<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Annelerle &#187; Anne Baba Olmak</title>
	<atom:link href="http://www.annelerle.com/kategori/anne-babalar-icin/anne-baba-olmak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.annelerle.com</link>
	<description>Anne ve Çocuk</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Apr 2011 19:17:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>4-9 Yaş Çocuklara Her Şeye Sahip Olamayacaklarını Anlamasına Yardımcı Olun</title>
		<link>http://www.annelerle.com/4-9-yas-cocuklara-her-seye-sahip-olamayacaklarini-anlamasina-yardimci-olun/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/4-9-yas-cocuklara-her-seye-sahip-olamayacaklarini-anlamasina-yardimci-olun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 19:53:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[4 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[9 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[anne doğru rol model]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk para]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara panın değerini öğretmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2933</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar anne-babalarının sınırsız bir banka hesapları olduğunu düşünürler ve zaman zaman paranın değerinin hatırlatılması gerekiyor.  Detaylara girmek zorunda değilsiniz.  Paramız yok, demek yerine, sadece para kazanmak için çok çalıştığınızı ve herşeyi alamayacağınızı söyleyin. Pahalı oyuncaklar veya giysilerin yerine aynı parayla başka neler yapabileceğinizi anlatın.  Böylece yeni oyuncakların ve giysilerin ne kadar ederi olduğu hakkında bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar anne-babalarının sınırsız bir banka hesapları olduğunu düşünürler ve zaman zaman paranın değerinin hatırlatılması gerekiyor.  Detaylara girmek zorunda değilsiniz.  Paramız yok, demek yerine, sadece para kazanmak için çok çalıştığınızı ve herşeyi alamayacağınızı söyleyin.</p>
<p>Pahalı oyuncaklar veya giysilerin yerine aynı parayla başka neler yapabileceğinizi anlatın.  Böylece yeni oyuncakların ve giysilerin ne kadar ederi olduğu hakkında bir fikir sahibi olabilir.</p>
<p>Kendi sorumlulu alanı dışında, bir takım işlere yardım ederek para kazanabilir.  Ne kadar ödeyebileceğinizi, üstünü isterse cep harçlığından tamamlayabileceğini söyleyin.  Seçim onun.</p>
<p>Kendiniz doğru rol model oluyor musunuz?  Eğer siz bir alışveriş canavarıysanız ve dizayn markalara büyük paralar harcayabiliyorsanız, arkadaş baskısına boyun eğiyorsanız (Ama anne, Ayşenin var), pahalı doğumgünü partileri düzenliyorsanız; sanırız çocuğunuz aşırı isteklerinde çok da haksız değil.</p>
<p>Daha ucuz seçenekler kullanarak, birlikte arttırdığınız para ile, ihtiyacı olan çocuklara (SHÇEK) hediyeler alabilirsiniz.  Bunu neden yaptığınızı açıklamayı ihmal etmeyin.<br />
<a href="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/m8.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2934" title="m" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/m8.jpg" alt="" width="91" height="123" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/4-9-yas-cocuklara-her-seye-sahip-olamayacaklarini-anlamasina-yardimci-olun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklara “Hayır” Demeden “Hayır” Demenin Yolları</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuklara-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demeden-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demenin-yollari/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuklara-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demeden-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demenin-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 19:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne-baba]]></category>
		<category><![CDATA[bebk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara hayır demek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklara “Hayır” Demeden “Hayır” Demenin Yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=2157</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün o şirin masum bebeğiniz siz nasıl olduğunu anlamadan büyüyecek ve “HAYIR” kelimesinin dayanılmaz cazibesine kapılacak! Bu kelime çocuklar arasında çok yaygındır çünkü anne babalarindan o kadar çok duyarlar ki… Çocuklarımızı gün içerisinde bilerek ya da farkında olmadan defalarca düzeltiriz.  Bu da çok fazla negatiflik demektir.  Bir süre sonra hayır kelimesi etkisini kaybeder.  Peki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün o şirin masum bebeğiniz siz nasıl olduğunu anlamadan büyüyecek ve “HAYIR” kelimesinin dayanılmaz cazibesine kapılacak! Bu kelime çocuklar arasında çok yaygındır çünkü anne babalarindan o kadar çok duyarlar ki…</p>
<p>Çocuklarımızı gün içerisinde bilerek ya da farkında olmadan defalarca düzeltiriz.  Bu da çok fazla negatiflik demektir.  Bir süre sonra hayır kelimesi etkisini kaybeder.  Peki hayır kelimesini çok fazla kullanmaktan nasıl kaçınabiliriz?  Hem istediğimizi yaptırmak hem de hayır dememeyi nansıl başarabiliriz?  Bu positif alternatifleri deneyin…</p>
<p>•          “Evet, birazdan”  Bir şeyi geciktirmek istediğinizde, yemekten once kurabiye yemeyi isterse örneğin, çok işe yarayabilir.</p>
<p>•          “Bugün olmaz”  &#8220;Mümkün, ama zamanlama yanlış,&#8221; mesajı verir.</p>
<p>•          “…… yaptığımızda  ….. şunu da yapabiliriz.</p>
<p>“Anneannene gittiğimizde dondurma alabiliriz.”  Bu teknik aynı zamanda olayların akışını ve sırasını da öğrenmelerine yardımcı olur.</p>
<p>•          “Bir düşüneyim” Böylece kendinize düşünmek için zaman tanımış olursunuz.  Kendimize zaman tanıdığımızda, genellikle daha sağlıklı kararlar verebiliriz.</p>
<p>•          “Tabii, harçlığınyanında mı?/Paran var mı?” evet istediğin oyuncağı alabilirsin ama ben ödemiyorum mesajını vermiş olacaksınız.</p>
<p>•          “evet (with qualifier inserted here)” Örneğin, “Evet, kahvaltını ettikten sonra çikolata yiyebilirsin,”, “evet, ödevin bitince bisiklete binebilirsin”, “tabiiki, şu bulaşıkları bitireyim ondan sonra rahatça oynayabiliriz.”</p>
<p>Diğer bir ipucu ise ne yapamayacağı yerine ne yapabileceğini söylemek.  “Koşma” yerine “lütfen yürüyerek” “koltukların üzerinde zıplama” yerine, “üzerinde zıplanınca koltuklar kırılabiliyor, onun yerine yastıkların üzerinde zıpla,” gibi.</p>
<p>Bir şeyi söylemenin mutlaka daha olumlu bir yolu vardır.  Sadece çocuklarla değil, yetişkinlerle de olumlu iletişim kurmayı denediğinizde, geri dönüş çok farklı olacaktır. <br />
<img class="alignnone size-full wp-image-2158" title="images" src="http://www.annelerle.com/wp-content/uploads/images28.jpg" alt="images" width="91" height="93" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuklara-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demeden-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demenin-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Gelişimini Takip Etmeli ve Onu Daha Yakından Tanımalısınız</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-gelisimini-takip-etmeli-ve-onu-daha-yakindan-tanimalisiniz/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-gelisimini-takip-etmeli-ve-onu-daha-yakindan-tanimalisiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:07:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[bebek zihinsel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde zeka beceri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuzun Gelişimini Takip Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bebek duygusal gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk dil gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk fiziksel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk zihinsel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim aşamaları]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[psikomotor gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel beceri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=933</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz her geçen gün büyüyor. Bu büyüme sürecini izlemek  birçok anne baba için keyifli bir süreç olsa da  bazıları için oldukça sancılı geçebiliyor. Bir yaş öncesinde size uyumlu olduğunu ifade ettiğiniz bir çocuğunuz varken yeni yaşı ile birlikte  sizin dediklerinizi yapmamak için ağlayan ,  bağıran bir çocukla karşılaşabilirsiniz. Gelişim süreci anne karnında başlar. Hamile olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuz her geçen gün büyüyor. Bu büyüme sürecini izlemek  birçok anne baba için keyifli bir süreç olsa da  bazıları için oldukça sancılı geçebiliyor. Bir yaş öncesinde size uyumlu olduğunu ifade ettiğiniz bir çocuğunuz varken yeni yaşı ile birlikte  sizin dediklerinizi yapmamak için ağlayan ,  bağıran bir çocukla karşılaşabilirsiniz.</p>
<p>Gelişim süreci anne karnında başlar. Hamile olduğunu öğrenen anne adayı doktorundan bebeğinin her ay nasıl gelişeceğini öğrenmeye başlar. Daha sağlıklı gelişmesi için neler yemesi ve neler yapması gerektiğini ayrıntıları ile öğrenir. Kalbi ne zaman oluşur, ilk kez bir sesi ne zaman duyabilir , elleri  ve ayakları ilk ne zaman hareket edecektir. Gelişimin ilk basamaklarını anne karnında attıktan sonra sağlıklı olarak dünyaya gelen bebeğin gelişimi ay ay devam eder. Her ay anne babası ile daha fazla iletişime girmek için büyük çaba gösterir, boyu daha fazla uzar. 1. ay, 3. ay derken 1 yaş partisinin yapılma zamanı geldiğinde artık yürüyen ve anne – baba demeye başlayan bir çocukla karşılaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Gelişimin Aşamaları Nelerdir? </strong></p>
<p>Bir çocuk ;  fiziksel gelişimi haricinde dil gelişimi, zihinsel gelişimi, duygusal gelişimi, sosyal gelişimi, psikomotor gelişimi açısından  takip edilmelidir. Çocuğun içinde bulunduğu her ay ya da yaşın gelişim özelliği birbirinden farklıdır. Örneğin; dil gelişimi açısından 0 – 12  ay arasında sadece kayıt  yaptığı için pasif görünen bir bebek  36-48. aylara kadar bu süreçte en aktif dönemlerini geçirir. Bazı çocuklar erken dönemlerde kelimeler çıkartmaya başlarken bazı çocuklar birkaç ay sonra bu tepkileri verebilir. Bu oldukça doğal bir süreçtir. Anne babalar ; her çocuğun gelişim hızının birbirinden farklı olduğunu bilmeli ve kendi çocuğunu başka çocuklarla asla karşılaştırmamalıdır.</p>
<p>Anne- Babalar “Sağlıklı Bir Çocuk” Yetiştirebilmek İçin ; Çocuğun İçinde Bulunduğu Yaşın Gelişim Özelliklerini Çok İyi Tanımalıdır.</p>
<p>Bazı anne- babalar farkında olmadan çocuklarının davranışlarını problemli bir davranış olarak tanımlayabiliyor.  Bu durum ailenin çocuğunu yeterli düzeyde  tanımamasından kaynaklanmaktadır. Örneğin; iki yaş döneminde olan bir çocuk gelişimsel olarak inatlaşma sürecindedir, kendi istediğinin olması için diretir.  Artık yürüyebildiği ve her yere ulaşabildiği için hareketlidir. Zihinsel gelişimin hızlandığı için dikkat sürekli çevresindedir, meraklıdır , keşfetmek için her şeye dokunmak ister. Bu nedenle de tehlikelere oldukça açıktır.  Anne ve baba çocuğun  bu süreçteki davranışlarını      “ Sözümü dinlemiyor., Yemeğini bir türlü yediremiyorum., Tehlikeli şeylere dokunmak istiyor. , Hayır deyince durmuyor.,  Güzel güzel konuşuyorum, anlatıyorum,ama yine de dediğimi dinlemiyor ve beni çok yoruyor.” Olarak ifade eder.  Tüm merakı ve hareketliliği gelişimi için çok önemlidir. Oysa ki bu yaş döneminde ; merak etmeyen , sadece oturup söz dinleyen, çevresi ile ilgilenmeyen bir çocuğun gelişimsel olarak problem yaşadığından  daha fazla şüphelenilir. Bu gelişimsel özelliği tanımayan bir anne &#8211; baba ; çocuğun gelişimini engelleyecek , kişilik olarak daha güvensiz , pasif bir çocuk yetiştiriyor olacaktır.</p>
<p>Zamanında farkına varılmayan ve çözülmeyen gelişimsel problemler ilerleyen yaşlarda daha büyük sorunlara yol açabiliyor.</p>
<p>Ailelere danışmanlık yaparken en sık karşılaştığımız  durumlardan biridir. Bir çok anne baba edindiği bilgiler ve yaşantısal paylaşımlarına dayanarak  iyi bir çocuk büyüttüğünü düşünebilir. En iyiyi aramsak da  en sağlıklı olan davranış biçimini bulmak kesinlikle gereklidir.  Sağlıklı bir çocuk yetiştirmenin birincil kuralı; çocuğun gelişimini çok iyi tanımak ve  içinde bulunduğu yaşın gelişimsel gereksinimlerini bilmektir. Örneğin; anne – baba  bebek ilk doğduğu günden itibaren  onunla konuşmalı – sohbet etmeli- ona dokunarak sevgi göstermelidir. Bu dönemde bu ilgiden yoksun  kalan, sadece bakım ağırlıklı büyütülen  bir bebek konuşmaya başlaması gereken dönemde bu tepkileri veremeyecektir. Geç konuşmanın ; bir çocuğun  ilerleyen yaşlardaki zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi olumsuz etkilemesi beklenen bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle zamanında yapılan müdahaleler çok önemlidir.</p>
<p><strong>Anne Baba Çocuğunun  Gelişimini Nasıl takip edebilir ? </strong></p>
<p>Anne- baba veya bakıcı ; çocuğun içinde bulunduğu yaşın / ayın gelişim özelliklerini internet ortamındaki uzman makaleleri  ve sağlık kitaplarından rahatlıkla öğrenebilirler. Önemli olan bilgilerin güvenirliği açısından  bu makalelerin ilgili uzman tarafından yazılmış olmasıdır.  Bu uzman bir çocuk hastalıkları uzmanı , çocuk psikiyatrisi uzmanı , çocuk nöroloji uzmanı , deneyimli pedagog veya psikolog  olabilir. </p>
<p>Bebeği,  ilk doğduğu günden itibaren gelişimsel olarak tanıyan, büyüme sürecinde gelişimi aralıklarla takip eden , diğer yaş ile birlikte anne – babayı bekleyen sorunlar , yapılması gerekenler ile ilgili olarak bilgilendiren  bir uzmanla tanışabilir.</p>
<p>0-6 yaş arasında gelişimi takip eden testler psikologlar  ve pedagoglar tarafından yapılabilmektedir. Bu takipler çoğu zaman çocukların aşı takipleri kadar önemli olabilmektedir.  Özellikle de  0- 3 yaş arasında bazı  problemleri tespit etmek oldukça güç olduğundan bu takip daha fazla önem kazanmaktadır. Aralıklarla yapılan bu gelişim değerlendirmeleri,  ileride ortaya çıkabilecek önemli bir  gelişimsel problem  için önleyici olabilmektedir.</p>
<p>Gelişim testleri ile ; çocuğun içinde bulunduğu gelişim düzeyi tespit edilerek yaşına uygun yeterlilikte olup olmadığı kontrol edilir.  Gelişimdeki geriliğin nedenleri anne- baba ya da bakıcı ile yapılan ayrıntılı değerlendirmede tespit edilir. Yetersiz olan gelişim alanını hızlandırabilecek aktiviteler, tutum &#8211; davranışlar hakkında aile ve diğer yakın kişiler bilgilendirilerek önleyici  tedavi programı başlatılır.  Belirgin  düzeyde tespit edilen geriliklerde çocuk psikiyatrisi ve çocuk nöroloji uzmanları ile geç kalınmadan  iletişime geçilmelidir.</p>
<p>Psikolog Eda Gökduman</p>
<p>Bağdat caddesi / İstanbul</p>
<p><a href="http://www.edagokduman.com/">www.edagokduman.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocugunuzun-gelisimini-takip-etmeli-ve-onu-daha-yakindan-tanimalisiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve Disiplin</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-disiplin/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-disiplin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=929</guid>
		<description><![CDATA[Disiplin ; çocuğunuzun kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini ona  göstermektir. Bu çocuğunuz için bir sosyalleşme sürecidir. Okulda arkadaşlarına vuran, yemek masasında kurallara uymayan, durmasını istediğinizde durmayan , oyuncaklarını kıran, size birçok konuda uyum sağlamakta zorlanan  çocuğunuz için disiplini yerleştirmek çok da zor değildir. Bir  davranışı ya da kuralı çocuğunuza benimsetmek ve yaşam boyu uygulamasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Disiplin ; çocuğunuzun kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini ona  göstermektir. Bu çocuğunuz için bir sosyalleşme sürecidir. Okulda arkadaşlarına vuran, yemek masasında kurallara uymayan, durmasını istediğinizde durmayan , oyuncaklarını kıran, size birçok konuda uyum sağlamakta zorlanan  çocuğunuz için disiplini yerleştirmek çok da zor değildir.</p>
<p>Bir  davranışı ya da kuralı çocuğunuza benimsetmek ve yaşam boyu uygulamasını sağlamak  için; öncelikle ona doğru bir model olmalısınız.  Akşam yemeğinde ıspanağı yemeyen  babayı gören çocuğunuzun yemek seçmesi beklenen bir sonuçtur. Bu durumda ona yemek kuralları ve beslenme ile ilgili gerekli disiplini yerleştiremezsiniz. Kurallar;  çocuğunuzun yaşına uygun bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde anlatılmalıdır. Neden bu kuralların koyulduğu , bu kurallara uyduğunda  neler kazanacağı ve uymadığında neler kaybedebileceği ile ilgili bilgiler anne – baba tarafından açıklanmalıdır. Bu açıklamalar için ; tüm aile üyelerinin bulunabileceği bir toplantı saati ve evde bir köşe belirleyin. ( mutfak masası, Ali’ nin odası vb. )   Toplantı esnasında yiyecek ve içecek ikramının yapılması çocuğunuzu mutlu edecek ve bu olayın ciddiyetini algılamasını kolaylaştıracaktır. Gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra , çocuğunuza güvendiğinizi ve bu davranışı yapabileceğine inandığınızı söylemeyi unutmayın.  Evde ya da yaşamda sizin de uymanız gereken kurallardan bahsedin. Kurala uyulmadığında çocuğunuzun karşılaşabileceği durumları kendisine ifade edin ve bu söylediklerinizde KARARLI ( şifremiz = kararlılık ) olduğunuzu ona hissettirin. Her ne olursa olsun bu kararınızdan vazgeçmeyeceğinizi ona göstermelisiniz. Bazen yapılan konuşma sonrasında karşılıklı yazılı bir form ve imzalar çocuklar için daha motive edici olabilir.</p>
<p>Beklenen davranış gerçekleşmediğinde yani koymuş olduğunuz kurallar uygulanmadığında öncelikle sakin olun ( sinirlenmeyin, bağırmayın, eleştirmeyin ) ve kararlı ifadenizi devam ettirin. Başlangıçta söylemiş olduğunuz sonuçları uygulayın. Eğer çocuğunuz  beklenilen davranışı gösterdiyse öncelikle bundan çok mutlu olduğunuzu ( manevi ödül )  ifade edin. “ Bu davranışın beni çok mutlu etti. ”,“Yemeğini bitirdiğin için çok mutlu oldum.”,  “ Misafirliğe gittiğimizde arkadaşlarınla hiç kavga etmedin, onlarla çok güzel oyun oynadın ben de anneleriyle sohbet ettim, bunu yapabileceğine inanıyordum, aferin.” Gibi. Çocuklarınıza sık olmamakla birlikte maddi ödüller de sunabilirsiniz. Fakat istediğimiz özellikle doğal ihtiyaçlar ( beslenme, uyku vb) ve sosyal kurallarda çok fazla maddi ödüller sunulmaması çünkü çocuğunuzun bu davranışı yapılması gereken bir davranış olarak öğrenmesi gerekmektedir. Bir şey elde etmek için bir davranışı göstermek  anlayışı çocuğunuzun disiplin eğitimi ve psikososyal gelişimi için çok da yararlı değildir. Bu nedenle maddi ödüller sunulurken sıklığına dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Disiplin oluşturulmaya çalışılırken uygulanan ceza davranışları çok önemlidir. Cezanın çocuğunuzun psikolojisine ve onunla kurduğunuz ilişkiye zarar vermeyecek nitelikte olmalıdır. Ceza da amaç ;çocuğunuzun farkındalığını arttırmak  ve ona iç görü kazandırmaktır. Yapılan yanlış davranış sonrasında ondan yaptığı davranışı düşünmesini isteyin ve evde bir düşünme köşesi belirleyin. (  bu köşeye birlikte eğlenceli bir isim takabilirsiniz, bazen siz de yanış davrandığınızda bu köşeye gidebilirsiniz)  Verilen ceza çok uzun süreli olmamalı ve yapılan davranıştan hemen sonra uygulanmalıdır. Süre olarak  üç yaş için üç dakika, dört yaş için dört dakika , beş yaş için beş dakika, 6 yaş için yine 5 dakika olarak belirlenmelidir. Sürenin uzun olması  çocuğunuzun davranışı ile ceza arasında bağlantı kurmasını engelleyecek ve ceza amacına ulaşmayacaktır. Ceza amacına uygun olarak verilmelidir. Örneğin; oyuncaklarını toplamadığı için hafta sonu gidilecek bir geziden tamamen mahrum bırakılması çocuğunuzu çok mutsuz edecek ve sizden uzaklaşmasını sağlayarak bundan sonra koyacağınız kurallarda uyumsuzluğunu arttıracaktır</p>
<p>Kendi sınırlarını belirleyebilen ve kendi ihtiyaçları için yapılması gereken davranışları kazanabilen bir çocuk ileride kendine güvenen, sosyal ilişkileri kuvvetli bir birey olacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemlerde bu davranışın kazandırılması çok önemlidir.</p>
<p>      <br />
Psikolog Eda Gökduman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-disiplin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve Ölüm</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-olum/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-olum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:59:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=927</guid>
		<description><![CDATA[Sevdiğimiz bir kişinin ölümüne dayanmak biz yetişkinler için çok zorken  bir çocuğun bunu kabul etmesi ve yaşaması çok daha zorlayıcıdır. Ölümün algılanması çocuğun yaşına oranla göstermiş olduğu zihinsel gelişimle bağlantılıdır. Ölüm kavramını her yaşta farklı bir şekilde algılamaktadır.  Örneğin;  3 Yaşından önceki dönemde  çocuğun ölümü anlaması mümkün değildir. Bu nedenle de ölümü ilerleyen yaşlara oranla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdiğimiz bir kişinin ölümüne dayanmak biz yetişkinler için çok zorken  bir çocuğun bunu kabul etmesi ve yaşaması çok daha zorlayıcıdır. Ölümün algılanması çocuğun yaşına oranla göstermiş olduğu zihinsel gelişimle bağlantılıdır. Ölüm kavramını her yaşta farklı bir şekilde algılamaktadır.  Örneğin;  3 Yaşından önceki dönemde  çocuğun ölümü anlaması mümkün değildir. Bu nedenle de ölümü ilerleyen yaşlara oranla daha az korkutucu bulurlar. Burada kaybedilen çocuğun ebeveynlerinden biri ise onun yokluğundan kaynaklanan sıkıntılar yaşanacaktır. Ve tabi bu yaşlarda da çocuğa söz konusu kişinin öldüğünün söylenmesi gerekecektir. 4-5 yaşlarında  bir çocuk ise bir yakınını kaybetmekten ve ölüm kavramından korkabilecek  zihinsel gelişime sahiptir.  Bu dönemde sık sık şu sorular yöneltilir: </p>
<p>“ Artık geri dönsün!’’          “Ne zaman gelecek?’’</p>
<p>Çünkü ölümü geri dönüşü mümkün olan bir süreç olarak görürler.  5 yaşından itibaren ise ölümün geri dönüşü olmayan bir olay olduğunu anlamaya başlarlar. 6-7 yaşlarında ölüm hastalıkla ve yaşlılıkla ilgili olarak algılanmaya başlar. Ancak genelde 10-12 yaşlarında ölümün yaşamın sonu olduğu, geri dönüşün olmadığı algılanmaya başlar.</p>
<p>ÖLÜM HABERİ ÇOCUĞA NASIL VERİLMELİ?<br />
Ölüm kişi için  travmatik bir olay olduğu kadar doğal da bir olaydır. Çocuğa ölümün kötü bir olay olmadığını, doğal bir süreç olduğunu onun anlayabileceği bir dilde anlatmalıyız. Örneğin; bir çiçeğin büyümesi, yeşillenmesi, sararması ve solmasını ölümü  zihinsel açıdan sembolize ederek anlatmanız korkmasını engelleyecektir ya da bir hikaye anlatabilirsiniz. “Bir anne kuş ile çocuk kuş birlikte geziyorlarmış. Bir gün anne kuşun kanadı bir ağacın dalına takılmış o günden sonra anne kuş bulutların üzerinden çocuk kuşu izlemeye devam etmiş, her yaptığını oradan görebiliyormuş. ….” gibi hikayeleştirin , daha sonra yaşadığı olayla bu anlatılan hikayeyi birleştirerek anlatabilirsiniz. Kendisini daha iyi hissetmesini ve daha iyi anlamasını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Cenazenin bulunduğu ortama sokulmaması gerekir. Bu zor dönemi yaşayan kişilerin  aşırı ağlamaları, kendini yerden yere atmaları çocuk tarafından görülmemesi gereken sahnelerdir.</p>
<p>Çocuğun yanında hiçbir şey yokmuş gibi davranmamak da gerekir. Ölüm haberi çocuğa çok sevdiği , güvendiği bir kişi tarafından verilebilir. Ölen kişinin hasta olduğu ve hastanede yattığı ve doktorların ona yardımcı olmaya, onu iyileştirmeye çalıştığı söylenerek sürece hazırlanmaya çalışılır. Bu konuda çocuğun çevresindeki  herkesten aynı şeyi duyması çok önemlidir. Çevredeki diğer kişilerin konuşmalarına tanık olması güvenini yıkabilir ve korkmasına neden olabilir.  Onun bazı şeylere tek başına tanık olması kafasında oluşabilecek sorulara cevap bulamamasını sağlayabilir bu da travmatik bir durum ortaya çıkarabilir. Bu nedenle yanında sürekli olarak sorularına cevap verecek bir kişi bulunmalıdır.  </p>
<p>Ölüm haberi verilen bir çocuğun tüm tepkilerinin izlenmesi gerekmektedir. Ölüme karşı verilen tepki her çocukta farklı olabilir. Yapmış olduğu davranışları olağan karşılayın  ve sormuş olduğu tüm soruları cevaplayın , soruları karşısında endişelenmeyin, sakin bir tonda cevaplar verin. Endişenizi hissetmesi kendisini güvende hissetmemesine ve kötü bir şeyler olduğunu düşünmesine neden olacaktır. Duygularını istediği şekilde ifade etmesine izin verin, mümkün olduğunca konuşmasını sağlayın fakat konuşması konusunda baskı yapmayın.</p>
<p>Çocukların cenaze ortamlarına sokulmaması gerektiğini ifade etmiştim fakat bu durumlarda çocuğun hiç tanımadığı, tamamen yabancı olduğu bir ortama gönderilmesi de doğru değildir. Yanında kendisini iyi hissedebileceği, tanıdıklarının olduğu bir ortamda olması onu rahatlatacaktır.</p>
<p>Ölünün yüzünü göstermek de  çocuk için travmatik bir olaydır ve asla yapılmaması gerekir .Ölen kişinin derin bir uykuya daldığı, toprak olup yok olduğu gibi kavramlar kullanmak doğru değildir. Ölümü somutlaştırarak anlatmak çok daha rahatlatıcı ve açıklayıcı olacak çocuk ölümü kendi zihninde anlamlandırabilecektir. Bu tür mesajlar çocuklarda  uykuya, toprağa  fobi geliştirmesine neden olabilir . Çocuklarda yaşanan yas sürecinde altını ıslatma, kekemelik, tırnak yeme, saldırganlık, hırçınlık gibi uyum ve davranış bozuklukları, kabuslar, gece korkuları, korkular, uykusuzluk,yeme problemleri, karın ya da baş ağrısı , okul başarısızlığı, içe kapanma gibi sorunlar görülebilir. Bu durumlarda bir uzmandan destek almak gerekir.</p>
<p>Ölüm sebebi ile çocuğa aşırı koruyucu bir tutum sergilemek doğru olmayacaktır. Her şey eskisi gibi devam etmeli çocuğun yaşamında birden büyük değişiklikleri yapılmamalıdır ( ev ya da şehir değiştirmek vb.) Çocuğun yaşamına zevk alabileceği aktivitelerin eklenmesi süreci daha sağlıklı atlatmasına neden olacaktır. Ölen, çocuğun ebeveyni ise ebeveynin rolünü üstlenebilecek amca, teyze bu rolü üstlenmeye yavaş yavaş başlamalıdır.</p>
<p>Psikolog Eda Gökduman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocuk-ve-olum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukla İletişim</title>
		<link>http://www.annelerle.com/cocukla-iletisim/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/cocukla-iletisim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:56:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=924</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzu yetiştirirken,  onunla  kurduğunuz iletişim biçimi çok önemlidir. Bu  iletişim biçimi; yaşam boyu onunla kuracağınız ilişkinin temellerini oluşturacaktır. Bu konuda nelere dikkat etmeniz gerektiğine birlikte bakalım. 1) Öncelikle çocuğunuzu iyi dinlemeyi öğrenmelisiniz. Onu dinliyormuş gibi yapmayın, Bunu hemen hisseder. Eğer bir işiniz varsa biraz beklemesini ve birazdan onu dinleyeceğinizi ifade edin. 2) Onunla konuşurken göz göze gelmelisiniz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzu yetiştirirken,  onunla  kurduğunuz iletişim biçimi çok önemlidir. Bu  iletişim biçimi; yaşam boyu onunla kuracağınız ilişkinin temellerini oluşturacaktır. Bu konuda nelere dikkat etmeniz gerektiğine birlikte bakalım.<br />
1) Öncelikle çocuğunuzu iyi dinlemeyi öğrenmelisiniz. Onu dinliyormuş gibi yapmayın, Bunu hemen hisseder. Eğer bir işiniz varsa biraz beklemesini ve birazdan onu dinleyeceğinizi ifade edin.<br />
2) Onunla konuşurken göz göze gelmelisiniz, bu onun kendisini önemli hissetmesine neden olur. Konuşma başlamadan önce onu kucağınıza alabilir ya da onun mesafesinde oturabilirsiniz. Yukarıdan konuşmanız onun karşısında bir güç olduğunuz imajını yaratabilir. Söylediklerini anladığınızı belli etmek için onay işaretleri verin( başınızı sallamak,hıı..hıı..,  evet , seni anlıyorum  gibi )<br />
3) Görüşlerini saygı ile dinleyin. Haksız olduğu bir konu söz konusu olsa bile dinlenmeye hakkı vardır. Kendi duygularını, düşüncelerini tanımalı ve özgür bir ortamda bunu her zaman söyleme hakkı olduğunu bilmelidir. Kendisini rahatlıkla ifade edebilen bir çocuk  kendisine daha çok güvenir.<br />
4) Sorunlarını çözmek için kendisi çaba göstermelidir. Zorlandığı anlarda çözümsel davranmayın sadece ona yol gösterin. Çözümü kendisi bulabildiğini görebilsin.<br />
5) Yanlış bir davranış yapmış olsa bile ondan bahsederken öncelikle olumlu olan yönlerini vurgulayın. Bu davranışı ile onu sevmenizden bir şey eksilmediğini hissettirmelisiniz. Olumlulardan sonra olumsuz davranışlar nedenleri ile vurgulanmalı ve çözüm için birlikte yeni kararlar alınmalıdır.<br />
6) Almış olduğunuz her yeni karar ya da koymuş olduğunuz her kural kararlı ve sürekli bir biçimde uygulanmaya devam edilmelidir. Sağladığınız tutarlılık doğru davranışın yerleşmesini sağlayacaktır.<br />
7) Ona gün içerisinde yaşına uygun sorumluluklar verin. Yapmış olduğu her sorumluluk için dönem dönem ona teşekkür etmeyi unutmayın.<br />
8) Gün içerisindeki yapacağı her şey yaşına uygun bir şekilde planlanmalıdır. Ne kadar süre televizyon izleyecek, saat kaçta uyuyacak, oyuncaklarını ne zaman toplayacak gibi. Bunun bilincinde olan bir çocuk kendi sınırlarının ve birey olduğunun daha çok farkındadır.<br />
9) Anne ve baba olarak her akşam onunla özel rutin aktiviteler planlayın. Bir çocuk için annenin yeri ayrı babanın yeri ayrıdır. Bu nedenle birbirinizin rollerini almak için çaba göstermeyin. Her akşam sizinle en az bir şey yapacağını bilmesi onu mutlu eder, rahatlatır ve ilişkinizi güçlendirir.  <br />
10) Onu sevdiğinizi dile getirmelisiniz. Sevgiyle büyüyen bir çocuk  yaşam karşı çok daha güçlü durur.  <br />
11) Söz verdiğiniz şeylerde kesinlikle geri çekilmeyin. Bu onun size olan güvenini zedeler.<br />
12) Ona ait olan sınırları aştığında uyarıda bulunun. Bu uyarılar çocuğu azarlayacak ya da rencide edecek biçimde olmamalıdır. Açıklayıcı bir uyarı, bu davranış sonrasında ondan beklediğiniz davranış biçimi ve kararlı bir tutumla zaten istediğiniz sonucu alabilirsiniz.<br />
13) Bir çocuk yetiştirirken sabırlı olmak ve karşınızdakinin bir çocuk olduğunun farkında olmak çok önemlidir. Sabırlı olabilmeniz için kendinize de zaman ayırmalı, yaşamdaki yerinizin ve beklentilerinizin daha fazla farkında olmalısınız. Unutmayın; mutlu bir anne-babalar  daha mutlu çocuklar  yetiştirebilecektir.<br />
Mutlu ve Sağlıklı Günler Dilerim..<br />
Psikolog Eda Gökduman<br />
İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/cocukla-iletisim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Doyumu</title>
		<link>http://www.annelerle.com/evlilik-doyumu/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/evlilik-doyumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:35:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[0-6 Yaş Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[0-6 Yaş Döneminin Gelişim Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[3 yaş öcesi yuva]]></category>
		<category><![CDATA[3– 6 yaş dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Aileler çocukları için anaokulu seçerken nelere dikkat etmelidir?]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokuluna Başlama Yaşı Kaç Olmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba olmaya hazır hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba tutumu]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Temur]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk davranışsal problem]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi kitap]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk okul]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk okula başlama]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojik olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar sosyal bir ortam]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal ve sosyal gelişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[okul problem]]></category>
		<category><![CDATA[okula alışma]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[Evlilikteki doyum kavramı; “ evlilikteki uyum ve  mutluluğu “ içermektedir. Son zamanlarda;  .“ Evliliğinizden ne kadar doyum alıyorsunuz?”  sorusuna eşlerin  verdiği  cevap çoğunlukla negatif yönde… Bu doyumun sağlanması ; eşlerin evlilik ilişkisinden elde ettikleri sonuçların beklentilerinin üzerinde olması ile mümkündür.  Bu doyumu sağlayabilmek için ; eşlerin ikisine de  bazı roller düşmektedir. Bir evliliğin zorunlu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evlilikteki doyum kavramı; “ evlilikteki uyum ve  mutluluğu “ içermektedir.</p>
<p>Son zamanlarda;  .“ Evliliğinizden ne kadar doyum alıyorsunuz?”  sorusuna eşlerin  verdiği  cevap çoğunlukla negatif yönde…</p>
<p>Bu doyumun sağlanması ; eşlerin evlilik ilişkisinden elde ettikleri sonuçların beklentilerinin üzerinde olması ile mümkündür.  Bu doyumu sağlayabilmek için ; eşlerin ikisine de  bazı roller düşmektedir. Bir evliliğin zorunlu ve gönüllü nitelikleri bir dengeye ulaştığı zaman ; bu evlilik iyi gitmeye başlar. Evlilikte eşler ilişkilerini tümüyle  zorunlu bir ilişki olarak algılamaya başlarlarsa evliliğin tüm heyecanı ortadan kalkmaya başlamakta  ve eşler arasında çatışmalar ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Birlikte olmaya söz verilen ilk imza ile;  hoşgörü adımları atıldığı gözlemlenirken , var olan ama asla gözükmeyen bir süreç de kendiliğinden başlamış olur. Kim neyi ne ölçüde kontrol edebileceğinin gizli savaşı başlamıştır. Çatışmalar; eşlerden  her birinin  kendini algılama biçimi ile eşinin algılama biçimi uyuşmadığında ortaya çıkmaktadır . Kadın bir davranış biçimi bekler , erkek onu anlayamaz  ve kendini eşinden farklı olarak görmeye başlar  ve bir sorunlar yumağı oluşmuş olur. Bu da evlilikten beklenen doyumu zamanla  düşürecektir.</p>
<p>İlişkilerinin belli noktalarını tartışamayan , kafalarındaki düşüncelerini birbirine açıkça söyleyemeyen  ve birbirlerini tanıyamayan eşler   zamanla birbirine yabancılaşır  ve birbirlerinden soğurlar.   Sorunlu evliliklerde; güç savaşını kimin kazanacağı  çok önemlidir.  Bu güç savaşının devam etmesi  evliliğin sonlanmasına neden olabilmektedir.  Eşler ; bu savaşa girmemeye özen göstermelidir . Savaşmamak  tamamen teslim olunduğunu göstermez. Sadece bir erdem ve kendinizi koruma yöntemi olarak algılanmalıdır. Birçok eş bunu yapmıyor  ve her gün mücadele etmeye devam ediyor. Bu mücadele önce kişinin kendisini yorar ve uzun süreli yorgunluklarla sorun daha patolojik bir hal alır ki bunun sonucu  bir depresyon veya evliliğin sonlanması olabilir. </p>
<p>Bu mücadeleyi yapmamak gerekirse o zaman kişi ne yapmalıdır ?  Bu sonun cevabı;  sağlıklı bir iletişim ve mutlu bir bireyden geçer.  Mutlu olan bir birey;  daha sabırlıdır, olayları daha geniş değerlendirebilir  ve evlilikte de mutluluğu yakalamak için daha çok çaba gösterir. Bu çaba ,  diğer  eşe yansıyabilirse istenilen etkileşim sağlanır ve diğer eş de çaba göstermeye başlar. Bunun için anlayış çok önemlidir. Anlayabilen bir birey iletilen gerekli mesajları alabilmiş demektir. Bu da sağlıklı bir iletişimi beraberinde getirir. Güç savaşı yerini sağlıklı bir iletişime bırakabildiğinde  gerekli uyum sağlanabilmiş ve eşler evliliğinden daha çok doyum almaya başlamıştır. </p>
<p>Evliliğinde doyum sağlayabilen çiftler; yaşanan anlaşmazlıklar karşısında aynı fikirde olmasalar da diğerinin kanıtlarının geçerliliğini ve  önemini kabul ederler. Mutsuz  çiftlerde ise; eşlerden birinin şikayetinde diğeri kendi şikayeti ile tepki verir, her isteğe karşı bir istek  söz konusudur. Böyle bir ortamda da sağlıklı bir iletişimden söz edilemez.  Evliliğinde bir türlü mutluluğu yakalayamadığını ifade eden eşler böyle yakındığı sürece evliliklerinde mutlu olamayacaklardır. Bu süreçte eşler; evliliklerindeki mutsuzluğun nedenlerini araştırmalı, kendisinde gördüğü yanlış davranışlar varsa düzeltmeli, eğer yalnız başına düzeltemiyor ve objektif olamıyorsa uzman bir kişiden yardım almalı, eşi ile açık bir iletişime geçerek sorunları beraberce paylaşmalıdırlar.</p>
<p>Psk Eda Gökduman</p>
<p><a href="http://www.edagokduman.com/">www.edagokduman.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/evlilik-doyumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi Durumlarda Çocuk Psikoloğuna Başvurmalısınız?</title>
		<link>http://www.annelerle.com/hangi-durumlarda-cocuk-psikologuna-basvurmalisiniz/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/hangi-durumlarda-cocuk-psikologuna-basvurmalisiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:13:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=894</guid>
		<description><![CDATA[Artık birçok anne hamilelik döneminden itibaren bebek ve çocuk gelişimi / psikolojisi ile ilgili dergiler, kitaplar, web sayfaları karıştırıyor. Forumlarda diğer anneler ve uzmanlardan bilgi alıyor. Bu   durum çocuklarımızın daha sağlıklı gelişmesi, hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi için bir ortam yarattı. Bir çok anne: “ Bizim zamanımızda böylemiydi?”  “Annemiz bize hiç bunları yapmamıştı.”  “Biz nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık birçok anne hamilelik döneminden itibaren bebek ve çocuk gelişimi / psikolojisi ile ilgili dergiler, kitaplar, web sayfaları karıştırıyor. Forumlarda diğer anneler ve uzmanlardan bilgi alıyor. Bu   durum çocuklarımızın daha sağlıklı gelişmesi, hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi için bir ortam yarattı. Bir çok anne:<br />
“ Bizim zamanımızda böylemiydi?”<br />
 “Annemiz bize hiç bunları yapmamıştı.”<br />
 “Biz nasıl büyüdük acaba?”<br />
Gibi ifadeleri sıklıkla kullanıyor. Geçekten artık annelerimiz birçok konuda daha araştırmacı ve çocuk gelişimi konusunda daha bilgili. Bu bilinçlenme sürecinin zamanla daha iyi noktalara geleceğini   düşünüyorum. Çünkü ne kadar ilerleme olsa da bu konuda biraz daha bilgilenmek zorundayız. Bir yetişkinin ya da bir çocuğun var olan bir psikolojik problemde   psikolog ya da psikiyatri uzmanına götürülmesi hala çevreden saklanabiliyor ya da uzun uzun düşünüldükten sonra problem en zor ya da  çözümsüz   aşamaya gelindiğinde   bir uzmana başvurma ihtiyacı doğuyor. Oysa ki insan psikolojisi insan fizyolojisi kadar önemlidir.Çünkü yapılan araştırmalar beden ve zihin arasında çok önemli bir bağ olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle bedeni önemsemek sadece   sağlıklı beslenmek   ya da spor yapmakla olmaz . Ruhunuzu da beslemeniz ve sıkıntılarınızdan kurtulmanız gerekir. Kişilik gelişiminin % 75-80   inin oluştuğu 0-6 yaş döneminde   çocuklarınızın gelişimi ve psikolojisi için bazı  önlemlerin alınması gereklidir. Bazen kendimize ya da çevremize baktığımızda aslında bunu rahatlıkla görebiliriz. Çocukluk dönemimize ait bir çok  anıyı hatırlarız; oyunda arkadaşımızın bize yapmış olduğu bir haksızlığı , babamızın bize yaramazlığımız sonucu atmış olduğu bir tokatı ya da bazen kurallardan sıkılıp yaptığımız muzurlukları . İyi ya da kötü anılar aklımıza geldi, bir de şimdi kendinize bakın ne kadar olgunlaşmış olsanız da hayat size bir şeyler öğretmiş olsa da o zamanlardan bir takım izler taşıyorsunuz. Şimdi çocuklarınızın geleceklerinde   bu güzel anıların sayısını arttırmak için   adım atmalısınız. Yaşamdaki   zorluklarla karşılaştığında neler yapması , yaşama karşı   nasıl durması, o an neyi düşünmesi, kendisini  tehlike ya da sıkıntıdan nasıl koruması  gerektiğini bilmesi gerekir. Bu güce sahip olduğunu hissetmelidir. Şimdi 4 yaşındaki çocuğunuz kreşte arkadaşıyla bir problem yaşadığında kreşe gitmek istemiyorsa ve bundan dolayı mutsuz ise bu problemi aşmak için nasıl davranması gerektiğini ona anlatmalı , duygularını konuşmalı, hakkını nasıl koruması gerektiğini öğretmelisiniz. Bazı çocuklar bu durumun üstesinden gelebilirken bazıları bu duyguları içselleştirerek kaçma davranışını gösterebiliyor. Anne- baba olarak bu durumu fark etmeli ve aşamadığınız durumlarda bir uzman desteği almasını sağlamalısınız. Eğer o anda   ya da benzer bir olayı yaşadığında  bu problemi aşamazsa ergenlik ya da yetişkinlik döneminde aşmakta yetersiz kalacak ve depresyona açık bir kişi  olacaktır. Şimdi çocukluk döneminde psikologlardan destek alınabilecek durumları ifade edelim:<br />
 <br />
GELİŞİM DANIŞMANLIĞI: 1 yaşa kadar ay olarak, 1 yaş sonrasında da yaş olarak çocuğunuzun yaş gelişim özelliklerini bilmeniz ve tanımanız gerekmektedir. Örneğin; iki yaş dönemindeki bir çocuğun oyuncaklarını paylaşmaması problem değildir. Henüz daha sosyalleşememiştir. 3 yaş sonrasında paylaşmayı öğrenebilir. Anne   misafirliğe gittiğinde çocuğundan bu davranışı yapmasını bekler ve bunun için onu zorlarsa çocuk da psikolojik anlamda zarar görecek , anne ile iletişimi bozulacaktır. Bu nedenle çocuğunuz   hangi yaşta hangi davranışları göstermeli bilmelisiniz . Gelişiminin  yaşından beklenen düzeyde olup olmadığı, gelişiminin desteklenmesi için hangi oyunlar oynanması gerektiği hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Çocuğunuzun güçlü ve zayıf yönlerini tespit ederek  hangi alanlarda yönlendirmeniz gerektiğini  , onunla nasıl bir iletişim kuracağınızı ,   gelecekte ortaya çıkabilecek bir hastalığın ( otizm , asperger bozukluk   vb) erken teşhisini ve tedavisini sağlamış olursunuz. Gelişim danışmanlığına 6 . aydan itibaren başlanabilir. Aralıklarını  duruma göre uzmanınız belirler.  Sağlıklı bir çocuk için gelişim danışmanlığı  3 yaşa kadar 2 ayda 1   ,3 yaştan sonra 4 ayda bir yapılabilir.<br />
 <br />
 AİLE İLE İLGİLİ SORUNLAR: Boşanma, ebeveyn kaybı ,  travmalar, kazalar, şiddetli tartışma ve çatışmalı aile yapısı, bakıcı uyumu/ problemleri, okul – şehir değişiklikleri, yeni kardeşe uyum, kreşe ya da okula başlama, annenin işe başlaması, hastalıklar vb nedenlerle evde yaşanan bu büyük değişimlerde anne baba kadar çocuklar da duygusal değişimler ya da problemler yaşamaktadır. Bu geçiş süreçlerinin hem ebeveynler hem de   çocuklar için birkaç seans da olsa uzman tarafından  değerlendirilmesi gerekir. Bu süreçlerin kişilere zarar verip vermediği ve zarar vermiş ise diğer aile   üyelerinin nasıl davranması gerektiği ile ilgili yönlendirilmesi gerekir.<br />
 <br />
DAVRANIŞ BOZUKLULARI , ÇOCUKLUK DÖNEMİNE AİT PSİKOLOJİK HASTALIKLARIN TESPİTİ : Dikkat eksiklikleri, hiperaktivite bozuklukları, yaygın gelişimsel bozukluklar, tikler, kekemelik, kaygı bozuklukları, gece korkuları , yalan söyleme, cinsel sorunlar, masturbasyon ,çalma ,kardeş kıskançlığı , içe kapanıklık, otizm, down sendromu, zeka gerilikleri , konuşma bozuklukları, öğrenme bozuklukları gibi bozukluklar klinik deneyimi olan uzman   psikologlar tarafından   tespit edilerek gerekli ilaç tedavilerinde çocuk psikiyatristleri ile birlikte danışmanlık sürdürülür. Bu tür problemlerle karşılaşıldığında aile bir uzmana danışmadan   kendi çabaları ile çözüm üretmekte olup çocuklarının gelişimleri ile ilgili olarak düzelmesi zor sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle bir psikolog ya da psikiyatriste gitmekten çekinmemeli ve geç kalmamalısınız.  <br />
 <br />
PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/hangi-durumlarda-cocuk-psikologuna-basvurmalisiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeş Kıskançlığı</title>
		<link>http://www.annelerle.com/kardes-kiskancligi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/kardes-kiskancligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:08:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eda GOKDUMAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Köşeyazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/?p=890</guid>
		<description><![CDATA[Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir.  Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki  kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin  nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir.  Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki  kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin  nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir. Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı  ve  artık sevişmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.</p>
<p>Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin  kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini ,  onun kendileri için hala özel  ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk  rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.</p>
<p>Doğum Öncesi Önlemler</p>
<p>- Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde  ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam  beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini  hissedebilmesi gerekiyor.<br />
- Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak , her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları  kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerim  geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu  bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne  henüz sahip değildir.<br />
- 3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir. ( yarım gün ya da tam gün )<br />
- 3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek , inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.<br />
- Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken  onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak  aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.<br />
- Kardeşi  doğmadan önce  fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir.<br />
- Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.<br />
- Eşler arasında   doğum sonrasında  aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin  paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.<br />
Doğum Sonrası Önlemler</p>
<p>- Doğum zamanı yaklaştıkça  annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun   gösterilmesi gerekmektedir.<br />
 - Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler  ( odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş  gibi ) çocukta gerginlik yaratabilir.<br />
- Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması ( tercihen baba )  kardeşi ile ilgili duygularının alınması ,  gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.<br />
- Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır. ( bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir.)<br />
-   Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında  bebeğin   kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır.Kardeşten gelen güzel bir  merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.<br />
- Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca  içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.<br />
- Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin,  aynı yakınlıkta da onun olmasına özen  göstermelidir.Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.<br />
- Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.<br />
- Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev  değişimi yapılmalı , anne ile birlikte yapılan eğlenceli  aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği  ona hissettirilmelidir.<br />
- Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.<br />
- Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin  yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.<br />
- Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli  ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa   tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.<br />
- Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin  olabilir. Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.<br />
- Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır.  3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği  oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.<br />
- Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız.  Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz. Böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.</p>
<p>İki kardeş arasında öfke , kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki  her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır.  Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.</p>
<p>PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/kardes-kiskancligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Baba Olmak</title>
		<link>http://www.annelerle.com/anne-baba-olmak/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/anne-baba-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:20:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Belgin TEMUR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[annae-baba]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba olmaya hazır hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Temur]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk davranışsal problem]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi kitap]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/anne-baba-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[0-6 Yaş Döneminin Gelişim Özellikleri Anne baba olmak toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bireyler çocuk sahibi olduklarında çekirdek aile olarak kabul edilirler. Bu geçiş bir çok toplumda çok önemsenir. Çocuk sahibi olmaya karar verme sürecinde hem toplumsal kurallar hem de anne-baba adaylarının kendilerini hazır hissetmeleri belirleyicidir. Bir çok toplum anne-baba olmayı teşvik ederken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">0-6 Yaş Döneminin Gelişim Özellikleri</p>
<p align="justify">Anne baba olmak toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bireyler çocuk sahibi olduklarında çekirdek aile olarak kabul edilirler. Bu geçiş bir çok toplumda çok önemsenir. Çocuk sahibi olmaya karar verme sürecinde hem toplumsal kurallar hem de anne-baba adaylarının kendilerini hazır hissetmeleri belirleyicidir. Bir çok toplum anne-baba olmayı teşvik ederken bir yandan da anne-baba adaylarının çocuk eğitimi ve gelişimi konusundaki bilgilenmeleri geleneksel yöntemlerin kullanılması yoluyla gerçekleşir.<br />
Özellikle bizim toplumumuzda aile büyükleri çocuğun nasıl büyütülmesi ve nasıl eğitilmesi gerektiği konusunda söz sahibidirler. Anne-baba adayları da bu konuda bilgi ve deneyime sahip olmadıkları için kendilerinden daha deneyimli kişilerin yöntemlerini uygulamayı tercih ederler.<br />
         Yapılan araştırmalar birçok anne-babanın yeterince hazır hissetmedikleri ve bilgi sahibi olmadıkları halde sırf “olması gerektiği” için çocuk sahibi olduklarını göstermektedir. Bu da sonrasında hem çocukla ilişkide hem de onun eğitimi ve gelişimiyle ilgili problemlerin çözümünde anne-babaların sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Aslında anne-baba olmak çok ciddi hazırlık gerektiren bir durumdur. Anne-baba rolü çok fazla sorumluluk isteyen, geri dönüşü olmayan, bir çok bilgi ve beceri edinmeyi ve sosyal anlamda bir çok fedakarlıklar yapmayı gerektiren bir roldür.</p>
<p align="justify">Anne-Baba Olmaya Hazır Olmak</p>
<p align="justify">Bu yeni role hazırlıklı hale gelebilmek için hem psikolojik olarak hazır olmak hem de bir çocuğun ihtiyaç duyduğu bakım, eğitim ve psikolojik destek hakkında bilgi sahibi olmak gereklidir. Ayrıca çocuğun gelişim özelliklerini bilmek de önemlidir.</p>
<p align="justify">Psikolojik Hazırlık</p>
<p align="justify">Anne-baba adayının öncelikle evliliklerinin sağlıklı bir şekilde yürüyor olduğundan emin olmaları önemlidir. Çünkü sanıldığının aksine kötü giden evlilikler çocuk sahibi olunduğunda daha iyi olmazlar ve bebek evliliğin can simidi değildir. Aksine her zaman çocuk, evlilik ilişkisi içine yeni bir yük getirir. Bu yükü kolaylıkla taşıyabilmenin en önemli koşulu ise eşlerin iyi, sağlıklı, keyifli, doyurucu bir ilişki yaşıyor olmalarıdır. Çocukla birlikte tüm yaşam düzeninin değişeceği, sosyal yaşama ve iş yaşamına dair önemli değişikliklerin yaşanacağı düşünülürse bu konuda da hazır olmanın önemi görülebilir. Bir çok anne-baba (özellikle de çalışan anne-babalar) çocuklarını çok sevmelerine rağmen onun gelişiyle birlikte zamanlarının ve enerjilerinin önemli bir bölümünü onun için ve onunla geçirmeleri nedeniyle mesleki anlamda istedikleri yere ulaşmakta zorluklar yaşadıklarını ve zaman zaman çocuk sahibi olmanın bir engel teşkil ettiğini belirtmektedirler.</p>
<p align="justify">Bebek özellikle ilk birkaç yılda oldukça emek ister; zamanınızın ve enerjinizin önemli bir bölümünü alır. Bu hem kendinize hem de birbirinize ayıracağınız zamanın azalması anlamına gelecektir. Aile bütçesi de bir çocukla birlikte oldukça değişikliğe uğrayacaktır. Toplumumuzda “çocuk kısmetiyle gelir” gibi bir inanış olmasına rağmen birçok aile bunun böyle olmadığını belirtmektedir. Ekonomik olarak yeterince hazır olmadan sahip olunan bir bebeğin, sonrasında psikolojik sıkıntıların da yaşanmasına neden olabildiği bilinmektedir. Tüm bu değişiklikleri öngörmek ve bu yeni duruma ne kadar uyum sağlayabileceğiniz konusunda bir karar vermek belki de çocuk sahibi olmadan önce düşünülmesi gereken en önemli husustur.</p>
<p align="justify">Bilgi Sahibi Olmak</p>
<p align="justify">Bebeğin zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimi hakkında bilgi sahibi olmak genellikle zamana bırakılmaktadır. Çocuklar büyüdükçe o döneme ait gelişimleri takip edilmekte, sorun çıktığında o soruna dair çözümler aranmakta ve yine genellikle geleneksel yöntemler tercih edilmektedir. Oysa çocuk gelişimi ve eğitimi başlı başına bir bilimdir. Hatta birkaç bilim dalı bu konuyla ilgilenmektedir. İnsanın kişiliği, zihinsel, duygusal ve fiziksel gelişimi özellikle yaşamın ilk 6 yılında çok hızlı oluşur. Bu yıllar insan hayatı yönünden çok önemlidir. Bu dönemde bebeği gelişim özellikleriyle tanımak ve gelişmesi için gerekli ortamı hazırlamak, ona destek vermek önemlidir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda anne-babanın özellikle 0-6 yaşa ait gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmasının önemi görülmektedir.</p>
<p align="justify">Hazırlayan Uzm. Pedagog Belgin Temur</p>
<p align="justify">Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi<br />
Ayşeçavus Cad. Akyıldız Apt. No: 30 Daire:6<br />
SUADİYE &#8211; İSTANBUL<br />
Tel: (0216) 362 87 72 &#8211; (0216) 362 81 69<br />
Tel: (0533) 713 47 86</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/anne-baba-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baba Olmanın 14 Harikası</title>
		<link>http://www.annelerle.com/baba-olmanin-14-harikasi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/baba-olmanin-14-harikasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Belgin TEMUR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[baba çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[baba model]]></category>
		<category><![CDATA[baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[baba önem]]></category>
		<category><![CDATA[baba rol]]></category>
		<category><![CDATA[baba sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[bebek baba]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Temur]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk davranışsal problem]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi kitap]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik bebek çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/baba-olmanin-14-harikasi/</guid>
		<description><![CDATA[Baba olmak bir erkek için yaşamda çok farklı ve yeni bir sorumluluk anlamına gelir. Bu sorumluluğa hazır olmak yaşamda bazı hedeflere ulaşmış olmakla da bağlantılıdır. Bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve ona uygun bir model olabilecek olgunluğa erişmek için kişinin öncelikle kendi hayatının sorumluluğunu alacak olgunluğa eriştiğinden emin olması gerekir. Değişken ve düzenli olmayan bir yaşantının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Baba olmak bir erkek için yaşamda çok farklı ve yeni bir sorumluluk anlamına gelir. Bu sorumluluğa hazır olmak yaşamda bazı hedeflere ulaşmış olmakla da bağlantılıdır. Bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve ona uygun bir model olabilecek olgunluğa erişmek için kişinin öncelikle kendi hayatının sorumluluğunu alacak olgunluğa eriştiğinden emin olması gerekir. Değişken ve düzenli olmayan bir yaşantının çocuk sahibi olmaya pek uygun olmadığı bu karar verildiğinde yaşantının daha stabil hale dönüştürülmesi gerekliliği ortadadır. Uzun süreli sorumluluklara imza atmak, atılan her adımda bir sonraki adımı planlamak kararlılığı ve azmi gerektirir. Evlilik belki de baba olma sorumluluğundan önce alınan en önemli ilk büyük sorumluluktur. Buna rağmen kişilerin evlilik de dahil tüm sorumluluklarında deneme ve vazgeçme şansları vardır. Oysa baba olmak diğer tüm sorumluluklardan farklı olarak geriye dönüşü olmayan, vazgeçilemeyecek bir sorumluluktur. Böyle bakmak birçok erkeğin baba olmaya karar vermek konusunda kaygılanmasına neden olmaktadır. Özellikle de kendi babalarıyla ilişkilerinde sorunlar olduğuna inanan ve daha mükemmeliyetçi yaklaşan, çocuğuna “çok iyi baba olmak” gibi bir misyon yüklenen kişilerin bu kararı vermek konusunda daha kaygılı oldukları bilinmektedir. Yine evlilik ilişkisi içinde problemler yaşandığı durumlarda da baba olma fikri erkekler için daha da geciktirilmesi gereken bir karar olarak değerlendirilmektedir.<br />
Yeterince hazır hissetmek çocukla kurulacak ilişkinin kalitesini de belirleyici olmaktadır. Bu fikre kendini alıştıran, bu yeni rol ile yaşayacağı keyfin farkına varan babaların bebek dünyaya geldikten sonra da daha rahat ilişki kurabildikleri bilinmektedir. Anneler hamileliğin başından itibaren hem hormonal olarak hem de fiziksel olarak bir bebeğe sahip olmayı ve onun içlerinde büyümesini fark edebilme ayrıcalığına sahiptirler. Üstelik annelerinden ve toplumdan öğrendikleri anne rolü çok vurgulanmıştır. Oysa babalar için kendilerine ait ve her gün büyümekte olan bir şeyi hissetmek anneler kadar kolay olmamakta ve bu nedenle bu rolü kabullenmekte, bebeği sahiplenmekte, ona ısınmakta zorluklar yaşayabilmektedirler ve bunun için zamana ihtiyaç duyabilirler. Doğum öncesinden itibaren bebekle ilgili doktor kontrollerinde bulunmak, doğumla ve sonrası ile ilgili hazırlıklara katılmak babanın psikolojik hazırlığında önemli olmaktadır. Ama bazen bu hazırlıklara katılmanın bile çocuğa hazır hissetmek için yeterli olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle doğum anından itibaren babanın aktif katılımını sağlamak, tüm gelişmelerden babayı haberdar etmek, onun yardımına ve desteğine başvurmak ilk etkileşim açısından önemlidir. Bebeklerin doğdukları andan itibaren görüntüleri ve kokularıyla çevrelerindeki yetişkinleri etkileme güçleri vardır. Babanın ilk andan itibaren bebekle yakın ilişki kurması, tutması, onu koklaması, beslenmesinde ve bakımında yardımcı olması desteklenirse bu etkileşim kendiliğinden gerçekleşecek ve baba için haz veren bir ilişkiye rahatlıkla dönüşebilecektir. Özellikle ilk bir iki ay içinde bebek büyüyüp sosyal gülümsemelere ve tepki vermeye başladıkça bu durum baba için çok daha keyif veren bir hal alacak, bebekle kurduğu ilişki günden güne gelişecektir. Buradaki temel prensip babanın da en az anne kadar bebekle ilişkide olmasını ve onunla zaman geçirmesini sağlamaya çalışmaktır. Bu temas yoğunluğu içinde ister istemez bu bağlantı gerçekleşecektir. Baba olmanın en önemli keyiflerinden biri de bebeğin “baba” demeye başladığı zamanlardır. “baba” kelimesi Türkçe’nin de doğası gereği bebeklerin ilk söyledikleri sözcüklerdendir. Bebeğinin ağzından çıkan ilk kelimenin “baba” olduğunu duyan bir babanın bu duruma kayıtsız kalması genelde mümkün değildir. Bir çok baba çocuklarına en çok aşık oldukları zamanın kendilerine “baba” diye hitap ettikleri zaman olduğunu söylemektedirler. Bebeklik döneminde iyi bir etkileşim içine girildiğinde genellikle ilk çocukluk ve ergenlik döneminde de baba-çocuk ilişkisinin sağlıklı devam ettiği, olası sorunların karşılıklı iletişimle daha kolay çözülebildiği bilinmektedir. Bu etkileşim çeşitli nedenlerden ötürü geciken, bebeğin bakımıyla, fiziksel ihtiyaçlarıyla ilgilenemeyen, bu işi tamamen anneye bırakan, bebeğiyle fiziksel olarak bir arada fazla zaman geçiremeyen babaların da çocuklarıyla iletişimlerinde zorluklar yaşama olasılığının arttığı bilinmektedir.</p>
<p align="justify">Baba Olmanın Keyfi<br />
¨     Baba olduğunuzda yaşamda yeni ve önemli bir rol kazanırsınız. Babalık rolü, size toplumda yeni bir statü sağlar. Çocuk sahibi olma sorumluluğu alan bir erkek olarak artık sorumluluk almak konusunda daha güvenilir bir izlenim vermeye başlarsınız.<br />
¨     Bebeğinizle birlikte artık gerçek bir aile olmuşsunuzdur. Aile olmanın ayrıcalıklarını yaşarsınız. Girdiğiniz ortamlarda size özen gösterilir, saygıyla karşılanırsınız.<br />
¨     Kendi ailenizi ve özellikle de babanızla ilişkinizi daha iyi analiz etmeye başlarsınız. Hem onları daha iyi anlar hem de çocuğunuzla ilişkiniz geliştikçe ailenize daha fazla yakınlaşmaya başlarsınız. Çünkü çocuğunuza büyükanne ve büyükbabaların da bulunduğu geniş, sıcak ve sevecen bir aile ortamı yaratmak önem kazanmaya başlar. Bu sayede siz de ailenizle ilişkilerinizi geliştirebilirsiniz. Ayrıca onlara torun sahibi olma olanağı sağladığınız için onların gözünde de değer kazanırsınız. Var olan kızgınlık ve kırgınlıklar bu yolla ortadan kalkar.<br />
¨     Çocuğunuzun sağlıklı gelişmesi sizin için önemlidir. Bu nedenle ona örnek olmanın önemini kavrarsınız. Alışkanlıklarınızı gözden geçirirsiniz. Yedikleriniz sağlıklı olmaya başlar. Yaşam kalitenizi arttırmaya çabalarsınız. Spor yapar, sağlıklı beslenir ve diğer kötü alışkanlıklarınızdan uzak durmaya başlarsınız.<br />
¨     Kendi sağlığınıza dikkat etmenizin örnek olmanın dışında da önemli bir nedeni olmaya başlar. Çocuğunuzun size uzun yıllar ihtiyacı vardır. Sağlıklı ve güçlü olmanız gerekmektedir. Riskli durumlara girmekten kaçınmaya başlarsınız. Yaşamınız daha güvenli olmaya başlar.<br />
¨     Hayatınız düzene girer. Gelecek planlarınıza sıkı sıkıya bağlanırsınız. Geleceğe ait belirsizlikler yerini belirlenmiş hedeflere bırakır. Artık bir karar vermiş olmanın rahatlığını yaşarsınız.<br />
¨     Yaşam yeniden keyifli ve umutlu bir hal alır. Bebeğinizle ilgili hedefler ve umutlar geliştirirsiniz. Bebeğinizin yavaş yavaş dünyayı, çevreyi tanımasına, her gün yavaş yavaş gelişmesine keyifle tanıklık edersiniz. Siz de yeniden dünyanın güzelliklerini doğanın mucizesini keşfetmeye başlarsınız.<br />
¨     Eşinizle ortak bir varlığa ve ortak bir sorumluluğa sahip olmanın güzelliğini yaşarsınız. Artık önemli bir ortak paydanız olmuştur. Bu ortak hedef sizi birbirinize yeniden yakınlaştırır.<br />
¨     Sağlık ve tıp konularına ilginiz artar. Çocuğunuzun sağlığı için her gün kendinizi geliştirmeye başlarsınız. Gazete, dergi ve kitaplardaki sağlıkla ilgili konular artık dikkatinizi daha fazla çekmeye başlar.<br />
¨     Bebeğinizin ilk kelimesi genellikle “baba”dır. Bu kelimeyi ilk kez bebeğinizin ağzından kocaman bir gülücük eşliğinde duymak yaşamınızın en güzel, en unutulmaz deneyimidir.<br />
¨     Çocuğunuz sizin yansımanızdır. Onun tepkileri sayesinde kendinizi tanıma ve keşfetme fırsatı bulursunuz.<br />
¨     Çocukluğunuza yeniden dönersiniz. Kendinizi birden bire çocuğunuzun treniyle oynarken bulabilirsiniz. Bahaneniz de hazırdır; çocuğunuzu eğlendiriyorsunuz.<br />
¨     İşiniz çok önemlidir. Ama artık özel hayatınıza daha fazla zaman ayırmaya başlarsınız. Hem çocuğunuzun sizinle özel zaman geçirmeye ihtiyacı vardır, hem de siz onunla böyle bir zamanı geçirmeye ihtiyaç duymaya başlarsınız.<br />
¨     Değerleriniz yeniden harekete geçer. Tüm çocuklar ilgi alanınıza girer. Çocuklar için güzel bir dünya yaratmanın ve onlara gelecekte güzel bir dünya bırakmanın önemi artar. Kendinizi bu konudaki sosyal çalışmaların içinde bulabilirsiniz. <br />
Belgin Temur<br />
Uzman Pedagog</p>
<p align="justify">Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi<br />
Ayşeçavuş Cad. Akyıldız Apt. No: 30 Daire:6<br />
SUADİYE &#8211; İSTANBUL<br />
Tel: (0216) 362 87 72 &#8211; (0216) 362 81 69<br />
Tel: (0533) 713 47 86</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/baba-olmanin-14-harikasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuğunuz Depresyonda mı ?</title>
		<link>http://www.annelerle.com/ocugunuz-depresyonda-mi/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/ocugunuz-depresyonda-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Belgin TEMUR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[bebek depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Temur]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk davranışsal problem]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi kitap]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk olumsuz duygu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[depresif çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon belirti]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/ocugunuz-depresyonda-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Üzücü ve rahatsız edici durumların ardından çocuğun üzgün olması beklenen bir sonuçtur. Ve rahatsız edici durumun ortadan kalkması ile kısa sürede bu üzüntünün de geçmesi beklenir. Depresyondaki bir çocuk için ise bu durum daha ciddi ve uzun sürelidir. Çocuğunuzun yaşadığı olumsuz duygular uyumunu, katılımını etkiliyor; uyku, yemek gibi günlük alışkanlıklarını bozuyorsa ve çevresiyle ilişkileri bozuluyorsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Üzücü ve rahatsız edici durumların ardından çocuğun üzgün olması beklenen bir sonuçtur. Ve rahatsız edici durumun ortadan kalkması ile kısa sürede bu üzüntünün de geçmesi beklenir. Depresyondaki bir çocuk için ise bu durum daha ciddi ve uzun sürelidir. Çocuğunuzun yaşadığı olumsuz duygular uyumunu, katılımını etkiliyor; uyku, yemek gibi günlük alışkanlıklarını bozuyorsa ve çevresiyle ilişkileri bozuluyorsa depresif bir bozukluğun varlığı düşünülmelidir. Somatik etkilere depresyonda sıkça rastlanır. Bunlar başağrıları şeklinde olabilir. Mide, adale ve eklem ağrıları şeklinde de görülebilir. Kabızlık olabilir; depresyondaki çocukların yaklaşık % 20’sinin alt ıslatma problemi olduğu bildirilmiştir.<br />
      Depresyonda da diğer psikiyatrik problemlerde olduğu gibi genetik ve biyolojik bir yatkınlık söz konusudur. Bununla birlikte bazı eşlik eden ve hazırlayıcı durumlar depresyon oluşumunu tetikleyici ve hızlandırıcı olabilmektedir.<br />
Depresyonun fizyolojik Belirtileri<br />
      Fizyolojik belirtiler şu başlıklar altında toplanabilir:<br />
Uyku bozuklukları: Sık uyanma, uykuya dalamama, uyku uyanıklık döngüsünün değişimi<br />
Somatik rahatsızlıklar: Başağrıları, mide ağrıları vs.<br />
Gıda alımı ile ilgili bozukluklar: İştah azalması veya artması, kabızlık<br />
Kiloda değişiklik<br />
Yorgunluk<br />
Psiko-motor rahatsızlıklar: Vücut heriketlerinde artış veya azalma,<br />
Bilişsel fonksiyonların azalması veya çoğalması, konsantrasyonun bozulması, kafa karışıklığı<br />
Çevredeki olaylara reaksiyon göstermeme<br />
Çocuğun moralinde gün içinde sık değişiklik olması<br />
Depresyonun Psikolojik Belirtileri:<br />
Mutsuzluk, ağlama<br />
Kendisi hakkında olumsuz duygular (kendine güvenin ve özsaygının azalması)<br />
İlişkileri ve arkadaşlıkları hakkında olumsuz duygular<br />
Gelecek konusunda olumsuz duygular, gelecekten umutsuzluk<br />
Sinirlilik, tahammülsüzlük, öfke patlamaları<br />
Sosyal çekiniklik<br />
Suçluluk duygusu, çevresinde olan olumsuz olaylardan kendini suçlama eğilimi<br />
Günlük aktivitelere karşı olan ilginin ve alınan zevkin azalması, oyundan keyif almama, oyun oynamak istememe, derse isteksizlik, okula gitmek istememe<br />
Detaylara takılma, (özellikle ergenliğe yaklaşırken) intiharla ve ölümle ilgili düşünceler ve teşebbüsler<br />
Tüm bu belirtilerin sayısı ve şiddeti çocukların yaşına, kişilik özelliklerine ve içinde yaşadıkları koşullara göre değişkenlik göstermektedir.   <br />
Bebek Depresyonu<br />
      Depresyona küçük bebeklerde de rastlanmaktadır. Çocuklarda depresyonun ifade biçimi, hangi yaşta olduklarıyla çok ilgilidir. Bebeklerde depresyonun çok nadir görüldüğü bilinmekle birlikte, olması durumunda da etkilerinin oldukça uzun süreli olduğu bilinmektedir. Bebek ile kendisine bakan kişi arasındaki bir rahatsızlığın yansıması olarak ortaya çıkar. Özellikle annenin ya da bakıcının depresif olması durumunda bebeğin de bu karamsar bakıştan etkilendiği bilinmektedir. Özellikle annelerde %25 ile %30 oranında görülen post-partum (doğum sonrası) depresyon annelerin bebekleriyle kurdukları ilişkinin kalitesini de etkilemektedir. Depresyondaki bir annenin bebeğiyle daha az ilişki kurması, bakımı, beslenmesi konusunda bebeği ihmal etmesi, yetersiz sevgi ve yetersiz beden teması bebeğin de depresif özellikler göstermesine neden olabilmektedir. Depresif bebekler içe dönebilir, çevrelerine olan ilgileri ve ilişkileri azalabilir, uyku ve yeme sorunları yaşayabilirler. Mutlu ve neşeli görünmeyebilirler. Hatta bazen bu durum bebeğin fiziksel gelişimini ve büyümesini yavaşlatabilir.<br />
Okul Öncesi Dönem<br />
      Okul öncesi dönemde çocuklar depresyonlarını daha çok davranışlarıyla ifade ederler. Bu yaştaki çocukların duygularını direkt ifade edemedikleri ama davranışlarıyla bu mesajları verebildikleri bilinir. Öfkeli, agresif ve sinirli olabilirler. Aşırı hareketli veya aşırı hareketsiz olabilirler. Korkular geliştirebilirler ve uyku sorunları olabilir. Evdeki ve okuldaki kurallara uymakta zorlanabilirler. Yaşıtlarıyla oyun oynamak ve oyunu sürdürmekle ilgili sorunlar yaşayabilirler. Bazen oyundan kaçınma ve içine kapanma olabilir.<br />
Okul Çağı<br />
      İlkokul çağında da benzer özellikler görülebilir. Depresyondaki bir çocuk mutsuzluk, durgunluk, genel anlamda bir isteksizlik gösterebileceği gibi öfke, saldırganlık, aşırı hareketlilik, dikkat bozukluğu, uyku ve iştahta değişiklikler de gösterebilir. Çabuk parlama, tahammülsüzlük, sebatsızlık, sabırsızlık, ruh halinde ani değişiklikler (çok sevinçliyken birden ağlama veya aşırı üzüntülü görünme vs.) gibi belirtiler gösterebilir. Tüm bu belirtilerin yaklaşık 2 hafta devam ediyor olması depresyon riskini düşündürmeli ve profesyonel bir yardıma başvurulmalıdır. Küçük yaşlarda ortaya çıkan fobiler, ayrılığa (özellikle anneden ayrılmaya) hassasiyet en önemli işaretlerden biridir. Depresyon açısından risk taşıyan çocukların yeni durumlara adapte olmak konusunda bir beceri eksikliği taşıdıkları bilinmektedir. Okul reddi de bu nedenle bu yatkınlığı taşıyan çocuklarda daha sık rastlanan bir problemdir. Ümitsizlik ve karamsarlık, gelecekle ilgili beklentilerinin olmaması eşlik eden duygulardır.<br />
      Okul çocuklarında özellikle başarının birden bire düşmesi ve sosyal uyumun bozulması potansiyel bir depresyonun işareti olarak değerlendirilmelidir.<br />
Hangi Çocuklar Riskli?<br />
      Genetik ve biyolojik olarak depresyona yatkın olan çocuklar için bazı risk faktörlerinin varlığı bilinmektedir.<br />
      Ailesinde depresyon geçirmiş kişilerin varlığı çocuğun da depresyon açısından risk taşıdığının bir göstergesidir.<br />
      Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan, davranış bozuklukları olan ve ağır ayrılık anksiyetesi yaşayan çocuklar da depresyon riski taşırlar.<br />
Depresyonun Tetikleyicileri<br />
      Ailelerinde fonksiyon bozukluğu olan çocuklarda depresyon riski artmaktadır. Aile içinde huzursuz ortam, kavga, çocuğun ve/veya aile bireylerinden birinin duygusal istismarı, anne-baba arası ciddi anlaşmazlıklar, çocuğun ihmali, anne-babanın boşanması, aşağılayıcı, onur kırıcı anne-baba tutumları, çocuğa veya aile bireylerinden birine fiziksel şiddet uygulanması, ailenin birlik ve bütünlüğünün tehdit altında olması depresyonu tetikleyici olmaktadır.<br />
      Aşırı eleştirici ortamların, mükemmeliyetçi, hataya izin vermeyen, yüksek beklentilerin olduğu ev ve okul ortamlarının da riskli olduğu bilinmektedir.<br />
      Ağır hastalıklar gibi kimi stres arttırıcı hayat zorluklarının da ruhsal durumu bozduğu bilinmektedir.<br />
      Yakınlarından aile üyelerinden birinin ölümü veya çocuğun çok sevdiği bir yakınını, arkadaşını kaybetmesi, bazen bir hayvanının ölümü depresyon açısından riskli durmlardır.<br />
Ne Zaman Harekete Geçilmeli?<br />
      Depresyonu fark etme konusunda en önemli görev aileye düşmektedir. Çocuğunuzu çok iyi tanımalısınız. Günlük rutinlerini, alışkanlıklarını ve ilişki kurma biçimini çok iyi bilirseniz ortaya çıkabilecek değişiklikleri farketmeniz ve takip etmeniz kolay olacaktır.<br />
      Sözü edilen belirti ve sinyaller en az iki haftadır devam etmekte ise öncelikle aile içinde çocuğunuzu iyi tanıyan diğer kişilerden de yardım istemeli, onların da görüşünü almalısınız. Okulu ve öğretmeniyle görüşüp bu belirtilerin hangi ortamlarda nasıl ve ne sıklıkta ortaya çıktığını iyi belirlemelisiniz. Bu bilgiler ışığında bir uzmandan yardım istemelisiniz.<br />
      Bu yardım öncesinde çocuğa karşı tavrınız onu bu durumuyla ilgili suçlayıcı bir şekilde sorgulamak olmamalıdır. Bunun yerine onu dinleyen ve sorunun ne olduğunu anlamaya çalışan bir yaklaşımda olmalısınız. Onunla empati kurup duygularını anlamalı, kendi duygularını farketmesi konusunda ona yardımcı olmalısınız.<br />
      Bir uzmana gitmeye karar verdiğinizde ona bunu açıklarken bu durumu kendisine bir ceza gibi algılamaması için öncesinde onunla açıklıkla konuşmanız önemlidir. Örneğin “Hiç laf dinlemiyorsun seni psikoloğa götüreceğim” derseniz bunun bir ceza olduğunu düşünecektir. Bunun yerine çocuğunuza, onun durumunun sizi endişelendirdiğini ona yardım etmek istediğinizi ve bu nedenle de profesyonel bir yardımın iyi olacağını anlatmalısınız.<br />
Anne-babalara öneriler<br />
Bebekliğinden itibaren çocuğunuzla iyi, yakın bir ilişki kurun. Onun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının yeterince ve zamanında karşılandığından emin olun.<br />
Bebeğinize sizin dışınızda biri bakıyorsa (anneanne-babaanne veya bakıcı vs) bu kişinin depresif bir kişilik özelliği olup olmadığına dikkat edin. Unutmayın ki bebekler karamsar ve yeterince sıcak olmayan bir tavrı hissederler. İhmal edilmek bebeğin depresif özellikler göstermesi açısından riskli bir durumdur.<br />
Aile içinde huzursuzluklar varsa, anne-baba arası tartışmalar yoğunsa ve boşanma veya boşanma riski söz konusuysa bu durumda çocuğunuzun duygularını ifade etmesine fırsat verin. Onun sizin için ne kadar değerli ve önemli olduğunu, her koşulda onun hep yanında yer alacağınızı anlatın ve belli edin.<br />
Çocuğunuzdan beklentilerinizi belirlerken onun psikolojik özelliklerini ve becerilerinin sınırını iyi gözlemleyin. Yapabileceğinin çok üstünde, baskıcı ve mükemmeliyetçi bir yaklaşım depresyonu tetikleyici bir ortam yaratmanıza neden olabilir.<br />
Çocuğunuz okula gidiyorsa, öğretmenin, okulunun tavrını iyi araştırın. Yüksek başarıya odaklı, baskıcı bir okul ortamı tıpkı baskıcı ev ortamı gibi risk yaratmaktadır.<br />
Çocuğunuzun genel ruh halini, alışkanlıklarına uyum biçimini, çevresiyle ilişki kurma biçimini, okula ve derslere ilgisini iyi gözlemleyin. Ani olarak ortaya çıkabilecek bir uyum ve davranış sorunu depresyonun bir işareti olabilir.<br />
Uyku ve iştahla ilgili değişiklikleri göz ardı etmeyin.<br />
Öfkeli ve saldırgan davranmaya başlayan çocuğunuzu cezalandırmak yerine onun bu davranışına neden olabilecek etkenleri anlamaya çalışın. Çocuğun anlaşıldığını hissedebileceği sakin ve anlayışlı bir ortam yaratmaya gayret edin.<br />
Aile bireylerinden birinin kaybı sözkonusuysa, bu kayıpla ilgili üzüntü ve acıyı çocuğun ifade etmesine fırsat verin. “Üzülecek birşey yok ya da ağlama sakın” yaklaşımı yerine bu durumun gerçekten üzücü olduğu, sizin de benzer acı ve üzüntüyü yaşadığınız, bu üzüntünün de zaman içinde üstesinden gelebileceğiniz mesajını verin.<br />
Belgin TEMUR<br />
Uzm. Pedagog</p>
<p align="justify">Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi<br />
Ayşeçavuş Cad. Akyıldız Apt. No: 30 Daire:6<br />
SUADİYE &#8211; İSTANBUL<br />
Tel: (0216) 362 87 72 &#8211; (0216) 362 81 69<br />
Tel: (0533) 713 47 86</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/ocugunuz-depresyonda-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuğunuza Nasıl S&#246;z Ge&#231;irebilirsiniz</title>
		<link>http://www.annelerle.com/ocugunuza-nasil-sz-geirebilirsiniz/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/ocugunuza-nasil-sz-geirebilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Belgin TEMUR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[anne bebek ses tonu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek dış dünya]]></category>
		<category><![CDATA[bebek huzursuz]]></category>
		<category><![CDATA[bebek keşfetmek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek tepki]]></category>
		<category><![CDATA[bebek uyarı]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Temur]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa söz geçirme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk davranışsal problem]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi kitap]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk söz dinleme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/ocugunuza-nasil-sz-geirebilirsiniz/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar bebekliklerinden itibaren çevreden gelen uyarılara tepki verirler. Yenidoğan döneminde bebeklerin tepkileri refleks biçimindedir; sese, ışığa, görüntüye tepki verirler. Bebekler, dış dünyayı tanıyıp keşfetmeye başladıkça değişik durumlara değişik tepkiler vermeyi öğrenirler. Annelerinin ses tonundan sevildiklerini hissederler; kendilerine gülündüğünde bunu fark edip gülümserler; evde huzursuzluk olduğunda ve sesler yükseldiğinde irkilirler ve huzursuz olurlar. Bebek dili öğrenmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Çocuklar bebekliklerinden itibaren çevreden gelen uyarılara tepki verirler. Yenidoğan döneminde bebeklerin tepkileri refleks biçimindedir; sese, ışığa, görüntüye tepki verirler. Bebekler, dış dünyayı tanıyıp keşfetmeye başladıkça değişik durumlara değişik tepkiler vermeyi öğrenirler. Annelerinin ses tonundan sevildiklerini hissederler; kendilerine gülündüğünde bunu fark edip gülümserler; evde huzursuzluk olduğunda ve sesler yükseldiğinde irkilirler ve huzursuz olurlar. Bebek dili öğrenmeye başladığında sözel uyarıları da tanımaya ve ayırt etmeye başlar. 1 yaşlarındaki bir bebek “Al-ver-gel” gibi komutları anlar ve uygun tepkiler verebilir. Özellikle de eline verilen şey onun keyif alacağı bir materyal ise &#8220;Al&#8221; komutuna daha hızlı ve istekle tepki vererek uzatılan objeyi alır. Yani bebeğin istenen bir şeyi yapması için sonunda haz alacağı bir ödül olması gereklidir. Bu yolla, komuta uygun tepki vermeyi öğrenir. Bebeklerin, yetişkinlerin isteklerini gerçekleştirmeleri böyle bir öğrenme yoluyla olur. İsteneni yaptıklarında ödüllendirildiklerini fark ederlerse, isteneni daha fazla yapma eğiliminde olurlar.</p>
<p align="justify">Öğrenmedeki bu temel eğilim, aslında yaşam boyu devam eden bir öğrenme prensibidir. Bize haz veren, sonunda hoş bir durumla karşılaşma olasılığımız olan eylemleri yapmaya daha istekli oluruz; hatta bu eylemi sık sık tekrarlamak isteriz.</p>
<p align="justify">Çocukların da anne-babalarının sözlerini dinlemeleri küçük yaşlardan itibaren öğrenilmiş bir tutumdur. Eğer anne-baba isteğini sunarken çocuğu motive edebiliyorsa ve bu isteğin yapılması sonucunda çocuk anne-babasını ne kadar memnun ettiğini görüyorsa bu isteği yerine getirmeye de hevesli olacaktır. Tam tersi olarak anne-baba isteğini çocuğa sunarken bu isteği yapmaması durumunda nelerle karşılaşacağını tehdit biçiminde sunuyorsa, çocuklar söz dinlemeye pek de hevesli olmayacaklardır. Ödüllendirme, istenen davranış ve tutumların gelişmesi için cezalandırmadan çok daha etkili bir yöntemdir.</p>
<p align="justify">Sınırları öğretmek</p>
<p align="justify">Bebekler yürümeye başlayıp kendilerine zarar verebilecek hareketliliğe sahip olduklarında davranışlarına engel getirilmesi zorunluluğu da doğar. İster istemez zarar verici durumlarla karşılaşma olasılığında bebek “Hayır” tepkisiyle karşılaşır. Bebekler gerçek anlamda ilk kez sınırla bu dönemde karşılaşırlar. Bu dönemden itibaren bebek, yapması ve yapmaması gerekenleri öğrenmeye başlar.</p>
<p align="justify">Anne-babalar, çocuklarına küçük yaşlardan itibaren birlikte ve düzen içinde yaşamanın kurallarını öğretmelidirler. Çocuk, kendisi için neyin gerekli, neyin daha yararlı ve önemli olduğunu başlangıçta bilemez. Anne-babalar birtakım kurallar ve sınırlar koyarak çocuğu korumak ve kendisine zarar vermeden iyi alışkanlıklar geliştirerek, sosyal uyum için gerekli becerileri kazandırmak durumundadırlar. Çocuğun uyku, yemek, giyinme ve temizlik alışkanlıklarını kazanması, ihtiyaçlarını geciktirebilmeyi, paylaşmayı öğrenmesi, bağımsız hareket edebilmesi hep anne-babanın yönlendirmesini ve çocuğa fırsat vermesini gerektirir. Çocuk kendisiyle ilgili giyinme ve yemek gibi özbakım becerilerini başka çocuklarla bir aradayken, sırasını beklemek ve kurala uymak gibi sosyal becerileri ise önce evde anne-babasından öğrenir. Bu sınırları ve kuralları öğrenmeyen çocuk hem kendi becerilerini geliştiremez hem de yuva-okul gibi sosyal ortamlarda uyum problemleri yaşayabilir.</p>
<p align="justify">Anne-babalar bebeğin becerileri gelişmeye başladığından itibaren bu kuralları öğretmelidirler.</p>
<p align="justify"><em>Önceden belirlenmiş kurallar</em></p>
<p align="justify">Evde kural koymanın öneminden bahsederken kuralların önceden belirlenmesinin gerekliliği de unutulmamalıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranmaları gerektiğini önceden bilmeye ihtiyaç duyarlar ve birden bire ortaya çıkan bir talebe cevap vermek konusunda çok istekli olmazlar. Bu durumda anne-babanın sözlerini dinletmek için biraz daha sert bir uyarıya ihtiyaçları olacaktır. Bu da çocuk ve anne-baba arasında başka problemlerin yaşanmasına sebep olabilir. Oysa zaten kural olan ve çocuğun bildiği bir şey hatırlatıldığında bu söyleneni çocuklar bir tehdit ve rahatsız edici bir şey olarak algılamayacakları için söylenene itaat edeceklerdir.</p>
<p align="justify"><em>Kuralların tutarsız uygulanması</em></p>
<p align="justify">Çocukların kuralları öğrenmesini ve kurala uymalarını zorlaştıran başka bir durum da kuralların tutarsız bir şekilde uygulanmasıdır. Yapılması yasak olan bir şey başka bir gün kabul ediliyorsa çocukların bu kuralı kural olarak benimsemeleri zor olacaktır. Anne-baba böyle bir durumda çocuğun “söz dinlememesini” olağan karşılamalıdırlar. Çocuk daha önce benzer bir davranışının anne-babası tarafından kabul gördüğünü söyleyebilir ve bu yeni kurala itaat etmeyecektir. Üstelik bu tutarsızlığı fark ettiği için anne-babasının başka konularda söylediklerine uymakta da problem çıkarabilir.</p>
<p align="justify"><em>Anne-babalar ne yapmalı?</em></p>
<p align="justify">Uzman Psikolojik Danışman Belgin Temur un, çocuklarına söz geçiremeyen anne-babaların dikkat etmeleri gerekenlerle ilgili önerileri şöyle:</p>
<p align="justify">Bebekliğinden itibaren çocuklara sınırları ve kuralları öğretin; uyku, yemek, tuvalet, temizlik, özbakım gibi konularda bir düzen oluşturun.</p>
<p align="justify">Çocuğunuzun her türlü ihtiyacını karşılayabileceği şekilde büyümesine özen gösterin. Becerileri geliştikçe her türlü ihtiyacını karşılayabilir hale gelecektir. Böylece kendi sorumlulukları konusunda fazla uyarmanız gerekmeyecek ve itaat problemi yaşama olasılığınız azalacaktır.</p>
<p align="justify">Kurallar önceden belirlenmelidir. Öncesinde konuşulmamış, beklenmedik istekler çocuklarda kaygı uyandırır ve söyleneni yapmak istemeyebilirler. Bunun yerine önceden belirlenmiş kurallarla ilgili uyarı yapmak çocuklar üzerinde daha etkilidir.</p>
<p align="justify">Kurallar mümkün olduğunca açık ve net olmalıdır. Çocuğunuzdan nasıl davranmasını beklediğinizi belirtmeniz, çocuğunuzun uygun davranma olasılığını artıracaktır.</p>
<p align="justify">Kurallar tutarlı olmalıdır. Sizin tutarlı olduğunuzu gören çocuğunuz sizin sözünüzü dinlemeye daha istekli olacaktır.</p>
<p align="justify">İstediğiniz gibi davrandığında ve sözünüzü dinlediğinde onu ödüllendirin. Ödülün “Aferin, sözümü dinlediğin için seninle gurur duyuyorum vs.” gibi sözel ödül olması çocuğu daha fazla motive edecektir. Anne-babası tarafından kabul gördüğünü ve davranışının beğenildiğini gören her çocuk, aynı davranışı tekrarlamak isteyecektir.</p>
<p align="justify">Çocuğunuzla iyi iletişim kurmanız önemlidir. Çünkü ancak iyi iletişim kurduğunuzda çocuğunuz sizi dinlemeye ve istediğinizi yapmaya istekli olacaktır. Aksi halde “söz dinlememek” anne-babaya duyulan öfkenin bir ifadesi olarak ve anne-babaya tepki biçiminde ortaya çıkan bir sonuç olabilir.</p>
<p align="justify"><em>&#8220;ALIŞKANLIKLARI KÜÇÜK YAŞTA KAZANDIRIN&#8221;</em></p>
<p align="justify">Anne-babaların çocuklarına sorumluluk ve alışkanlıkları küçük yaştan itibaren kazandırmaları gerektiğini belirten Psikolojik Danışman Belgin Temur, sözlerine şöyle devam ediyor: &#8220;Günlük ihtiyaçları bir düzen içinde karşılanan ve ne zaman nasıl davranması gerektiği öğretilen çocuklar, küçük yaşlardan itibaren günlük düzenle ilgili kendilerine yapılan uyarılara olumlu tepki verirler. Çünkü bu, alıştıkları hatta ihtiyaç duydukları bir durumdur. Bu nedenle anne-babanın uyarması çocuğu rahatsız etmez ve isteneni keyifle yapar. Ancak küçük yaştan itibaren düzen öğretilmemiş, kendi başına hareket etmesine izin verilmemiş ve bu nedenle becerileri gelişememiş bir çocuğun biraz daha büyüdüğünde birden bire kendi sorumlulukları yerine getirmesi beklenemez. Bu noktada anne-babaların çocuklara sorumluluklarını hatırlatmaları pek bir işe yaramaz ve söz dinletmeleri daha zor olmaya başlar. Alışkanlıklar küçük yaşlarda kazanılmadığında sonradan sık uyarılarla öğrenilmeleri mümkün olmaz. Sözünü dinletememekten şikayetçi olan anne-babalar genellikle küçük yaşlarda bu düzeni oluşturamamış anne-babalardır.&#8221;</p>
<p align="justify">Ödüllendirme, istenen davranış ve tutumların gelişmesi için cezalandırmadan çok daha etkili bir yöntemdir.</p>
<p align="justify">Çocuğunuza karşı koyduğunuz kurallar tutarlı olmalıdır. Sizin tutarlı olduğunuzu gören çocuğunuz sizin sözünüzü dinlemeye daha istekli olacaktır.</p>
<p align="justify">Sınırları ve kuralları öğrenmeyen çocuk, hem kendi becerilerini geliştiremez hem de yuva-okul gibi sosyal ortamlarda uyum problemleri yaşayabilir.</p>
<p align="justify">Belgin TEMUR</p>
<p align="justify">Uzm. Pedagog/Psikolojik Danışman</p>
<p align="justify">Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi<br />
Ayşeçavuş Cad. Akyıldız Apt. No: 30 Daire:6<br />
SUADİYE &#8211; İSTANBUL<br />
Tel: (0216) 362 87 72 &#8211; (0216) 362 81 69<br />
Tel: (0533) 713 47 86</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/ocugunuza-nasil-sz-geirebilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuk ve Empati</title>
		<link>http://www.annelerle.com/ocuk-ve-empati/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/ocuk-ve-empati/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Belgin TEMUR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[aile yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek çocuk birey]]></category>
		<category><![CDATA[bebek duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Temur]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk davranışsal problem]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk duygu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi kitap]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/ocuk-ve-empati/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun empatiyi örenmesi aile yaşamınızdaki pek çok sorunu da ortadan kaldıracaktır&#8230;.. Çocuklarda empatik özelikler ne zaman gelişmeye başlar? Duyguları anlamak insan doğasına ait en önemli özelliklerden biridir. Duyguların anlaşılması, duyguların referans alınarak iletişim kurulması psikolojik olgunlaşmasının da en önemli kriterlerindendir. Çocuklar bebeklikten çıkıp bireyleşmeye başladıklarında “ben”in ve başkaların”nın ayırtına vardıklarında; başkalarının ne hissettiğini daha net [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Çocuğunuzun empatiyi örenmesi aile yaşamınızdaki pek çok sorunu da ortadan kaldıracaktır&#8230;..<br />
Çocuklarda empatik özelikler ne zaman gelişmeye başlar?<br />
Duyguları anlamak insan doğasına ait en önemli özelliklerden biridir. Duyguların anlaşılması, duyguların referans alınarak iletişim kurulması psikolojik olgunlaşmasının da en önemli kriterlerindendir. Çocuklar bebeklikten çıkıp bireyleşmeye başladıklarında “ben”in ve başkaların”nın ayırtına vardıklarında; başkalarının ne hissettiğini daha net olarak anlamaya ve buna göre hareket edebilmeye başlarlar. Bu da yaklaşık 2.5 yaş civarında olur. Çok daha küçük bebekler bile annesinin sesinin tonundan, ona dokunuşunun niteliğinden bile annesinin kızgın veya mutlu olduğunu ayırt edebilirler. Ancak iletişim inde etkin olarak kullanabilmek anlamında empatinin yerleşmesi 3 yaş civarında gerçekleşmektedir.<br />
Empati öğrenilen-öğretilen bir şeydir. Bu anlamda anne babaları ve çevrelerindeki yetişkinler tarafından duyguları anlaşılan, ifade edilen çocuklar empatiyi daha kolay öğrenirler. Çünkü empati becerisinin gelişimi için öncelikle kişinin kendi duygularının farkında olması, bu duygular arasındaki farkları hissedebilmesi önemlidir. Örneğin; yeni doğan kardeşi nedeniyle yuvaya gitmek istemeyen bir çocuğa annesinin bu bir okula uyum problemiymiş gibi yaklaşması, çocuğun agresif tavırlarını sıradan bir davranış problemiymiş gibi yaklaşması, çocuğun agresif tavırlarını sıradan bir davranış problemiymiş gibi algılaması çocuğun da kendi duygusunu ayırt edememesine neden olacaktır. Böyle bir durum yaşadığında annenin “biliyorum, sen de bizimle evde kalmak istiyorsun, hep kardeşinle vakit geçirdiğim için bana kızgınsın” gibi empatik bir yaklaşımda bulunması çocuğun da hem duygusunu fark etmesine yardımcı olacak hem de olumsuz duyguların da kabul edilir olduğunu anlamasını sağlayacaktır.<br />
Anne babalar empatik özelliklerin gelişmesine nasıl yardımcı olabilir?<br />
Duygularına odaklanın<br />
Anne babaların doğduğu andan itibaren bebeğin duygularına odaklanmaları önemlidir. Bebekler dikkatle gözlemlendiklerinde ağlamalarının bile farklı anlamlar içerdiğini fark etmek mümkündür. Bebekle fazla vakit geçiren bir kişi bu farkı kolayca anlayabilir. 2-3 aydan itibaren bebekler sosyal gülümsemeye başlarlar. Yüzüne gülerek baktığınızda bebek size gülerek tepki vermeye başlar. Bu dönem kendi duygularınızı ona aktarmanın, karşılıklı sıcak ve şefkatli bir iletişim kurabilmenin mümkün olabildiği bir dönemdir. Güldüğünde gülmek, ağlayarak bir ihtiyacının dile getirdiğinde yumuşak bir ses tonu eşliğinde ihtiyacının gidermek, aslında bebeğin de kendi duygularını iletişim içinde kullanmayı öğrenmesine yardımcı olur. Ağlamasına bir yanıt alamayan ya da her türlü ağlamasına aynı tepkiyi alan bir bebek bir süre sonra her türlü ihtiyacını aynı şekilde ifade etmeye başlayacaktır.<br />
Geri bildirim yapın<br />
Çocuklar biraz daha büyüyüp yuva çağına geldiğinde birçok değişik tepkiler vermeye başlarlar. Bunlar arasındaki farkı görmek ve çocuğa fark ettirmek de çok önemlidir. Davranışlar ve bu davranışlar sırasında ortaya çıkan duygular arasındaki ton farkını anne babanın fark edip, çocuğa geri bildirim vermesi empatinin gelişmesinde çok gereklidir. Üstelik duyguları anlayan ve geri bildiren bir yaklaşım; birçok davranış probleminin azalmasına, çocukların kendi davranışlarının sorumluğunu alabilmelerin yardımcı olmaktadır. Çünkü anne baba çocuğun bu davranışla aslında neyi ifade etmek istediğinin şifresini çözmektedir. Oyuncağını tekmeleyen bir çocuğa “bugün yuvada canını sıkan bir şey olmuş” demek ile “her zaman oyuncaklarını böyle hırpalıyorsun” demek arasında çocuğun içgörü kazanması açısından da büyük farklar vardır.<br />
Örnek olun<br />
Önemli bir konu da anne babaların kendi duygularını ifade etmek konusunda örnek olmalarıdır. Duygularını açık ifade eden, kendi aralarındaki ilişkide de hem olumlu hem olumsuz duyguları uygun bir şekilde dile getiren anne babalar, çocuklarına bu konuda model olmaktadırlar. Kızgınlık ve öfke genelde daha kolay ifade edilen duygulardır. Ancak doğru bir şekilde ifade edilmezler. Çocuklara kızgınlığın ifade edilmesi agresyon ve yargılama içerdiğinde çocuklar da kızgınlıklarını bu şekilde ifade etmeyi öğrenirler. Oysa bizi kızdıran durumu ve davranışı anlamaya çalışmak ve kızgınlığımızın altında yatan temel duyguyu fark etmek önemlidir. Örneğin engellenmek bizi rahatsız ediyorsa ve engellenme karşısında uzun süre sabretmişsek bu ciddi bir kızgınlığa dönüşebilir. Bu durumda çocuğunuzun bir davranışının sizi engellemiş olduğunu ve bundan rahatsızlık duyduğunuzu söyleyin.<br />
Olumlu duygularınızı ifade edin!<br />
Olumlu duyguların da ifade edilmesi önemlidir. Toplumumuzda genellikle iyi ve memnun edici şeyler pek dile getirilmez. Çocukların bu tip şeyleri doğal olarak “zaten” yapmaları beklenir. Çocuğunuzun bir davranışı sizi mutlu ettiğinde bundan duyduğunuz sevinci de dile getirmelisiniz. Bu durumda çocuk hem kendi olumlu yönlerini fark edecek hem de başkalarının hangi durumlarda sevinç ve mutluluk hissedeceğini anlama fırsatı bulacaktır. Ayrıca kendi olumlu duygularını gerekli durumlarda kolayca ifade etmeyi öğrenecektir.<br />
Aile yaşamında empati neden gereklidir?<br />
Aile içinde zaman zaman sorunlar ve iletişim problemleri yaşanabilir. Aile bireylerinin özellikle olumsuz duygular yaşanırken birbirlerini anlamaları çok önemlidir. Kişiler yaşadıkları sıkıntılar ve bu sıkıntıların doğurduğu duygularla baş edebilmekte zaman zaman zorlanabilirler. Bu durumda ailenin diğer bireylerinin, sıkıntı yaşayan kişinin duyguları referans alarak hareket etmesi hem kişinin sıkıntısını hafifletecek hem de olası bir iletişim çatışmasını ortadan kaldıracaktır. Çünkü empatinin var olmadığı  ortamlarda bireyin tek tek yaşadıkları problemler, diğer bireylerin yanlış yorumlamalarına neden olabilmektedir. Özellikle disiplin uygulamalarında çocuktan ne istediğinizi ve ne istemediğinizi dile getirirken kendi duygularınızı ifade edebilmek çok önemlidir. Hangi davranışın bizi rahatsız ettiğini, bizde hangi duygusu yarattığını uygun bir diller ifade ettiğimizde çocuğumuzda istediğimiz davranışları görme olasılığımız artar. Aynı şekilde hoşumuza giden, bizi memnun eden davranışları ifade ettiğimizde bu davranışlar pekişecektir.<br />
Çocuklar sıkıntı yaşıyorken onların sıkıntılarını anlayabilmek, duygularını fark etmek-yansıtmak ve bu durumu sıradan bir disiplin ve davranış problemi gibi ele almamak önemlidir. Anne babaları tarafından duyguları anlaşılan çocukların ister istemez davranış problemleri de azalacaktır. Anlaşılmış olma duygusu güven gelişimi için de önemlidir. Çocuklukta yaşanan birçok problem, empatik yaklaşım sayesinde erkenden tanınabilir. Çocuklar yaşadıkları sıkıntıları genellikle dolaylı yoldan, davranışları ve tutumları ile ifade edebilirler. Eğer anne babalar duyarlı olurlarsa onlardaki değişimlerin kaynağını ve temel duyguları fark edebilirse hem birçok problem hafif düzeydeyken çözülebilir hem de ağırlaşma olasılığı olan problemler fark edilebilir.<br />
Çocuğun yaşamında empatik düşünce neden önemlidir?<br />
*Çocuklar sosyal yaşam içinde yer alırken uyum sağlamayı, nerede nasıl davranmaları gerektiğini öğrenirler. Bu aşamaların ardından kabul görmeye de başlarlar.<br />
*Çocuk ancak sosyal olarak kabul gördüğünde sosyal iletişim içinde yer alabilir. Kabul görmenin en önemli koşullarından biri de empatidir. Kendi ihtiyaçları ve duyguları kadar grup içinde diğer bireylerin de duygularını ve ihtiyaçlarını fark etmek önemlidir.<br />
*Başkalarının davranışlarının altında yatan duyguları fark etmek, bu duyguların hangi tepkilere neden olduğunu anlayabilmek uyum için çok önemlidir.<br />
*Empatik düşünebiline çocuklar çevrelerinde olup bitenleri daha iyi yorumlayabilirler ve ilişkileri içindeki problemleri daha kolay çözebilirler. Bu özellikleri de diğer çocuklar tarafından kolayca kabul görmelerini sağlar.<br />
*Empatik düşünebilen çocuklar duygularının farkında oldukları ve duygularını da ifade edebilmeyi becerdikleri için ilişkilerinde daha az sorun yaşarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/ocuk-ve-empati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik D&#246;nemi ve &#214;zg&#252;ven</title>
		<link>http://www.annelerle.com/ergenlik-dnemi-ve-zgven/</link>
		<comments>http://www.annelerle.com/ergenlik-dnemi-ve-zgven/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Annelerle.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Baba Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babalar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklik ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Temur]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk davranışsal problem]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi kitap]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk güven]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim özellik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikolojik özellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annelerle.com/ergenlik-dnemi-ve-zgven/</guid>
		<description><![CDATA[Özgüvenin Gelişimi Çocuklarda özgüvenin oluşumu bebeklik döneminden itibaren başlar. Bebeklik çağından itibaren öncelikle sevgi, şefkat ve ilgi gören, ihtiyaçları yeterince karşılanan, koşulsuz sevildiklerini ve koşulsuz kabul ve destek gördüklerini hisseden çocuklar kendilerine güvenirler ve yaşamda karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelmek konusunda daha etkili olabilirler. Çocuklar gelişen her yeni becerilerini kullanmak isterler. Denedikleri ve başardıkları her becerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><b>Özgüvenin Gelişimi</b></p>
<p align="justify"><b></b></p>
<p align="justify">Çocuklarda özgüvenin oluşumu bebeklik döneminden itibaren başlar. Bebeklik çağından itibaren öncelikle sevgi, şefkat ve ilgi gören, ihtiyaçları yeterince karşılanan, koşulsuz sevildiklerini ve koşulsuz kabul ve destek gördüklerini hisseden çocuklar kendilerine güvenirler ve yaşamda karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelmek konusunda daha etkili olabilirler. Çocuklar gelişen her yeni becerilerini kullanmak isterler. Denedikleri ve başardıkları her becerinin ardından kendilerine güven duyarlar ve denemeleri konusunda çevrelerinden gördükleri destek onları yeniden denemek konusunda motive eder. Öğrenme isteğinin temelinde de bu yatar. Çocuğun öğrenmeye istek duyabilmesi için öncelikle gelişen becerilerini kullanma alanı bulması gereklidir. Anne-babalar çocuklarına yemek yemeleri, giyinmeleri gibi konularda fazla yardımda bulunduklarında onlara “yardımsız bir şey yapamazsın” mesajı verirler ve bu tavır da genellikle çocukların özgüvenlerini etkiler. Her konuda destek almaya, yardım görmeye alışmış, daima ne yapması gerektiği söylenmiş ve kendi kendine yeterince iyi yapamayacağı vurgulanmış bir çocuğun ve gencin öğrenme ve deneme isteği de kırılacaktır. Sürekli denetlenen ve yaptığı hatalar gösterilen çocuklar mükemmeliyetçi olmaya başlarlar ve kendilerini yetişkinlerle karşılaştırarak sürekli yetersizlik duygusu hissederler. Bu da hata yapmak korkusuyla yeni bir şey denemekten çekinmeye dönüşebilir. Böyle bir durumda çocukları ve gençleri zorlamak yerine yata yapmanın doğal olduğunu, ancak denemek yoluyla daha iyiyi başarabileceklerini vurgulamak gerekmektedir. Öğrenme isteğinin artması çocuğun başarabildiğini görmesiyle mümkün olabilir. Bu nedenle çocuğun öğrenebilme ve yapabilme potansiyeli göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuklar genellikle yapamama ve başarısız olma kaygısıyla birçok şeyi denemekten kaçınırlar. “Bunda yapamayacak ne var?” demek yerine “istersen bir deneyelim, ne kadarını yapabildiğini görelim!” demek daha etkili olacaktır. Öğrenme deneyimlerinde çocuklara yetersiz oldukları, beceremedikleri yönleri ve hataları yerine yapabildiklerini göstermek daha motive edici olacaktır. </p>
<p align="justify"><b>Anne-baba tavrının önemi</b></p>
<p align="justify">Çocuklar büyüdükçe becerilerinin gelişimiyle ve sosyalleşmeleriyle birlikte kendilerinin ve birey olduklarının da farkına varmaya başlarlar. Yetenekleri konusunda desteklenen bireyselliği önemsenen, bağımsızlaşmasına fırsat verilen, önemli ve değerli olduğu hissettirilen her çocuk özgüven geliştirebilir. Bazen anne-babaların sevgi, ilgi ve kontrol kaygısı çocuğun kendini ortaya koyamamasına, yeteneklerini geliştirmeye fırsat bulamamasına, kendini ifade edememesine ve yetersiz hissetmesine neden olabilmekte ve özgüven gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Tam tersi olarak ihmal edilen, hor görülen, aşağılanan, utandırılan, eleştirilen ve kendisinden yapabileceğinin çok üzerinde performans ve başarı beklenen çocukların da özgüveninin gelişemediği ve hep bir yetişkinin onayına, desteğine ve kontrolüne bağımlı kaldığı bilinmektedir. Kendini ortaya koyma, becerilerini geliştirme konusunda girişken olma, karar alabilme, aldığı kararları uygulama cesaretini kazanma gibi konular ancak özgüvenin varlığıyla gerçekleşebilir. Ve hem akademik yaşantının hem de sağlıklı ve uzun süreli sosyal, duygusal ilişkiler kurabilmenin önkoşuludur. Bu nedenle çocuğun özgüveninin oluşması büyük ölçüde anne-baba tavrı ile ilgilidir. </p>
<p align="justify"><b>Ergenlik Döneminin Temel Özellikleri ve Özgüven Sorunu</b></p>
<p align="justify"><b></b></p>
<p align="justify">Ergenlik insanda bedence, boyca büyümenin, hormonal, cinsel, sosyal, duygusal, kişisel ve zihinsel değişme ve gelişmelerin olduğu buluğ ile başlayan ve bedence büyümenin sona ermesi ile sonlandığı düşünülen özel bir evredir. Bu dönem bir nevi yetişkinlik provasıdır. Bu nedenle de özellikle sosyal ilişkiler çok önem kazanır. Ancak bu dönemin en önemli karakteristiklerinden biri de çabuk kurulan ama bir yandan da çabuk bozulan ilişkilerdir. Çevreden kolay etkilenme, toplumda sivrilme isteği, rol sahibi olma ve saygınlık kazanma çabası çok belirgindir. Arkadaşlık, arkadaşların ergenin kendisi hakkındaki düşünceleri çok önemlidir. Ait olmanın önemi çok artmıştır. Bu nedenle dahil olduğu gruplara ait olan yazısız kurallara uyulur. </p>
<p align="justify">Ergenlik döneminde benlik duygusunun kazanılma çabası çok belirgindir. Bu dönemde ergen toplumdaki rolünün, statüsünün ne olduğuyla ve ne olacağıyla yoğun bir şekilde ilgilenmeye başlar. Başkalarından aldığı geri bildirimle benlik yapılanmasını etkiler. Bu benlik yapılanması sırasında toplum içinde kendisine model olabilecek kişilerle özdeşleşir. Hem kendi görüşlerine beğenilerine uygun kişileri model alır hem de akran gruplarıyla etkileşim içine girmeye başlar. Bu özdeşleşme ihtiyacı genci aile dışında yeni arayışlara sürükler. Arkadaşların ve toplumun söyledikleri çeliştiğinde çatışma yaşanır. Birey olarak görülme ihtiyacı ve özgürlüğünü hissetme ihtiyacı belirginleşir. Ergenin bu dönemde çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurması benlik gelişiminde oldukça belirleyicidir. Özellikle de akranları tarafından kabul görmek, onaylanmak önemli bir ihtiyaç olur. Bu dönemde bazı sosyal uyumsuzluklara hatta bazı davranış bozukluklarına da rastlanabilir. Anlaşılmak ve çevresi ile iyi bir iletişim içinde olmak bu dönemdeki sorunların en aza inmesini sağlamaktadır. Ancak bunun tersi olarak gencin içinde yaşadığı toplumun, okulun, ailenin empatiden uzak, baskıcı yaklaşımı gencin hem psikolojik hem de davranışsal sorunlarının zeminini oluşturur. Anlaşılmamış ve yalnız hissetmek güven kaybını, içe kapanmayı ve bir çok depresif özelliği beraberinde getirir. Bazen bu süreç genci intihara kadar sürükleyebilir. Bu yalnızlık ve çökkünlük hissi bir çok uç gruplara dahil olma isteğini, suça eğilimi de beraberinde getirebilir. Ergenlikte duygular da farklı ve değişkendir. Kaygı artar, duyguların tümünde yoğunlaşmalar, duygu istikrarsızlıkları, çabuk demoralize olma, karamsarlık, zor memnuniyet, sıkıntı bu dönemdeki duyguların karakteristikleridir. Ayrıca aşırı hayal kurma isteği, yalnız olma isteği, zaman zaman sosyal ilişkilerden çekinme, (çekingenlik şeklinde de ortaya çıkabilir) koşulsuz kabul ihtiyacı, tedirginlik, huzursuzluk, dalgınlık, çabuk heyecanlanma bu tabloya eşlik eden durumlardır.</p>
<p align="justify">Bu dönemin doğal yapısı gereği, aileye bağımlılık azalır. Dolayısıyla sınırdan hoşlanmama, eleştiriyi kabul etmeme, kurallardan şikayetçi olma, boş vermişlik ve anne-babanın beğenileriyle alay etme görülebilir. Aileyle sık sık fikir bazında çatışmalar olabilir. Otoriteye direnme ve toplumsal zıtlaşma eğilimleri nedeniyle okulda, evde ve başka sosyal çevrelerde sorunlar yaşanabilir.</p>
<p align="justify"><b>Ergen Anne-Babası Olmak</b></p>
<p align="justify">Ergenlik döneminde çocukları olan anne-babaların öncelikle bu dönem boyunca sabırlı olmaları, değişime açık ve istekli olmaları önemlidir. Çünkü bu dönem belki de bugüne dek uyguladıkları disiplinin eksik yönlerini, hatalarını fark edecekleri ve telafi etmek için belki de son şanslarının olduğu bir dönemdir. Öncesinde yapılan hatalarla bu dönemde bazen oldukça sert bir şekilde yüzleşilebilir. İletişimdeki sorunları fark etmek ve uygun çözüm yolları aramak, gerekirse bir profesyonel yardım aramak bu dönemde çok önemlidir. Gencin bu dönemdeki tepkileri tamamen kendi içinde bulunduğu değişim süreciyle ilgili olabilir. Bu tepkilerin tümünü kişiselleştirmemek önemlidir. Bu sorunların geçici olabileceğini düşünüp kararlı ve dengeli davranabilmek gerekmektedir. Zaman zaman çatışmalar yaşanmasından korkmamak gerekir. Çünkü çatışma da bir iletişimdir. Önemli olan çatışmaları uygun ve karşılıklı çıkarları koruyacak şekilde çözümleyebilmektir. Gençlerin duygularını rahatça ifade edebilmelerini desteklemek, buna fırsat vermek çok önemlidir. Onları dinlerken, yargılamamak, fazla öğüt verici olmamak, bireysel özelliklerinden ötürü eleştirmemek, suçlayıcı olmamak önemlidir. Genç sorunlar yaşanabileceğini ama bu sorunların, gerek çatışma ile gerek daha sakin bir şekilde anne-babasıyla çözülebileceği inancını geliştirebilmelidir. Yani birlikte sorun çözmeyi öğrenmelidir. Disiplin bu yaşlarda da çok önemlidir. Çünkü bir arada huzurlu yaşamanın şartı disiplindir. Gençlerin bireyselliklerine özen gösterirken, onların seçme özgürlüklerine saygı gösterirken, bir yandan da yönetimin anne-babada olduğunun bilinmesi önemlidir. Her iki tavrın dengesi gencin özgüvenini belirleyecektir. Bu sonsuz özgürlük isteğinin arkasında bir yandan da bir kontrol edilme arzusu vardır. Çok büyük değişiklikler yaşandığı için aslında genç kendini tam olarak kontrol edemediğinin farkındadır ve bu da güven sorunu yaşamasına neden olur. Bu aşamada anne-babanın sınırsız özgürlük yerine, onun arkasında, belli bir mesafede; koruyucu, kural koyucu olarak durması aslında bir yandan da gence güven verir. Bireyselliğin desteklenmesi de elbette çok önemlidir. Sorumluluk vermek, desteklemek önemli kavramlardır. Onun yerine düşünmemek, onun yerine sorumluluk almamak bireyselliğin desteklenmesinde çok önemlidir. Gencin dengesizlikleri ve duygusal gel-gitleri sırasında ona iyi model olmak çok etkilidir. Sizin de ona ondan beklediğiniz gibi saygılı olmanız, tutarlı olmanız, açık ve kabul edici olmanız, bunları ondan sözel olarak istemenizden daha etkili olacaktır. Koşulsuz sevgi ve koşulsuz kabul bu dönemde belki de en önemli destektir. Genç birçok konuda dengesizliğinin farkındadır ve buna rağmen anne-babanın sevgisini ve ilgisini hissedebilmek onu rahatlatır ve başka arayışlara sürüklenmesine engel olur. Ortaya çıkan sorunları konuşmaya zaman ayırmaya özen gösterilmelidir. Çünkü ertelenen problemler iyice çözümsüz bir hal alabilir ve ne olduğunu anlamadan çocuğunuzu ve kendinizi kocaman ve çözülemez bir sorunun içinde bulabilirsiniz. Onun için koyduğunuz kuralları mümkün olduğunca birlikte belirlemeniz gerekmektedir. Çünkü kendisinin kabul ettiği kurallara uyma olasılığı da artacaktır. Bu ihtiyaçların gencin ihtiyacına göre güncellenmesi de önemlidir. Buradaki yaptırımların ve kısıtlamaların adil olması, tek tarafın çıkar ve isteğine göre belirlenmemiş olması önemlidir. Bu dönemdeki en büyük problemler dengesiz, huzursuz aile ortamlarından kaynaklanmaktadır. Aile içinde sorunlar yaşandığında genç ihtiyaç duyduğu tutarlılık ve güven ortamını bulamamakta ve kendi dengesizliği içinde kaybolmaktadır. Böyle bir aile ortamı gencin de dengesizliğinin, kararsızlığının, güvensizliğinin artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle anne-babaların bu dönemde çocukları için huzurlu ve dengeli bir aile ortamı yaratmaya çaba göstermeleri gerekmektedir.</p>
<p align="justify"><b></b></p>
<p align="justify"><b>Uzman yardımı:</b></p>
<p align="justify">Kişiliklerinin gelişim sürecinde olan ergenler, dışarıdan gelen yorumlara karşı çok hassastırlar. Ayna karşısında, başkalarından gelecek yorumları düşünerek saatlerini geçirebilirler. Eleştirilmek, yanlış ya da gülünç bulunmak konusunda çok kırılgandırlar. Bu yüzden kendilerine dışarıdan bakma ve beğenmeme eğiliminde olabilirler. Çocuklukta bazı temel sosyal becerileri edinememiş ergenler için bu durum çok zorlayıcı olabilir. Gülünç bulunmamak, reddedilmemek için topluluk içinde konuşmaktan, başkalarının dikkatini çekecek şeyler yapmaktan kaçınırlar. Bu durum onları iyice pasifize ederek, sosyalleşmelerine ve bu tip beceriler kazanmalarına sekte vurur. Arkadaş edinmekte, yeni insanlarla tanışmakta zorlanırlar. Eğer ergen bu konularda zorluk yaşıyorsa ve bu zorluk nedeni ile özdeğerini küçümseyip, akademik ve sosyal alanlarda başarısız hissediyorsa, bir uzmana yönlendirmek faydalı olacaktır. Çünkü ergenlik döneminde gözden kaçan bu tip problemler, yetişkinlikte daha ciddi boyutlu psikolojik problemlere yol açabilir. </p>
<p align="justify">Ergenlik dönemindeki her genç zaman zaman özgüven sorunları yaşayabilir. Bu dönemin temel özelliklerinden olan, yetersizlik hissi, duygusal git-geller, depresif özellikler, kendinden memnuniyetsizlik gibi bir çok özellik gençlerin zaman zaman zorlanmasına, uyumlarının bozulmasına, kendilerine ve topluma yabancılaşmalarına, intihar düşüncelerinin gelişmesine, kendisine zarar verici davranışların ortaya çıkmasına, benlik algılarının zarar görmesine neden olabilir. Bu sıkıntıları yaşayan genç kuralları tümden reddetme eğiliminde olabilir; madde/alkol kullanımına yönelebilir; sosyal yaşamı tüm bu değişimlerden ciddi şekilde etkilenebilir. Tüm bu özellikler gencin ve ailenin profesyonel bir yardım almasını gerektirecek niteliktedirler. Ergenlik döneminin en önemli riskinin depresyon ve buna bağlı intihar riski olduğu unutulmamalıdır. Özgüven kaybı ve buna bağlı diğer sorunların varlığı her zaman dikkatli bir takibi gerektirir.</p>
<p align="justify"><b></b></p>
<p align="justify"><b>Belgin TEMUR</b></p>
<p align="justify"><b>Uzm. Pedagog</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annelerle.com/ergenlik-dnemi-ve-zgven/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

