Bizi Takip Edin
 
Banu KOC
Banu KOÇ

Mavi Pencere

Bana bir Ev Çiz Kızım

Bana bir ev çiz kızım
Rengini sen beğen fark etmez
Kırmızı ,turuncu ya da sarı…
Kimse seçemez senin gibi renkleri
Kimse ısıtamaz senin gibi bir evi
Bana bir kalp çiz kızım
İçinde ben olayım
Ben olayım..

Mavii  
Merhaba

Diye başlamayı seviyorum. Merhaba ben Banu, bu yazı ile hayatınıza kıyısından girmeme izin veriyorsunuz, kendi kızım, kendi hayatım için hissettiklerimi benimle paylaşıyorsunuz, ya da ben sizinle paylaşıyorum, ne fark eder ki? Öylesine aklımdan geçenleri yazacağım yine…

Çocuklarımızla iyi anlaşmak mı istiyoruz? Hani hepimizin içinde büyümemiş bir  yanımız var ya onu uyandıralım bu sabah. Bebişimiz daha uyanmadan zıplayalım yatağına , “günaydın annecim seni bu sabah da her sabah gibi çok seviyorum “deyip kocaman bir öpücük konduralım burnuna. Saçlarını sevelim uykusu açılana kadar. Hadi bu hafta sonu işi gücü bırakalım da onun en sevdiği kahvaltıyı hazırlayıp, uzun zaman sohbet ederek, hatta televizyonda en sevdiği çizgi filmi izlerken kahvaltı etmesine izin verelim. Sofrayı beraberce toplamanın ne kadar eğlenceli olabileceğini öğretelim. “hadi senin taşıdığın tabakları sayalım bakalım kim daha çok tabak taşımış mutfağa”

Hiçbir çocuk yarışma duygusuna karşı koyamaz. Bakın ne çabuk toplanacak sofranız. Hem eğlenerek, hem çocuğunuza yardım etmeyi öğreterek. Kırmasından dökmesinden korkmayın. Kırılan hiçbir şey çocuklarımızın güzel gözlerinde biriken bir damla yaşa değmez. Denemeden başarmasına imkan olmadığına göre, bırakın hamur açmanıza yardım etsin, şekilsiz küçük kurabiyelerini sizinkilerle beraber dizin fırın tepsisine, “ ah canımm şu küçücük kurabiye  öbürlerinin yavrusu , onu benim kızım yaptı “ deyin herkese. (kız annesi olunca önce aklıma kızlar geliyor elbet, ama erkek çocuklarının kurabiye yapmasında da sakınca yok bence)

 Erkek çocuklar için yöntemler belki biraz farklı ama sonuç aynı bana göre. İyice gevşettiğiniz bir kavanoz kapağını, oflayıp puflayarak açamamış olun ne çıkar? “ Benim aslan oğlum annesine yardım eder mi acaba, üff ne zor kapakmış bu da “ deseniz de onun açması için yardım isteseniz, o da açsa, gözlerindeki gururu görmek hangi annenin hoşuna gitmez ki?

Ara sıra desem az, sık sık ve sımsıkı  sarılın yavrunuza, sarılmak bazen konuşmaktan çok daha anlamlıdır. Küçüğümüzün kendisini güvende hissetmesini sağladığı gibi, sevgiyi böyle doğrudan ileten pek az şey vardır bana göre. Ağlayan bir çocuğa hiçbir şey söylemeden sarılmak ve usulca saçlarını okşamak çoğu kez söylenen yüzlerce kelimeden daha çabuk geçirir ağlamasını.
Aslında söylemek istediğim sadece …sevginizi belli etmekten kaçınmayın çocuklarınıza, hatta  anne ve babanıza, eşinize, arkadaşlarınıza ve kendinize de elbet. Hayatı anlamlı kılan sevgi değil midir? Hani o yerli öyküsündeki gibi ,hayatın telaşı içinde koşarken ara sıra durup ruhlarımızın bize yetişmesini beklemek gerek. Kısa bir an da olsa durup güneşin batışına bakmak, kısa bir an da olsa sevdiğimiz birine sarılıp gözlerimizi kapamak, kısa bir an da olsa nefes aldığımızı hissetmek ve gülümsemek…

Bu haftanız  yaşadığınızı hissettiğiniz anlarla dolu olsun. Sevgi ile kalın.

Banu

Tarih: Salı, Aralık 1st, 2009
Yazı Kategorisi: Köşeyazıları, Mavi Pencere

Yazar Hakkında

Bir Yorum Ekleyin