Bizi Takip Edin
 
Gozde TEZER
Gözde TEZER

Gözde' nin Günlüğü

Duygu Dönüşüm Makinesi

31 Aralık bugün.  2007 topladı pılını pırtını bekliyor hareket saatini, gidecek…  Gıcır gıcır nüfus cüzdanları ve hüzünlü mezar taşlarına aynı pervasızlıkla bıraktığı adı kalacak bir tek bir tek: 2007…  Sonra 2008, 2009 derken 2039, 2040 no lu yolculara gelecek sıra..  Ve bu yolculardan birinin dünyamız ziyareti esnasında mektuplarım nihayet geçecek eline..  Ben aşağı yukarı 50 olacağım,sense şimdiki ben gibi 20…  Tanrım! Öyle uzak ki..  Hayal gemilerimden birinin bile uğramayacağı sakin bir deniz şu an 50 yaş, kaşif kuşlarımın birinin bile uçmayacağı renksiz bir ülke…  Halbuki değildir öyle, vardır her yaşın bir güzelliği, biliyorum biliyorum da şu an oturmuş bu mektubu yazan kıza anlatamıyorum bunu..Hem gerek de yok, vakti gelince zaman anlatır.

Mektubum, sana yeni yıl hediyeni ulaştıracak bir kurye görevi görecek bugün. Sen henüz yoksun,doğmamış çocuksun bu yüzden sana ulaşabileceğim tek kanal olan yazıyla yolluyorum hediyeni…Hediyen bir “Duygu Dönüşüm Makinesi Kullanma Klavuzu”…

“Ala ala bir klavuz mu aldın ya da neden klavuzunu aldın da makineyi almadın”diyeceksin, dur, açıklayacağım..  Ala ala bir kalvuz aldım evet çünkü o makine senin içinde zaten var. Duygu Dönüşüm Makinesi,”insan türünde doğan her canlıya duygu dönüşüm makinesi bedava kampanyası”yla tanrı tarafından her birimize verilmiş ama yazık ki pek çoğumuz bilmiyoruz kullanmayı, hatta bırak kullanmayı, varlığından haberimiz yok…

Nedir diyeceksin bu Duygu Dönüşüm Makinesi,ne işe yarar? Adı üstünde duyguları dönüştürür.  Öfke, yenilmişlik, ümitsizlik, hayalkırıklığı ne varsa atarsınız makineye, basarsınız başlat tuşuna ve tüm bu kemirgen hislerin hayatınızı kalitelileştirecek yapıcı duygulara dönüştüğünü görürsünüz.  Mesela yenilgilerin verdiği o burukluğu, hani başaramayacağınızı söyleyen, içten içe başaramamanızı dileyen tüm dillerin haklı çıkışının yarattığı o berbat hissi, yeniden şahlanıp zafere koşmak için gerek duyduğunuz hırsa dönüştürür bu makine; dostluklarda baş gösteren hayalkırıklıklarını, yaşamınızı size daha iyi gelecek dostlarla dontamayı sağlayacak bir beceriye çevirir…  Becerikli bir mutfak robotu gibidir, ezer, yoğurur, karıştırır ve parmaklarınızı yedirtecek sonuçlar yaratır…

Bakma sen benim klavuz falan yolladığıma, esasında bu makineyi kullanmayı layığıyla öğretecek tek bir klavuz vardır: Zaman…  An gelir, bir şeyler aşıp geçer dayanma sınırımızdaki o görünmez çizgiyi ve basılıverir makinenin “başlat” tuşuna…  Ben senin yerine hiçbir tuşa basamam tatlım, tıpkı şu an kimsenin benim yerime basamayacağı gibi…  Ama yine de burun kıvırma lütfen yılbaşı hediyeme, çünkü kullan ya da kullanma, bu makinenin varlığından haberdar oluşun bile, gizli bodyguard ın olur yaşam yolunda..

Duygu Dönüşüm Makineli insanlara bir örnek vermemi isteyecek olursan, son karşılaştıklarım arasından Beynelminel filminin yönetmeni Sırrı Süreyya Önder i gösterebilirim..  Bizim okula söyleşiye gelmişti geçenlerde.

Dar gelirli bir ailenin altı çocuğundan biri olarak başlayan bir hayat…

12 Eylül ün tüm dikenlerinin battığı,kanlar içinde geçen bir gençlik…

İşkenceler,haksızlıklar,zulüm…

İnsanlığa olan inanç azalır,öfke gitgide büyürken hep hep hep okuyarak geçen uzun hapishane yılları..

Cezaevi sonrası kah inşaatlarda çalışarak,kah kamyon şöforlüğü yaparak tam anlamıyla “alın teri”yle kazanılan ekmek parası..

40 lı yaşlara varan ömür…

Günün birinde duvarda “Senaryo Yazmak İster Misiniz?” diyen bir ilan..

Senaryo dersini verecek olan yönetmen Barış Pirhasan ın “neden senaryo yazmak istiyorsunuz?” sorusuna verilen anlamlı cevap:”Öfkem çok büyük…”

Derken yönetmenliğin “y”sini bilmemesine rağmen Beynelminel gibi sarsıcı bir filme dönüşen bir öfke..Ve yurtiçi – yurtdışından pek çok ödüle dönüşen gerçek bir başarı…

Duyuluyordu…  Sırrı Süreyya Önder in her cümlesinden, her soluğundan duyuluyordu tıkır tıkır işleyen “Duygu Dönüşüm Makine”sinin sesi..  Sana kalmış “Adı Gelecekte Saklım”…  Ben paketi yolluyorum ister bak ister bakma..  Ama eğer sen de o güven verici tıkırtıyı ruhunda duymak istiyorsan, tavsiyem çok da geç kalma…

Gözde Tezer

Tarih: Salı, Aralık 1st, 2009
Yazı Kategorisi: Gözde' nin Günlüğü, Köşeyazıları

Yazar Hakkında

Bir Yorum Ekleyin