bu durumda kan veren fetus küçük kalırken alıcı durumunda olan bebek irileşmekte ve kalp yetersizliğine girebilmektedir.</p>
<p>Bebekler tek kese içinde olduğunda daha çok göbek kordonlarının karışması ve dolaşımın engellenmesi gibi sorunlar görülmektedir.</p>
<p>Çoğul gebeliklerde doğum genellikle beklenen süreden önce gerçekleşir. Doğum şekline bebeklerin gebeliğin son dönemlerinde anne karnındaki pozisyonuna göre karar verilir. İkinci doğan bebek ilkine oranla daha fazla doğum komplikasyonları (kordon sıkışması, asfiksi, perinatal depresyon, uzun anestezi ) riski taşır.</p>
<p>Yenidoğan dönemine ilişkin sorunlar özellikle anne karnında başlayan büyüme geriliği ve erken doğumların yarattığı problemlerdir. İkizler 28-29. gestasyon haftasına kadar tek gebelik gibi büyürken, bu dönemden sonra büyümeleri yavaşlar. Tek bebek yerine 2-3 fetusun sıkıştığı uterusun ve plasental kan akımının yetersizliği büyümedeki yavaşlamanın ana nedenidir. İki fetusun ağırlıklarında önemli oranda fark varsa (%25’den fazla) bu birinin distres altında olduğunu gösteren önemli bir işaret olup, ölüm veye çok erken doğum riski yüksektir.Tek gebelik normal şartlarda 40 hafta sürerken, ikizlerde bu süre ortalama 36 hafta, üçüzlerde 32 haftadır. 1500 gramdan küçük doğan bebeklerin ¼’ü, 1000 gr altındakilerin 1/3’ ü çoğul gebelik ürünüdür. Erken doğum, doğum eyleminin erken başlaması (vakaların yarısında) membranların erken yırtılması (1/4 vakada) ve anneye (preeklampsi) ya da bebeğe ait (fetal distres, büyüme geriliği, bir bebeğin ölümü) nedenlere bağlı olmaktadır. Çoğul gebeliklerde prematüre doğum riski fazladır ve doğum ne kadar erken gerçekleşirse akciğer, santral sinir sistemi, sindirim sistemi ve gözlerde görülen sorunlar da artar.</p>
<p>Uzun dönemde prematüreliğe bağlı serebral palsi(CP) ve diğer nörolojik sekeller tek gebeliklere oranla daha sık görülür. CP riski tek gebeliklerde %1 iken ikizlerde %7-8 oranlarına çıkmaktadır. Prematürelik yanında ikizler arası kan geçişi ve ikizlerden birinin ölümü sırasında diğer ikizde yarattığı hasar da nörolojik sorunların artışında rol oynamaktadır.</p>
<p>Çoğul gebeliklerde ortalama hastane yatış süreleri tek gebeliklere göre 3-4 kat uzun olmaktadır. Toplam harcamalar düşünülürse 5-10 kat daha yüksek maliyetler söz konusu olmaktadır.</p>
<p>Annelerin emzirmelerinden başlayıp, bakımdaki güçlükler ve sağlıklı izlem sırasındaki harcamalar da göz önüne alındığında çoğul gebeliklerin sorunlarının da çok olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Çoğul gebeliklere bağlı sorunlardan korunabilmek için neler yapılabilir?</p>
<p>1) Yüt ile sağlanan gebeliklerde ikiden fazla embriyo transferi uygulanmamalı.<br />
2) İkiden daha fazla gebelik sağlanmış ise redüksiyon(birinin sonlandırılması) yapılmalı<br />
3) Çoğul gebelik takibi tek gebeliğe oranla daha hassas ve sık yapılmalı<br />
4) 24. haftadan itibaren yenidoğan yoğun bakım hizmeti verebilen merkezlere yakın olmakta yarar vardır.</p>
<p>Kaynak Amerikan Hastanesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cogul-gebelikler-ve-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Öncesi Alışveriş Listesi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/dogum-oncesi-alisveris-listesi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/dogum-oncesi-alisveris-listesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:25:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1234</guid>
		<description><![CDATA[Hamileliğiniz süresince göz atabileceğiniz, doğumdan hemen sonra ihtiyacınız olacakların listesi, ilk 6 ayki ihtiyaçlarınız göz önüne alınarak hazırlanmıştır.  Listedekilerin bir kısmına hiç ihtiyaç duymayabilirsiniz.  Örneğin, göğüs pedi kimisi için vazgeçilmezken, bazıları hiç kullanamaz. Lafın kısası, alışveriş için sabırsızlandığınızı biliyoruz ama her şeyi almakta aceleci davranmayın. Evde ve Dışarıda Kanguru Ana Kucağı&#38;Oto Koltugu Beşik veya yatak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamileliğiniz süresince göz atabileceğiniz, <a href="http://www.bizanneler.com/Menu_icerik_oku.aspx?Id=3&amp;KId=711" target="_blank">doğumdan </a>hemen sonra ihtiyacınız olacakların listesi, ilk 6 ayki ihtiyaçlarınız göz önüne alınarak hazırlanmıştır.  Listedekilerin bir kısmına hiç ihtiyaç duymayabilirsiniz.  Örneğin, göğüs pedi kimisi için vazgeçilmezken, bazıları hiç kullanamaz. Lafın kısası, alışveriş için sabırsızlandığınızı biliyoruz ama her şeyi almakta aceleci davranmayın.</p>
<p><strong>Evde ve Dışarıda</strong><strong><br />
</strong>Kanguru<br />
Ana Kucağı&amp;Oto Koltugu<br />
Beşik veya yatak<br />
Puset<br />
Bakım Çantası<br />
Araba için güneşlik</p>
<p><strong>Bebek odası</strong><strong><br />
</strong>Bebeğin odasında, emzireceğiniz zamanlarda ihtiyacınız olacagından, rahat bir koltuk bulunmasında fayda var<br />
Bebeğinize takılacak hediyeler için küçük süslü bir yastık<br />
Bebek odası takımı &amp; perde &amp; halı<br />
Yatak &amp; yatak koruyucu (alez)<br />
Nevresim takımı &amp; karyolanın korkuluklarına takılacak koruyucular &amp; çarşaf<br />
Pike &amp; battaniye<br />
Yorgan (eviniz sıcaksa ihtiyaç duymayabilirsiniz.  Uyku tulumu ve battaniye işinizi görecektir.)<br />
Elbise dolabı ve şifonyer çekmeceleri için örtü<br />
Gece lambası<br />
Cibinlik<br />
Oyuncak sepeti<br />
Oda termometresi<br />
Oda nemlendiricisi (özellikle eviniz kaloriferliyse)</p>
<p><strong>Oyuncak</strong><strong><br />
</strong>Çıngırak<br />
Diş kaşıyıcı<br />
Dönence<br />
Işıklı ve müzikli yatağa monte edilebilen oyuncaklar</p>
<p><strong>Beslenme</strong><strong><br />
</strong>Ağız ve kusma bezleri<br />
Biberon<br />
Biberon emziği (aylara göre delikleri değişir)<br />
Biberon Temizleme Fırçası<br />
Önlük<br />
Biberon Isıtıcı<br />
Sterilizatör<br />
Yalancı Emzik &amp; Emzik Tutacı &amp; Emzik Kutusu (ayrıca satılabildiği gibi kimi markalar emziği sonra da kullanılabilen kutular içinde satıyor. Ayrıca bebeğiniz yalancı emziği belki hiç benimsemeyecek, aksesuarları almakta acele etmeyin)</p>
<p><strong>Emzirme </strong><strong><br />
</strong>Göğüs Pompası<br />
Süt Saklama Poşetleri<br />
Göğüs Koruyucu Kalıplar<br />
Göğüs Pedi<br />
Gögüs Kremi (bazı doktorlar göğüs kremi yerine göğüs ucunun anne sütü ile yumuşatılmasını öneriyor)</p>
<p><strong>Sağlık </strong><strong><br />
</strong>Bebek telsizi yada izleme cihazı<br />
Vücut Termometresi (klasik popodan bakılan yada kulaktan otomatik ölçer)<br />
Oda ve Banyo Termometresi<br />
Oda Nemlendiricisi.<br />
    <br />
<strong>Bebek Bakımı</strong><strong><br />
</strong>Bebek Bezi<br />
Pişik Kremi<br />
Fırça, tarak<br />
Tırnak makası<br />
Banyo süngeri<br />
Alt açma minderi<br />
Bebe yağı<br />
Sıvı pudra<br />
Nemlendirici &amp; losyon<br />
Şampuan<br />
Duş şampuanı<br />
Bebek kıyafetlerini yıkamak için sabun ve ya bebek deterjanı</p>
<p><strong>Banyo </strong><strong><br />
</strong>Banyo küveti<br />
Banyo Filesi ve doğal sünger<br />
Büyük ebat havlu (banyo sonrası bebeği kurulamak için, yedekli olmasında fayda var)<br />
Suyun sıcaklığını ölçmek için banyo termometresi<br />
     <br />
<strong>Giysiler</strong><strong><br />
</strong>Ayaklı pijama<br />
Uyku tulumu (mevsime uygun)<br />
Patik  &amp; Çorap<br />
Şapka &amp; Eldiven<br />
Yelek (hem yazlık merserize yada penye; hem de kışlık)<br />
Hırka<br />
Kısa ve Uzun Kollu Body<br />
Önden ve alttan açmalı ayaklı tulum<br />
Penye ya da kadife eşofman tulum ayaklı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/dogum-oncesi-alisveris-listesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Öncesi Özel Hazırlıklar</title>
		<link>http://www.annelerle.com/dogum-oncesi-ozel-hazirliklar/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/dogum-oncesi-ozel-hazirliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1232</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizle buluşacağınız ilk gün hem anne adayları hem de tüm aile için çok özel ve hayatınız boyunca her anını hatırlamak isteyeceğiniz bir gün.  Bu günü siz ve sevdikleriniz için hem kalıcı hem de özel kılmak sizin elinizde.  İşte size hastaneye giderken yanınızda götürmek için yanınıza alabileceklerinizin listesi. • Eşiniz için küçük bir hediye. • Bebeğinize gelen hediyelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğinizle buluşacağınız ilk gün hem anne adayları hem de tüm aile için çok özel ve hayatınız boyunca her anını hatırlamak isteyeceğiniz bir gün.  Bu günü siz ve sevdikleriniz için hem kalıcı hem de özel kılmak sizin elinizde.  İşte size hastaneye giderken yanınızda götürmek için yanınıza alabileceklerinizin listesi.<br />
• Eşiniz için küçük bir <a href="http://www.bizanneler.com/default.aspx?sayfa=Menu_icerik_oku.aspx?Id=9*KId=113" target="_blank">hediye</a>.</p>
<p>• Bebeğinize gelen hediyelerin takılacağı küçük süslü bir altın yastığı.  Kalp, daire şeklinde olanlar, tül ve fistolarla süslenenler hatta üzerine küçük bir bebek figürü iliştirilmiş olanlar arasından tercih yapabilirsiniz.</p>
<p>• Gelen misafirlere ikram edeceğiniz bebek çikolatası.</p>
<p>• Yine gelen misafirlerinize bebeğinizin doğduğu günü hatırlatacak bir hatıra, nazar boncuğu ya da üzerine iliştirilmiş bebek biblolarının olduğu çikolatalar, bebek figürlü minik fotoğraf çerçeveleri.  Bebeğinizin doğum tarihi ve ismini hediyeye yazdırabilir ya da küçük bir kağıda yazılmış olarak iliştirebilirsiniz.</p>
<p>• Belki bebeğinize büyüdüğünde “Bak bunu senin doğduğun gün için sana hatıra almıştım” diyeceğiniz bir hediye.</p>
<p>• Misafirlerinize ikram etmek üzere kurabiye, minik börekçikler, meyve suyu ve plastik bardak &amp; peçete.</p>
<p>• Hastaneden çıkarken bebeğiniz için şık bir hastane çıkışı ve ya tulum ve güzel şirin bir battaniye koydunuz değil mi?  Kendinizi de ihmal etmeyin ev hastaneden ayrılırken bakımlı ve şık olmak üzere ihtiyacınız olanları yanınıza alın.  Kilolarınızın doğumda hemen gitmeyeceğini ve bunu göz önüne alarak yanınıza alacağınız giysiyi seçmenizi hatırlatmamıza gerek var mı?</p>
<p>• Hastane süslemesi: Hastane odasının kapısına asılan süslerden edinebilirsiniz.  Belki kapıyı ya da odayı birkaç balonla eğlenceli hale getirebilirsiniz.</p>
<p>• Bebeğiniz, arkadaşlarınızın çocuklarına veya yeğenlerinize hediye getirmiş olabilir mi?</p>
<p>• Bir anı defteri götürürseniz eğer hastaneye, gelen konuklarınız bebeğinizle ilk karşılaşmalarına dair hissettiklerini yazabilirler.  İnanın sonradan okuması çoook keyifli, özellikle yıllar sonra!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/dogum-oncesi-ozel-hazirliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Döneminde Kozmetik Ürün Kullanımı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelik-doneminde-kozmetik-urun-kullanimi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelik-doneminde-kozmetik-urun-kullanimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:09:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1216</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik döneminde ilaç, ışın, kimyasal maddeler solunum yoluyla, ağız yoluyla veya tensel temas ile alınabilirler. Bu maddelerin bazıları fetus gelişimini zihinsel ve fiziksel açıdan olumsuz etkilerken, bazılarının hiçbir yan etkisi yoktur.  Bazılarının ise, kötü etkilerinin olup olmadığı konusunda yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bebeğin gelişimindeki en önemli zaman ilk üç aydır. Bu süre içindeki zararlar diğer aylara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik döneminde ilaç, ışın, kimyasal maddeler solunum yoluyla, ağız yoluyla veya tensel temas ile alınabilirler. Bu maddelerin bazıları fetus gelişimini zihinsel ve fiziksel açıdan olumsuz etkilerken, bazılarının hiçbir yan etkisi yoktur.  Bazılarının ise, kötü etkilerinin olup olmadığı konusunda yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bebeğin gelişimindeki en önemli zaman ilk üç aydır. Bu süre içindeki zararlar diğer aylara göre daha fazla olmaktadır.</p>
<p><em>Saç düzleştirme ve perma </em><em><br />
</em>Saç düzeltici ve perma için kullanılan kimyasallar deri yolu ile kana karışabilir ve bebeğinize zarar verebilir.  Bu konuda yeterli araştırma olmadığı için en güvenlisi bu işlemleri doğum ertesine bırakmak.</p>
<p><em>Nemlendiriciler</em><br />
Deodorant, şampuan, ve diğer cilt bakım ve makyaj ürünlerinin, bebek gelişimi üzerine zarar verici etkileri olup olmadığı üzerine yeterli bilimsel araştırma olmamakla beraber şimdiye kadar herhangi bir problem rapor edilmemiştir. Cilt için kullanılan kremleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Cilt çatlaklarının oluşmasını azaltmak için kakao ve lanolin kremleri kullanılabilir.</p>
<p><em>Banyo</em><em><br />
</em>Hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Ilık bir duş ve arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını artırır.</p>
<p><em>Güneş ışınları</em><em><br />
</em>Yoğun bir ultraviyole ışık kaynağı olan güneşten uzak durmak ve güneşe çıkıldığı zamanlarda en az 20 faktörlü bir güneşlenme kremi kullanmak lekelenmelerin azaltılmasında oldukça etkilidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelik-doneminde-kozmetik-urun-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Reflüsü</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelik-reflusu-2/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelik-reflusu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:08:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1214</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikleri süresince anne adaylarının karşılaşabileceği bir sağlık sorunu da gebelik reflüsüdür.  Gebelik süresince karşılaşılması muhtemel bu rahatsızlık, asit başta olmak üzere mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu göğüs kemiği arkasında yukarı yükselen yanma ve/veya ağıza acı-ekşi su, yemeklerin gelmesi olarak tanımlanır. Gebelik dışında reflü sorunu olmayanlarda sadece bu dönemde ortaya çıkan sorunlar gebelik reflüsü olara kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelikleri süresince anne adaylarının karşılaşabileceği bir sağlık sorunu da gebelik reflüsüdür.  Gebelik süresince karşılaşılması muhtemel bu rahatsızlık, asit başta olmak üzere mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu göğüs kemiği arkasında yukarı yükselen yanma ve/veya ağıza acı-ekşi su, yemeklerin gelmesi olarak tanımlanır. Gebelik dışında reflü sorunu olmayanlarda sadece bu dönemde ortaya çıkan sorunlar gebelik reflüsü olara kabul edilir. Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması için mideyi yemek borusundan ayıran kapağın iyi çalışmaması gerekir. Annenin büyüyen karnının artırdığı karın içi basıncının etkisiyle mide içeriği mekanik olarak yukarı itilirken, gebelikte artan hormonlar yüzünden yemek borusu alt ucundaki kapak da açık kalmaya başlar.</p>
<p>Yakınmalar genellikle doğum ile birlikte hemen kaybolur. Reflü tanısı sadece yakınmalarla koyulur. Endoskopi. sadece doktorunuzun belirleyeceği durumlarda önerilir ve bu işlemin bebeğe zararı olmaz.</p>
<p>Hamileliğin 3. ayı bittikten sonra bebeğe zararsız ve reflüye etkili tedaviler vardır. Bu etkili tedavilerin kullanılması anne adaylarının yaşam kalitesini arttırır.  Ancak, reflü tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar hamilelikte kullanılmaz.</p>
<p>Şikayetlerinizi azaltmak için:<br />
• Yatağınızın baş kısmını yükseltin<br />
• Kahveden uzak durun.<br />
• Çikolata, baharatlı ve yağlı gıdaları tüketmeyin.<br />
• Kilonuza dikkate edin.<br />
• Az ve sık yemek yiyin.<br />
• Aşırı sıcak yiyecekler tüketmeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelik-reflusu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik ve Evcil Hayvanlar</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelik-ve-evcil-hayvanlar/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelik-ve-evcil-hayvanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:06:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1212</guid>
		<description><![CDATA[Evcil hayvanların insanlara pek çok yararı vardır. Bizi rahatlatır, arkadaşlık ederler. Fakat, bu yakınlaşma sırasında hayvanlar insanlara bazı hastalıkların bulaşmasına da neden olabilir. Bu hastalıklar zoonoz olarak adlandırılır. Hayvanlar bazı mikropları taşırlar; fakat bu mikropları kirli su ve gıdalardan alma olasılığımız hayvanlardan alma olasılığımızdan daha fazladır. Evcil hayvanlarla birlikte yaşarken, olası infeksiyon hastalıklarından korunmayı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evcil hayvanların insanlara pek çok yararı vardır. Bizi rahatlatır, arkadaşlık ederler. Fakat, bu yakınlaşma sırasında hayvanlar insanlara bazı hastalıkların bulaşmasına da neden olabilir. Bu hastalıklar zoonoz olarak adlandırılır. Hayvanlar bazı mikropları taşırlar; fakat bu mikropları kirli su ve gıdalardan alma olasılığımız hayvanlardan alma olasılığımızdan daha fazladır. Evcil hayvanlarla birlikte yaşarken, olası infeksiyon hastalıklarından korunmayı da bilmemiz gerekir. Vahşi hayvanlar ise çok daha tehlikeli bazı infeksiyonları bulaştırabilirler. Vahşi hayvanlarla temastan kaçınmak gerekir. Vahşi hayvanlar ev hayvanı olarak beslenmemeli, eve getirilmemelidir. Köpeklerin gebelik sırasında ve sonrasında, eğer aşı ve kontrolleri düzenli olarak yapılıyorsa, yaratabilecekleri en önemli sağlık sorunları fiziksel travmalardır. Köpeklerin ısırma ve tırmalamaları tetanoz, yara infeksiyonları ve kuduz gibi infeksiyonların ortaya çıkmasına neden olabilir. Kediler de tırmalama ve ısırıkla yaralanmalara neden olabilirler. Bu yaralanmalar tetanoz, yara infeksiyonları ve kuduz bulaşmasına neden olabilir. Kedilerin gebelikte neden olduğu en önemli sağlık sorunu toksoplazmoz infeksiyonudur. Kertenkeleler, iguanalar, kaplumbağalar, kurbağalar yılanlar ve diğer sürüngenler sık olmamakla birlikte evde beslenmektedir. Gerekli hijyen kurallarına dikkat edilmemesi durumunda bu hayvanlardan bulaşabilecek en önemli infeksiyon etkeni salmonella bakterileridir. Sürüngenlerin evde, mutfakta serbestçe dolaşmasına izin verilmemelidir. Sürüngenlere ve kafeslerine temas ettikten sonra eller su ve sabunla yıkanmalıdır. Kuşunuz sağlıklı ise siz ve bebeğiniz için bir sorun oluşturmayacaktır. Kuşlar kampilobakter, salmonella, klamidya gibi infeksiyon etkenlerini ve bazı parazitleri bulaştırabilir. Kuşunuzun veteriner tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır. Kuşa ve kafesine dokunduktan sonra ellerinizi yıkayın. Kafes temizliğini siz yapmayın. Gebelik sırasında hayvanlardan, özellikle kedilerden insanlara bulaşıp, bebekte sağlık sorunlarına neden olabilecek en önemli hastalıklardan biri Toxoplasma gondii adlı parazite bağlı olarak ortaya çıkan toksoplazmozdur. Pek çok insan T.gondii ile karşılaşmış ve bu paraziti taşımaktadır. Fakat, bağışıklık sistemi paraziti kontrol altında tutar.</p>
<p>Gebelikte toksoplazmoz bebeği nasıl etkiler? Eğer toksoplazma infeksiyonu ilk kez gebelik sırasında veya gebeliğin hemen öncesinde ortaya çıkarsa infeksiyon annede hiçbir belirti olmadan anne karnındaki bebeğe geçebilir. Anne karnında infeksiyona yakalanan pek çok bebekte başlangıçta bir bulgu saptanmayabilir. İlerleyen yıllarda ise zeka geriliği ve körlük gibi ciddi belirtiler ortaya çıkabilir. Bebeklerin küçük bir kısmında ise doğumda ciddi göz veya beyin hasarı saptanabilir.</p>
<p>Toksoplazmoz nasıl bulaşır? Kediler toksoplazma infeksiyonunun en önemli kaynağıdır. Paraziti taşıyan kemirgenler, kuşlar ve diğer küçük hayvanları yediklerinde parazit kediye bulaşır. Daha sonra kedinin dışkısında parazit kistleri çıkmaya başlar. Yavru kedilerin dışkısında infeksiyondan 3 hafta sonrasına kadar kistler bulunabilir. Erişkin kedilerin toksoplazma bulaştırma olasılıkları daha düşüktür. Kedi dışkısı ile kirlenen çöp kutuları ve toprak ile temas eden eller eğer uygun şekilde yıkanmazsa bulaşmaya neden olabilir. Meyve ve sebzelerin yıkanmadan tüketilmesi de bulaşmaya neden olur. Parazit hayvanların kaslarında kistler oluşturur. Çiğ et yenmesi, çiğ etle temas eden ellerin yıkanmaması bulaşmaya neden olabilir.</p>
<p>Toksoplazma infeksiyonu nasıl tanınır? Kanda toksoplazmaya karşı antikorların aranması bu hastalığın daha önce geçirilip geçirilmediği, ya da yeni bir infeksiyonun varlığını gösterir. Eğer toksoplazmoz gebe kalmadan önce geçirilmiş ise annede bağışıklık gelişeceği için bebek korunur. Fakat, infeksiyon geçirildikten sonra 6 ay kadar hamile kalınmaması önerilir.</p>
<p>Toksoplazma infeksiyonundan nasıl korunabiliriz? Toprak, kum, çiğ et veya yıkanmamış sebzelerle temastan sonra ellerinizi su ve sabunla yıkayın. Etleri hiçbir yeri pembe kalmayacak şekilde iyi pişirin. Et pişmeden tadına bakmayın. Etin pişirilmeden önce birkaç gün dondurulması infeksiyon riskini azaltır. Sebze ve meyveleri temiz suyla iyice yıkayın. Temizliğinden emin olduğunuz veya kaynatılmış su kullanın.</p>
<p>Hamile kalmayı planlarken veya hamile kalınca kediler terk edilmeli mi? Kedinizin tuvalet kutusunu bir başkası değiştirsin. Eğer sizin yapmanız zorunlu ise öncesinde eldiven giyin, sonrasında su ve sabunla ellerinizi yıkayın. Kedinizin tuvalet kutusunu her gün temizleyin, kistler 1-3 günden önce bulaşıcı hale gelmez. Kedinize asla çiğ et yedirmeyin. Sokak kedilerinden, özellikle yavru kedilerden uzak durun. Ev kedinizi evde tutun. Hamile iken yeni bir kedi almayın. Hayvanlardan insanlara bulaşması mümkün olan çok sayıda infeksiyon vardır. Bu infeksiyonlar, eğer gerekli hijyen kurallarına uyulmaz, korunma için gerekli önlemler alınmazsa hem anne hem de fetus sağlığı için önemli bir sorun kaynağı olabilirler.</p>
<p>Bruselloz, brusella bakterilerinin neden olduğu, infekte hayvanlardan insanlara bulaşabilen bir hayvan hastalığıdır. En sık bulaşma nedeni kaynatılmamış, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin kullanımıdır. Çiğ etle de bulaşması mümkündür. Brusella bakterileri annenin hastalığı sırasında anne kanında bulunup, bazen anne karnındaki bebeğe bulaşır. Bu bulaşma düşük ve anne karnında bebek ölümü ile sonuçlanabilir. Bruselloz çeşitli antibiyotiklerle tedavi edilebilir.</p>
<p>Listeryoz hastalığının etkeni Listeria bakterileridir. Listeria bakterileri pek çok evcil ve yabani memelide, kuşta, deniz ürünlerinde bulunabilir. Grip benzeri bir hastalığa neden olur. Gebelikte düşük, ölü doğum veya yenidoğan bebekte ağır hastalık görülebilir. Pastörize olmayan, kaynatılmamış sütle yapılmış peynirler, önceden hazırlanıp bekletilmiş salatalar, çiğ deniz ürünleri bulaşmaya neden olabilir.</p>
<p>Salmonelloz salmonella bakterilerine bağlı olarak ortaya çıkan bir infeksiyon hastalığıdır. Salmonella bakterileri sürüngenler, kuşlar, köpekler, kediler, atlar, çiftlik hayvanlarında bulunup insanlara bulaşabilir. Uygun hazırlanmayan gıdalar önemli bir bulaşma nedenidir. İnsanda hafif bir ishalden, ölümle sonuçlanabilen ateşli ağır hastalığa kadar çeşitli hastalık tablolarına neden olabilir. Tifo ve enterik ateş salmonelların neden olduğu infeksiyonlardır. Gebelikte annenin hastalığı ile birlikte anne karnındaki fetusun da etkilenmesi olasılığı nedeni ile dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>Campylobacter çeşitli çiftlik hayvanlarında, kedi ve köpeklerde bulunabilen bir bakteridir. Barsak infeksiyonuna neden olur, kanda da bulunabilir. Hamilelerde düşük, ölü doğum, erken doğuma, yeni doğanlarda ishal veya kanlı ishale neden olabileceği bildirilmektedir.</p>
<p>Psitakoz Chlamydia psittaci&#8217;ye bağlı olarak ortaya çıkar, akciğer hastalığı ile kendini gösterir. Gebelikte bu hastalık daha ağır seyredebilir. Hastalığı taşıyan kuşlar bulaşmaya neden olabilir. Hayvanlarla dünyamızı paylaşırken, olası infeksiyonlar konusunda da bilgi sahibi olmalı ve gereken korunma tedbirlerini uygulamalıyız. Evcil hayvanların veteriner kontrolleri ve aşıları düzenli olarak yapılmalıdır. Hayvanlarla temastan sonra, özellikle yemek hazırlarken eller mutlaka su ve sabun ile yıkanmalıdır. Hayvanların dışkı ve idrarları çeşitli hastalıkların bulaşmasına neden olabilir. Uygun şekilde uzaklaştırılmaları gerekir. Hayvan ısırık ve tırmalamaları yara infeksiyonları, kuduz ve tetanoz gibi hastalıklara neden olabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.</p>
<p><em>Kaynak Memorial Hastanesi</em></p>
<p><em>Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır.  Teşhis tedavi ve bilgi için uzman doktora danışınız.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelik-ve-evcil-hayvanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik ve Sonrası Annenin Ruh Sağlığı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelik-ve-sonrasi-annenin-ruh-sagligi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelik-ve-sonrasi-annenin-ruh-sagligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1210</guid>
		<description><![CDATA[Kadın yaşamının en önemli süreçlerinden biri olan hamilelik, anne adayına neşe getirebileceği gibi, onu karamsarlığa sürükleyebilir ve ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.  Gebelik sırasında ve sonrasında gelişen en önemli sağlık sorunlarından biri depresyondur. (perinatal) Depresyon belirtileri gebelik sonrası süreçte ortaya çıkan davranışlarla benzerlik gösterir.  Bu yüzden depresyonu fark etmek zor olabilir. Gebelikte Ruh Sağlığını Bozan Etkenler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın yaşamının en önemli süreçlerinden biri olan hamilelik, anne adayına neşe getirebileceği gibi, onu karamsarlığa sürükleyebilir ve ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.  Gebelik sırasında ve sonrasında gelişen en önemli sağlık sorunlarından biri depresyondur. (perinatal)</p>
<p>Depresyon belirtileri gebelik sonrası süreçte ortaya çıkan davranışlarla benzerlik gösterir.  Bu yüzden depresyonu fark etmek zor olabilir.</p>
<p><strong>Gebelikte Ruh Sağlığını Bozan Etkenler</strong><strong><br />
</strong> <br />
İstenmeyen gebelikler, pişmanlıklar ve yeni süreçle ilgili endişeler kadının ruhsal dengesini bozucu etki yapabilir.<br />
Erken yaşta gebelik<br />
Aile ve arkadaş desteğinden yoksun olmak<br />
Bebekle ilgili endişeler<br />
Gebelik sırasında yaşanan sağlık sorunları ve diğer yaşam sorunları<br />
Eş ilişkisinde zorluklar<br />
Ailede benzer psikiyatrik şikayetlerin bulunması<br />
Madde ve alkol kullanımı.</p>
<p><strong>Gebelik Sonrası Depresyon Belirtileri:</strong><br />
Yoğun negatif duygusal tepkiler (mutsuzluk ve umutsuzluk)<br />
Aşırı ağlama hissi<br />
Huzursuz ve sinirlilik<br />
İlgi ve istek kaybı<br />
Yorgunluk hali<br />
Uyku sorunları (uyku azalması veya artması)<br />
Kilo artışı<br />
İştah azalması veya artması<br />
Enerji ve motivasyon kaybı<br />
Konsantrasyon güçlüğü ve karar vermede güçlük<br />
Değersiz ve suçlu hissetmek<br />
Arkadaş ve sevdiklerinden uzaklaşmak<br />
Bedensel şikayetler (Baş ağrısı, kalp çarpıntısı)<br />
 </p>
<p><strong>Gebelik sonrasında depresyon oluşmasını kolaylaştıran başlıca etkenler:</strong><strong><br />
</strong>Uyku bölünmeleri<br />
Doğum sonrası yorgunluk<br />
Dinlenemeden bakıma devam etmek<br />
Annelik rolü ile ilgili aşırı endişe ve her şeyi tam ve mükemmel yapma isteği<br />
Doğum sonrası ev ve bakım işlerinin artması<br />
Gebelik öncesi hayata dönemeyeceği endişesi<br />
Kendine ait zamanın azalması hissi<br />
Kendi isteklerini karşılamakta zorlandığı duygusu<br />
Evde geçen zamanın artması<br />
Kendine eskisi kadar zaman ayıramaması</p>
<p><strong>Ne Yapmalı?</strong><br />
 <br />
Dinlenin. Bebeğiniz uyuduğunda siz de uyuyun.<br />
Kendinize baskı yapmayın. Yapabildiğinizi yapın gerisini bırakın. <br />
Eşiniz ve yakınlarınızdan somut yardımlar isteyin.<br />
Eşinizle, arkadaşınızla, akrabanızla konuşun, kendinizi nasıl hissettiğinizi paylaşın.<br />
Uzun süre yalnız kalmayın.<br />
Kısa yürüyüşler yapın.<br />
Eşinizle vakit geçirin.<br />
Diğer annelerle sohbet edin, bilgi alın.<br />
Gerekiyorsa uzmandan yardım alın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelik-ve-sonrasi-annenin-ruh-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Alkol Kullanımı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelikte-alkol-kullanimi-2/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelikte-alkol-kullanimi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:04:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1208</guid>
		<description><![CDATA[Tıpkı sigara kullanımı gibi, hamilelikte alkol alımı da bebek sağlığını tehdit eder.  (Alkol diğer bir bölümün konusu olmasına rağmen burada özet olarak değinmek gerekir:) Alkol bebek üzerinde gelişimsel kusurlar yaratabilen bir madde olduğundan ve bu kusurları yaratan günlük dozun alt sınırı belirlenemediğinden, gebelikte kullanılmaması gereken bir maddedir. Gebelikte kullanılan alkol abortus (düşük), ölüdoğum, bebekte gelişme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıpkı sigara kullanımı gibi, hamilelikte alkol alımı da bebek sağlığını tehdit eder.  (Alkol diğer bir bölümün konusu olmasına rağmen burada özet olarak değinmek gerekir:) Alkol bebek üzerinde gelişimsel kusurlar yaratabilen bir madde olduğundan ve bu kusurları yaratan günlük dozun alt sınırı belirlenemediğinden, gebelikte kullanılmaması gereken bir maddedir. Gebelikte kullanılan alkol abortus (<a href="http://www.bizanneler.com/default.aspx?sayfa=Menu_icerik_oku.aspx?Id=12*KId=259" target="_blank">düşük</a>), ölüdoğum, bebekte gelişme geriliği, çeşitli baş-yüz gelişim kusurları ve zeka geriliği gibi istenmeyen durumların oluşmasına neden olabilmektedir. Amerika ve diğer bazı gelişmiş ülkelerde zeka geriliğinin belirlenebilen en önemli nedeni anne adayının gebelikte alkol kullanmasıdır.</p>
<p>Gebelik döneminde kullanılan alkolün bebekte istenmeyen durumlar oluşturması alınan alkol miktarı ile doğru orantılıdır. Şu anda elimizde gebelikte alınabilecek en düşük alkol miktarı ile ilgili bir veri olmadığından anne adaylarına bu konudaki önerimiz gebeliğin planlandığı andan gebeliğin sonuna kadar alkol kullanmamalarıdır. Halihazırda alkol kullanmakta olan anne adaylarının da hemen şimdi alkolü bırakmaları bebeklerinin alkolden etkilenme riskini mutlaka azaltacaktır. </p>
<p>Alkol ya da kimyasal adıyla etil alkolün güçlü teratojen (bebekte anomali yaratan) etkilere sahip bir madde olduğu bilinmektedir.   Bir bardak bira (%5 alkol), bir kadeh şarap (%10 alkol) ya da alkollü kokteylde (%10 alkol) yaklaşık 15 gram alkol bulunur.  Alkol alma &#8220;alışkanlığı&#8221; günlük 60-90 gram (1-1,5 litre bira eşdeğeri) alkolün düzenli olarak alınması şeklinde tarif edilebilir. Günlük 120 gram ve üzeri (2 litre bira ve üzeri) alkolün düzenli olarak alınması ise alkolizm olarak değerlendirilir.</p>
<p><strong>Gebelikte alınan alkolün bebek üzerindeki etkileri</strong><br />
Alkol anne kanından plasenta yoluyla direkt bebeğin kanına geçer ve anne kanındaki miktarla eşitlenir. Gebeliğin erken dönemlerinde alınan alkol direkt olarak embriyo üzerine olan etkisiyle düşüğe, organ gelişimi döneminde hücreler üzerindeki etkileriyle çeşitli organlarda gelişim kusurlarına, gebeliğin ikinci trimesterinden itibaren hücre çoğalmasının hızlı olduğu dönemde hücrelerdeki toksik (zehirli) etkisiyle santral sinir sistemi hasarlarına neden olabilmektedir. Gebeliğin her döneminde alkolün etkisine bağlı olarak bebeğin ölme riski artar. Günlük alınan alkol miktarı arttıkça bebekte istenmeyen durumların oluşma riski doğrusal bir ilişki içinde artar. Ancak günlük alınabilecek miktar için güvenli bir altsınır henüz belirlenmiş değildir ve gelecekte de belirlenmesi ihtimal dahilinde gözükmemektedir.</p>
<p>Gebelikte alınan alkol bebekte düşük doğum tartısından başlayan ve zeka geriliği gibi ciddi sekellere kadar uzanabilen bir spektrum üzerinde etkiler gösterebilir. Alkolün bebek üzerinde yarattığı en ileri normaldışı durum Fetal Alkol Sendromu olarak tanımlanır. Dünyada 1000 canlı doğumdan ikisinde fetal alkol sendromu olduğu tahmin edilmektedir.   Fetal alkol sendromu, bebeğin doğmadan önceki dönemde sürekli ve yoğun bir şekilde alkole maruz kalması sonucu oluşan belirtiler topluluğudur. Sendromun en belirgin özellikleri bebekte intrauterin gelişme geriliği (bebek doğmadan önce oluşan gelişme geriliği), bebek büyüdükçe farkedilen gelişme geriliği, zeka geriliği, çeşitli davranış bozuklukları ve normaldışı yüz görünümüdür.  Bunu dışında kalp anomalileri, omurilik anomalileri, kol-bacak anomalileri, genital sistem ve böbrek anomalileri, kulak anomalileri, göğüs kafesi şekil bozuklukları da sendromun bir parçası olarak görülebilmektedir.  Doğumda hiçbir bulgu göstermeyen bebeklerde bile büyüdükçe gelişme geriliği barizleşebilmekte ve alkole bağlı diğer etkilerin gözlenmesi bebeğin iki yaşına geldiği döneme kadar gecikebilmektedir.  Fetal alkol sendromlu bireyler yaşıtlarından daha ufak yapılı, IQ seviyeleri daha düşük, çeşitli davranış bozuklukları (aşırı aktivite, dikkat toplayamama gibi) gösteren bireyler olarak yaşamlarını sürdürürler.</p>
<p><strong>Alkol dozu ile bebekte istenmeyen durumlar arasındaki ilişki</strong> <br />
Bebekte anomali yaratmak için yeterli en az miktarı belirlemek olanaksız olmasına karşın tüm gebelik boyunca düzenli olarak günlük 90 miligram alkole eşdeğer içki kullanan anne adaylarında fetal alkol sendromu belirtileri görülme riski önemli oranda artar. Bariz alkolik anne adaylarının bebeklerinin yaklaşık %30-40 ında fetal alkol sendromu görülmektedir. Günde 2-3 bardak alkollü içkiyi düzenli olarak kullanan anne adaylarının bebeklerinde bu oran %10 a düşer.<br />
Fetal alkol sendromu tüm gebelik boyunca ve özellikle de gebeliğin ikinci yarısından itibaren yüksek miktarlarda alkol kullanan anne adaylarının bebeklerinde daha sık gözlenmektedir. Hücrelerin hızla çoğaldığı gebeliğin bu ikinci döneminde alkol hücreler üzerindeki toksik (zehirleyici) etkileri nedeniyle başta sinir sistemi olmak üzere diğer organlarda gelişim bozukluklarına neden olmaktadır.</p>
<p>Daha az miktarlarda alkol kullanan anne adaylarında ise sendrom tümüyle ortaya çıkmasa da fetal alkol etkileri (FAE) adı verilen sendromun daha hafif şekli ortaya çıkabilir. Burada fetal alkol sendromunun belirtilerinin bir kısmının olmaması, olanların da daha hafif olması sözkonusudur.</p>
<p>İnsanlarda alkol kullanımı ve gebelik üzerine olan etkilerle ilgili çalışma yapılamadığından alkolün gebelikte bebek üzerindeki etkileri ancak hayvan deneyleriyle tahmin edilebilir. Hayvanlarda tek doz olarak verilen yüksek miktarda alkolün düşük, gelişme geriliği ve baş ve yüz anomalileri gibi fetal alkol sendromunu andıran etkiler yaptığı gözlenmektedir. Bu çalışmaların insanlara tam olarak uyarılamaz olmasıyla birlikte şu an için &#8220;sosyal&#8221; içiciliğin (yani arada sırada alkol almanın) bile gebelik döneminde bebek üzerinde etkileri tam olarak bilinemediğinden gebeliğinizi planlandığız andan itibaren ve tüm gebelik boyunca alkol kullanımından kaçınınız.  Gebelik döneminde halihazırda alkol kullanmakta olan anne adaylarının da alkolü hemen bırakmaları gebelik haftasının erkenliğiyle doğru orantılı bir şekilde bebeklerinin alkolden etkilenme riskini azaltacaktır.<br />
Hazırlayan Op. Dr. Kağan Kocatepe<br />
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı<br />
Nispetiye Caddesi No:28<br />
Levent / İstanbul<br />
0212 / 268 45 02<br />
0212 / 284 06 62</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelikte-alkol-kullanimi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Beslenme</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelikte-beslenme-2/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelikte-beslenme-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:03:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1206</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik döneminde anne adayı olarak dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğum sonrası formunuzu korumak için beslenmeyle ilgili size düşenleri tümüyle yerine getiriyorsunuz demektir. Gebelikte beslenme, anne adaylarının üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik döneminde anne adayı olarak dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğum sonrası formunuzu korumak için beslenmeyle ilgili size düşenleri tümüyle yerine getiriyorsunuz demektir.</p>
<p>Gebelikte beslenme, anne adaylarının üzerinde önemle durmaları gereken bir konudur. Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirmek, gebeliğe özgü belirtileri yaşamamak ya da daha az yaşamak, bebeğinizin potansiyeli olan kiloya ulaşmasını ve dünyaya yeterli besin depolarını oluşturmuş olarak gelmesini sağlamak, rahat bir lohusalık dönemi geçirmek, lohusalıkta bebeğinize vereceğiniz sütünüzün kaliteli olmasını sağlamak için gebelik öncesinden gelen beslenme alışkanlıklarınızı gebelikte tekrar gözden geçirmeniz önemlidir.</p>
<p>İlk bilmeniz gereken, bu yazıyı okuduğunuzda gebeliğinizin hangi döneminde bulunursanız bulunun geç kalmadığınızdır. Şu andan itibaren beslenme konusunda atacağınız her olumlu adım mutlaka hem size hem de bebeğinize yararlı olacaktır. Son aylarınızda olsanız bile beslenme konusunda yapacağınız iyileştirmeler en azından doğacak bebeğinizin doğum sonrası ilk altı aylık dönemde ihtiyacı olan demir ve vitamin depolarını oluşturmasını sağlar.</p>
<p>Gebelik dönemi; günlük kalori, alınması gerekli sıvı, protein, vitamin, mineraller, temel ve eser elementlerin ihtiyacının arttığı bir dönemdir. Bu artmış olan ihtiyacı karşılamak için vücudunuz size çoğu durumda yol gösterecek ve açlık-tokluk merkezlerinin gebeliğe uyum sağlamak amacıyla değişen işlevleri sayesinde bu ihtiyaçlarınızı karşılamış olacaksınız.</p>
<p>Gebelikte önerilen beslenme şekli, tüm temel besin maddelerinden herbirinin yeterince ve düzenli olarak alınması şeklindedir. Temel besin madddelerinin şekerler ve yağ miktarı yüksek gıdalar hariç her birinden hergün belli miktarlarda mutlaka alınmalıdır. Şekerler ve yağ miktarı yüksek gıdalar (yağların temel besin maddeleri içinde önemleri büyüktür, burada kastedilen aşırı &#8220;yağlı&#8221; yiyeceklerdir) ise besleyici özellikleri düşük ve kalorileri yüksek olan gıdalardır ve size ve bebeğinize yararları yoktur.</p>
<p>Vitaminler<br />
Gebelikte bazı özel durumlar hariç düzenli vitamin kullanımı gereksizdir. Gebelik dönemi boyunca ihtiyaç duyduğunuz vitaminlerin tümü düzenli beslenme yoluyla alınabilir ve doğru olanı da budur. Şu ana kadar varlığı saptanmış vitaminler dışında vücudun kullandığı çok sayıda vitamin vardır ve bunlar keşfedilmeyi beklemektedir. Düzensiz beslenip vitamin ilaçlarına güvendiğinizde gerekli olan ihtiyacınızın tümüyle karşılanmadığından emin olabilirsiniz. Ancak erken gebelik dönemindeki şiddetli bulantı ve kusmalarda ve ileri derecede beslenme yetersizliği gösteren anne adaylarında ise düzenli beslenmeye ek olarak vitamin tedavisi elbette vermekteyiz.</p>
<p>Demir<br />
Kan yapımında önemli yeri olan demir için ise farklı şeyler söylenebilir: Ne kadar demir içeriği yüksek besinlerle beslenirseniz beslenin, gebelikte ihtiyaç duyduğunuz demiri alabilmek için belli bir gebelik haftasından sonra (genellikle gebeliğin ikinci yarısından itibaren) düzenli olarak demir içeren ilaçlar kullanmalısınız.  Alacağınız demirin bebeğinizin demir depolarının oluşmasındaki önemini unutmayın.  Tüm bu demir ihtiyacının besinlerden karşılanabilmesi için alınması gerekli besin miktarı normalden fazla kalori içerir ve bu yüzden uygun bir beslenme biçimi değildir.</p>
<p>İkiz ve çoğul gebelik taşıyan, kansızlık bulguları gösteren, ya da gebeliğin sonlarına gelmiş olmasına rağmen demir ilaçları kullanmamış anne adaylarında daha yüksek dozlarda demir tedavisi gerekebilir.</p>
<p>Gebelikte günlük öğün sayınızı en az beş olacak şekilde tekrar ayarlayın.<br />
Burada amaç midenin aşırı dolmasını ve size rahatsızlık vermesini engellemektir. Toplam alacağınız gıdayı üç öğün yerine beş ya da daha fazla öğünde yemek, erken gebelikte bulantı şikayetlerinizi engellemede, gebeliğin geç dönemlerinde de mide yanması ve şişkinlik şikayetlerinizi önlemede yardımcı olacaktır.</p>
<p>Su<br />
Su her ne kadar öyle gözükmese de aslında temel bir besin maddesidir.  Suyu ve sıvı içeren gıdaları gebelik öncesi döneme göre daha fazla miktarlarda almanız kabızlık yaşamanızı engellemeye yardımcı olacak ve özellikle yaz aylarında halsizlik şikayetlerinizin azalmasını sağlayacaktır. İdrar renginizin açık sarıdan daha koyu sarı bir renkte olması (idrar yolu enfeksiyonunuz yoksa) sıvı alımınızın yetersiz olduğunun habercisidir. Günlük aldığınız sıvıları yemekler arasında almanız, midenizin aşırı dolmasını engellemeye önemli katkılarda bulunur.</p>
<p>Sıvılar<br />
Gebelikte vücudun sıvı miktarı artar ve kan hacmi yaklaşık %50 oranında genişler. Amnios sıvısı da yaklaşık olarak üç saatte bir tümüyle yenilenir. Bu nedenle anne adayının vücudundaki sıvı dengesi çok önemlidir. Anne adaylarının günde en az iki litre sıvı almaları gerekir.</p>
<p>Kahve ve çaylar<br />
Kahve içme alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmelisiniz. Günde bir fincan ya da maksimum iki fincan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda kafeinin (günde 10 fincan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir.</p>
<p>Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teofilin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 fincandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden gebelikte çay tüketiminin de günde iki fincan ile kısıtlanması gerektiğine inanmaktayım.</p>
<p>Suni tatlandırıcılar<br />
Suni tatlandırıcılar içlerinde genellikle aspartam adlı bir madde içerirler. Bu maddenin gebelikte kullanımında bir sakınca bulunmamıştır. Ancak fenilketonüri (doğumsal bir aminoasit metabolizma bozukluğu) tanısı konmuş anne adaylarının bu tatlandırıcıları doktorlarına danışarak kullanmaları gerekir.</p>
<p>Tuz<br />
Yıllar boyu anne adaylarına hekimler tarafından tuzsuz diyet önerilmiştir. Bunun altında yatan düşünce de preeklampsi gelişiminde vücutta tuz ve su tutulmasının birincil mekanizma olduğu, tuz alımı durdurulduğunda bu normaldışı durumun gelişmeyeceği varsayımıydı. Günümüzde bu uygulama artık kabul görmemektedir. Gebelikte vücutta sıvı tutulması gebeliğin normal seyrinin bir parçasıdır ve bu sürecin kesintiye uğraması sakıncalıdır. Preeklampside ani kilo alımı ve sıvı tutulması tuz alımıyla ilgili değildir. Bu yüzden anne adaylarının yemeklerine yeterince tuz katmalarında bir sakınca yoktur.</p>
<p>Preeklampsi gelişimini engellemek için önceleri anne adaylarına hekimler tarafından diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar neredeyse rutin olarak verilmekteydi. Ancak bu ilaçlar da sıvı ve elektrolit dengesini bozduklarından gelişmesi muhtemel problemleri önlemek bir yana, tümüyle normal seyreden bir gebelikte bile sıvı-elektrolit dengesizlikleri oluşmasına neden olabilirler.  Anne adaylarının gebelikte artmış iyot ihtiyacını karşılamak amacıyla iyotlu tuz kullanmaları önerilir.</p>
<p>Hazırlayan<br />
Jinekolog Operatör Doktor KAĞAN KOCATEPE<br />
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı<br />
Nispetiye Caddesi No:28<br />
1.Levent / İstanbul<br />
0212 / 268 45 02<br />
0212 / 284 06 62</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelikte-beslenme-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Çatlaklar ve Önüne Geçilmesi</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelikte-catlaklar-ve-onune-gecilmesi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelikte-catlaklar-ve-onune-gecilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 20:01:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1204</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşur. Gelişen fetüsün deriyi germesi, özellikle gebeliğin 3. ayından itibaren alınan kilolar dermal yırtıklara neden olarak çatlaklara yol açmaktadır.  Çatlaklar en çok karın, kalça, basen ve göğüs bölgesinde görülür.  Önce kaşıntılar ile kendini gösterir ve bir süre sonra ciltte kırmızı ile mor arası bir renkte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelikte çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşur. Gelişen fetüsün deriyi germesi, özellikle gebeliğin 3. ayından itibaren alınan kilolar dermal yırtıklara neden olarak çatlaklara yol açmaktadır.  Çatlaklar en çok karın, kalça, basen ve göğüs bölgesinde görülür.  Önce kaşıntılar ile kendini gösterir ve bir süre sonra ciltte kırmızı ile mor arası bir renkte olan bu çizikler oluşur.  Bu çatlaklar zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşür.  Ayrıca ailede genetik olarak yatkınlık varsa çatlak riski artıyor.</p>
<p>gebelik döneminde alacağınız basit önlemler ile bu çatlakların önüne kısmen geçebilirsiniz.<br />
Dengeli beslenin.  Posa ağırlıklı beslenme bağ dokusunu zenginleştirir.<br />
Bol su ve sıvı tüketin.  yetersiz sıvı alımı, cildin elastikiyetini azaltır ve çatlakların oluşumuna zemin hazırlar.<br />
C ve E vitamini açısından zengin besinleri tüketin.<br />
Diyetinizde sebve ve meyveye mutlaka yer verin.<br />
Hızlı kilo almamaya gayret edin.<br />
Uykunuzu ihmal etmeyin.<br />
Çatlak oluşması muhtemel bölgelere, karın, kalça, bacakların üst kısmı, bel ve meme bölgesine çatlak önleyici jelleri karnınız daha büyümeye başlamadan sabah ve akşam olmak üzere günde en az iki kez uygulayın.  Karnınız henüz gerilmeye ve kilo almaya başlamadan bu bölgelere elastikiyet kazandırmanız çok önemli.  Çünkü çatlaklar cilt dokusu zayıf düştüğünde ortaya çıkıyor.<br />
Cildinize yumuşak bir masaj fırçası ile hafif masaj yaparak bu bölgedeki kan dolaşımını hızlandırın.<br />
Hamilelik süresince göğüsleriniz irileşecek, kas dokusundan oluşmayan göğüsleriniz bu ağırlığı taşımakta zorlanacak ve ciltte çatlaklara neden olacaktır.  Bu nedenle göğüslerinize iyice uyan ve onları destekleyen bir hamile sütyeni kullanın.  Ayrıca hamilelik süresince göüs ölçüleriniz bir kaç kez değişebilir.  Bu arışa uygun olarak sütyeninizin ölçüsünü de yenilemelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelikte-catlaklar-ve-onune-gecilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Diş Sağlığı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/gebelikte-dis-sagligi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/gebelikte-dis-sagligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 19:59:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamileyim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=1202</guid>
		<description><![CDATA[ Gebelik dönemi boyunca diş sağlığına ve bakımına çok dikkat etmek ve bebekler için de 2 yaşından sonraki dönemlerde düzenli olarak yapılması gereken diş muayenelerini aksatmamak gerekiyor. VKV Amerikan Hastanesi’nden Kadın Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu gebelik süresince, dolgu, protez, röntgen vs. gibi girişimlerin herhangi bir sakıncası olmadığını söylüyor. Eskiler her gebelik için bir diş gider [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Gebelik dönemi boyunca diş sağlığına ve bakımına çok dikkat etmek ve bebekler için de 2 yaşından sonraki dönemlerde düzenli olarak yapılması gereken diş muayenelerini aksatmamak gerekiyor. VKV Amerikan Hastanesi’nden Kadın Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu gebelik süresince, dolgu, protez, röntgen vs. gibi girişimlerin herhangi bir sakıncası olmadığını söylüyor.</p>
<p>Eskiler her gebelik için bir diş gider derlerdi. Artık bu eski söylem pek doğru olmamakla birlikte gerçek payı çok büyük. Gerçekten de gebelik tüm vücut sistemlerini etkilediği gibi diş ve dişeti üzerinde de etki gösterir. Uygun şekilde bakım yapılmadığı taktirde özellikle dişetlerinde iltihaplanma ortaya çıkabilir. Gingivitis adı verilen bu durum sadece dişetlerinin sağlığını bozmakla ve dişlerin dökülmesinde neden olmakla kalmaz, gebelik üzerinde de olumsuz etkiler yaratır. Yapılan son çalışmalarda gingivit olan hastalarda erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin daha sık görüldüğü bulunmuş.</p>
<p>Anne karnındaki bebeğin kritik gelişim süreci erken dönemler olduğundan, diş hekiminize gittiğinizde, gebelik şüpheniz varsa bunu muayeneden önce mutlaka belirtiniz. Anne adayının sağlığını tehdit eden ya da bozan her olay karnındaki bebeğini de etkileyebilir.Bu açıdan diş sağlığınız her ikiniz için de çok önemlidir. Gebelik esnasında acil bir diş probleminin ortaya çıkmasını engelleyebilmek için yapabileceğiniz en kolay şey düzenli olarak diş kontrollerine gitmenizdir. Rutin ve koruyucu diş bakımı gebeliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Ancak pekçok gebe kadın kendisini gebeliğin 2. üç ayında daha güvende hissettiğinden olası bir girişim bu dönemlere ertelenmeye çalışılmalıdır.</p>
<p>Eğer gerek olursa acil bir durumda, gebeliğin her döneminde girişim yapılabilir. Ancak tercih edilen bu tür bir acil durumdan sakınmaktır. Diş ağrısı bebeğinizin sağlığını etkileyebilir ve sanırım hiçbir gebe kadın bunu istemez.</p>
<p>Gebelerin diş hekimine gitmek istememelerinin en önemli sebeplerinden birisi de röntgen çekileceği korkusudur. Gebelikte çekilen diş filminin herhangi bir olumsuz etkisi olmamasına rağmen gebelik ya da gebelik şüphesi mevcutsa ve eğer film çekilmesi şartsa karın bölgesine kuşrun bir plak koyarak bebeği x-ışınlarından koruyoruz.</p>
<p>Bir başka endişe ise diş tedavisi sırasında kullanılan ilaçlar ve lokal anestezikler. Rutin diş tedavilerinin çoğunda herhangi bir ilaç kullanmaya gerek kalmıyor. Eğer ilaç kullanımı gerekir ise gebeliğe ve anne karnındaki bebeğe olumsuz etkilerinin olmadığı bilinen ilaçları tercih ediyoruz. Bu ilaçları kullanırken mutlaka gebeliğinizi takip eden doğum hekiminizle de temasa geçiyoruz ve onun da onayını alıyoruz. Sevindirici bir başka gelişme ise yapılan son araştırmalarda diş tedavisi için kullanılan lokal anestezik ilaçların gebelik üzerine hiçbir olumsuz etkisinin olmadığının gösterilmesi. Bu bize düzenli diş bakımının güvenle yapılabileceğini birkez daha gösteriyor.</p>
<p>Gebelik sırasında diş etlerinizin kırmızı, şiş ve kanamaya meğilli olduğunu fark edebilirsiniz. Bu durumun gebelikteki hormonal değişimlere bağlı olduğu kabul edilmekte. Gebelik gingivitisi bebeğinizin dünyaya gelmesinden hemen sonra geriler, ancak kalıcı hasar bırakabilir.</p>
<p> Dişetlerini etkleyen herhangi bir irritan madde durumun daha şiddetli olmasına yol açabilir. Bu irritan maddelerin en önemlileri diş taşları ve diş yüzeyindeki plaklardır. Profesyonel temizlik ve bakım bu problemi elimine eder ve daha konfrolu yaşamanıza yardımcı olur.</p>
<p>Eskiler bebeğin kalsiyumunu annenin dişlerinde aldığını söylerler. Bu doğru değildir. Bebeğiniz kendi dişlerinin sağlıklı gelişmesi için ihtiyacı olan kalsiyum, fosfor ve diğer vitaminlerle mineralleri sizden alır ancak bunu sizin dişlerinizden çekerek değil, yediğiniz içtiğiniz gıda maddeleri yolu ile temin eder. Bu nedenle gebelik esnasında dengeli beslenmeye özen göstermelisiniz.</p>
<p>Bebeğinizin dişleri</p>
<p>Bebeğiniz dünyaya merhaba dediğinde 20 süt dişinin tamamı ve kalıcı dişlerin bir kısmı oluşmuştur. Sizin gebelik esnasında sağlıklı olmanız ve beslenmenize dikkat etmeniz bu dişlerin ideal şartlarda ve şekilde gelişmesine yardımcı olur. Doğumdan sonra bu uygun gelişimin devam edebilmesi için çocuk hekiminizden tavsiyeler alabilirsiniz. Tabii erken dönemde kazanılan diş bakımı alışkanlığının da önemini unutmamak gerekir. Bebeğinizin bu alışkanlığı erken kazanabilmesi için ona örnek olmanız gerektiğini unutmayın.</p>
<p>Bebek 2 yaşına geldiğinde ilk diş muayenesi için hazırdır. Bu dönemde yapılacak muayene ve tedaviler ile ileride ortaya çıkabilecek diş problemleri öneden saptanarak engellenebilir.</p>
<p>Hamilelik sırasında diş ve diş etleri ile ilgili problemlerin ortaya çıkması çok nadir değildir. Bu problemlerden en sık görüleni gebelik gingiviti adı verilen diş etlerinin iltihabıdır. Gingivitde diş etleri genelde şiş ve kırmızı olarak görülür. Kolaylıkla hatta kendiliğinden kanayan dişetleri hassas ve ağrılı olabilir.Gingivit bulguları sıklıkla ilk olarak gebeliğin ikinci ayı civarında ortaya çıkar ve sekizinci ay civarında en şiddetli halini alır. Altında yatan neden gebelik sırasında artan östrojen ve progesteron hormonlarıdır. Doğum sonrası hormon düzeyleri normale inince yakınmalarda kendiliğinden kaybolur.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda hamilelik sırasında ağız içinde ve dişetleri çevresindeki bakteriyel florada değişiklikler olduğu ve bağışıklık sisteminin plak oluşumuna karşı hamilelik öncesi dönemden farklı tepki gösterdiği saptanmıştır. Yapıkan bazı araştırmalarda dişetlerinde biriken bu bakterilerin kan dolaşımına karışarak erken doğumlara, düşük doğum ağırlığına hatta düşüklere neden olabileceği ileri sürülmektedir. Benzer başka çalışmalarda ise dişeti hastalığı yaşayanlarda erken doğum riskinin birkaç kat arttığı iddia edilmektedir.</p>
<p>Hamileliğe bağlı diş eti sorunlarını önlemenin ya da azaltmanın en etkili yolu ağız içi hijyene her zamankindan daha fazla özen göstermekte yatar. Günde en az 2 sefer dişleri uygun şekilde fırçalamak, en az birkere dişipi ile diş aralarını temizlemek oldukça yararlıdır. Ilık tuzlu su ile ağzı çalkalamak da şişlikleri azaltarak yakınmaları hafifletebilir. Bu önlemlerin etkili olmadığı durumlarda profesyonel tedavi gerekli olabilir. Diş etlerinin altında biriken diştaşları bu bölgeleri irrite ederek enflamasyonu ve dolayısı ile yakınmaları daha da arttırabileceğinden 6 ayda bir diş temizliği yapılması gereklidir. Bu temizliğin hamilelik üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur.</p>
<p>Hamilelik sırasında diş ve dişeti hastalıkları sık görülen problemlerdir. Bu problemler çoğu zaman bir dişhekiminin yardımı olmadan kendiliğinden geçmezler.</p>
<p>Diş tedavilerinde çoğu zaman bir çürüğü, diş kökünü, çene kemiğindeki abse ya da kisti görebilmek için röntgen filmi çekilmesi gerekli olur. Bu durum hamile kadınları olduğu kadar dişhekimlerinin de birçoğunu huzursuz eder. Hamile kadınların çoğu kadın doğumcularının görüşünü ve onayını almadan bu işlemi kabul etmez. Hatta bazı kadınlar sırf diş filmi çekilmesin diye ağrılara katlanmayı bile göze alabilirler. Bir de çevrelerindeki eş dost ve aile büyüklerinin önerileri de eklenince iş içinden çıkılmaz bir hal alabilir.</p>
<p>Gebelik sırasında röntgen filmi çekilmesi zannedildiği kadar riskli bir işlem değildir.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde her 5-7 yılda bir tüm dişlerin filmi çekilerek genel bir kontrol yapılması yaygın bir uygulamadır. Bu kontroller sırasında ya panoramik diş filmi çekilmekte ya da 18-21 arasında film çekilerek diş, dişeti ve çene kemiklerinin durumu değerlendirilmektedir. Yirmibir tane röntgen filmi kulağa doğal olarak çok gelebilir ancak bu kadar çok film çekildiğinde bile bebeğin içinde bulunduğu rahim bölgesine ulaşan radyasyon miktarı 0.03 miliraddan daha azdır. Bu miktar herhangi bir kişinin güneş gibi doğal yollar ile çevreden 3-4 günde aldığı radyasyondan bile daha azdır.</p>
<p>Bu kadar düşük doz radyasyonun bebeğe zarar vermesi olanaksız olarak kabul edilir. Yapılan araştırmalarda bebek üzerindeki olumsuz etkilerin 5 rad dan sonra ortaya çıktığı gösterilmiştir ve bu doza ulaşabilmek için neredeyse binlerce diş filmi çekilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak gebeliğin her döneminde diş röntgeni çekilmesi güvenlidir. Ancak sadece hamile olanlarda değil tüm insanlarda hiçbir işlem ve ilacın mutlak gerekli olmadıkça kullanılmaması gerektiği akıldan çıkartılmamalıdır.</p>
<p>Bölgesel uyuşma sağlayan lokal anestezik ilaçlar diş hekimleri tarafından tedavide sıkça kullanılmaktadır. Günümüzde kullanılan lokal anesteziklerin hemen hepsi son derece güvenli ve alerjik reaksiyona neden olmayan ilaçlardır.</p>
<p>Ancak konu hamile kadınlar olduğunda bu gevenli ilaçların kullanımı da ister istemez akıllarda soru işaretleri oluşturmaktadır.</p>
<p>American Hospital Formulary Service (AHFS) ilaç bilgi kataloğunda lokal anestezik ilaçlar ile ilgili olarak özetle şöyle denilmektedir: &#8220;Lokal anestezik ilaçların gebelik sırasında ve doğumdan önce kullanılmalarının bebek gelişimi üzerinde olumsuz etki yaratıp yaratmayacağı ve bu ilaçların bu açıdan güvenli olup olmadığı konusunda bir karara varabilecek yeterli araştırma yoktur. Bu nedenle bu tür ilaçlar hamile kadınlarda kullanılırken dikkatli olunmaldır. Genel olarak herhangi bir bölgeye enjekte edilen lokal anestezikler teorik olarak plasentayı geçebilirler. Ancak dişhekimliğinde kullanılan çok küçük miktarlardaki lokal anesteziklerin çok büyük bir olasılıkla gelişmekte olan bebek üzerinde olumsuz etkileri yoktur.&#8221;</p>
<p>Bu nedenle tüm tedavilerde ve işlemlerde olduğu gibi bebek üzerinde olumsuz bir etkisinin olması beklenmemekle birlikte, organ oluşumunun gerçekleştiği ilk trimesterda acil bir durum olmadıkça diş tedavileri ve lokal azestezik uygulamalarından kaçınılması ve bu tedavilerin eğer mümkünse gebeliğin 13-28. haftaları arasında yapılması daha akılcı bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Gebelikte sık karşılaşılan sorunlardan birisi de diş ve dişeti hastalıkalarıdır. Ağız içi florasının değişmesi, hormonal düzendeki dalgalanmalar, bağışıklık sisteminde ortaya çıkan baskılanma, gebeliğe bağlı kusmaların ağız içine taşıdığı asitler ve benzeri faktörler hamile kadınları diş hastalıklarına karşı daha duyarlı hale getirir.</p>
<p>Diş ve dişeti hastalıkları bir diş hekiminin müdahalesi olmadan geçmezler. Diş problemleri ise röntgen filmi çekilmesi, lokal anestezik ya da antibiyotik gerekliliği gibi nedenler ile hamile kadınları huzursuz eder.</p>
<p>Hamilelik sırasında diş tedavileri ne zaman yapılmalıdır?</p>
<p>Acil bir durum varlığında gebeliğin hangi döneminde olduğuna bakılmaksızın dolgu, kanal tedavisi ve protez de dahil olmak üzere her türlü girişim güvenle yapılabilir. Bunun herhangi bir sakıncası yoktur.</p>
<p>Ancak genel kural olarak sadece diş tedavileri değil tüm elektif girişimler yani acil olmayan durumlar için yapılan tüm tedaviler ve ameliyatlar hamileliğin ikinci trimesterında yapılmaldır. Bu açıdan herhangi bir belirti vermeyen çürük gibi durumların tedavisi ile diş taşı temizliği, diş eti ameliyatları gibi girişimler 13. hafta ile 28. haftalar arasında planlanmalıdır. Kozmetik uygulamalar ise doğum sonrasına ertelenmelidir.</p>
<p>Gebeliğin son dönemlerinde diş tedavisi gerekli olursa hamile kadının uzun süre diş ünitinde sırtüstü yatması engellenmelidir. Uzun süre bu pozisyonda kalındığında büyümüş olan rahim ana toplardamar üzerinde bası yaparak ani tansiyon düşüklüklerine ve bebeğe giden kan ve oksijen miktarında azalmalara neden olabilir. Böyle bir durumun önüne geçmek için tedaviye her 5-10 dakikada bir ara verilmeli ve hastanın pozisyon değiştirmesine olanak sağlanmalıdır.</p>
<p>Gebeliğin hangi döneminde olursa olsun kullanılacak ilaçlara ve antibiyotiklere gebeliği takip eden kadın doğum uzmanı ile görüşülerek birlikte karar verilmelidir.</p>
<p>Sonuç olarak acil durumlarda diş tedavileri gebeliğin her döneminde güvenli olmakla birlikte acil olmayan durumlarda işlemler ya ikinci trismestarda yapılmalı ya da doğum sonrasına ertelenmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/gebelikte-dis-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

