Bizi Takip Edin
 
Banu KOC
Banu KOÇ

Mavi Pencere

Anneanneme

Seninle ilgili ilk hatırlayabildiğim, 5 yaşlarında iken hiç yanımdan ayırmadığım mantar tabancası ile bacağından vurmamdı seni. Bacağın kanamıştı o kapkalın çorabına rağmen, annem çok sinirlenip üzülmüştü de hiç adeti olmadığı halde bir tokat atmıştı bana, elindeki yüzük dudağımı kanatmıştı, sonra rahmetli dedem eve geldiğinde anneme kızmış, böylece durduk yerde evi yine karıştırmıştım bacak kadar boyumla.

Sonra hayal meyal gazoz şişesinin ağzına konan eşek arısını fark etmeyip gazozumu içerken dudağımı soktuğunu hatırlıyorum yine 5-6 yaşlarındaydım belki daha küçük. Dudağım acayip ağrıyor ve şişmişti, yaramazlık yapacak halim kalmamıştı ve sen neredeyse sevinmiştin bu duruma,Evini karıştırmasından bıktığın velet oturmuştu yerine.

İlkokula henüz başladığımda idi sanırım ayak parmağımda dolama dedikleri o yaradan çıkmıştı sonra, sen koşamadığım için yine acayip mutlu olmuş, hatta “iyi oldu otursun biraz” demiştin.

Bir keresinde de, İstanbul’dan yaz tatilinde evine ilk geldiğimiz gün , aşağı kattaki yüksek sedire dirseklerimi dayamış ayaklarımı hızla altına doğru sallanarak oynarken iki büyük toprak küpü iki ayağımla devirip kırmıştım da içindeki bütün peynirler ve suları odaya yayılmıştı. Sen “ daha geleli bir saat olmadı ya bu nasıl çocukk” diye söylenmiştin.

Aradan birkaç yıl geçince yine bir yaz tatilinde evine geldiğimizde akıllıca davranıp, çatıdaki o ıvır zıvırları, odunları depoladığın minik pencereli küçük odayı bana vermiştin. “Bak burası senin olsun oyna burda, eve inme emi yavrum” diyerek. Orayı öyle çok sevmiştim ki, bütün gün damlarda dolaşıp, dağ evi olduğunu hayallediğim odamda kitap okuyarak günlerimi geçirmiştim. Sanırım bir o yaz rahat etmiştin benden yana.

İçten içe beni hiç sevmediğini düşündüm yıllar yılı. “Bu nasıl kız  aklını yenemiyor” derdin hep. Bu sözün anlamını anlamazdım o zamanlar. Yıllar sonra üniversiteyi bitirip de pek çok kişinin hayali bir mesleğim olunca “ küçükken çok yaramazdın hiç ummazdım senden böyle akıllı olacağını “ gibi bir laf etmiştin.

Elbet pek çok anım var seninle. Ama geçen yıl beynine pıhtı atıp da ölümden döndüğünde hastanede yanında ellerini tutmuş otururken aklıma bunlar gelmişti. Gözlerini açıp dedin ki bana “ beni geri gönderdiler çok günahım varmış, sevap kazanıp öyle gel dediler” . Şuurunun gelip gitmesine, ileri yaşına rağmen felci yenip hastaneden çıktın sonra. Sonraki bir yıl bir o çocuğuna, bir diğerine bakılmak için dolanıp durdun. Annemde kaldığın bir gün benim saçlarımı okşayıp da öpünce içim garip oldu, beni ilk defa sevdin sen. Sonra arabaya bindirip seni teyzeme götürürken “ hakkını helal et kızım, sen başkasın” dediğin dün gibi aklımda.

Sonra dayımlara gittin bir süreliğine, hep hastaydın artık. Memlekete götürmüşler seni sonra. Birden fenalaşınca annem apar topar yanına geldi. Teyzelerim de. Günlerce  sonra bir sabah vefat ettiğini söyledi  babam telefonda. Cenazene gidemedim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. O geri döndüğün bir yıl boyunca herkese nazik davrandın, herkese sevgini gösterip helallik aldın. Benden bile… Anladım ki sevgin yok değilmiş, Anadolu kadınıydın sen, sadece belli etmeyi bilmezmişsin.

Rahat uyu, seni özledim anneanne…

Tarih: Salı, Aralık 1st, 2009
Yazı Kategorisi: Köşeyazıları, Mavi Pencere

Yazar Hakkında

Bir Yorum Ekleyin